Büyükada
Salı, 13 Eylül 2011 23:46

Ahmet Refik Altınay

Ahmet Refik, Kuleli Harp Okulu'nu bitirdikten sonra önce Fransızca, ardından tarih öğretmeni oldu. 1924-1927 yılları arasında Türk Tarih Encümeni'ne başkanlık yaptı. 10 Ekim 1937'de vefat etti. Mezarı Büyükada'dadır. Neredeyse bütün ömrünü Büyükada’da geçiren Ahmet Refik Altınay şarkılarında, şiirlerinde Adalar’ı anlatmış, Ada’dan uzak kaldığı zamanlarda Ada şiirleri okuyarak hasret gidermiştir.
Bilinen 116 şarkısından birkaçı: “Şen gözlerine neşe veren bir çiçek olsam”, “Solsan da sararsan yine gül-penbe dehensin”, “Kederden mi neden bilmem sararmış reng-i ruhsarın”, “Sırma saçlı yârimin can bahşederken işvesi”...
Çarşamba, 14 Eylül 2011 14:12

Yorgo Kefala

Niko Kefala'nın kardeşi, Büyükada'da Kefala İkiz Evleri'ni inşa etti.
Perşembe, 15 Eylül 2011 12:18

Fahrelnisa Zeid

1901'de ailesinin Büyükada'daki köşkünde dünyaya geldi. Babası devlet adamı, asker ve tarihçi Kabaağaçlı Mehmet Şakir Paşa; annesi Giritli Sare Hanım'dır. "Şakir Paşa ailesi" olarak anılan ve pek çok sanatçı yetiştirmiş olan bu ailenin ortancı kızıdır (Kardeşler sırasıyla: Cevat Şakir, Hakkiye, Ayşe Suad, Fahrelnisa ve Aliye). 14 yaşında resme başlayan sanatçı[1] işgal yıllarında Sanay-i Nefise'nin ilk kadın öğrencileri arasında yer aldı[2] İlk evliliğini, Sanay-i Nefise'ye başladığı 1920 yılında, yazar İzzet Melih Devrim ile yaptı. Eşi ile beraber Avrupa kentlerine seyahat etme, yazar ve entellektüellerle tanışma fırsatı buldu. Bu evlilikten Nejat ve Şirin adında iki çocuğu dünyaya geldi. Resim öğrenimini Paris'te Ranson Akademisi Stalbach Atölyesinde ve Türkiye'de Güzel Sanatlar Akademisi Namık İsmailatölyesinde sürdürdü[3]. İkinci evliliğini 1934 yılında, Ürdün'ün Ankara temsilcisi ve Ürdün Kralı I. Faysal'ın kardeşi olan Emir Zeid ile yaptı; bu evlilikten "Raad" adında bir oğlu dünyaya geldi. Diplomat olan eşinin görevi nedeniyle Türkiye'den ayrılan sanatçı, resim kariyerini Avrupa'nın çeşitli kentlerinde sürdürdü. İlk kişisel sergisini 1944 yılında İstanbul'da kendi evinde açtı. Bu ilk sergiyi Paris,Londra, New York, Brüksel gibi kentlerde açtığı onlarca sergi izledi. 1970 yılında eşinin ölümünden sonra 1976'da, oğlu Raad'ın yaşadığı Amman'a yerleşti. Bu kentte kendi adıyla anılan bir sanat enstitüsü kurdu[3]. Son döneminde portreler üzerinde yoğunlaştı[4]. Eserlerini son olarak 1988'de İstanbul'da, 1990'da Fransa ve Almanya'da sergiledi[3]. 5 Eylül 1991'de hayatını kaybetti. Amman'da El Rağdan Sarayı Kraliyet Mezarlığı'na defnedildi.
Kategori Adalı Ressamlar
Salı, 20 Eylül 2011 16:22

Murat Güler

Manş Denizi'ni yüzerek geçen ilk Türk yüzücü.
Kategori Adalı Sporcular
Çarşamba, 14 Eylül 2011 12:56

Sedad Hakkı Eldem

İstanbul’da doğduysa da babasının diplomat olması nedeniyle ilk ve ortaöğrenimini İsviçre ve Almanya’da yaptı. 1924-1928 arasında Sanayi-i Nefise Mektebi’nde (bugün MSGSÜ) mimarlık eğitimini tamamladıktan sonra Avrupa’ya giderek Auguste Perret ve Hans Pölzig’in, 1931’de İstanbul’a dönüp Guilio Mongeri’nin yanında çalıştı. 1932’de GSA’ya (bugün MSGSÜ) asistan olarak girdi ve 1978’de emekli olduktan sonra da buradaki hocalığını sürdürdü. Aynı zamanda, ölümüne kadar aralıksız mesleki uygulamanın içinde kalarak Türkiye’nin en üretken mimarlarından biri oldu. Bir yandan ulusal bir mimarlık üslubu yaratmak için çaba gösterirken, bir yandan da Modernizm’in akılcı-işlevci tutumunu benimsedi ve meslek yaşamı boyunca dönem dönem her iki anlayışta da binalar gerçekleştirdi. Büyükada'da 1937- 1938 arasında Fethi Okyar Evi ve 1956- 1957 arasında Rıza Derviş Evi'ni inşa etti. 1979’da GSA (bugün MSGSÜ) tarafından onursal doktorluk ünvanına, 1983’te Sedat Simavi Mimarlık ve Kent Planlaması Ödülü’ne, aynı yıl Kültür Bakanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne, 1986’da Zeyrek’teki Sosyal Sigortalar Kurumu Binası ile Ağa Han Mimarlık Ödülü’ne, 1988’de mimarlığa hizmetlerinden dolayı Mimarlar Odası’nın Büyük Ödülü’ne (Sinan Ödülü) değer bulundu. İstanbul’da hayata veda eden Eldem’e ölümünden sonra, Nakkaştepe’deki Mehmet Şerif Paşa Konağı (Koç Holding yönetim merkezi) restorasyonu nedeniyle Europa Nostra Ödülü verildi(1991).
Çarşamba, 14 Eylül 2011 13:43

Zeki Sayar

İstanbul’da doğdu. 1923’te girdiği Sanayi-i Nefise Mektebi’nde (bugün MSGSÜ) dönemin önemli mimarlarından Vedat Tek ve Guilio Mongeri’nin öğrencisi oldu. 1928’de mezuniyetinden sonra serbest mimarlık yapmaya başladı. İstanbul Şehir Meclisi üyeliğinde bulundu, imar ve bütçe komisyonlarında çalıştı. Güzel Sanatlar Birliği Mimarlık Kolu Başkanlığı, İdare Heyeti Üyeliği, Türk Yüksek Mimarlar Birliği’nin İstanbul Şubesi Başkanlığı'nı yaptı. Mimarlar Odası’nın kurulması çalışmalarına katıldı. Bir yandan proje yarışmalarına girerken, ev ve apartmanlar başta olmak üzere mimari uygulamalar da gerçekleştirdi.
1931’de Abidin Mortaş ve Abdullah Ziya Kozanoğlu ile birlikte Mimar dergisini çıkarmaya başladı. 1935’te adı Arkitekt olarak değişen dergiyi 1941’den 1980’e kadar yalnız başına yayımladı. Arkitekt, yayımlandığı 50 yıl boyunca Modern Mimarlığı savunduğu gibi, mimarlıktan başka kentbilim, yapı mühendisliği, sanat tarihi, arkeoloji, belediyecilik ve turizm gibi konulara da yer verdi. Uzun yıllar Türk mimarlarının tek iletişim aracı oldu, yabancı mimarlara karşı Türk mimarlarını savundu. 1962'de Büyükada'da kendi evini inşa etti. Sayâr’a 1972’de Türk mimarlığını ve güzel sanatlarını tanıtmada gösterdiği çaba nedeniyle GSA tarafından onursal doktorluk unvanı, 1981’de Mimarlar Odası tarafından Onur Plaketi verildi. 1988’de Mimarlar Odası’nın Mimarlığa Katkı Başarı Ödülü’ne değer bulunan Sayâr 2000’de İstanbul’da yaşama veda etti.

Pazartesi, 19 Eylül 2011 22:48

Yahya Kemal Beyatlı

Şair, edebiyatçı, eğitmen, milletvekili ve büyükelçi Yahya Kemal Beyatlı Adalar'ı çok sever, sıkça gelip giderdi. En çok geldiği ve kaldığı ada ise Büyükada'ydı. Yahya Kemal'in Büyükada'nın Büyük Tur yolu üzerindeki yemyeşil Viranbağ bölgesi için yazdığı pek bilinen bir yaza veda şiiri vardı: "Adalardan yaza ettik de veda / Sızlıyor bağrımız üstündeki dağ, / Seni hatırlıyoruz Viranbağ! / Yine bir sofrada şen şakraktık, / Gün denizlerde sönerken baktık / Ve çobanlar gibi dallar yaktık. / Biz şen, onlarsa muammalıydı, / Birinin sözleri imalıydı, Birinin gözleri hummalıydı. / Acı duymuş diye aşkın tadını, / Hepimiz sevdik o solgun kadını, / Ve o gün rahibe koyduk adını. / Uyuduk kırda, gezindik dağda, / O yazın, ah o engin çağda, / Geçti en son gün Viranbağ'da."
Perşembe, 15 Eylül 2011 12:33

Michael Tchernego

İngiltere doğumlu bir ressam. İstanbul'a ilk ayak bastığında, Büyükada'yı da ziyaret etmiş, Londra'nın kasvetli, karanlık atmosferinden sonra, söylediğine göre, dünyanın hiç bir kentinde Büyükada'da bulduğu ilhamı bulamayarak, 2006 yılında Büyükada'ya taşınmış. Çalışmalarına buradaki atölyesinde devam eden Tchernega, resim sanatına çocukluk yıllarında başlayarak, ilerki zamanlarda kendi özgün spatula tekniğini, Fransız empresyonistlerden (izlenimciler) etkilenerek geliştirmiş. 
Tchernega'ya göre, üzerinde çalışılması en zor olan obje, insan bedeni ve bedenin ışıkla etkileştiği çeşitli anlar. Bu da onun tarzını ortaya koyma şekliymiş. Ortaya çıkan özgün tarzını geliştirdiği en iyi platformun Büyükada olduğunu belirtiyor.

Kategori Adalı Ressamlar
Cuma, 22 Nisan 2011 01:14

Baki Yener

Baki Yener, Adalar Belediye Şube Müdürlüğü'nün Fen İşleri şoförüydü. Babası Ali Yener'in (Topal Ali) fayton meydanı girişinin sağ tarafında lokantası vardı. Baki Yener son derece mütevazı yaşamına rağmen Büyükada'da futbol denilince akla ilk gelen isimdi. Bu ününü çok iyi futbolculuğuna, gol maharetine değil futbol aşkına borçluydu. Hayatını futbola adamıştı. Biraz paytak bacaklı olduğu için güzel futbol oynayamazdı ama Adalar Takımı'nda oynatılmadığı zaman çok kırılır, küplere binerdi. Baki Yener'in futbola duyduğu aşk karşılıksızdı ama bu onu asla yıldırmadı. Futbolla yattı, futbolla kalktı; Futbol Federasyonu'nun "Monitör" kurslarına gitti, diplomasını aldı ve antrenör olarak Adalar Takımı'nın başına geçti. Adalar Futbol Takımı demek Baki Yener demekti. Pek çok genç yoksul futbolcuyu iyi beslenebilsin, okulunu bırakmasın diye cebinden para vererek destekledi. Oysa kendisi de son derece güç koşullarda yaşıyordu. Hiç evlenmedi. Bugünkü Adalar Belediye binasının olduğu yerdeki Fen İşleri deposunu evi bildi, orada yatıp kalktı.

Futbol aşkıyla yaşadı, futbol aşkıyla öldü.

Kategori Adalılar
Cuma, 02 Eylül 2011 00:40

Achille Caivano

İtalyan bir ailenin çocuğu olarak Bulgaristan’da Drenovo’da doğdu. Mühendis olan babası Filibe-Drenovo demiryolu inşaatında çalışıyordu. Daha sonra yine demiryolu inşaatı için ailesiyle İstanbul’a geldi. Achille Caivano liseyi İstanbul’da bitirdi; 1930-1934 arasında Paris’te Bayındırlık İşleri Okulu’nda (Ecole Spéciale des Travaux Publics) okudu. Mezun olduktan sonra Atina’ya, 1945’te de İstanbul’a gitti. Adalar’da pek çok bina inşaatı gerçekleştirdi. İstanbul’da öldü.
Sayfa 1 / 16
Buradasınız: Home Adalar Büyükada