Etikete göre gösterilenler Adalar'da İz Bırakanlar
Pazartesi, 19 Eylül 2011 21:29

Reyhan Şehsuvaroğlu

Esra Bereket'in annesidir.
Pazartesi, 19 Eylül 2011 21:29

Reşat Erkal

Genco Erkal'ın babasıdır.
Pazartesi, 19 Eylül 2011 21:27

Polis Komiseri Remzi

6-7 Eylül savunmasını düzenleyen Burgazadalılardandır.
Pazartesi, 19 Eylül 2011 21:25

Polis Komiseri Ahmet

6-7 Eylül savunmasını düzenleyen Burgazadalılardandır.
Pazartesi, 19 Eylül 2011 21:12

Natır Madam Lusi

1940'lı yılların sonlarında adadaki çoğu evde banyo yapma olanağı çok sınırlıydı. Yoksul evlerde su gaz ocağı üstünde kazanla kaynatılır, biraz daha paralı olanlar odun ateşiyle ısıtılan termosifon kullanırdı. Çocuklar ise kocaman bakır ya da çinko leğenlerde anneleri tarafından yıkanırdı. O yüzden, Remzi beyin hamamının Büyükada yaşamında önemli bir yeri vardı. Kubbeli, göbek taşlı klasik hamam, Çınar Meydanı'ndan Hamidiye Camisi'ne çıkarken soldaki Firuz sokaktaydı. Hamamda sabah yediden akşam beşe kadar kadınlar, akşam beşten sabaha kadar da erkekler yıkanırdı.Pazar günleri ise yalnız erkeklere aitti. Hamamın bir tellağı bir de natırı vardı. Kadınlar erkek ya da kız çocuklarını da birlikte götürüp yıkardı. Natır Madam Lusi, ağzında tek dişi kalmış çok zayıf bir kadındı ve çok güzel bir kızı vardı. Kadınlar genelde hamama sabahtan zeytinyağlı dolmaları, börekleri, içecekleriyle birlikte hazırlıklı olarak gelirler, dedikodu ve eğlence saatlerce sürerdi. Oğlan çocukları 8-9 yaşlarına değin kadınlar hamamına anneleriyle birlikte kabul edilirdi. Madam Lusi bir oğlanın özellikle kadınların hamamotu kullandığı odayı dikkatle gözlemeye başladığını fark ettiğinde onun artık kadınlar hamamına getirilemeyecek kadar büyüdüğüne kanaat getirir, annesinin yanına gidip, "Hanım, bir dahaki sefere kocanı da al getir" derdi. Bu, o oğlanın ayağının artık kadınlar hamamından kesildiği anlamına gelirdi. Adalarda 1983 yılından sonra müthiş bir inşaat furyası başladı, Remzi beyin hamamı da yıkıldı, yerine apartman yapıldı.
Pazartesi, 19 Eylül 2011 21:10

Nahiye Müdürü Zühtü

6-7 Eylül savunmasını düzenleyen Burgazadalılardan.
Pazartesi, 19 Eylül 2011 21:06

Muvakkar Orhon

Burgazada'nın Alman Lisesi ve Mülkiye mezunu balıkçısı Muvakkar Orhon'un balkonundan çarşıya müthiş bir klarnet melodisi dağıldı. Akşamın alaca karanlığına bürünen balkonda Muvakkar rakı kadehi elinde sürekli konuğu ünlü cazcı Hrant Lusigyan'ı dinliyordu. Hrant solosunu bitirdi ve kendisine özgü votka kokteyliyle dudaklarını ıslattı. Muvakkar, Mülkiye'yi bitirdikten sonra vergi müfettişliği yapmaya başlamıştı. Bir vergi kaçakçılığı olayını ortaya çıkardığında, kaçakçı ona rüşvet teklif edince Muvakkar adamı bir güzel dövdü. Ancak olay bu kadarla kalmadı, kaçakçının tuttuğu adamlar da kısa süre sonra Muvakkar'ı öldüresiye dövdüler. Müfettişlik işinin kendisine göre olmadığını anlayan Muvakkar bir balıkçı motoru aldı ve Burgazada'ya yerleşip profesyonel balıkçılığa başladı. Muvakkar'ın yakın dostu Hrant Lusigyan ise Beyoğlu'ndaki Hacopulos Pasajı'nda ablasıyla birlikte kanaviçe dükkanı işletir, geceleri de dönemin seçkin kulüplerinde otellerinde; Park Otel'de, Hilton'da, Tokatlıyan'da ve Taksim'in ünlü bohem kulübü Fuaye'de caz orkestralarıyla klarnet ve saksafon çalardı. Swing çağının Türkiye'deki önemli caz yıldızlarından biriydi. 6-7 Eylül olaylarında Lusigyan ve ablasının dükkanı da yakıldı. Artık yalnızca müzikle geçinmek zorundaydı. Popüler müziğin hızla yükseldiği 60'lı yılların ortalarında caz müziği eskisi kadar para kazandırmıyordu. Geçinmekte zorlanan klarnet ve saksafon üstadı, Burgazada'ya yakın dostu Muvakkar'ın yanına sığındı. Uzun yıllar aynı evi paylaştılar. Muvakkar'ın ölümünden sonra ortada kalan Lusigyan, adadaki bir kulübeye yerleşti. 1988'in soğuk bir kış gününde onu ziyaret edip hasta olduğunu gören dostu Demirci Hayko'nun yardımıyla Surp Pırgiç huzurevine yatırıldı, 1993 Kasımı’nda 75 yaşında hayata veda etti.
Pazartesi, 19 Eylül 2011 21:00

Merametçi Verkin Menoyan

Merametçi (onarıcı) Verkin Menoyan, diğer merametçi kadınlarla birlikte Kınalıada'nın Jarden denilen futbol sahasına geldi, yakıcı güneşten korunmak için başına gazete kağıdından yaptığı kukuletayı geçirdi, alanda kurumaya bırakılan büyük balık ağını çivi çakılı tahta sandalyelerin üstüne yaydı ve parçalanmış bölümlerini yeni iplerle onarmaya koyuldu. Diğer merametçiler de başka ağları örüyordu. Uzaktan bakıldığında büyük kağıt şapkalı kadınlar Jarden'de açmış iri beyaz çiçekler gibi görünürdü. Uzaktan Kınalıada'nın tanınmış ailelerinden biri sökün edince, genç Verkin başını çevirip yüzünü gizlemeye çalıştı. Mesleğe yeni başladığı için utangaçtı biraz.
Jarden dolu olduğunda bugünkü Dezire Pastanesi ve Mimoza'nın bulunduğu alan da aynı amaçla kullanılırdı.
Verkin balık ağı örmeyi Kumkapılı Münevver Reis'ten öğrenmişti. Adalardaki merametçilerin büyük çoğunluğu tıpkı onun gibi kadındı. Verkin daha çok Lefter, Hampar ve Husik reislerin ağlarını onarırdı. Yalnızca merametçilikle yetinmez, para kazanabileceği her işe koşardı. Gün olur balıkçı tayfasıyla birlikte ığrıp ağı çeker, balık temizlerdi.
Genç kız evlendi, çoluk çocuğa karıştı ve merametçiliğe devam etti. Ta ki, makine ağları çıkıp, mertlik bozulana değin. 1940'lı, 1960'lı yıllarda Marmara ve adalar balık kaynıyordu. Balıkçı reislerinin getirdiği Çingene işçiler adanın arka tarafına çadır kurar, fıçılarda uskumru balıklarını temizler ve kuruyup çiroz olmaları için ipe dizerdi. Adanın arka bölümünü boydan boya kaplayan uskumrular 25 günde kuruyup çiroz haline gelir, tüm ada mis gibi çiroz kokardı.
Pazartesi, 19 Eylül 2011 20:58

Madam Marta

Burgazada'nın Sivriada'ya ve batıya bakan, kuzey ve güneye kapalı koyunda mevsimin yaz veya kış olduğuna aldırmaksızın ibadet yaparcasına denize giren, günbatımıyla alev alan suları kulaçlayıp, güneşe ulaşmak ister gibi yüzen bir kadın vardı. Madam Marta. Mısır asıllı bir Hıristiyan'dı Marta. Eşi Ermeni'ydi. 1920 yılında Mersin'de dünyaya gelen Marta, Osmanlı Bankası Müdürü babasının tayini üzerine çocuk yaşta İstanbul'a gelmişti. St. Benoit Lisesi’ni bitirdikten sonra 1921 yılında Sovyet Devrimi'nden kaçarak ilk bale okulunu açan Lydia Krassa Arzumanova’nın öğrencisi oldu. Türkiye'nin ilk balerinlerindendi. Evlenip Burgazada'ya yerleştikten sonra kendisini doğaya ve denize adadı. Evi Aya Nikola meydanındaydı ama o zamanının çoğunu daha sonra kendi adıyla, Marta Koyu olarak anılacak koydaki eski soda üreticilerine ait kulübede ve denizde geçirirdi. Öyle ki, dost ve konuklarını bile kulübenin önündeki incir ağacının altına kurduğu sofrada ağırlardı. Koyun temizlik ve bakımını hiç gocunmadan kendisi yapardı. Doğum sancısı bile koyda yüzerken tuttu ve bir motorla hastaneye yetiştirildi. Su perisi gibiydi Marta. Yaz kış soğuk suyla yıkanır, karda bile çorapsız gezerdi. Yağmur sularını biriktirir her yağmurdan sonra, "Biraz Allah suyuyla yıkanayım" diyerek evine koşardı. Ortada henüz modası bile yokken; uzun saçlarına alından sıkma bandanalar bağlar, tahta bilezikler, kocaman halka küpeler takar, ayak bileğini halhallarla süslerdi. Her akşam rengarenk giysiler ve pareolarla iskeleye inip eşini karşılardı. Adalılarla çok iyi dostluklar geliştiren ve yardımsever kişiliğiyle hâlâ hatırlanan Marta, 1986 yılında vefat etti. Burgazadalılar onun çok sevdiği koyu bugün de Marta Koyu diye anmaya devam ediyor.
Pazartesi, 19 Eylül 2011 20:56

Lev Davidoviç Troçki

Sovyet Devrimi’nin liderlerinden Lev Davidoviç Troçki, Politbüro'daki siyasi rakipleri olarak gördüğü tüm eski yoldaşlarını yok eden ya da çevresinden uzaklaştıran Stalin tarafından 1929 yılında ülkesinden kovulduğunda İstanbul'a gelmişti. 4 yıllık İstanbul yaşamının çoğunu Büyükada'da geçirdi.
Adada Stalin yönetimini eleştiren ve devrimin nasıl sürekli olacağını tartışan kitaplar yazan Troçki, kalan tüm zamanını balık avlamaya ayırıyordu. Balıkçılık arkadaşı dönemin ünlü balıkçılarından Haralambos Davula'ydı.
İkili Haralambos'un sandalıyla yalnızca onun bildiği balık yataklarında avlanırken, silahlı korumalar onlara nezaret ederdi. Troçki Sovyet ajanları tarafından her an öldürülebilirdi çünkü.
Türkiye'yi terk etmesinin ardından Fransa ve Norveç'te pek hoş karşılanmasa da bir süre barınmaya çalışan Troçki, çareyi Meksika'ya yerleşmekte buldu. Pek çok suikast girişiminden kurtuldu ancak 20 Ağustos 1940'ta, Meksiko'da ajan Ramón Mercader tarfından bir buz baltasıyla ağır yaralandı ve ertesi gün öldü.

Sayfa 2 / 6
Buradasınız: Home Kaynak Adalı Sporcular Veri Tabanı Etikete göre gösterilenler Adalar'da İz Bırakanlar