Cuma, 22 Nisan 2011 09:34

Şükrü Gülesin

1940 yılının bir sonbahar günü Kınalıada postanesine Beşiktaş'ın efsanevi futbolcusu Baba Hakkı'dan (Yeten) telgraf geldi. İki cümlelik bir telgraftı: "Kendine iyi bak. Pazar günü Galatasaray maçında oynuyorsun"... Telgraf, henüz 18 yaşındaki Kınalıadalı futbolcu Şükrü Gülesin'e gönderilmişti. Genç Şükrü, Kınalıada'nın spor geleneğine uygun olarak çocuk yaşlarda Kınalıada takımının kalecisi olarak başladığı futbol yaşamına artık Beşiktaş'ta sol kanat oyuncusu olarak devam edecekti.

Çok başarılı oldu. Özellikle topa falso vererek kornerden attığı 32 golle, dönemin Guinness Rekorlar Kitabı'na geçti. Şükrü'nün kornerden attığı gol sayısını 39'a kadar çıkaran da var. 1.90 metre boyu, biraz göbekli de olsa güçlü ve iri fiziğiyle savunma oyuncularının ödünü koparan, durdurulamayacak futbolculardan biriydi.

1950 yılında İtalya'nın ünlü takımı Lazio'ya transfer oldu. Teknik direktör Mario Sperone aşırı kilosu yüzünden forvette başarılı olamayacağını düşünerek onu santrhafta oynatmak istedi. Şükrü karşı çıkınca, Parlermo'ya kiralandı. Palermo'nun Lazio'yla yaptığı maçta santrfor oynadı, biri kornerden iki gol attı ve maç Lazio'nun 2-1 yenilgisiyle sonuçlandı. Şükrü Sperone'den intikamını almıştı.

Ertesi sezon Lazio onu geri aldı, sonra yine Palermo'ya geçti. Şükrü Gülesin İtalya Ligi'nde üç sezonda oynadığı 79 maçta, tam 36 gol attı. Futbolu bırakınca antrenörlük ve spor yazarlığı yaptı. 10 Temmuz 1977'de kalp krizi geçirerek hayata veda etti...

Bugün Kınalıada'daki bir sokakta adı yaşatılıyor.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:33

Zabel Asadur

Osmanlı döneminin ilk kadın hakları savunucularından olan Kınalıadalı şair ve yazar Zabel Asadur 1863'te doğdu. Daha 16 yaşındayken, Anadolu'daki yoksul ve yetim kızların eğitimi için "Milletperver Ermeni Kadınları Derneği"ni kurdu. Hayatını kadınlar için düşünmeye, yazmaya ve çalışmaya adadı.

Eşi Hrant Asadur ve Kirkor Zohrab'ın yayınladığı Masis dergisinde "Sibil" imzasıyla yazılar yazdı. Bu yüzden daha çok Sibil olarak tanındı. Edebiyatın pek çok alanında eser verdi. 1902'de ilk şiir kitabı Tsolker (Işınlar), 1926'da Gnoç Hokiner (Kadın Ruhları) adlı öykü kitabı yayınlandı. Ağçıgan mı Sirdi (Bir Kızın Kalbi) adlı romanında bir genç kızın sorunlarını ve acılarını anlattı.

Ermeni edebiyatının önemli şairlerinden Zabel Asadur, eşi Hrant'la birlikte bugün Ermeni liselerinde hâlâ okutulmakta olan çeşitli ders ve dilbilgisi kitaplarını yazdı.

Eşinin ölümünden sonra sağ eline felç geldiğinde sol eliyle yazmaya devam etti. 1933'te yatağa mahkûm oldu ve bir yıl sonra hayata veda etti.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:31

Aram Gülyüz

Meslekteki 50 yılı boyunca, 139 sinema filmi ve Tatlı Kaçıklar başta olmak üzere pek çok televizyon dizisi yöneten usta yönetmen Aram Gülyüz, Kınalıada'nın gülen yüzlerinden biri. Bir süredir yazar Bercuhi Berberyan'ın "Kınalı Ah Kınalı" adlı senaryosunu film haline getirebilmek için sponsor arıyor. Aram Gülyüz sinemaya, Kore'de 18 ay askerlik yaparken tanıştığı ünlü yönetmen Halit Refiğ'in aklını çelmesiyle başlamış.

1960 yılında adım attığı yönetmenlik serüveninde Yeşilçam'ın pek çok ünlü oyuncusuyla çalışmış ama en çok Sadri Alışık'ı sevmiş: "Onun gibisi bir daha gelmez. O beyin şimdikilerde yok. Şimdi olsa neler yapardık" diye yakınıyor.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:31

Ali Boran

Yolcular Kınalıada'da vapurdan inip de iskeleden dışarıya çıktıklarında Ali Boran Meydanı'na adım atarlar. Ali Boran, 1942 yılında Kınalıada'yı elektriğe kavuşturan kişidir. Yurtdışında elektrik mühendisi olarak eğitim alan Boran adaya elektrik getirebilmek için büyük uğraş verdi. Sonunda kamulaştırılan küçük bir arsaya transformatör kurulmasını sağladı ve ada geceleri aydınlandı. Ali Boran henüz 31 yaşındayken bağlı olduğu İETT adına malzeme alımı için İsviçre'ye giderken bindiği uçak Atina yakınlarında düştü. Bugün adı meydanda yaşatılıyor.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:29

Eşekçi Leylam

Büyükada'da eşek kiraya verenlerin ve eşekle taşımacılık yapanların büyük çoğunluğu Yozgatlı veya Çorumluydu. Eşekçi Leylam da onlardan biriydi. Diğerlerinden farkı, yüzünün bir yanının eşek tepmesi yüzünden göçük olması ve lakabıydı. Esmer, ufak tefek adamın gerçek adını kimse kullanmazdı.

Bugünkü İş Bankası'nın önüne denk gelen yerde eskiden eşek durağı vardı. Vapurdan inenler oradan eşek kiralayıp evlerine giderdi. Bugünkü bisiklet turları gibi o zamanlar eşek turları popülerdi.

Eşekle kıra pikniğe gidilir, eşekli mehtap gezileri düzenlenirdi. Eşekçiler yol boyunca eşeklerinin yanında koşar, hayvan boş dönecekse sırtına binip durağa dönerdi.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:28

Tarzan Toma Balcı

Toma Valcis, spor sahalarındaki ve sinemadaki adıyla Toma Balcı veya Tamer Balcı, 1952 yılında çevrilen "Tarzan İstanbul'da" filminin başrolünü, yani Tarzan'ı oynamıştı. Daha pek çok filmde oynayan Toma için rollerin en zoru Tarzan'ı canlandırmaktı. Çünkü hayli tüylü olan bedeni bu rol için baştan sona tıraş edilmiş ve yaz boyunca Heybeliada'daki arkadaşlarının takılmalarından ve şakalarından kurtulamamıştı. Toma'nın Tarzan rolü için seçilmesinde oyunculuğu kadar, iki metreye yaklaşan boyu, güçlü, kaslı ve güzel bedeni de etkili oldu, çünkü o ünlü bir sporcuydu. Uzun yıllar Türkiye Atletizm Milli Takımı'nda çekiççi olarak yer aldı, tam 15 kez Türkiye şampiyonu oldu ve 1940-1956 yılları arasında sayısız Türkiye rekoru kırdı. Tüm uluslararası yarışmalarda Türkiye’yi temsil etti ve hep birincilik kazandı.

Toma 1977 yılına kadar filmlerde oynamaya devam etti. Son olarak Cüneyt Arkın'ın başrolünü oynadığı "Hınç" filminde mafya babası Hasan'ı canlandırdı.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:27

Kriton Dinçmen

"Kışları ada, hemen hemen boşalıp, tek tük evlerde geçmişlerine kıvrılıp kalmış bir-iki ihtiyara kalınca, hiçlik egemenleşerek artık kendisinin dahi hiçleneceği sonu bekler... (...) İhtiyarlar bahçeden topladıkları bir-iki çalı çırpı ile tutuştırdıkları mangallarını evin en küçük ve rüzgar tutumayan odasında yakar; kendilerinin var oldukları zamandan beri tanıdıkları ve bugünkü hiçliklerine duygusal bir katılım ile saygı duyan esnafın kapılarına kadar getirdikleri ve yazın ödenmek üzere veresiye defterlerine geçirdikleri yiyeceklerle geçinir ve kendi içlerindeki bitmiş dünyada günlerini geçirirler."

Dr. Kriton Dinçmen tutkuyla sevdiği Heybeliada'dan sıradan insan yaşamlarını, "Symhonia Kakophonica" kitabında böyle anlatıyor.

1924 yılında Heybeliada'da doğan Kriton Dinçmen, 1948'de İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni bitirdi, nöroloji ve psikiyatri ihtisası yaptı. 1961 - 1965 yılları arasında ADB'de, New Jersey Monmouth Medical Center'da dinamik psikiyatri alanında çalıştı, pek çok makalesi en saygın tıp dergilerinde yayınlandı ve pek çok araştırmacı tarafından kaynak gösterildi.

1965 yılından itibaren Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde çalışmaya başlayan Dinçmen, 1982- 1994 yılları arasında Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu Başkanlığı, 1990- 1999 yılları arasında Adli Tıp Enstitüsü'nde öğretim üyeliği yaptı. Kriton Dinçmen, 27 Ağustos 2008 tarihinde 84 yaşında hayata veda etti. Vasiyeti üzerine Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Anatomi Anabilimdalı Başkanlığına bağışladığı bedeni, tıp öğrencilerinin eğitimde kullanıldı.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:24

Prof. Dr. Ali Haydar Taner

Pedagog ve eğitimci Ali Haydar Taner, özellikle emeklilik yıllarının büyük çoğunluğunu Büyükada'da geçirdi. Adada en çok çocuklarla ilgilenir, onları ciddiye alır, yetişkin insanlarmış gibi konuşur ve çoğunlukla kendi yazdığı ya da çevirdiği kitapları hediye ederdi.

Evi, bugünkü belediyeye gelmeden önceki son binaydı

1883 yılında doğan Ali Haydar Taner, yurtdışında pedagoji eğitim almıştı. Çeşitli üniversitelerde öğretim üyeliği yaptıktan sonra 1926'da Talim Terbiye Kurulu'nun dört üyesinden biri olarak atandı.

Tevhidi Tedrisat (Öğretim Birliği) Kanunu'nun hazırlanması, ortaokul ve liselerin üçer yıllık ayrı birer bölüm haline getirilmesi, öğretmen okullarının düzenlenmesi, ilkokul öğretim programlarının geliştirilmesi, Talim ve Terbiye Dairesi'nin kurulması gibi Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki eğitimi modernleştirme çalışmalarının tümünde o da vardı. Almanca, Fransızca, Bulgarca ve Arapça bilen Ali Haydar Taner, pedagoji ve psikoloji alanında pek çok kitap yazdı. Aralarında Finlandiya'nın kuruluşunu anlatan ünlü Beyaz Zambaklar Ülkesinde olmak üzere pek çok kitabı Türkçeye çevirdi. 1956 yılında yaşama veda etmesinin ardından Büyükada'daki evde yazları oğulları Orhan ve Pertev Taner kalmaya başladı.

1991 yılındaki korkunç Plaj Oteli yangını başladığında evde Pertev Taner kalıyordu. Yangın eve de sıçradı, Pertev Taner ancak canını kurtarabildi. Evdeki, aralarında Hoca Ali Rıza, Avni Lifij gibi pek çok önemli ressama ait tablo bulunan koleksiyon da yok oldu.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:22

Sucu Marikalar

1950'lerde, 1960'larda Büyükada'da iki kadın sucu vardı. İkisinin de adı Marika'ydı.

O zamanlar içme suyu bakkaldan değil suculardan hasır sepetli cam damacanayla alınırdı. Ama yalnızca su satmazdı sucular. Dönemin meşrubatları; şişe suyu, soda, maden suyu, adada imal edilmeyip dışarıdan gelen gazozlar; Uludağ ve Olimpos gazozları, daha sonraları yeni çıkan şişede meyve suları... Marikaların dükkânlarında çikolata, karamel gibi abur cuburlar ve ufak tefek bakkaliye malzemesi, hatta bazen içki de satılırdı. Marika Berberoğlu'nun dükkânı, bugünkü elektrik idaresinin karşı köşesindeydi. Dükkân küçücüktü ama arkada deposu vardı.

Diğer Marika'nın dükkânı ise Çankaya Caddesi'nde, kaymakamlık binasına giderken sol köşede, bugünkü bakkalın olduğu yerdeydi.

Evlere damacanayla su dağıtımını genellikle Malatya-Pötürgeliler yapardı.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:19

Madam Marianti

Madam Marianti, yaz kış belden lastikli siyah saten etek, siyah uzun kollu bluz, siyah solmuş bir hırka, yine solup grileşmiş siyah çoraplar ve ayakkabı giyer, siyah başörtüsü takardı. Yaşamı boyunca yitirdiği eşinin matemini tuttu.

Mecbur kalmadıkça konuşmazdı ve her zaman hüzünlüydü.

Madam Marianti, içinde tek bir ışık yanan küçücük alacakaranlık dükkânında şekerleme ve kırtasiye satardı.

Adalılar arasındaki lakabı "Kör Madam"dı ama iki gözü de sapasağlam olduğu için neden böyle anıldığı meçhuldü.

Hayli yaşlıydı, bir süre sonra vefat etti, Büyükada'ya gömüldü. Varisleri evini sattı.

Kategori Adalılar
Sayfa 3 / 6
Buradasınız: Home Etikete göre gösterilenler Adalılar