Cumartesi, 01 Ekim 2011 23:44

Andon ve Kiryaçe (Kiça) Prakos

Andon eczacı kalfası olarak yaptığı askerliğini bitirdikten sonra, 1951 yılında eczacı Kiryakiçe Püsküloğlu ile tanıştı. Andon ve Kiça, 1953 yılında evlendiler. Eczaneyi kendisi yöneten Andon Prokos, nezaketiyle Heybeliada'ya nam salmıştı. Eczaneye gelen on yaşın altındaki çocuklara bile, "Buyrun küçük hanım", "Buyrun küçük bey" diye hitap ederdi. 1955 yılında kızları Ekaterina doğmuştu ki, 6-7 Eylül olayları patlak verdi. Teknelerle Heybeliada'ya gelen yağmacılar, adadaki bazı işbirlikçilerin yardımıyla önünde direnen bekçiyi etkisiz hale getirip, eczaneyi ve Prokos ailesinin dükkânın üstündeki evini taşa tuttu. Taşlardan biri henüz kırk günlük olan Ekaterina’nın beşiğine isabet etti ve aileyi çok korkuttu. Prokos ailesi bir şey olmamışçasına yaşamlarına devam etti ve 1957'de kızları Sofia dünyaya geldi. Kızlarını büyüten Andon ve Kiça Prokos, emekliye ayrılıp kışları Atina'da yaşamaya karar verdi. Eczaneyi devrederlerken, baba Anastas Prokos'un Bakırköy'deki Prodromidis'in eczanesinden satın aldığı, 1912 yapımı antika ecza dolapları, ilaç karılan porselen havanlar, damıtma ve tablet gramaj kesme aletleri, antika ocakları; Heybeliada için sahip çıkılması koşuluyla dükkânda bıraktılar. Bu çok önemli kültür mirası, onların ardından bir ilaç firmasının özel koleksiyonuna satıldı.
Kategori Adalılar
Perşembe, 01 Eylül 2011 22:59

Koço ve Andon Davula

Büyükada'nın tanınmış su ürünleri avcısı ve futbolcusu Koço Davula, balıkçı Haralambos Davula'nın iki oğlundan biri. Baba Haralambos da oğlu kadar ünlü. Çünkü o Sovyet Devrimi'nin önemli liderlerinden Lev Troçki'nin balıkçılık arkadaşıydı. Koço Davula baba mesleğini başka bir uzmanlık alanında sürdürdü. O; ıstakoz, pavurya, tarak, istiridye gibi kabuklu deniz canlılarının avcılığında ustaydı. Yakaladıklarını yazları adalardaki, kışları ise İstanbul'daki özel müşterilerine satardı.

1950'li yıllarda futbolda Türkiye Ligi henüz kurulmamıştı. İstanbul Mahalli Ligi vardı. Koço balıkçılığın yanı sıra dönemin tanınmış takımlarından sarı-beyaz formalı Emniyet Spor'un sağ bek oyuncusuydu. 1960'lı yıllarda futbolu bıraktıktan sonra Yunanistan'a göç etti ve orada vefat etti.

Kardeşi Andon Davula da balıkçıydı. O 1970'li yıllara kadar dayandı sonra Yunanistan'a göç edip orada evlendi. Andon Davula da tıpkı babası gibi bir ünlünün balıkçılık arkadaşı oldu. Yunan müziğinin efsanevi sesi, yorumcu Stelios Kazancidis (Kazantzidis) sık sık onunla balığa çıkardı.

Kategori Adalılar
Pazartesi, 30 Mayıs 2011 09:49

Ahmet Fazıl ve Cavidan Erbelger

1913 doğumlu Ahmet Fazıl Erbelger henüz 9 aylıkken ailesiyle birlikte Burgazada'ya geldi. Ahmet Fazıl 5-6 yaşlarındayken Erbelger ailesi, Orhon ailesiyle birlikte Gönüllü Caddesi'nde 2 numaradaki Sinyonosoğlu köşkünü kiraladı. O ailenin de Ahmet Erbelger'le aynı yaşta Cavidan adlı bir kızı vardı. İki çocuk hemen arkadaş oldu. Ahmet ve Cavidan birlikte büyüdüler, birbirlerine âşık oldular ve evlendiler. Aile artık Gönüllü Caddesi 40-42 numaralardaki Erbelger köşkünde oturuyordu. Ahmet Erbelger tıp alanını seçti, başarılı ve ünlü bir göğüs cerrahı oldu. 7 dil bilen Cavidan Erbelger, Türkiye Telefon İdaresi İstanbul'da kurulurken orada çalıştı. Sporla da ilgilendi. İyi bir yüzücü ve biniciydi. Türkiye'nin ilk milli yüzme takımında yer aldı, Rusya'daki yarışmada ülkesini temsil etti ve ikinci oldu. Antrenman yaparken Burgazada'dan Kınalıada'ya yüzerek gidip gelirdi. Çeşitli zamanlarda Maltepe'ye kadar yüzdüğü de oldu. Dr. Ahmet Erbelger, 1940'lı, 1950'li yıllarda Türkiye'yi kasıp kavuran verem hastalığıyla mücadele etmeyi seçti. Heybeliada Sanatoryumu'nun önemli doktorlarından biriydi. Verem tedavisine katkıda bulunacak çalışmalara öncülük etti. Daha sonra Dr. Siyami Ersek'le birlikte Haydarpaşa Göğüs Cerrahisi'ni kurdu. Erbelger ailesi 9 odalı köşklerinde eski İstanbul'un güngörmüş varlıklı ailelerinin yaşam düzenini devam ettiriyordu. Evde çocukların "abla" dedikleri yardımcılar ve aşçılar vardı. Konuk geldiğinde yemek masasının iki ucundaki beş kollu şamdanlarda mumlar yanar, beyaz eldivenli garsonlar servis yapardı.

Kategori Adalılar
Pazartesi, 30 Mayıs 2011 09:49

Ali Muslu

Ali Muslu 1951 yılında, Erzincan'ın merkeze bağlı Molla köyünden Burgazada'ya geldiğinde 17 yaşındaydı. Babasının amcaoğlu Ali Odman 1919 yılında adaya Erzincan'dan gelen ilk göçmenlerdendi. Ali Muslu, "Onun ardından Erzincanlılar Burgazada'ya akın etme başladı" diyor. Burgazada Deniz Kulübü'nün oyun salonunun idaresi genç Ali Muslu'ya verildi ve tam 30 yıl o işte çalıştı. Ali Muslu yazın birkaç ay süren bu işle yetinmedi. Yazlıkçı adalıların desteğiyle 1966 yılında Taksim'in Talimhane semtinde bu kulübün kışlığını açtı. Daha sonra o zamanlar Türkiye'de imal edilmeyen ABD kökenli deterjan markalarının bayiliğini aldı ve Kurtuluş Caddesi'nde büyük bir mağaza açtı. Bugün 76 yaşında olan Ali Muslu, çocukları ve torunlarıyla birlikte Burgazada'da emekliliğin tadını çıkartıyor.

Kategori Adalılar
Pazartesi, 30 Mayıs 2011 09:49

Anastas ve Andon Prokos

Anastas Prokos, babası öğretmen Andon genç yaşta hayata veda edince, annesi ve dört kardeşinin geçimini sağlamak için eğitimini yarıda bırakıp, Büyükada Rum Yetimhanesi'nin revir ve eczanesinde işe girdi. Orada eczacı kalfası olan Anastas bir süre sonra Heybeliada'ya geçerek, Sıdıka hanımın Heybeliada Halk Eczanesinde çalışmaya başladı. Kendisi gibi Heybeliada'da oturan kardeşleri Ekaterina ve Angelos bu sırada verem hastalığına kurban gitti. Anastas, Heybeliadalı Katina ile evlendi ve iki çocukları oldu. 1927 yılında doğan ikinci çocuğuna babası Andon'un adını verdi. İkinci Dünya Savaşı sırasında Atina'ya akraba ziyaretine giden kardeşi Apotolos orada Alman işgaliyle karşılaştı, tutuklanıp sorguya götürülürken öldü. Anastas 1948 yılına kadar eczanede doktorların yazdığı ilaçları hazırladı, iğne yaptı, tansiyon ölçtü. Heybeliadalılar tarafından çok seviliyordu. Küçük bir sermaye biriktirmişti, eczaneyi Sıdıka hanımdan devraldı, sorumlu müdür Artin beyle birlikte çalışmaya devam etti. Anastas, oğlu Andon'u da eczacı kalfası olarak yetiştirdi. Andon eczacı kalfası olarak yaptığı askerliğini bitirdikten sonra, 1951 yılında eczacı Kiryakiçe Püsküloğlu ile tanıştı. Andon ve Kiça, 1953 yılında evlendiler. Artık eczaneyi kendisi yöneten Andon Prokos nezaketiyle Heybeliada'ya nam salmıştı. Eczaneye gelen on yaşın altındaki çocuklara bile, "Buyrun küçük hanım", "Buyrun küçük bey" diye hitap ederdi. 1955 yılında kızları Ekaterina doğmuştu ki, 6-7 Eylül olayları patlak verdi. Teknelerle Heybeliada'ya gelen yağmacılar, adadaki bazı işbirlikçilerin yardımıyla önünde direnen bekçiyi etkisiz hale getirip, eczaneyi ve Prokos ailesinin dükkânın üstündeki evini taşa tuttu. Taşlardan biri henüz kırk günlük olan Ekaterina’nın beşiğine isabet etti ve aileyi çok korkuttu. Prokos ailesi bir şey olmamışçasına yaşamlarına devam etti ve 1957'de kızları Sofia dünyaya geldi. Kızlarını büyüten Andon ve Kiça Prokos, emekliye ayrılıp kışları Atina'da yaşamaya karar verdi. Eczaneyi devrederlerken, baba Anastas Prokos'un Bakırköy'deki Prodromidis'in eczanesinden satın aldığı, 1912 yapımı antika ecza dolapları, ilaç karılan porselen havanlar, damıtma ve tablet gramaj kesme aletleri, antika ocakları; Heybeliada için sahip çıkılması koşuluyla dükkânda bıraktılar. Bu çok önemli kültür mirası, onların ardından bir ilaç firmasının özel koleksiyonuna satıldı.

Kategori Adalılar
Pazartesi, 30 Mayıs 2011 09:49

Bakkal Dimopulos

Bakkal Dimopulos Büyükada’nın en önemli ve en büyük bakkalıydı. Dükkânı bakkal Leonidas'ınki kadar estetik ve şık değildi ama en iyi işi her zaman o yapardı.

Bugünkü Marin Otel'in çapraz köşesindeki dükkânı halen boş..

Kategori Adalılar
Pazartesi, 30 Mayıs 2011 09:49

Prof. Dr. Akil Muhtar Özden

Büyükada'dan Yunanistan'a göç etmiş Rumlardan bir gurup, 1998 yazında adayı ziyarete gelmişti. Onları karşılayıp yardımcı olan adalılar arasında Baki Nedim Baltacı da vardı. Gelen gruptaki hayli yaşlı bir eski adalı "Akil Muhtar Bey vefat edeli çok oldu ama onun akrabalarından kimse var mı" diye sordu. Yanındakiler Akil Muhtar'ın uzaktan akrabası olan Baki Nedim Baltacı'yı gösterdi. Yaşlı adam yanına geldi ve "Siz Akil Muhtar nasıl bir adamdı bilir misiniz" diye sordu. Baki Nedim onun Türkiye tıbbına ve tıp literatürüne katkılarını sıralarken, adam sözünü kesti: "O tamam. İnsanlık yanını bilir misiniz?" dedi. Baki Nedim bu kez filozof yanını, kitaplarını anlatıyordu ki, yaşlı Rum tekrar sözünü kesti: "Akil Muhtar İstanbul tıbbının başında olmasına rağmen yılda 8 ay adada oturur, gece yarısı bile olsa hastaların yardımına koşardı. O zamanlar Rumlar fazla olduğu için hastaların çoğu Rum'du. Akil muhtar fakir hastalardan para almaz, eğer çok fakirse, yastığının altına para koyardı. Siz bunu bilmeyebilirsiniz ama ben ölmeden bunu size anlatmayı görev bildim" dedi, her ikisinin de gözleri doldu. Akil Muhtar Özden (1877-1949), Tıbbiye Mektebi'nde başladığı öğrenimini 2. Abdülhamit'in baskısından kurtulmak için yurtdışında tamamladı, 1906'da Cenevre'de doçent oldu. 1908'de meşrutiyetle birlikte İstanbul'a çağrıldı ve Tıp Fakültesi Tedavi Kliniği'ne farmakoloji profesörü olarak atandı. Atatürk hastalandığında onun tedavisi için çaba harcayan doktorlar asındaydı. Kızılay ve Türk Ocakları'nın kurucuları arasındaydı, 1944'de Ordinaryüs oldu. Onun yazdığı farmakoloji kitabı bir klasik olarak üniversitelerin ilgili bölümlerinde hâlâ okutulmaktadır.

Kategori Adalılar
Pazartesi, 30 Mayıs 2011 09:49

Raffi Arslanyan

Klasik gitar eğitiminin Türkiye'deki duayenlerinden Raffi Aslanyan şimdilerde Büyükada'da otursa da tam 40 yıllık Burgazadalı. Balıkçılıktan anlayan, balık tutmayı seven bir Burgazadalı. 1944 doğumlu Aslanyan, radyoda Alexandre Zamboğlu'nun gitar programlarını dinleyerek ilgi duyduğu gitara 13 yaşında başladı. Türkiye'nin ilk klasik gitar hocalarından İstanbullu Andrea Paleologo'dan ders aldı. Yunan uyruklu hocasının zorunlu olarak Yunanistan'a göç ettiği 1964 yılına kadar öğrenciliğe devam etti. 1966'dan itibaren kendisi gitar dersleri vermeye başladı. 1967-1968 yıllarında henüz klasik gitar bölümü olmayan konservatuarda bu bölümü açması istendi ancak öğrencilerinin çokluğundan konservatuara zaman ayıramadı. Aslanyan, yüzlerce genci klasik gitarla tanıştırdı, virtüözler yarattı. Onun kabul edemediği tekliften yıllar sonra konservatuarda gitar bölümü açıldı. Bu bölümde ders verenler artık Aslanyan'ın öğrencileri ya da öğrencilerinin öğrencisiydi. Raffi Aslanyan gençlik yıllarında zaman zaman sahneye çıksa da, uzun yıllardır konser vermiyor. Bu durumu şöyle açıklıyor: "Son 25 yıl kendim için gitar çalmadım. Bunu dostlarım bilir. Benim en büyük arzum öğrencilerimin en iyi şekilde klasik gitar çalmaları. Benden çok daha iyi çalan o kadar çok öğrencim var ki, benim gitar çalmamın önemi olmadığını görüyorum." Tüm adalılar gibi o da, denizin kirlenmesinden, en çok da ada yakınlarında avlanan gırgır teknelerinin ağlarının balık yuvaları üstünde parçalanıp, balık tuzağına dönüşmesinden şikâyet ediyor.

Kategori Adalılar
Pazartesi, 30 Mayıs 2011 09:49

Vahe Lusarar

1921 doğumlu, mühendis, müzisyen, şair, koro şefi Vahe Lusarar Kınalıada ile üniversite yıllarında tanıştı. Pangaltı Lisesi'nde Yetişenler Derneği korosuna girdikten sonra soprano Adrine Vaner'in kardeşi Ardaşes Mıkhitaryan'la yakın arkadaş oldu. İkisi de iyi yüzücüydü. Tatil günlerinde sabah ilk vapurla Kınalıada'ya gider, yürüyerek Burgazada'ya bakan ve o yıllarda bomboş olan sahile ulaşırlardı. Sandviçlerini ve önemli eşyalarını, çakıllar arasında açtıkları bir çukura gömerek gizleyip dupduru, pırıl pırıl, masmavi denize atlarlardı. Burgazada'ya kadar yüzer, sahile çıkmadan geri dönerlerdi. Sandviçlerini yer, biraz kestirir sonra yine denize atlar ve yine yüzerlerdi. Vahe Lusarar, sevgili eşi Alis Dadyan'la evlendikten sonra uzun yıllar Anadolu'da inşaat mühendisi olarak çalıştı. Müzikten ve korolardan hiç uzak kalmadı. Şimdi, Bomonti Huzurevi'nde yaşıyor. Hâlâ her pazar kilise korosuna katılıyor, 75 yaşında tanıştığı bilgisayarda şimdi "Auto Cad" programı kullanarak tasarımlar yapıyor ve huzurevindekilere bilgisayar kursu veriyor.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:51

Sedat ve Todoraki Muhtarlar

Adalar 1935-1936 yıllarında nahiye oluncaya kadar Büyükada kaymakamlık, diğer adalar muhtarlıktı. 1935 öncesinde bir tür devlet memuru sayılan muhtarların yetki ve sorumlulukları çok fazlaydı. Adalardaki cemaatlerin nüfus yoğunluğuna göre birden fazla muhtar atanırdı. 1930'lu yıllarda Heybeliada'nın "Muhtar-ı evvel"i yani birinci muhtarı yazar Nejat Gülen'in babası Sedat Gülen'di. "Muhtar-ı sani" yani ikinci muhtar ise Todoraki Efendi'ydi (Todoraki Milyonoğlu).

Muhtarlığın İskele Gazinosu'nun içinde camekânla ayrılmış özel bir yeri vardı ve iki muhtar uyum içinde çalışırdı. Yoksul Müslüman ve Hıristiyanların işlerini para almadan görürlerdi.

Kategori Adalılar
Sayfa 1 / 6
Buradasınız: Home Etikete göre gösterilenler Adalılar