Kınalıada
Cuma, 22 Nisan 2011 09:37

Ciğerci Altan

Yalnızca Büyükada'nın değil, tüm adaların yegâne ve ünlü ciğercisi Altan Sönmezler'in babası Raşit Bey, 1942 yılında Arnavutluk'tan, Büyükada'da ciğercilik yapan ağabeyi Sadık'ı ziyarete gelmişti. Büyükada'yı ve işi beğendi, hemen memleketine dönüp eşini de aldı ve bir daha ayrılmamak üzere adaya yerleşti. Bir yıl sonra oğulları Altan dünyaya geldi.

Adalardaki ciğerciler eskiden dükkân satışıyla yetinmez, sakatatları mahalle mahalle dolaşarak satardı. Büyükada nüfusunda Rumlar ağırlıklı olduğu için sakatatların adı Rumca söylenirdi: Ciğer stokaki, yürek kardiyaz, dalak ispilina, kelle kefalakya, beyin miyalo, paça podarakya diye satılırdı. O yıllarda yalnızca Büyükada'da dört ciğerci vardı.

Ciğerci Altan askerden dönünce kendi ciğerci dükkânını açtı.

Altan Sönmezler Büyükada'da ciğerciliği kadar futbolculuğuyla da tanınırdı. Santrhaf olarak tam 25 yıl Adalar takımında top koşturdu.

Bugün adalardaki tüm ciğerciler kapandı ancak Altan hâlâ direniyor. En çok sakatatta yüksek kolesterol olduğunu söyleyenlere kızıyor, "Ben her Allah'ın günü yiyorum ne kolesterol var ne lipit" diyor. Ciğerci Altan, eski İstanbul lezzetlerinden bumbar ve dalak dolmasının, uskumru dolması ve çirozunun, külbastısının unutulduğu gibi sakatat yemeklerinin de unutulacağından yakınıyor.

Kategori Adalılar
Cumartesi, 17 Eylül 2011 00:39

Berber Niko Kasapoğlu

Koço Kasapoğlu'nun babası.
Cumartesi, 17 Eylül 2011 00:40

Berber Yani Zurnacaki

Heybeliadalı berber Yani Zurnacaki ufak tefek, çelimsizce bir adamdı ama denize kışın girer, yazın, "Çorba gibi sıcak suya girilir?" derdi... Adada başka berberler de vardı ama o ünlülerin berberiydi. Çocuk tıraşı yapmazdı. Gençler için saçını Yani'ye kestirebilmek; büyümekle eşdeğerdi. Tıraş ücreti belirsizdi. Müşterisinin durumuna, statüsüne göre para alırdı. Öğrencilerden az para alır, okulu bitirip iş tutana zam yapardı. En ünlü müşterisi, yazlarını Heybeliada'da geçiren ve Sadıkbey Plajı'nda denize çivileme atlamasıyla ünlenen Türkiye'nin 2. Cumhurbaşkanı, başbakanı, muhalefet lideri İsmet İnönü'ydü. Adada olduğu sürece İnönü bazen dükkâna gelip tıraş olur bazen de Yani'yi eve çağırırdı. Yani Zurnacaki, koyu bir Cumhuriyet Halk Partiliydi. 1950-1960 yılları arasındaki Demokrat Parti iktidarı süresince esnafın büyük çoğunluğu dükkânlarına Atatürk fotoğrafının yanı sıra o zamanki Cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın ve Başbakan Adnan Menderes'in, yani Demokrat Parti liderlerinin fotoğraflarını asardı. Yani'nin dükkânında ise her zaman İsmet İnönü'nün resmi asılı olurdu. Yani Yunanistan'a gitmedi, adada öldü ve adaya gömüldü.
Cuma, 22 Nisan 2011 09:36

Zeki Sessiz

İkinci Dünya Savaşı yıllarında Zeki Sessiz akşam hava kararmaya başladığında önce Kınalıada iskele meydanındaki orta direğe bir gaz lambası asar, ikinci lambayı da şimdiki Mimoza Lokantası'nın bulunduğu yerdeki direğe takardı. Adanın diğer yerleri karanlıkta kalırdı. Savaş yıllarında gaz karneyle satılıyordu ve geceleri karartma vardı...

Zeki Sessiz'in ailesi 1907 yılında o henüz 7 yaşındayken Kınalıada'ya yerleşmişti. Daha önce İstanbul, Gedikpaşa'da oturuyorlardı ve dedesi adada bağ satın almıştı.

Birinci Dünya Savaşı'nda askere alınan, Arabistan cephesinde İngilizlere esir düşen Zeki Sessiz, kendisinin Ermeni ve adının Zenop olduğunu söyleyerek kurtulabilmişti. Ermenice ve Rumca'yı iyi bilirdi. Çok iyi ut çaldığı için şarkılarını, Türkçe'nin yanı sıra bu dillerde de söylerdi.

Askerden döndükten sonra zaman zaman dönemin Ataman Tiyatrosu'nda kendi film makinesiyle adalılara film gösterisi yapardı. Ancak 1929'daki büyük Kınalıada yangınında tiyatro da yandı. 1960'lı yıllarda muhtarlık da yapan Zeki Sessiz, 1982 yılında hayata veda etti.

Kategori Adalılar
Cumartesi, 17 Eylül 2011 00:27

Bakkal Orhan Tuncer

1930 yılında Burgazada'da doğan Orhan Tuncer 1950 yılında adada bir ekmekçi dükkanı açtı, sonra işi geliştirip bakkal dükkânına çevirdi. Büyük öykücü, yazar Sait Faik Abasıyanık ekmekçilik döneminden itibaren müşterisi ve dostuydu. Biri siyah, diğeri beyaz iki köpeğiyle dükkâna gelir alışveriş ederdi. Arada Orhan'la tavla oynar, balık tutarlardı. Balığa çıktıklarında kendilerine yetecek kadar tutmuşlarsa Sait Faik, "Yeter artık Orhan hadi dönelim" der, fazlasına karşı çıkardı. Sait Faik pek çok öyküsünde yer verdiği balıkçılığı ve balıkçıları çok severdi. Mutlu bir yüz ifadesiyle vapurdan indiği bir gün Orhan, "Hayırdır! Neden bu kadar sevinçlisin" diye sordu. Sait Faik, "Bugün yazarlar lokaline gittim, kapıcı beni içeri almadı: 'Balıkçılar giremez!' dedi" diye anlattı: "Ben de girmeyip gerisingeri döndüm"... Orhan bir gün gazetede Sait Faik'in, "Şimdi Sevişme Vakti" adlı şiir kitabının piyasaya çıktığını okudu. Dükkâna geldiğinde ona sitem etti: "Kitabın çıkmış. İnsan bir tane vermez mi?"... Sait Faik ona uzun uzun baktı, sonra 1 lira istedi. Parayı alınca sevinç içinde çocuk gibi koşarak gitti, elinde kitapla geri döndü, "Buyur" dedi. Bakkal Orhan yine sitem etti: "Sana hiç yakıştıramadım. Kitap böyle parayla mı verilir"... Sait Faik kitabın kapağını açtı, ön sayfasına "Sevgili Orhancığıma, dünyanın kitaba para veren ilk bakkalına" diye yazdı.
Cuma, 22 Nisan 2011 09:29

Eşekçi Leylam

Büyükada'da eşek kiraya verenlerin ve eşekle taşımacılık yapanların büyük çoğunluğu Yozgatlı veya Çorumluydu. Eşekçi Leylam da onlardan biriydi. Diğerlerinden farkı, yüzünün bir yanının eşek tepmesi yüzünden göçük olması ve lakabıydı. Esmer, ufak tefek adamın gerçek adını kimse kullanmazdı.

Bugünkü İş Bankası'nın önüne denk gelen yerde eskiden eşek durağı vardı. Vapurdan inenler oradan eşek kiralayıp evlerine giderdi. Bugünkü bisiklet turları gibi o zamanlar eşek turları popülerdi.

Eşekle kıra pikniğe gidilir, eşekli mehtap gezileri düzenlenirdi. Eşekçiler yol boyunca eşeklerinin yanında koşar, hayvan boş dönecekse sırtına binip durağa dönerdi.

Kategori Adalılar
Cuma, 16 Eylül 2011 23:59

Fahri Tanrıverdi

1909 Malatya Arapgir doğumlu,1978 de Büyükada'da vefat etti. Bakkal, Eşi Gürcü göçmeni bir ailenin kızı Yaşar, çocukları; Ülker, Ahmet ve Semiha. Bakkal Fahri'nin babası Ahmet, Osmanlı ordusunun Sarıkamış'ta donarak ölen askerlerinden biridir. Amcası hafız Hüsnü, Büyükada'da ilk sanatoryumu Maden'de kuran Dr. Musa Kazım'ın ortağı, tur yoluna taşınınca ortaklıktan ayrılıyor, İş Bankası'nın olduğu yerde aktar dükkanı işletiyor. Bakkal Fahri 10 yaşında İstanbul'a geliyor, okuma-yazmayı latin harfleri çıkınca Millet mektebinde öğreniyor. Asker dönüşü Büyükada'da iş bulup evleniyor ve burada yaşıyor.

Pazartesi, 19 Eylül 2011 17:59

Horoz Reis Berç Yetvart Akdeniz

Adalılar sedyedeki yaşlı adamı elbirliğiyle Horoz Reis'in teknesine yerleştirdi. Kartal'a dümen tutan tekne Büyükada'dan açıldıkça lodos deli gibi bindirdi. Horoz Reis, karanlıkta görünmeyen dalgaları hissediyor, tekneyi onların suyuna göre yönetiyordu. Kartal'ın karanlığın içinde göz kırpan ışıkları yaklaştıkça dalgalar büyüdü. Dümeni tutmak bile zordu ama Horoz Reis, güçlü kasları ve bilgisiyle baş etti. Hasta karaya çıkarılırken Horoz Reis refakatçisinin kulağına eğildi, "Arabaya verecek paran var mı" diye sordu. Olmadığını bakışlarından anladı, bir miktar parayı onun cebine sokuşturdu... Balıkçı Artin ve eşi Uskuhi'nin 1926 yılında doğan ve baba mesleğini seçen iki metreye yakın boyda, yüz yirmi kiloluk sarışın, çakır gözlü oğlu Berç Yetvart Akdeniz, kimilerine göre adaların Hızır'ı kimilerine göre de Poseidon'uydu. İyi yüreği, güçlü kolları ve motoruyla inancına ya da ekonomik düzeyine bakmaksızın hasta olan herkesin imdadına koşardı. Sonbahar ve kışları ığrıp ağıyla balıkçılık yapar; ilkbahar ve yazları tayfalarıyla birlikte yazlıkçıların tekne bakımlarını üstlenirdi. Ünlü "Horoz" lakabını ise çocukluk yıllarında kazanmıştı. Yoksulluk ve yoksunluk yıllarında çok sevdiği tahtadan yapılmış yegane oyuncağı horozu kaybedince ardından aylarca ağlamış ve adı o günden itibaren "Horoz" olarak kalmıştı. Babasının ardından balıkçı reisi olunca da aynı lakapla anılmaya devam etti. Horoz Reis, 1978 yılında henüz 52 yaşındayken kalp krizi yüzünden hayata veda etti. Galatasaray'daki Üç Horon Ermeni kilisesindeki kalabalık törenin ardından pek çok teknenin katılımıyla kendiliğinden oluşan görülmemiş büyüklükteki bir deniz konvoyuyla Kınalıada'ya götürüldü ve defnedildi. Adı bugün hastaları ana karaya götürmekle yükümlü belediyeye ait cankurtaran motoru Horoz Reis'te yaşatılıyor.
Cuma, 22 Nisan 2011 09:48

Pastacı Madam Ortans

Madam Ortans, Büyükada'da bugünkü Prenses Oteli'nin yerindeki Ankara Palas'ın altında küçük bir pastane işletirdi: Hanımeli Pastanesi. Alt katında imalathanesi olan küçük bir pastaneydi ama çeşidi çok bol ve lezzetliydi.

Hanımeli Pastanesi'nin şeker, yağ gibi malzemeleri Bakkal Fahri'ye sipariş edilir, malları oğlu Ahmet Tanrıverdi pastaneye taşır, alt kattaki imalathaneye indirirdi. Madam Ortans, çok kalender ve eli bol bir insandı. Daha dükkâna girer girmez küçük Ahmet'in gözündeki parıltıyı sezer, "İstediğin pastayı al ye aşağıdan" derdi.

Sonradan Büyükada'nın ünlü pastacısı olacak Niko Mundi, Madam Ortans'ın yanında çalışıyordu. Bir süre sonra pastaneye ortak oldu. Madam Ortans vefat edince, malı mülkü yeğeni Vartova'ya kaldı. Vartova kısa süre sonra Niko Mundi'yle evlendi.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 00:08

Arpacı Arif

Arpacı Arif adadaki faytonculara arpa ve saman sağlayan iki kişiden biriydi. Dükkânı fayton meydanının girişinde bugünkü meşrubatçının olduğu yerdeydi. Bugünkü Adnan'ın lokantasının olduğu yerde de deposu vardı. Arif hep takım elbise giyer, altın köstekli saat takar ama kravat takmazdı. Biraz kabadayıydı. Herkesle bağıra çağıra konuşur, kızdırılırsa "Heeyyyyt!" diye nara atardı. Ama evinde laterna vardı. Aile dostları evine geldiğinde çocuklar hemen laternanın başına üşüşür, kolunu çevirip müzik çalar ve oynarlardı.

Kategori Adalılar
Sayfa 1 / 3
Buradasınız: Home Adalar Yassıada Etikete göre gösterilenler Esnaf