Kınalıada
Cuma, 22 Nisan 2011 09:29

Eşekçi Leylam

Büyükada'da eşek kiraya verenlerin ve eşekle taşımacılık yapanların büyük çoğunluğu Yozgatlı veya Çorumluydu. Eşekçi Leylam da onlardan biriydi. Diğerlerinden farkı, yüzünün bir yanının eşek tepmesi yüzünden göçük olması ve lakabıydı. Esmer, ufak tefek adamın gerçek adını kimse kullanmazdı.

Bugünkü İş Bankası'nın önüne denk gelen yerde eskiden eşek durağı vardı. Vapurdan inenler oradan eşek kiralayıp evlerine giderdi. Bugünkü bisiklet turları gibi o zamanlar eşek turları popülerdi.

Eşekle kıra pikniğe gidilir, eşekli mehtap gezileri düzenlenirdi. Eşekçiler yol boyunca eşeklerinin yanında koşar, hayvan boş dönecekse sırtına binip durağa dönerdi.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 00:05

Deli Memduh

Memduh, Çınar Meydanı'na inen yokuşlardan birinde otururdu. Her gün muntazaman meydana iner, ağzından hiç eksik etmediği sigarasıyla en fazla on metrelik bir parkur üzerinde volta atmaya başlardı. Kendi kendine konuşur; durmadan gider gelir, gider gelirdi. Kimseye zararı yoktu. Yemek vakti geldiğinde annesi çağırır o da itirazsız eve dönerdi. 60'lı yaşlarının ortalarına değin bu böyle devam etti, sonra vefat etti.
Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:42

Dimitri Mandacıoğlu

Büyükadalı bakkal Aleko Mandacıoğlu'nun 1927 doğumlu oğlu Dimitri, askerliğini Yassıada'da yedek subay olarak yaptı. Çok yakışıklıydı. Hafta sonları üniformasıyla adaya geldiğinde tüm genç kızların soluğu kesilirdi. Askerlik sonrasında babasının dükkanında çalışmaya devam etti. 1954 yılında bakkal Toma'nın güzel kızı Eleni ile evlendi. Kısa süre sonra kızları Lidya dünyaya geldi.

Dimitri Mandacıoğlu daha sonra Turizmle uğraşmaya başladı. Anadili Rumcayla beraber üç dil biliyordu. Emekli olduktan sonra, Turizm konusundaki deneyimini Büyükada için değerlendirmeye karar verdi ve Büyükada İskelesi'ndeki danışma bürosunda gönüllü tercüman ve danışman olarak görev aldı. Artık her gün, tertemiz giysileri ve hâlâ yakışıklı pırıl pırıl yüzüyle, bir ev sahibi heyecanıyla yerli-yabancı turistleri bekliyordu. İhtiyaç duyan herkese, Büyükada ve adalar konusundaki engin bilgisiyle yardımcı olur, yol gösterirdi.

Yeni tanıştığı insanlarla dostlukları biraz ilerlediği zaman ilk işi, cüzdanından çıkardığı bahriye üniformalı yakışıklı fotoğrafını onlarla paylaşmak olurdu.

Büyükada veya adalarla ilgili her sorunda, her toplantıda mutlaka görev alır, fikirleri ve deneyimiyle katkıda bulunurdu. Genç-yaşlı herkesin dostu, ağabeyi ve amcasıydı.

Dimitri Mandacıoğlu 2006 yazında çok sevdiği adasına ve hayata veda etti.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:31

Ali Boran

Yolcular Kınalıada'da vapurdan inip de iskeleden dışarıya çıktıklarında Ali Boran Meydanı'na adım atarlar. Ali Boran, 1942 yılında Kınalıada'yı elektriğe kavuşturan kişidir. Yurtdışında elektrik mühendisi olarak eğitim alan Boran adaya elektrik getirebilmek için büyük uğraş verdi. Sonunda kamulaştırılan küçük bir arsaya transformatör kurulmasını sağladı ve ada geceleri aydınlandı. Ali Boran henüz 31 yaşındayken bağlı olduğu İETT adına malzeme alımı için İsviçre'ye giderken bindiği uçak Atina yakınlarında düştü. Bugün adı meydanda yaşatılıyor.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:48

Pastacı Madam Ortans

Madam Ortans, Büyükada'da bugünkü Prenses Oteli'nin yerindeki Ankara Palas'ın altında küçük bir pastane işletirdi: Hanımeli Pastanesi. Alt katında imalathanesi olan küçük bir pastaneydi ama çeşidi çok bol ve lezzetliydi.

Hanımeli Pastanesi'nin şeker, yağ gibi malzemeleri Bakkal Fahri'ye sipariş edilir, malları oğlu Ahmet Tanrıverdi pastaneye taşır, alt kattaki imalathaneye indirirdi. Madam Ortans, çok kalender ve eli bol bir insandı. Daha dükkâna girer girmez küçük Ahmet'in gözündeki parıltıyı sezer, "İstediğin pastayı al ye aşağıdan" derdi.

Sonradan Büyükada'nın ünlü pastacısı olacak Niko Mundi, Madam Ortans'ın yanında çalışıyordu. Bir süre sonra pastaneye ortak oldu. Madam Ortans vefat edince, malı mülkü yeğeni Vartova'ya kaldı. Vartova kısa süre sonra Niko Mundi'yle evlendi.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 00:14

Baki Yener

Baki Yener, Adalar Belediye Şube Müdürlüğü'nün Fen İşleri şoförüydü. Babası Ali Yener'in (Topal Ali) fayton meydanı girişinin sağ tarafında lokantası vardı. Baki Yener son derece mütevazı yaşamına rağmen Büyükada'da futbol denilince akla ilk gelen isimdi. Bu ününü çok iyi futbolculuğuna, gol maharetine değil futbol aşkına borçluydu. Hayatını futbola adamıştı. Biraz paytak bacaklı olduğu için güzel futbol oynayamazdı ama Adalar Takımı'nda oynatılmadığı zaman çok kırılır, küplere binerdi. Baki Yener'in futbola duyduğu aşk karşılıksızdı ama bu onu asla yıldırmadı. Futbolla yattı, futbolla kalktı; Futbol Federasyonu'nun "Monitör" kurslarına gitti, diplomasını aldı ve antrenör olarak Adalar Takımı'nın başına geçti. Adalar Futbol Takımı demek Baki Yener demekti. Pek çok genç yoksul futbolcuyu iyi beslenebilsin, okulunu bırakmasın diye cebinden para vererek destekledi. Oysa kendisi de son derece güç koşullarda yaşıyordu. Hiç evlenmedi. Bugünkü Adalar Belediye binasının olduğu yerdeki Fen İşleri deposunu evi bildi, orada yatıp kalktı.

Futbol aşkıyla yaşadı, futbol aşkıyla öldü.

Kategori Adalılar
Perşembe, 21 Nisan 2011 23:49

Dondurmacı Ali Bey

Dondurmacı Ali Bey, dondurma arabasıyla birlikte her gün Ümraniye'den yola çıkar, öğlen vapuruyla Burgazada'ya gelirdi. Beyazlı mavili arabası, saklama kaplarının sarı pirinç kapaklarına sardığı turuncu beyazlı tertemiz Bursa havluları, gri beyaz bıyığı ve kasketiyle Burgazadalıların, özellikle çocukların en vazgeçilmez konuğuydu.

Her gün saat bir buçuktan itibaren ada sokakları onun, "Dondurmam kaymak!" sesiyle dolardı. Dondurma çeşitleri hiç değişmezdi: Vişne, limon, kaymak...

Sarı pirinç kaşıkla aldığı dondurmaları külahlara yerleştirmesini çocuklar sabırsız bir hayranlıkla izlerdi: Önce kaymak, üstüne vişne...

Yüzü çok gülmezdi ama sevimliydi. Ender olarak güldüğünde bir altın diş parıltısı seçilirdi. Çocukların sevgilisi, her zaman ütülü ve tertemiz beyaz önlüğü kadar dürüst ve lekesiz bir insandı dondurmacı Ali Bey.

Burgazadalılar hala Ali Beyin dondurması kadar nefis bir dondurmayı o gün bu gündür yemediklerini söyler.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 00:12

Kunduracı Manol ve Diğerleri

Kunduracı Manol'un (Manolis Epirus) dükkânı çarşıdaki bugünkü elektrik idaresinin yanındaydı. O zamanlar hazır ayakkabı almak kolay değildi. Ya Beyoğlu'ndaki lüks ayakkabıcılardan alınacak ya da Sümerbank'ın fabrikasyon ayakkabıları tercih edilecekti. İlki her babayiğitin harcı değildi çünkü çok pahalıydı. İkincisi ucuzdu ama yeterince şık ve rahat olmadığı için pek tercih edilmiyordu. Ismarlama ayakkabı hem daha ucuza geliyor hem de değişken zevklere hitap ediyordu. Bu yüzden Büyükada'da Manol başta olmak üzere Tanaş, Agop, Hristo gibi birçok ayakkabıcı vardı. Ölçü alırlar, model seçtirirler ve istenilen ayakkabıyı ahşap kalıplar üzerinde kısa sürede yapıp teslim ederlerdi. Ada yaşamı bu bakımdan da kendi kendine yetmeyi başarıyordu. Bugünkü elektrik idaresinin olduğu yerde bir de Karamürselli Faik vardı ama yalnızca tamirciydi.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 00:08

Arpacı Arif

Arpacı Arif adadaki faytonculara arpa ve saman sağlayan iki kişiden biriydi. Dükkânı fayton meydanının girişinde bugünkü meşrubatçının olduğu yerdeydi. Bugünkü Adnan'ın lokantasının olduğu yerde de deposu vardı. Arif hep takım elbise giyer, altın köstekli saat takar ama kravat takmazdı. Biraz kabadayıydı. Herkesle bağıra çağıra konuşur, kızdırılırsa "Heeyyyyt!" diye nara atardı. Ama evinde laterna vardı. Aile dostları evine geldiğinde çocuklar hemen laternanın başına üşüşür, kolunu çevirip müzik çalar ve oynarlardı.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:34

Şükrü Gülesin

1940 yılının bir sonbahar günü Kınalıada postanesine Beşiktaş'ın efsanevi futbolcusu Baba Hakkı'dan (Yeten) telgraf geldi. İki cümlelik bir telgraftı: "Kendine iyi bak. Pazar günü Galatasaray maçında oynuyorsun"... Telgraf, henüz 18 yaşındaki Kınalıadalı futbolcu Şükrü Gülesin'e gönderilmişti. Genç Şükrü, Kınalıada'nın spor geleneğine uygun olarak çocuk yaşlarda Kınalıada takımının kalecisi olarak başladığı futbol yaşamına artık Beşiktaş'ta sol kanat oyuncusu olarak devam edecekti.

Çok başarılı oldu. Özellikle topa falso vererek kornerden attığı 32 golle, dönemin Guinness Rekorlar Kitabı'na geçti. Şükrü'nün kornerden attığı gol sayısını 39'a kadar çıkaran da var. 1.90 metre boyu, biraz göbekli de olsa güçlü ve iri fiziğiyle savunma oyuncularının ödünü koparan, durdurulamayacak futbolculardan biriydi.

1950 yılında İtalya'nın ünlü takımı Lazio'ya transfer oldu. Teknik direktör Mario Sperone aşırı kilosu yüzünden forvette başarılı olamayacağını düşünerek onu santrhafta oynatmak istedi. Şükrü karşı çıkınca, Parlermo'ya kiralandı. Palermo'nun Lazio'yla yaptığı maçta santrfor oynadı, biri kornerden iki gol attı ve maç Lazio'nun 2-1 yenilgisiyle sonuçlandı. Şükrü Sperone'den intikamını almıştı.

Ertesi sezon Lazio onu geri aldı, sonra yine Palermo'ya geçti. Şükrü Gülesin İtalya Ligi'nde üç sezonda oynadığı 79 maçta, tam 36 gol attı. Futbolu bırakınca antrenörlük ve spor yazarlığı yaptı. 10 Temmuz 1977'de kalp krizi geçirerek hayata veda etti...

Bugün Kınalıada'daki bir sokakta adı yaşatılıyor.

Kategori Adalılar
Sayfa 1 / 6
Buradasınız: Home Adalar Yassıada Etikete göre gösterilenler Adalılar