Kınalıada
Perşembe, 21 Nisan 2011 23:46

Balıkçı Lambo

Balıkçı Lambo hem ıstakoz hem balık yakalardı. Tüm balıkçılar gibi o da balık yataklarını sır gibi saklardı ama asıl ustalığı misina yapmaktaydı. 1940'lı yıllarda naylon misina bulmak olanaksızdı. Balıkçılar oltalarını atların kuyruk ya da yele kıllarından yapardı. Kıllar attan kesilir, yıkanır, eğrilir, birbirlerine bağlanır ve misina haline getirilirdi. Elli metrelik, yüz metrelik bir olta yapmak için yüzlerce at kılına ihtiyaç olurdu. Olta yapmak büyük beceri ve emek gerektirdiği için ustalar ve yaptıkları oltalar çok değerliydi.
Kategori Adalılar
Perşembe, 21 Nisan 2011 23:55

Şemsi Molla

Büyükada'da, Şemsi Molla'nın sözünden kimse çıkamazdı. Aksiliği ve lafını esirgemediği için ondan çekinilir, hastalardan para almadığı ve yardımsever olduğu için sevilirdi. İster sevgiden ister korkudan, o ne derse olurdu. Ada esnafı belediyeden çok ondan çekinirdi.

Kuleli Askeri Lisesi Başhekimi Şemsi Molla'nın aksilik maskesinin ardında müthiş bir mizah ve hiciv gücü gizliydi. Yakın arkadaşı şair ve yazar Recaizade Mahmud Ekrem, bu özellikleri yüzünden ona "Ada Beyi" derdi

Şemsi Molla 1844 yılında doğdu. Önce medrese eğitimi alıp sonra babası, 2. Abdülhamit'in Hekimbaşı Celalettin Efendi gibi askeri hekim oldu, ihtisasını Paris'te tamamladı.

Şemsi Molla, vapur seferlerinin düzenli hale gelmesinin ardından yaz-kış Büyükada'da oturmaya başladı. Her gün Kuleli Askeri Lisesi'ne gidip gelirdi. Adadaki yoksul hastaların din-köken ayırmayan gönüllü hekimiydi. Recaizade Mahmud Ekrem'in oğlu, yazar ve eğitimci Ercüment Ekrem Talu anılarında Şemsi Molla'ya sıkça yer verir. Bunlardan birinde babasının Şemsi Molla'nın bir yağlıboya portresini yaptığını anlatır. Molla resim bittikten sonra bakar, "Yahu bu ben değilim!" der. "Sen değilsen de, ya kim" diye sorar Recaizade. Molla aksileşir: "Aşiret beylerinden biri! Sen galiba bana Ada Bey'i diye diye yüzümü de ters görmeye başladın". Recaizade altta kalmaz, "O terslik senin huyundan sirayet etmiştir. Yoksa ben doğru görürüm" diye tartışmayı noktalar ama Şemsi Molla'nın ikna olması haftalar sürer. Tanıdığı herkesi evine çağırıp resmin kendisine benzeyip benzemediğini sorar. Şemsi Molla 1894 yılında henüz 50 yaşındayken hayata veda etti.Hastanenin karşı köşesinden başlayıp, Büyükada Kültür Evi'nin arkasına kadar giden sokak bugün onun adıyla anılıyor.

Kategori Adalılar
Pazartesi, 30 Mayıs 2011 09:49

Anastas ve Andon Prokos

Anastas Prokos, babası öğretmen Andon genç yaşta hayata veda edince, annesi ve dört kardeşinin geçimini sağlamak için eğitimini yarıda bırakıp, Büyükada Rum Yetimhanesi'nin revir ve eczanesinde işe girdi. Orada eczacı kalfası olan Anastas bir süre sonra Heybeliada'ya geçerek, Sıdıka hanımın Heybeliada Halk Eczanesinde çalışmaya başladı. Kendisi gibi Heybeliada'da oturan kardeşleri Ekaterina ve Angelos bu sırada verem hastalığına kurban gitti. Anastas, Heybeliadalı Katina ile evlendi ve iki çocukları oldu. 1927 yılında doğan ikinci çocuğuna babası Andon'un adını verdi. İkinci Dünya Savaşı sırasında Atina'ya akraba ziyaretine giden kardeşi Apotolos orada Alman işgaliyle karşılaştı, tutuklanıp sorguya götürülürken öldü. Anastas 1948 yılına kadar eczanede doktorların yazdığı ilaçları hazırladı, iğne yaptı, tansiyon ölçtü. Heybeliadalılar tarafından çok seviliyordu. Küçük bir sermaye biriktirmişti, eczaneyi Sıdıka hanımdan devraldı, sorumlu müdür Artin beyle birlikte çalışmaya devam etti. Anastas, oğlu Andon'u da eczacı kalfası olarak yetiştirdi. Andon eczacı kalfası olarak yaptığı askerliğini bitirdikten sonra, 1951 yılında eczacı Kiryakiçe Püsküloğlu ile tanıştı. Andon ve Kiça, 1953 yılında evlendiler. Artık eczaneyi kendisi yöneten Andon Prokos nezaketiyle Heybeliada'ya nam salmıştı. Eczaneye gelen on yaşın altındaki çocuklara bile, "Buyrun küçük hanım", "Buyrun küçük bey" diye hitap ederdi. 1955 yılında kızları Ekaterina doğmuştu ki, 6-7 Eylül olayları patlak verdi. Teknelerle Heybeliada'ya gelen yağmacılar, adadaki bazı işbirlikçilerin yardımıyla önünde direnen bekçiyi etkisiz hale getirip, eczaneyi ve Prokos ailesinin dükkânın üstündeki evini taşa tuttu. Taşlardan biri henüz kırk günlük olan Ekaterina’nın beşiğine isabet etti ve aileyi çok korkuttu. Prokos ailesi bir şey olmamışçasına yaşamlarına devam etti ve 1957'de kızları Sofia dünyaya geldi. Kızlarını büyüten Andon ve Kiça Prokos, emekliye ayrılıp kışları Atina'da yaşamaya karar verdi. Eczaneyi devrederlerken, baba Anastas Prokos'un Bakırköy'deki Prodromidis'in eczanesinden satın aldığı, 1912 yapımı antika ecza dolapları, ilaç karılan porselen havanlar, damıtma ve tablet gramaj kesme aletleri, antika ocakları; Heybeliada için sahip çıkılması koşuluyla dükkânda bıraktılar. Bu çok önemli kültür mirası, onların ardından bir ilaç firmasının özel koleksiyonuna satıldı.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 00:05

Deli Memduh

Memduh, Çınar Meydanı'na inen yokuşlardan birinde otururdu. Her gün muntazaman meydana iner, ağzından hiç eksik etmediği sigarasıyla en fazla on metrelik bir parkur üzerinde volta atmaya başlardı. Kendi kendine konuşur; durmadan gider gelir, gider gelirdi. Kimseye zararı yoktu. Yemek vakti geldiğinde annesi çağırır o da itirazsız eve dönerdi. 60'lı yaşlarının ortalarına değin bu böyle devam etti, sonra vefat etti.
Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 00:14

Baki Yener

Baki Yener, Adalar Belediye Şube Müdürlüğü'nün Fen İşleri şoförüydü. Babası Ali Yener'in (Topal Ali) fayton meydanı girişinin sağ tarafında lokantası vardı. Baki Yener son derece mütevazı yaşamına rağmen Büyükada'da futbol denilince akla ilk gelen isimdi. Bu ününü çok iyi futbolculuğuna, gol maharetine değil futbol aşkına borçluydu. Hayatını futbola adamıştı. Biraz paytak bacaklı olduğu için güzel futbol oynayamazdı ama Adalar Takımı'nda oynatılmadığı zaman çok kırılır, küplere binerdi. Baki Yener'in futbola duyduğu aşk karşılıksızdı ama bu onu asla yıldırmadı. Futbolla yattı, futbolla kalktı; Futbol Federasyonu'nun "Monitör" kurslarına gitti, diplomasını aldı ve antrenör olarak Adalar Takımı'nın başına geçti. Adalar Futbol Takımı demek Baki Yener demekti. Pek çok genç yoksul futbolcuyu iyi beslenebilsin, okulunu bırakmasın diye cebinden para vererek destekledi. Oysa kendisi de son derece güç koşullarda yaşıyordu. Hiç evlenmedi. Bugünkü Adalar Belediye binasının olduğu yerdeki Fen İşleri deposunu evi bildi, orada yatıp kalktı.

Futbol aşkıyla yaşadı, futbol aşkıyla öldü.

Kategori Adalılar
Perşembe, 21 Nisan 2011 23:52

Zangoç Todori

Burgazada'daki Aya Yani kilisesinin zangocu Todori, adanın en renkli kişilerindendi. Kel kafalı, altın dişli, Clark Gable bıyıklı, güleç yüzlü bir adamdı. Bazen kafasına tuhaf bir peruk takar, yoldan geçen kadınları peruğunu şapka gibi çıkartarak selamlardı.

Çok sıkı içkici ve küfürbazdı ama küfürlerine herkes alıştığı için kimse aldırmazdı. Zangoçluğun yanı sıra adalı Rumların cenaze işlerine de bakardı ve kulaktan kulağa hayli çapkın olduğu fısıldanırdı.

Balıkçılıktan da anlar, boş zamanlarında mülkiyeli balıkçı Muvakkar Orhon'la balığa çıkardı. Hemen her akşam, Yordan'ın meyhanesinde, kapı girişindeki çinko kaplı büyük yuvarlak ceviz masada Muvakkar ve arkadaşlarıyla buluşup demlenir, hesabı çoğu zaman Muvakkar öderdi.

Geceleri bekçi olarak karakolun üst kısmındaki Rum İlkokulu'nda yatar, ev kirasını bedavaya getirirdi.

Kategori Adalılar
Cumartesi, 01 Ekim 2011 23:44

Andon ve Kiryaçe (Kiça) Prakos

Andon eczacı kalfası olarak yaptığı askerliğini bitirdikten sonra, 1951 yılında eczacı Kiryakiçe Püsküloğlu ile tanıştı. Andon ve Kiça, 1953 yılında evlendiler. Eczaneyi kendisi yöneten Andon Prokos, nezaketiyle Heybeliada'ya nam salmıştı. Eczaneye gelen on yaşın altındaki çocuklara bile, "Buyrun küçük hanım", "Buyrun küçük bey" diye hitap ederdi. 1955 yılında kızları Ekaterina doğmuştu ki, 6-7 Eylül olayları patlak verdi. Teknelerle Heybeliada'ya gelen yağmacılar, adadaki bazı işbirlikçilerin yardımıyla önünde direnen bekçiyi etkisiz hale getirip, eczaneyi ve Prokos ailesinin dükkânın üstündeki evini taşa tuttu. Taşlardan biri henüz kırk günlük olan Ekaterina’nın beşiğine isabet etti ve aileyi çok korkuttu. Prokos ailesi bir şey olmamışçasına yaşamlarına devam etti ve 1957'de kızları Sofia dünyaya geldi. Kızlarını büyüten Andon ve Kiça Prokos, emekliye ayrılıp kışları Atina'da yaşamaya karar verdi. Eczaneyi devrederlerken, baba Anastas Prokos'un Bakırköy'deki Prodromidis'in eczanesinden satın aldığı, 1912 yapımı antika ecza dolapları, ilaç karılan porselen havanlar, damıtma ve tablet gramaj kesme aletleri, antika ocakları; Heybeliada için sahip çıkılması koşuluyla dükkânda bıraktılar. Bu çok önemli kültür mirası, onların ardından bir ilaç firmasının özel koleksiyonuna satıldı.
Kategori Adalılar
Perşembe, 21 Nisan 2011 23:48

Balıkçı Sami

Sami Burgazada'ya geldiğinde henüz 18 yaşında Anadolulu bir delikanlıydı ve ne denizden ne de balıktan anlardı. Şansı yaver gitti, adanın en ünlü balıkçısı Stelyo Reis'in yanında çalışmaya başladı ve işin tüm inceliklerini ondan öğrendi.

Stelyo Reis balık yatakları konusunda uzmandı. O uzmanlığı Sami ondan devraldı. Oyle ki, Yunanistan'a göç ederken tüm balık yataklarının kerterizlerini kaydettiği gizli defterini ona bıraktı, Sami adanın en önemli balıkçılarından biri haline geldi.

Kategori Adalılar
Perşembe, 21 Nisan 2011 15:07

Arabacı Memiş

Burgazada'da 1970'li yıllara değin fayton yoktu. Bir tek herkesin Memiş dediği Mehmet'in at arabası vardı. Her şey o arabayla taşınırdı. Bakkalların evlere sipariş dağıtımı, su damacanalarının dağıtımı, hep Mehmet'in arabasıyla yapılırdı. Mehmet, bayramlarda arabasına iki sıra oturak koyar, çocuklara 15 kuruşa ada turu attırırdı. Mehmet'in arabasının hastaların iskeleye veya evine ulaştırılması için kullanıldığı bile olurdu. Yani adanın ilk ambulansı Mehmet'in at arabasıydı.
Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 00:12

Kunduracı Manol ve Diğerleri

Kunduracı Manol'un (Manolis Epirus) dükkânı çarşıdaki bugünkü elektrik idaresinin yanındaydı. O zamanlar hazır ayakkabı almak kolay değildi. Ya Beyoğlu'ndaki lüks ayakkabıcılardan alınacak ya da Sümerbank'ın fabrikasyon ayakkabıları tercih edilecekti. İlki her babayiğitin harcı değildi çünkü çok pahalıydı. İkincisi ucuzdu ama yeterince şık ve rahat olmadığı için pek tercih edilmiyordu. Ismarlama ayakkabı hem daha ucuza geliyor hem de değişken zevklere hitap ediyordu. Bu yüzden Büyükada'da Manol başta olmak üzere Tanaş, Agop, Hristo gibi birçok ayakkabıcı vardı. Ölçü alırlar, model seçtirirler ve istenilen ayakkabıyı ahşap kalıplar üzerinde kısa sürede yapıp teslim ederlerdi. Ada yaşamı bu bakımdan da kendi kendine yetmeyi başarıyordu. Bugünkü elektrik idaresinin olduğu yerde bir de Karamürselli Faik vardı ama yalnızca tamirciydi.

Kategori Adalılar
Sayfa 1 / 6
Buradasınız: Home Adalar Sedefadası Etikete göre gösterilenler Adalılar