Kınalıada
Cuma, 22 Nisan 2011 09:44

Niko Façyo

Çini ve yer karosu döşemeciliğini sanata dönüştüren bir ustaydı Niko Façyo. İtalyan asıllı Ortodoks ailesi, 19. yüzyıl sonlarında, Korfu adasından Büyükada'ya göç etmişti.
Babası Panayot ve annesi Viktorya'nın beş çocuğundan biri olarak 1921 yılında Büyükada'da doğdu.
Gençliğinden itibaren çini ve karo döşemeciliği yapmaya başladı. Aldığı işi asla aceleye getirmez, sabırla ve özenle karınca gibi işlerdi.
1948'de Marika'yla evlendi, Vlasi ve Viktorya adlarını verdikleri iki çocukları oldu.
Niko Façyo çalışırken ve dinlenirken dudağından sigarayı hiç eksik etmez, Martel konyağı ve rakı severdi. Ancak ölçüyü hiç kaçırmazdı.
Evinde, sofrasında dostlarını ağırlamayı ve onları tavlada mars etmeyi çok severdi.
2006 yılında, 85 yaşında hayata ve dostlarına veda etti.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:37

Ciğerci Altan

Yalnızca Büyükada'nın değil, tüm adaların yegâne ve ünlü ciğercisi Altan Sönmezler'in babası Raşit Bey, 1942 yılında Arnavutluk'tan, Büyükada'da ciğercilik yapan ağabeyi Sadık'ı ziyarete gelmişti. Büyükada'yı ve işi beğendi, hemen memleketine dönüp eşini de aldı ve bir daha ayrılmamak üzere adaya yerleşti. Bir yıl sonra oğulları Altan dünyaya geldi.

Adalardaki ciğerciler eskiden dükkân satışıyla yetinmez, sakatatları mahalle mahalle dolaşarak satardı. Büyükada nüfusunda Rumlar ağırlıklı olduğu için sakatatların adı Rumca söylenirdi: Ciğer stokaki, yürek kardiyaz, dalak ispilina, kelle kefalakya, beyin miyalo, paça podarakya diye satılırdı. O yıllarda yalnızca Büyükada'da dört ciğerci vardı.

Ciğerci Altan askerden dönünce kendi ciğerci dükkânını açtı.

Altan Sönmezler Büyükada'da ciğerciliği kadar futbolculuğuyla da tanınırdı. Santrhaf olarak tam 25 yıl Adalar takımında top koşturdu.

Bugün adalardaki tüm ciğerciler kapandı ancak Altan hâlâ direniyor. En çok sakatatta yüksek kolesterol olduğunu söyleyenlere kızıyor, "Ben her Allah'ın günü yiyorum ne kolesterol var ne lipit" diyor. Ciğerci Altan, eski İstanbul lezzetlerinden bumbar ve dalak dolmasının, uskumru dolması ve çirozunun, külbastısının unutulduğu gibi sakatat yemeklerinin de unutulacağından yakınıyor.

Kategori Adalılar
Perşembe, 21 Nisan 2011 23:39

Papa Kosta

Papa Kosta kısa boylu, boyunun tam tersine upuzun bembeyaz sakallı, çok nurani, çok sevimli bir din adamıydı. Ama bu özellikleri Burgazada'daki manastırın bağından üzüm çalmaya kalkışanlara acımasını sağlamazdı. Elleriyle yetiştirdiği birbirinden güzel şaraplık üzümleri gizlice çalmaya kalkanları cezalandırma yöntemi adada nam salmıştı. Av tüfeğinin fişeklerinden saçmaları boşaltır, yerine sıkıştırılmış tuz koyar; üzüm çalana önce bağırıp kaçmasını bekler, ardından tam kalçasından vururdu. Tuz çarpınca dağıldığı için yara açmaz ama can yakardı. Burgazadalı pek çok çocuk ve genç bu acıyı tatmıştı.

Papa Kosta çok güzel şarap yapardı. Kilise için yaptığı şarabı kimselere vermezdi ama yeni bir fıçı açtığında, sevdiği bazı gençlere bir şişe verip tattırır, övgülerini alırdı. Kalpazankaya'ya giderken uğrayan tanıdığı bazı gençleri de kırmaz, gönlünden kopan bir şişe şarabı hediye ederdi.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 00:05

Deli Memduh

Memduh, Çınar Meydanı'na inen yokuşlardan birinde otururdu. Her gün muntazaman meydana iner, ağzından hiç eksik etmediği sigarasıyla en fazla on metrelik bir parkur üzerinde volta atmaya başlardı. Kendi kendine konuşur; durmadan gider gelir, gider gelirdi. Kimseye zararı yoktu. Yemek vakti geldiğinde annesi çağırır o da itirazsız eve dönerdi. 60'lı yaşlarının ortalarına değin bu böyle devam etti, sonra vefat etti.
Kategori Adalılar
Perşembe, 21 Nisan 2011 23:27

Bakkal Necmi

1964 kararnamesi yüzünden Yunanistan'a göç etmek zorunda kalan Bakkal Sari, altında dükkânının yer aldığı evini yeni emekli olan Burgazada'nın komiseri Ahmet Akgün'e satmıştı. Komiser Ahmet de evi oturması, dükkânı işletmesi için oğlu Necmettin'e verdi.

Necmettin Burgazada'nın yeni yetmelerinin hepsinin "Necmi abi"siydi ve çok sevilirdi. Yeni yetmelerin biri de gazeteci yazar Engin Aktel'di. Engin arkadaşlarıyla birlikte dükkâna girer, kalabalıktan istifade, bir kenarda yan yana duran teneke bisküvi kutularını açar hepsinden birer tane alıp yer ve arkadaşlarına da verirdi. Necmi abileri durumu fark edip, "Hoop, hoop!" diye bağırdığında, Engin, "Kalite kontrolü yapıyorum" derdi. Para ödemeden çıkıp giderlerdi. Bazı günler gelip meşrubat içerlerdi, Necmi abileri yine ses etmezdi.

Ay sonunda, Necmettin Akgün hiç kaçırmaksızın hepsini listelediği "çalıntıların" parasını onlardan ister ve alırdı. Daha büyüyünce, geceleri dükkânın arka bahçesinden ucuna torik iğnesi bağladıkları balık oltasıyla bira kasası çekmeye kadar vardırdılar işi ama ay sonunda hesabın kendilerine çıkarılmasından kurtulamadılar. Necmi abileri çok toleranslıydı, asla kızmazdı ama gözünden bir şey kaçmazdı. Bakkal Necmi vefat ettikten sonra yerine manav dükkânı açıldı.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 00:10

Asker Hüseyin

Askerliğini çok geç yaptığı için "Asker" lakabı takılan Hüseyin genellikle balık satardı. Demokrat Parti döneminde ona Büyükada'da sabit bir balık tezgâhı verildi ama biraz dağınık bir kişilikti, başını çeşitli dertlere soktu ve başarılı olamadı. 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra bugünkü elektrik idaresinin civarında bir balık tezgâhına daha sahip oldu. Sevdiği insanlara karşı bonkördü, enikonu fiyat kırardı. Ama delibozukluk orada da gelip yakasına yapıştı. Beş parasız kaldığı bir gün civardaki esnaf, "Anadan doğma soyunup buradan iskeleye kadar koş, sana 5 lira vereceğiz!" diye onu ikna etti. Asker Hüseyin, "Tamam!" dedi, anadan doğma soyundu ve iskeleye doğru koşmaya başladı. Onu koşturanlar derhal telefona sarılıp Asker Hüseyin'i polise ihbar ettiler. Hüseyin iskelede polisler tarafından karşılandı ve gözaltına alındı.

Bütün delibozukluğuna karşın bir gün nasıl becerdiyse esnaftan birinin boşandığı eşiyle evleniverdi. Hiç çocukları olmadı ama Asker Hüseyin bir anda duruldu, uslandı, efendi bir adam haline geldi.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:41

Niko ve Yusuf Alyanak

Niko ve kardeşi Yusuf Alyanak, Heybeliada'nın demircilik ve su tesisatı ustalarıydı. Refah Şehitleri Caddesi'ndeki küçücük dükkânlarında demirden imal edemeyecekleri şey yoktu. Niko biraz aksi, Yusuf güler yüzlüydü ama ustalıklarına diyecek yoktu.

Niko Usta Heybeliada Aya Nikola Kilisesi'nin baş hafızıydı. Türk sanat müziğini de çok güzel söylerdi. 1983 yılında iki kardeş birlikte bir televizyon programına davet edildiler. Önce Niko Usta'ya şarkılar söyletildi sonra sohbet devam etti. Ne yapıp ettikleri, akrabaları sorulurken, Yusuf Usta kız kardeşinin Yunanistan'a gittiğini, mutlu olduğunu çünkü kocasının ona iyi baktığını söyledi. Sunucu, "Siz niye gitmiyorsunuz? Orada daha rahat edersiniz" der demez, Yusuf Usta'nın güleç yüzü bir anda değişti. Cebinden nüfus cüzdanını çıkardı, "Bak, oku burada ne yazıyor! Ben senin gibi Türk vatandaşıyım. Sen şimdi bana ne demek istiyorsun!" diye gürledi.

Yusuf Alyanak 2006 yılı Şubat ayında vefat etti, Heybeliada Rum Ortodoks Mezarlığı'na gömüldü.

Kategori Adalılar
Perşembe, 21 Nisan 2011 23:15

Bahçıvan İsmail Amca

İsmail Bucak, ünlü Bilecik Rakı'sının sahibi İstepan Berberyan'ın köşkünde bahçıvanlık yapıyordu. Daha önce Gül Baba denilen köşkün bahçesindeki yüzlerce tür güle gözü gibi bakmıştı. 1959 yılında bahçıvanlığı bıraktı ve geçmişte bir kır kahvesi olan Kalpazankaya'da kır lokantası açtı. Denizi, kayalıkları ve ağaçlarıyla doğa harikası bu yerin o günlerde yolu bile yoktu. Artık herkes tarafından İsmail Amca diye anılmaya başlayan İsmail Bucak, tamamen kendi çabasıyla çevreyi düzenledi, bir toprak yol açıp ulaşımı sağladı. Mezeler ve et yemekleri yapıyor, müşterilerine bira, rakı ve ev yapımı şarap sunuyordu.

İsmail Amca, 1970'li yıllarda çevreye çadır kurulmasına da izin verdi. O yıllarda İstanbul'u Katmandu yolunun ana kavşağı yapan hippiler sıkça gelip çadır kurdu Kalpazankaya'ya. Burgazadalı gençler de gitarlarını alıp Kalpazankaya'ya gelirdi yaz akşamlarında. Onun vefatından sonra işletmeyi oğlu Erdoğan Bucak üstlendi ve Kalpazankaya'yı bugünkü haline getirdi. Yaz-kış çalışan lokanta kır düğünlerinin de popüler mekanı haline geldi.

Erdoğan Bucak'ın ölümünden sonra kır lokantasını bugün üçüncü kuşaktan torun İsmail Bucak işletiyor.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:29

Eşekçi Leylam

Büyükada'da eşek kiraya verenlerin ve eşekle taşımacılık yapanların büyük çoğunluğu Yozgatlı veya Çorumluydu. Eşekçi Leylam da onlardan biriydi. Diğerlerinden farkı, yüzünün bir yanının eşek tepmesi yüzünden göçük olması ve lakabıydı. Esmer, ufak tefek adamın gerçek adını kimse kullanmazdı.

Bugünkü İş Bankası'nın önüne denk gelen yerde eskiden eşek durağı vardı. Vapurdan inenler oradan eşek kiralayıp evlerine giderdi. Bugünkü bisiklet turları gibi o zamanlar eşek turları popülerdi.

Eşekle kıra pikniğe gidilir, eşekli mehtap gezileri düzenlenirdi. Eşekçiler yol boyunca eşeklerinin yanında koşar, hayvan boş dönecekse sırtına binip durağa dönerdi.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:51

Sedat ve Todoraki Muhtarlar

Adalar 1935-1936 yıllarında nahiye oluncaya kadar Büyükada kaymakamlık, diğer adalar muhtarlıktı. 1935 öncesinde bir tür devlet memuru sayılan muhtarların yetki ve sorumlulukları çok fazlaydı. Adalardaki cemaatlerin nüfus yoğunluğuna göre birden fazla muhtar atanırdı. 1930'lu yıllarda Heybeliada'nın "Muhtar-ı evvel"i yani birinci muhtarı yazar Nejat Gülen'in babası Sedat Gülen'di. "Muhtar-ı sani" yani ikinci muhtar ise Todoraki Efendi'ydi (Todoraki Milyonoğlu).

Muhtarlığın İskele Gazinosu'nun içinde camekânla ayrılmış özel bir yeri vardı ve iki muhtar uyum içinde çalışırdı. Yoksul Müslüman ve Hıristiyanların işlerini para almadan görürlerdi.

Kategori Adalılar
Sayfa 1 / 6
Buradasınız: Home Adalar Sedefadası Etikete göre gösterilenler Adalılar