Kınalıada
Cuma, 22 Nisan 2011 09:39

Sadık Bey

Sadık Bey, yani Sadık Güzelosman, Heybeliada Ruhban Okulu'nun arkasındaki koyun kuytuluğundaki arazisinde çiçek yetiştiriciliği yapardı. Sadık Bey, bir Heybeliada gezisinde çiçeklerin güzelliği dikkatini çeken Atatürk'ün teşvikiyle 1938 yılında bir çiçek kooperatifi kurdu. Kooperatif 1945 yılında resmiyet kazandı. 1946 yılında Türkiye'nin ilk çiçek mezadı, Sadık Güzelosman tarafından Çiçek Pasajı'nda açıldı. Sadık Bey bugün yok ama kooperatif ve çiçek mezatları devam ediyor.

Sadık Güzelosman ünlü bir çiçekçiydi ama onu asıl popüler kılan uğraşı, 1930'lu yıllarda çiçek yetiştirdiği yerin hemen yanı başında kurduğu ve işlettiği, adıyla anılan ünlü Sadık Bey Plajı'ydı.

Plajın üç katlı trampleni, büfesi, lokantası ve gece kulübü de vardı. Heybeliadalıların ve İstanbul'dan gelenlerin deniz zevkini tatmin ettiği, geceleri de kulüpte dans ettiği müstesna bir yerdi Sadık Bey Plajı. En ünlü konuğu, her yaz oğulları Ömer, Erdal ve kızı Özden'le plaja gelip, mutlaka ünlü çivileme atlayışını yapan Başbakan, Cumhurbaşkanı ve muhalefet lideri İsmet İnönü'ydü.

Sadık Bey'in vefatından sonra plaj ve gazinosu vasiyeti uyarınca Darülaceze'ye kaldı. Çiçek bahçeleri ise imara açıldı.

Bugün Sadık Bey Plajı'nın yakınında Heybeliada Su Sporları Kulübünün yüzme havuzu ve tesisleri var.

Kategori Adalılar
Perşembe, 21 Nisan 2011 23:48

Balıkçı Sami

Sami Burgazada'ya geldiğinde henüz 18 yaşında Anadolulu bir delikanlıydı ve ne denizden ne de balıktan anlardı. Şansı yaver gitti, adanın en ünlü balıkçısı Stelyo Reis'in yanında çalışmaya başladı ve işin tüm inceliklerini ondan öğrendi.

Stelyo Reis balık yatakları konusunda uzmandı. O uzmanlığı Sami ondan devraldı. Oyle ki, Yunanistan'a göç ederken tüm balık yataklarının kerterizlerini kaydettiği gizli defterini ona bıraktı, Sami adanın en önemli balıkçılarından biri haline geldi.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 00:14

Baki Yener

Baki Yener, Adalar Belediye Şube Müdürlüğü'nün Fen İşleri şoförüydü. Babası Ali Yener'in (Topal Ali) fayton meydanı girişinin sağ tarafında lokantası vardı. Baki Yener son derece mütevazı yaşamına rağmen Büyükada'da futbol denilince akla ilk gelen isimdi. Bu ününü çok iyi futbolculuğuna, gol maharetine değil futbol aşkına borçluydu. Hayatını futbola adamıştı. Biraz paytak bacaklı olduğu için güzel futbol oynayamazdı ama Adalar Takımı'nda oynatılmadığı zaman çok kırılır, küplere binerdi. Baki Yener'in futbola duyduğu aşk karşılıksızdı ama bu onu asla yıldırmadı. Futbolla yattı, futbolla kalktı; Futbol Federasyonu'nun "Monitör" kurslarına gitti, diplomasını aldı ve antrenör olarak Adalar Takımı'nın başına geçti. Adalar Futbol Takımı demek Baki Yener demekti. Pek çok genç yoksul futbolcuyu iyi beslenebilsin, okulunu bırakmasın diye cebinden para vererek destekledi. Oysa kendisi de son derece güç koşullarda yaşıyordu. Hiç evlenmedi. Bugünkü Adalar Belediye binasının olduğu yerdeki Fen İşleri deposunu evi bildi, orada yatıp kalktı.

Futbol aşkıyla yaşadı, futbol aşkıyla öldü.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:27

Kriton Dinçmen

"Kışları ada, hemen hemen boşalıp, tek tük evlerde geçmişlerine kıvrılıp kalmış bir-iki ihtiyara kalınca, hiçlik egemenleşerek artık kendisinin dahi hiçleneceği sonu bekler... (...) İhtiyarlar bahçeden topladıkları bir-iki çalı çırpı ile tutuştırdıkları mangallarını evin en küçük ve rüzgar tutumayan odasında yakar; kendilerinin var oldukları zamandan beri tanıdıkları ve bugünkü hiçliklerine duygusal bir katılım ile saygı duyan esnafın kapılarına kadar getirdikleri ve yazın ödenmek üzere veresiye defterlerine geçirdikleri yiyeceklerle geçinir ve kendi içlerindeki bitmiş dünyada günlerini geçirirler."

Dr. Kriton Dinçmen tutkuyla sevdiği Heybeliada'dan sıradan insan yaşamlarını, "Symhonia Kakophonica" kitabında böyle anlatıyor.

1924 yılında Heybeliada'da doğan Kriton Dinçmen, 1948'de İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni bitirdi, nöroloji ve psikiyatri ihtisası yaptı. 1961 - 1965 yılları arasında ADB'de, New Jersey Monmouth Medical Center'da dinamik psikiyatri alanında çalıştı, pek çok makalesi en saygın tıp dergilerinde yayınlandı ve pek çok araştırmacı tarafından kaynak gösterildi.

1965 yılından itibaren Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde çalışmaya başlayan Dinçmen, 1982- 1994 yılları arasında Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu Başkanlığı, 1990- 1999 yılları arasında Adli Tıp Enstitüsü'nde öğretim üyeliği yaptı. Kriton Dinçmen, 27 Ağustos 2008 tarihinde 84 yaşında hayata veda etti. Vasiyeti üzerine Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Anatomi Anabilimdalı Başkanlığına bağışladığı bedeni, tıp öğrencilerinin eğitimde kullanıldı.

Kategori Adalılar
Pazartesi, 30 Mayıs 2011 09:49

Bakkal Dimopulos

Bakkal Dimopulos Büyükada’nın en önemli ve en büyük bakkalıydı. Dükkânı bakkal Leonidas'ınki kadar estetik ve şık değildi ama en iyi işi her zaman o yapardı.

Bugünkü Marin Otel'in çapraz köşesindeki dükkânı halen boş..

Kategori Adalılar
Pazartesi, 30 Mayıs 2011 09:49

Ahmet Fazıl ve Cavidan Erbelger

1913 doğumlu Ahmet Fazıl Erbelger henüz 9 aylıkken ailesiyle birlikte Burgazada'ya geldi. Ahmet Fazıl 5-6 yaşlarındayken Erbelger ailesi, Orhon ailesiyle birlikte Gönüllü Caddesi'nde 2 numaradaki Sinyonosoğlu köşkünü kiraladı. O ailenin de Ahmet Erbelger'le aynı yaşta Cavidan adlı bir kızı vardı. İki çocuk hemen arkadaş oldu. Ahmet ve Cavidan birlikte büyüdüler, birbirlerine âşık oldular ve evlendiler. Aile artık Gönüllü Caddesi 40-42 numaralardaki Erbelger köşkünde oturuyordu. Ahmet Erbelger tıp alanını seçti, başarılı ve ünlü bir göğüs cerrahı oldu. 7 dil bilen Cavidan Erbelger, Türkiye Telefon İdaresi İstanbul'da kurulurken orada çalıştı. Sporla da ilgilendi. İyi bir yüzücü ve biniciydi. Türkiye'nin ilk milli yüzme takımında yer aldı, Rusya'daki yarışmada ülkesini temsil etti ve ikinci oldu. Antrenman yaparken Burgazada'dan Kınalıada'ya yüzerek gidip gelirdi. Çeşitli zamanlarda Maltepe'ye kadar yüzdüğü de oldu. Dr. Ahmet Erbelger, 1940'lı, 1950'li yıllarda Türkiye'yi kasıp kavuran verem hastalığıyla mücadele etmeyi seçti. Heybeliada Sanatoryumu'nun önemli doktorlarından biriydi. Verem tedavisine katkıda bulunacak çalışmalara öncülük etti. Daha sonra Dr. Siyami Ersek'le birlikte Haydarpaşa Göğüs Cerrahisi'ni kurdu. Erbelger ailesi 9 odalı köşklerinde eski İstanbul'un güngörmüş varlıklı ailelerinin yaşam düzenini devam ettiriyordu. Evde çocukların "abla" dedikleri yardımcılar ve aşçılar vardı. Konuk geldiğinde yemek masasının iki ucundaki beş kollu şamdanlarda mumlar yanar, beyaz eldivenli garsonlar servis yapardı.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 00:04

Zıvart Yaya ve Diruk Tantik

Zıvart ve Diruhi çocuk dolu bir evde onları büyüten iki kadındı. Burgazadalılar onlara "İki kumalar" derdi. Zıvart'ın çocuğu olmayınca kocası daha genç bir kadınla, Diruhi'yle evlenmiş ve beş çocukları olmuştu Camiye çıkan yokuşun dibindeki lokantanın yerindeki tek katlı prefabrik bir evde oturan Zıvart ve Diruhi, müthiş bir uyum ve dostluk içinde çocukları büyüttüler. Ortak eşleri öleli çok olmuştu ancak onlar yaşadıkları sürece hiç ayrılmadan çocuklara annelik ettiler.

Çocukları, Apik, Tatyos, Yeğsapet, Vartanuş ve Hayganuş her zaman ikisine birden "anne" dedi.

Kategori Adalılar
Perşembe, 21 Nisan 2011 23:55

Şemsi Molla

Büyükada'da, Şemsi Molla'nın sözünden kimse çıkamazdı. Aksiliği ve lafını esirgemediği için ondan çekinilir, hastalardan para almadığı ve yardımsever olduğu için sevilirdi. İster sevgiden ister korkudan, o ne derse olurdu. Ada esnafı belediyeden çok ondan çekinirdi.

Kuleli Askeri Lisesi Başhekimi Şemsi Molla'nın aksilik maskesinin ardında müthiş bir mizah ve hiciv gücü gizliydi. Yakın arkadaşı şair ve yazar Recaizade Mahmud Ekrem, bu özellikleri yüzünden ona "Ada Beyi" derdi

Şemsi Molla 1844 yılında doğdu. Önce medrese eğitimi alıp sonra babası, 2. Abdülhamit'in Hekimbaşı Celalettin Efendi gibi askeri hekim oldu, ihtisasını Paris'te tamamladı.

Şemsi Molla, vapur seferlerinin düzenli hale gelmesinin ardından yaz-kış Büyükada'da oturmaya başladı. Her gün Kuleli Askeri Lisesi'ne gidip gelirdi. Adadaki yoksul hastaların din-köken ayırmayan gönüllü hekimiydi. Recaizade Mahmud Ekrem'in oğlu, yazar ve eğitimci Ercüment Ekrem Talu anılarında Şemsi Molla'ya sıkça yer verir. Bunlardan birinde babasının Şemsi Molla'nın bir yağlıboya portresini yaptığını anlatır. Molla resim bittikten sonra bakar, "Yahu bu ben değilim!" der. "Sen değilsen de, ya kim" diye sorar Recaizade. Molla aksileşir: "Aşiret beylerinden biri! Sen galiba bana Ada Bey'i diye diye yüzümü de ters görmeye başladın". Recaizade altta kalmaz, "O terslik senin huyundan sirayet etmiştir. Yoksa ben doğru görürüm" diye tartışmayı noktalar ama Şemsi Molla'nın ikna olması haftalar sürer. Tanıdığı herkesi evine çağırıp resmin kendisine benzeyip benzemediğini sorar. Şemsi Molla 1894 yılında henüz 50 yaşındayken hayata veda etti.Hastanenin karşı köşesinden başlayıp, Büyükada Kültür Evi'nin arkasına kadar giden sokak bugün onun adıyla anılıyor.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:50

Aktar Arhimidis Efendi

Arhimidis Efendi'nin Heybeliada Aya Nikola kilisesi karşısındaki aktar dükkânında her derdin devası ve her çocuğun beklentisi aynı anda karşılık bulurdu. Kısa boylu, çıplak kafalı, kalın kaşlı, kalın sesli Arhimidis Efendi müşterisinin şikâyetlerini büyük bir dikkatle dinler, raflardaki üstü etiketli oval kutuları bir kimyager edasıyla indirip, gerekli ilacı hazırlardı. Reklis (Rakakiya) denilen anason pestili çok ünlüydü. Siyah, lastik görünümlü şeritler halindeki keskin anason kokulu şekersiz pestil; ağız kokusunu giderir, nefes açardı.

Tek bir ampulle aydınlanan, kepenkleri daima yarı inik izbe dükkân çocuklar için bayramyerinden farksızdı. Çikolatalı Zambo çikleti, Mabel çikleti, şemsiye çikolatası, kuru lokum, leblebi tozu, renkli macun şekeri, akide şekeri, nane şekeri hatta sapan lastiği, şimşir topaç, rengârenk cam bilyeler... Yani bir çocuğu mutlu edecek her şey oradaydı.

Dükkân yaz kış açıktı. Yazla kış arasındaki tek fark, Arhimidis Efendi'nin yelekli takım elbisesi üstüne giydiği yerlere kadar uzun kalın palto ve ellerine geçirdiği yarım parmak yün eldivendi. İstanbul'a mal almaya gittiğinde dükkânda eşi ve kızı Amalia dururdu. Amalia, kırmızı ya da koyu portakal rujunu sürmeden dükkâna inmezdi. Anne kız, satış yapar ama ilaç yapmazdı. O iş Arhimidis'in sorumluluğundaydı.

Arhimidis Efendi ve eşi hayata veda etti. Kızları Madam Amalia ve torunları Dr. Ligor, yazları Heybeliada'ya gelmeyi hiç ihmal etmiyor.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 00:12

Kunduracı Manol ve Diğerleri

Kunduracı Manol'un (Manolis Epirus) dükkânı çarşıdaki bugünkü elektrik idaresinin yanındaydı. O zamanlar hazır ayakkabı almak kolay değildi. Ya Beyoğlu'ndaki lüks ayakkabıcılardan alınacak ya da Sümerbank'ın fabrikasyon ayakkabıları tercih edilecekti. İlki her babayiğitin harcı değildi çünkü çok pahalıydı. İkincisi ucuzdu ama yeterince şık ve rahat olmadığı için pek tercih edilmiyordu. Ismarlama ayakkabı hem daha ucuza geliyor hem de değişken zevklere hitap ediyordu. Bu yüzden Büyükada'da Manol başta olmak üzere Tanaş, Agop, Hristo gibi birçok ayakkabıcı vardı. Ölçü alırlar, model seçtirirler ve istenilen ayakkabıyı ahşap kalıplar üzerinde kısa sürede yapıp teslim ederlerdi. Ada yaşamı bu bakımdan da kendi kendine yetmeyi başarıyordu. Bugünkü elektrik idaresinin olduğu yerde bir de Karamürselli Faik vardı ama yalnızca tamirciydi.

Kategori Adalılar
Sayfa 1 / 6
Buradasınız: Home Adalar Sedefadası Etikete göre gösterilenler Adalılar