Kınalıada
Çarşamba, 14 Eylül 2011 10:13

Salvatore Valeri

Romanın biraz güneyindeki bir deniz kasabası olan Nettuno'da doğdu. Roma'da San Luca Akademisi'nde resim öğrenimi gördü. 19 yüzyıl sonlarında Sanayi-i Nefise Mekteb-i Alisi'nin (Güzel Sanatlar Akademisi) kuruluşu sırasında İstanbul'a geldi ve bu okula yağlıboya resim hocası olarak girdi. II. Abdülhamid'in şehzadelerine de resim dersi versi. 1890 yılında padişah tarafından “Osmani” nişanı ile ödüllendirildi. 1901-1904 arasında açtığı çeşitli sergilerle büyük beğeni kazandı. Kınalıada’ya yerleşti ve yalı sahilinde altında kayıkhanesi bulunan, tavanları süslemelerle dolu zarif bir evde oturmaya başladı (bugün yerinde bir apartman var)Çalışmalarına burada devam ederken yaptığı “Saka” , “İstanbul Çingeeneleri”, “Zeybek” gibi yapıtları büyük ses getirdi.

Kınalıada'da Valeri Yalısı'nı inşa etti. 1915'te İtalya'ya geri döndü. Nettuno'da öldü.

Salı, 20 Eylül 2011 15:27

Niko Kovi

1953 doğumlu Niko Kovi Kınalıada'nın futbol yıldızlarından biriydi. Biriydi, çünkü ada futbolcu fabrikası gibi çalışıyordu. Vefa ve Beşiktaş takımlarında yıllarca oynayan Niko 16 kez milli oldu. Kınalıadalı bakkal Hristo ve ev hanımı Hrisi'nin oğlu olan yaz kış adalı Niko kendi kuşaklarının futboldaki başarısını, ""abilerinin"" Kınalıada'daki yaz maçlarına bağlıyor. Yazın lig tatile girince, dönemin pek çok yıldız futbolcusu adalardaki yazlıklarına gelirdi. Her pazar günü bu yıldızların da kadrosunda yer aldığı takımlar, Kınalada'nın Jarden denilen sahasında iddialı maçlar yapardı. Turgay Şeren, Kadri Aytaç, Lefter Küçükandonyadis, Koço Kasapoğlu bu maçların müdavimiydi. Pazar günleri maçlar sabahtan başlar akşam hava kararıncaya değin sürerdi. Niko, ""Bayram gibiydi, fiesta gibiydi bizim için"" diyor. Bu futbol fiestasını görmeye İstanbul'dan bile seyirci gelir, maç tutkunlarının iki-üç bine ulaştığı olurdu. Temmuz ayında hazırlık kampları başladığında profesyonel futbolcular gider ama turnuvalar eylül ayında okullar açılıncaya kadar devam ederdi. ""Abilerini"" izleyerek futbol aşkına kapılan Onur (Belge), Arif (Pırnal), Garo (Hamamcıyan), Hayko, Süleyman, Coşkun (Özden) gibi Kınalıada gençleri yıllarca Türkiye'nin pek çok takımında başarıyla top koşturdu. Niko da altı yıl Vefa'da,beş yıl Beşiktaş'ta oynadı ve Panathinaikos'a transfer oldu. Beş yıl Panathinaikos'ta, iki yıl da Ohri'de oynadıktan sonra futbolculuğu bıraktı. Uzun yıllar Yunanistan'da teknik direktörlük yaptıktan sonra Panathinaikos'un altyapı sorumlusu oldu. Bugün kendi deyişiyle ""150 çocuğu ve 10 takımı"" var. Niko her yıl Adaları mutlaka ziyaret ediyor ve Arif Pırnal başta olmak üzere arkadaşlarıyla buluşuyor.

Kategori Adalı Sporcular
Salı, 20 Eylül 2011 13:15

Candemir Berkman

 Milli futbolcu. Galatasaray ve Vefa takımlarında oynamıştır.
Kategori Adalı Sporcular
Salı, 20 Eylül 2011 13:11

Bedros Camcı

Şişlispor'da masa tenisi oyuncusu.
Kategori Adalı Sporcular
Salı, 20 Eylül 2011 13:31

Diran Vanlıyan

Şişli, Yeni Şişli ve Taksimspor'da oynadı.
Kategori Adalı Sporcular
Salı, 20 Eylül 2011 16:23

Vartan Tetikbaş

Masa tenisi ve tenis oyuncusu (Fenerbahçe, Beşiktaş, TED)
Masa tenisinde Fenerbahçe'nin takım kaptanıydı. Sonra tenise geçti, TED kulübünde pek çok kez tek erkekler Türkiye şampiyonu oldu.
Kategori Adalı Sporcular
Salı, 20 Eylül 2011 16:04

Tito Komninos

Beyoğluspor ve İTÜ'de oynadı.
Kategori Adalı Sporcular
Salı, 20 Eylül 2011 13:20

Coşkun Özden

Amatör milli. Şişli, Galatasaray, Gedikpaşa, Fenerbahçe, Vefa takımlarında oynadı.
Kategori Adalı Sporcular
Salı, 20 Eylül 2011 12:58

Arşak Feruhan

Kaleci, yönetici (Şişli)
Kategori Adalı Sporcular
Pazartesi, 19 Eylül 2011 17:59

Horoz Reis Berç Yetvart Akdeniz

Adalılar sedyedeki yaşlı adamı elbirliğiyle Horoz Reis'in teknesine yerleştirdi. Kartal'a dümen tutan tekne Büyükada'dan açıldıkça lodos deli gibi bindirdi. Horoz Reis, karanlıkta görünmeyen dalgaları hissediyor, tekneyi onların suyuna göre yönetiyordu. Kartal'ın karanlığın içinde göz kırpan ışıkları yaklaştıkça dalgalar büyüdü. Dümeni tutmak bile zordu ama Horoz Reis, güçlü kasları ve bilgisiyle baş etti. Hasta karaya çıkarılırken Horoz Reis refakatçisinin kulağına eğildi, "Arabaya verecek paran var mı" diye sordu. Olmadığını bakışlarından anladı, bir miktar parayı onun cebine sokuşturdu... Balıkçı Artin ve eşi Uskuhi'nin 1926 yılında doğan ve baba mesleğini seçen iki metreye yakın boyda, yüz yirmi kiloluk sarışın, çakır gözlü oğlu Berç Yetvart Akdeniz, kimilerine göre adaların Hızır'ı kimilerine göre de Poseidon'uydu. İyi yüreği, güçlü kolları ve motoruyla inancına ya da ekonomik düzeyine bakmaksızın hasta olan herkesin imdadına koşardı. Sonbahar ve kışları ığrıp ağıyla balıkçılık yapar; ilkbahar ve yazları tayfalarıyla birlikte yazlıkçıların tekne bakımlarını üstlenirdi. Ünlü "Horoz" lakabını ise çocukluk yıllarında kazanmıştı. Yoksulluk ve yoksunluk yıllarında çok sevdiği tahtadan yapılmış yegane oyuncağı horozu kaybedince ardından aylarca ağlamış ve adı o günden itibaren "Horoz" olarak kalmıştı. Babasının ardından balıkçı reisi olunca da aynı lakapla anılmaya devam etti. Horoz Reis, 1978 yılında henüz 52 yaşındayken kalp krizi yüzünden hayata veda etti. Galatasaray'daki Üç Horon Ermeni kilisesindeki kalabalık törenin ardından pek çok teknenin katılımıyla kendiliğinden oluşan görülmemiş büyüklükteki bir deniz konvoyuyla Kınalıada'ya götürüldü ve defnedildi. Adı bugün hastaları ana karaya götürmekle yükümlü belediyeye ait cankurtaran motoru Horoz Reis'te yaşatılıyor.
Sayfa 4 / 18
Buradasınız: Home Adalar Kınalıada