Kınalıada
Cumartesi, 17 Eylül 2011 00:40

Berber Yani Zurnacaki

Heybeliadalı berber Yani Zurnacaki ufak tefek, çelimsizce bir adamdı ama denize kışın girer, yazın, "Çorba gibi sıcak suya girilir?" derdi... Adada başka berberler de vardı ama o ünlülerin berberiydi. Çocuk tıraşı yapmazdı. Gençler için saçını Yani'ye kestirebilmek; büyümekle eşdeğerdi. Tıraş ücreti belirsizdi. Müşterisinin durumuna, statüsüne göre para alırdı. Öğrencilerden az para alır, okulu bitirip iş tutana zam yapardı. En ünlü müşterisi, yazlarını Heybeliada'da geçiren ve Sadıkbey Plajı'nda denize çivileme atlamasıyla ünlenen Türkiye'nin 2. Cumhurbaşkanı, başbakanı, muhalefet lideri İsmet İnönü'ydü. Adada olduğu sürece İnönü bazen dükkâna gelip tıraş olur bazen de Yani'yi eve çağırırdı. Yani Zurnacaki, koyu bir Cumhuriyet Halk Partiliydi. 1950-1960 yılları arasındaki Demokrat Parti iktidarı süresince esnafın büyük çoğunluğu dükkânlarına Atatürk fotoğrafının yanı sıra o zamanki Cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın ve Başbakan Adnan Menderes'in, yani Demokrat Parti liderlerinin fotoğraflarını asardı. Yani'nin dükkânında ise her zaman İsmet İnönü'nün resmi asılı olurdu. Yani Yunanistan'a gitmedi, adada öldü ve adaya gömüldü.
Cumartesi, 17 Eylül 2011 00:19

Ayşe Azra ve Kemal İnal

1945 yılından vefat ettiği 1966 yılına değin Vehbi Koç'la birlikte çalışan, İstanbul Ford bayiliğinin ilk yöneticisi, Otosan'ın murahhas azası ve Koç Holding'in ilk birkaç isminden biri olan Kemal İnal çocukluk yıllarından itibaren Büyükadalı'ydı. Çok genç yaşta evlendiği eşi Ayşe Azra İnal ressam olmak istiyordu. Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'ne gitti, Beşiktaş'ta aralarında Nuri İyem'in de olduğu bazı ressam arkadaşlarıyla stüdyo kurdu ve resim yapmaya koyuldu. Ancak Büyükada'nın genç karı kocanın hayatında her zaman ağırlıklı bir yeri vardı. Ayşe Azra ve Kemal İnal yazları mutlaka Büyükada'da geçirir, her fırsatta küçük sandallarına atlayıp adanın tadını çıkarır, bir adalı gibi yaşarlardı. Eşinin erken vefatından sonra, Ayşe Azra İnal, bu misyonu tek başına sürdürdü. 5 beygirlik kıçtan takma motorlu küçük sandalıyla tek başına adanın arkasındaki koylara gider, denize girer, midye çıkarıp çocuklarına nefis yemekler hazırlardı. Bu yolculuklarında resim malzemelerini de yanından ayırmaz canının çektiği yerde karaya çıkıp şövalesini kurar ve ada tabloları yapardı. Bazıları Anadolu Kulübü'nde olmak üzere pek çok sergi açtı. Ayşe Azra İnal, 70'li yaşlarında bile bu yaşam biçimini değiştirmedi, 1998'de hayata veda etti.
Cumartesi, 17 Eylül 2011 00:18

Aslan Fatin Yener

Sevin Zorlu'nun oğlu.
Pazartesi, 19 Eylül 2011 21:32

Sevim Böke (İlbay)

Atatürk bir dönem yazlarını Florya’daki Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nde geçirdi. 1920'lerin sonları ve 1930'larda, Savarona yatı öncesindeki Ertuğrul yatı veya Sakarya motoruyla Boğaziçi, Haliç ve Adalar'da geziye çıkar, dostlarını ziyaret ederdi. Deniz gezilerindeki önemli ve sıkça uğrayıp dinlendiği duraklarından biri yazları Büyükada'da oturan çocukluk arkadaşı mühendis ve milletvekili Asaf İlbay'ın yalısıydı. İlbay Atatürk'ün teknesinin rahatça yanaşabilmesi için yalının önüne bir rıhtım yaptırmıştı.Atatürk ziyaretlerinde kimseye yük olmak istemez; aşçısını, garsonlarını, meze ve içeceklerini beraberinde getirirdi. Evin geniş terasındaki masalarda yemek ve sohbet gece boyu sürerdi. Asaf İlbay'ın beş yaşındaki kızı Sevim (Böke), Atatürk'e bayılırdı. O gelir gelmez kucağına tırmanır hemen tespihiyle oynamaya başlardı. Tespihi alıp kolye gibi boynuna takar, Atatürk onu sevgiyle izlerdi. Atatürk onunla çocuğuymuşçasına ilgilendi. Yazlarını Büyükada’da geçirmeye bugün de devam eden Sevim Böke, Atatürk'ün kendisine çarliston dansı öğrettiğini, briç dersleri aldırdığını anımsıyor. Asaf İlbay sonradan "Atatürk’ün Hususi Hayatı" adlı pek çok anekdota yer veren bir kitap yazdı.
Cumartesi, 17 Eylül 2011 00:25

Bakkal Hristo

Niko Kovi'nin babası.
Cumartesi, 17 Eylül 2011 00:16

Artin Akdeniz

Horoz Reis'in babası.
Cumartesi, 17 Eylül 2011 00:39

Berber Niko Kasapoğlu

Koço Kasapoğlu'nun babası.
Cumartesi, 17 Eylül 2011 00:26

Bakkal Lefter

Bakkal Lefter başlangıçta Büyükada'nın Nizam semtinde mahalle bakkalıydı ancak sonradan çarşıya gelip yeni bir dükkân açtı. Bir dönem muhtarlık da yapan Lefter'in eşi Yunan vatandaşıydı ve Yani isimli bir oğlu vardı. Lefter çok iyi, dürüst ve sevilen bir esnaftı. Ancak bu özelliği 6-7 Eylül 1955'teki resmi provokasyonun ardından gelen yağma ve yıkımda ona hiç ayrıcalık sağlamadı. Büyükada'ya gelen yağmacılar adadaki yandaşlarıyla birlikte Müslüman olmayanların önceden işaretlenmiş işyerlerini ve evlerini yakıp yıkıp yağmaladılar. Tabii Lefter'in mütevazı bakkal dükkânını da... Olayın ertesi günü Büyükada Karakolu’ndan polis H. zarar ziyan tespiti yapıyordu. Dört duvarından başka bir şeyi kalmamış bakkal Lefter'in karşı sırasındaki bakkal Fahri Tanrıverdi'nin dükkânına gitti. Bakkalın oğlu Ahmet de dükkândaydı. Polis H. Ahmet'e, "Gidip bakkal Lefter'e söyle, zarar ziyanı neyse bildirsin!" dedi. Bakkal Fahri hemen atılıp, "Sen gidip söylesene, neden çocuğu gönderiyorsun!" diye azarladı polisi. Polis H. gidip söyleyemiyordu, çünkü önceki gece farklı dinden olanların dükkân ve evlerini yağmacılara gösterenler arasında onun da olduğu iddia ediliyordu. Durumu Bakkal Fahri de, Ahmet de biliyordu. Polis başka çare bulamayınca Lefter'in dükkânına bizzat gitmek zorunda kaldı, "Zarar ziyanın neyse bildir!" dedi. Lefter elleriyle bomboş duvarları gösterdi, "Ne bildireyim, dört tane duvar kaldı bilmiyor musun!" diye söylendi. Polisin yağmacılarla ilişkisini o da biliyordu. 1964 yılında Yunan vatandaşı olan İstanbulluların sınır dışı edilmesine karar verildiğinde Lefter'in eşi de gitmek zorunda kaldı. Lefter ve oğlu Yani de ona katıldı, Yunanistan'a göç ettiler.
Cumartesi, 03 Eylül 2011 14:08

Akillas Millas

Akillas Millas eski bir Adalı. 1970’lerde İstanbul ve Adalar'dan ayrılarak Atina'da yaşamına devam etti. Türkiye'nin önemli bir ortopedi cerrahı. Akillas Millas’ın çocukluk yıllarında başlayan tarih, araştırma ve koleksiyon ilgisi anneannesinin kendisine devrettiği Adalar ile ilgili bilgileri korumaya devam etmek ve geliştirmek merakı onu zamanla önemli bir yazar olma noktasına taşıdı. Titiz araştırmacılığı, sürekliliği olan disiplinli çalışmaları ve bildiği yabancı dilleri iyi kullanması ile önemli araştırmalar yapan Millas İstanbul, Türkiye ve Adalar’ın kentsel yaşamı, toplumsal izler, kentlilerin gündelik yaşam alışkanlıkları, mimari tarihi, kültürel yapısı başta olmak üzere mikro tarih yazıcılığında oldukça önemli eserler verdi. Adalar hakkında günümüzde yapılan yayınların büyük bölümü Millas'ın kitaplarına ve yol göstericiliğine dayanarak yazılabiliyor. Prinkipo, Halki, Antigoni, The Princes' Islands, Kilimatogya kitaplarından bazıları…
Pazartesi, 19 Eylül 2011 21:37

Sonya Sosterman

Sonya Sosterman 1961 Temmuz'unda ailesi ve kucağındaki 10 aylık bebeğiyle ABD'den geldi, havaalanından bir otomobille Kartal'a ulaştı ve oradan bir motora bindi. Büyük gürültü ve duman üreten pır pır motorla zar zor Sedef Adası'na ulaştılar. Türkiye'nin elektrik şebekelerini yapan babası Vivi'nin iş arkadaşı Şehsuvar beyden aldığı olağanüstü manzaralı eve yerleştiler. Henüz yalnızca 13 evin bulunduğu adada o tarihte su, elektrik, telefon yoktu. Elektrik sıkça bozulan bir inşaat jeneratöründen elde ediliyordu. Tüpgaz olmadığı için yemekler elektrikle pişiriliyor, jeneratör 13 evin elektrik ocağını kaldıramadığı için sık sık elektrik kesintisi yaşanıyordu. Babası işteyken adayla haberleşebilmek için Amerika'dan "Walkie Talkie" denilen basit bir telsiz cihazı getirdi. Ancak 27 Mayıs 1960 darbesinin hemen sonrasıydı; onca tanıdığa ve ilişkiye rağmen kullanma izni almayı başaramadılar. Geldiklerinin ertesi günü bebeğin ateşi çıktı. Büyükada'ya motor gönderdiler, doktor geldi. ABD'de doğan bebek o güne değin hazır mama yemişti. Doktor, "Buraya alışması lazım. Ne yerse yesin" dedi. Dediğini yaptılar, bebek iyileşti ve adaya alıştı. Adayı kendilerine yerleşim yeri olarak belleyen ve o güne değin hiçbir canlı tarafından tehdit edilmeyen martılar aşırı çoğalmıştı. Sedef Adası'nın insan sakinleri rahat yüzü görmüyordu. Şehsuvar bey çare olarak iki tilki getirdi adaya. Tilkiler yumurtalarını yiyince martılar azaldı ancak bu kez yılanlar çoğaldı. Doğaya müdahale etmemek gerektiğini anladılar ve tilkileri geri gönderdiler. Uzun yıllar varlık içinde yokluk çektiler ama adadan vazgeçmediler.
Sayfa 1 / 6
Buradasınız: Home Adalar Kınalıada Etikete göre gösterilenler Adalar'da İz Bırakanlar