Kınalıada
Pazartesi, 19 Eylül 2011 17:54

Gazi Topal Yanko Mataka

Bir bacağını Çanakkale'de bırakan Gazi Topal Yanko'nun, iskelenin tam karşısındaki ahşap evin altında; derme çatma, tezgâhları dışarı taşmış bir dükkânı vardı. Tekel maddesinden kuruyemişe, oyuncaktan kırtasiye ve tuhafiyeye her şeyi satardı. En önemli müşterisi çocuklardı. Yanko Mataka arada sırada müşterilerine bir şeyler göstermek için ayağa kalktığında takma bacağı metalik seslerle gıcırdardı.
Cumartesi, 17 Eylül 2011 00:57

Ergüder Yoldaş

Türkiye'nin önemli müzisyenlerindendir. Şarkılarıyla, özellikle Sultanıyegâh ve Sadabâd'la, Türk müziğini bambaşka bir yola sokan Ergüder Yoldaş, Türk popüler müziğinin tıkandığı 1980'lerde makam müziğiyle pop müziğin mükemmel bir sentezini ortaya koymuştu. 1987'de yaptığı Elde Var Hüzün albümü yüksek müzikal kalitesine rağmen istenen ticari başarıya ulaşamadı. Ergüder Yoldaş belki bu yüzden belki de kendisinin bildiği başkaca nedenlerle Büyükada'ya gelip münzevi bir yaşamı seçti. Başlangıçta denize yakın fundalıkların içinde naylonlar ve ambalaj malzemelerinden bir barınak yapıp yaşamayı yeğleyen Yoldaş, tuhaf bir rastlantı sonucu Büyükada yaşamının devamında Franz Ficher'den kalan enikonu yıkılmış kulübeye yerleşti. Bir iki kez sevenlerinin "hayata döndürme" çabalarına kapılıp gitse de yine geri döndü ve tam 13 yıl Büyükada'da yaşadı.
Pazartesi, 19 Eylül 2011 21:37

Sonya Sosterman

Sonya Sosterman 1961 Temmuz'unda ailesi ve kucağındaki 10 aylık bebeğiyle ABD'den geldi, havaalanından bir otomobille Kartal'a ulaştı ve oradan bir motora bindi. Büyük gürültü ve duman üreten pır pır motorla zar zor Sedef Adası'na ulaştılar. Türkiye'nin elektrik şebekelerini yapan babası Vivi'nin iş arkadaşı Şehsuvar beyden aldığı olağanüstü manzaralı eve yerleştiler. Henüz yalnızca 13 evin bulunduğu adada o tarihte su, elektrik, telefon yoktu. Elektrik sıkça bozulan bir inşaat jeneratöründen elde ediliyordu. Tüpgaz olmadığı için yemekler elektrikle pişiriliyor, jeneratör 13 evin elektrik ocağını kaldıramadığı için sık sık elektrik kesintisi yaşanıyordu. Babası işteyken adayla haberleşebilmek için Amerika'dan "Walkie Talkie" denilen basit bir telsiz cihazı getirdi. Ancak 27 Mayıs 1960 darbesinin hemen sonrasıydı; onca tanıdığa ve ilişkiye rağmen kullanma izni almayı başaramadılar. Geldiklerinin ertesi günü bebeğin ateşi çıktı. Büyükada'ya motor gönderdiler, doktor geldi. ABD'de doğan bebek o güne değin hazır mama yemişti. Doktor, "Buraya alışması lazım. Ne yerse yesin" dedi. Dediğini yaptılar, bebek iyileşti ve adaya alıştı. Adayı kendilerine yerleşim yeri olarak belleyen ve o güne değin hiçbir canlı tarafından tehdit edilmeyen martılar aşırı çoğalmıştı. Sedef Adası'nın insan sakinleri rahat yüzü görmüyordu. Şehsuvar bey çare olarak iki tilki getirdi adaya. Tilkiler yumurtalarını yiyince martılar azaldı ancak bu kez yılanlar çoğaldı. Doğaya müdahale etmemek gerektiğini anladılar ve tilkileri geri gönderdiler. Uzun yıllar varlık içinde yokluk çektiler ama adadan vazgeçmediler.
Pazartesi, 19 Eylül 2011 20:56

Lev Davidoviç Troçki

Sovyet Devrimi’nin liderlerinden Lev Davidoviç Troçki, Politbüro'daki siyasi rakipleri olarak gördüğü tüm eski yoldaşlarını yok eden ya da çevresinden uzaklaştıran Stalin tarafından 1929 yılında ülkesinden kovulduğunda İstanbul'a gelmişti. 4 yıllık İstanbul yaşamının çoğunu Büyükada'da geçirdi.
Adada Stalin yönetimini eleştiren ve devrimin nasıl sürekli olacağını tartışan kitaplar yazan Troçki, kalan tüm zamanını balık avlamaya ayırıyordu. Balıkçılık arkadaşı dönemin ünlü balıkçılarından Haralambos Davula'ydı.
İkili Haralambos'un sandalıyla yalnızca onun bildiği balık yataklarında avlanırken, silahlı korumalar onlara nezaret ederdi. Troçki Sovyet ajanları tarafından her an öldürülebilirdi çünkü.
Türkiye'yi terk etmesinin ardından Fransa ve Norveç'te pek hoş karşılanmasa da bir süre barınmaya çalışan Troçki, çareyi Meksika'ya yerleşmekte buldu. Pek çok suikast girişiminden kurtuldu ancak 20 Ağustos 1940'ta, Meksiko'da ajan Ramón Mercader tarfından bir buz baltasıyla ağır yaralandı ve ertesi gün öldü.

Pazartesi, 19 Eylül 2011 21:56

Yorgi Sofyanos Efendi

Belediye Meclis Üyesidir.
Cumartesi, 03 Eylül 2011 14:08

Akillas Millas

Akillas Millas eski bir Adalı. 1970’lerde İstanbul ve Adalar'dan ayrılarak Atina'da yaşamına devam etti. Türkiye'nin önemli bir ortopedi cerrahı. Akillas Millas’ın çocukluk yıllarında başlayan tarih, araştırma ve koleksiyon ilgisi anneannesinin kendisine devrettiği Adalar ile ilgili bilgileri korumaya devam etmek ve geliştirmek merakı onu zamanla önemli bir yazar olma noktasına taşıdı. Titiz araştırmacılığı, sürekliliği olan disiplinli çalışmaları ve bildiği yabancı dilleri iyi kullanması ile önemli araştırmalar yapan Millas İstanbul, Türkiye ve Adalar’ın kentsel yaşamı, toplumsal izler, kentlilerin gündelik yaşam alışkanlıkları, mimari tarihi, kültürel yapısı başta olmak üzere mikro tarih yazıcılığında oldukça önemli eserler verdi. Adalar hakkında günümüzde yapılan yayınların büyük bölümü Millas'ın kitaplarına ve yol göstericiliğine dayanarak yazılabiliyor. Prinkipo, Halki, Antigoni, The Princes' Islands, Kilimatogya kitaplarından bazıları…
Cumartesi, 17 Eylül 2011 00:38

Bekçi Halit

Bekçi Halit, Hüseyin Kaptan'ın teknesindeki 20 kişiyi uygun noktalara yerleştirdi. Av tüfekliler burunda, yanlarda ve kıçta konuşlandı. Sapanla taş atacak gençler de onların arasına yerleştirildi. "Dur!" ihtarına uymayan teknelere taş atılacak, tüfekliler komut verildiği zaman denize veya teknelerin su kesimine doğru ateş edecekti. İnsanlara ateş etmek kesinlikle yasaktı... 1955 yılının 6 Eylül Salı günü "Atatürk'ün Selanik'teki evine bomba konuldu" haberiyle resmi bir provokasyon yaratılmış, İstanbul'da farklı dindekilere ait ev ve işyerleri saldırıya uğrayıp yağmalanmıştı. Yaralamalar, cinayet ve tecavüz de vardı. Yağmacıların vapur ve motorlarla farklı dinden İstanbulluların yoğun olarak yaşadığı Adalar'a saldırması bekleniyordu. Nitekim Heybeliada'dan silah sesleri duyulmuş, alevler yükselmişti. Burgazada'nın Nahiye Müdürü Zühtü, Komiserleri Remzi ve Ahmet adalıları örgütledi. Farklı dindekiler, Müslümanların evinde korumaya alındı; silahı olan silahla, olmayanlar sopa ve taşlarla adanın çeşitli kıyılarındaki karaya çıkılacak kritik noktalara yerleştirildi. Adanın vapur iskelesi ve rıhtımına yaklaşacak gemi ve motorların karaya ulaşmasını engellemek de Hüseyin Kaptan'ın teknesindeki direnişçilere düşüyordu. Tekneler geldi, taşlar, silahlar atıldı. Burgazadalılar sonuna kadar direndi; adanın arkasından ve liman tarafından yapılan saldırılar püskürtüldü. Yağmacıların kaçmaya çalışan iki teknesi çarpıştı, biri battı ama kimse vurulmadı ve ölmedi...
Cumartesi, 17 Eylül 2011 00:27

Bakkal Orhan Tuncer

1930 yılında Burgazada'da doğan Orhan Tuncer 1950 yılında adada bir ekmekçi dükkanı açtı, sonra işi geliştirip bakkal dükkânına çevirdi. Büyük öykücü, yazar Sait Faik Abasıyanık ekmekçilik döneminden itibaren müşterisi ve dostuydu. Biri siyah, diğeri beyaz iki köpeğiyle dükkâna gelir alışveriş ederdi. Arada Orhan'la tavla oynar, balık tutarlardı. Balığa çıktıklarında kendilerine yetecek kadar tutmuşlarsa Sait Faik, "Yeter artık Orhan hadi dönelim" der, fazlasına karşı çıkardı. Sait Faik pek çok öyküsünde yer verdiği balıkçılığı ve balıkçıları çok severdi. Mutlu bir yüz ifadesiyle vapurdan indiği bir gün Orhan, "Hayırdır! Neden bu kadar sevinçlisin" diye sordu. Sait Faik, "Bugün yazarlar lokaline gittim, kapıcı beni içeri almadı: 'Balıkçılar giremez!' dedi" diye anlattı: "Ben de girmeyip gerisingeri döndüm"... Orhan bir gün gazetede Sait Faik'in, "Şimdi Sevişme Vakti" adlı şiir kitabının piyasaya çıktığını okudu. Dükkâna geldiğinde ona sitem etti: "Kitabın çıkmış. İnsan bir tane vermez mi?"... Sait Faik ona uzun uzun baktı, sonra 1 lira istedi. Parayı alınca sevinç içinde çocuk gibi koşarak gitti, elinde kitapla geri döndü, "Buyur" dedi. Bakkal Orhan yine sitem etti: "Sana hiç yakıştıramadım. Kitap böyle parayla mı verilir"... Sait Faik kitabın kapağını açtı, ön sayfasına "Sevgili Orhancığıma, dünyanın kitaba para veren ilk bakkalına" diye yazdı.
Cumartesi, 17 Eylül 2011 00:13

Ali Fethi Okyar

Ali Fethi Okyar, gençlik yıllarından itibaren Mustafa Kemal Atatürk'ün yakın arkadaşıydı. Asker, diplomat, milletvekili ve bakan Fethi Okyar,1930'da Atatürk'ün onay ve desteğiyle kurulan muhalefet partisi Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın başına geçmişti. Ancak aynı yıl, partiyi sürdürmenin olanaksız olduğunu düşünerek ve Atatürk'ün aynı yoldaki talimatına uyarak Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın kapatılmasına karar verdi, siyaset yaşamını sona erdirip Büyükada'daki evine çekildi. 11 Eylül 1931 Cuma günü Büyükada'ya gelen Atatürk, beraberindekilerle birlikte ona sürpriz bir ziyaret yaptı. Ancak Fethi ve Galibe Okyar çifti evde yoktu. Atatürk onlara el yazısıyla iki ayrı not bıraktı:  “Kardeşimiz Fethi Bey’i ve muhterem refikaları Galibe Hanım’ı ziyarete geldik.” İmzalar: Gazi M. Kemal, Makbule (kız kardeşi), Afet ve Zehra (manevi evlatları), Resuhi (Başyaver), Cevat Abbas ve Kılıç Ali. İkinci not da şöyleydi: “Kardeş evinde, öz kardeşlerle yalnız ve ancak öz kardeş ocağında olan ne düşünülürse, onu düşünerek söyleştik.” İmza: Gazi M. Kemal.

Cumartesi, 17 Eylül 2011 00:18

Aslan Fatin Yener

Sevin Zorlu'nun oğlu.
Sayfa 1 / 6
Buradasınız: Home Adalar Kınalıada Etikete göre gösterilenler Adalar'da İz Bırakanlar