Kınalıada
Perşembe, 21 Nisan 2011 23:10

Aclan Gülal

Yaşı yetenler, Değirmen Plajı ve Değirmen Diskosu denildiğinde hemen hatırlar Aclan Gülal adını. Hem Karaköy'de lokantacılık hem de "balıkçı reisliği" yapan Kenan Gülal'ın oğluydu. Aclan Gülal eski Kozmeto Un Fabrikası ve deposunu kiralayarak Değirmen Plajı ve diskosunu açtı. Değirmen, 1950'lerin sonlarından 1980'li yıllara değin Büyükada'nın en popüler eğlence mekânlarından biriydi. Reha Yurdakul başta olmak üzere Yeşilçam'ın Adalı ünlü oyuncuları da Aclan Gülal'ın favori müşterileri ve dostları arasındaydı.

Zamanında çok iyi para kazanmasına rağmen, İzmit'te zor koşullar altında yaşarken vefat etti.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:18

Niko Mundi

Niko Mundi, Büyükada'da önce çalışanı, ardından ortağı olduğu Hanımeli Pastanesi'ni devralarak sürdürdüğü mesleğini daha sonra bugünkü Dolçi Pastanesi'nin yerinde açtığı Büyükada Pastanesi'yle daha da geliştirdi. Niko usta, pastacılıktaki becerisi kadar iyi yürekliliği ve yardımseverliğiyle de nam salmıştı. Her din ve kökenden adalıyla son derece dostane ve yakın ilişki içindeydi.

Öyle ki, Müslüman komşularından birinde bir cenaze olduğunda, onlara haber bile vermeden lokmasını hemen o kaynatır ve evlerine bizzat götürürdü. Pastacılıkta yalnızca ustalığıyla değil, yaratıcılığıyla da çığır açtı. Birbirinden farklı lezzetlerdeki meyveli kurabiyelerinin tadına doyum olmazdı. Ticari olarak hiç yapmadı ama dostları hazırladığı mezelerin de benzersiz olduğunu söyler. Onun rakı sofrasına konuk olmak özel bir deneyimdi. Eski patronu, tanınmış pastacı Madam Ortans'ın yeğeni Vartova ile evlendi. Hiç çocukları olmadı. Bu yüzden kendisiyle çalışan ve sanatını esirgemeksizin öğrettiği Hüseyin Karayaprak'ı oğlu gibi sevdi. Mundi Atina'ya göç ettikten sonra, çarşı içine taşınan Büyükada Pastanesi'nde onun zanaatını ve lezzetini Hüseyin Karayaprak devam ettirdi.

Büyükada'da hâlâ evi olan Niko Mundi, yazları hep memleketine döndü. Ta ki, ağır bir kalp ameliyatı geçirinceye değin. Ameliyattan sonra yatağa bağlı kaldı. Yetiştirdiği Hüseyin Karayaprak, ameliyat öncesi ve sonrasında bir ay boyunca Atina'da başucunda bekledi. Hüseyin Karayaprak'ın Büyükada Pastanesi bugün hâlâ aynı lezzeti yaşatıyor. O ve çalışanları herhangi bir mesleki sorun yaşadıklarında derhal telefona sarılıp Atina'daki ustaları Niko Mundi'yi aradılar... Ağustos 2014'de vefat etti, Büyükada'da gömüldü.

Kategori Adalılar
Perşembe, 21 Nisan 2011 14:20

Angelos Kalfa

1950'lere kadar Burgazada'da cami yoktu. 1951'de, bir cami yaptırılmasına ve İstanbul'un fethinin 500'üncü yılına yetiştirilmesine karar verildi. İnşaatı üstlenen kalfa camiyi tamamlayamadı. Sağa sola borç taktı ve adayı terk etti. Dört duvar halinde kalan hatta bir duvarı kendi kendine yıkılan caminin nasıl tamamlanacağı düşünülürken, Angelos Kalfa devreye girdi.

Rum inşaat kalfası geleneğinin devamı olan Angelos Kalfa, çok kısa sürede işi tamamlayıp bugünkü zarif camiyi ortaya çıkardı ve 500'üncü yıl kaçırılmamış oldu.

Kategori Adalılar
Cumartesi, 01 Ekim 2011 23:44

Andon ve Kiryaçe (Kiça) Prakos

Andon eczacı kalfası olarak yaptığı askerliğini bitirdikten sonra, 1951 yılında eczacı Kiryakiçe Püsküloğlu ile tanıştı. Andon ve Kiça, 1953 yılında evlendiler. Eczaneyi kendisi yöneten Andon Prokos, nezaketiyle Heybeliada'ya nam salmıştı. Eczaneye gelen on yaşın altındaki çocuklara bile, "Buyrun küçük hanım", "Buyrun küçük bey" diye hitap ederdi. 1955 yılında kızları Ekaterina doğmuştu ki, 6-7 Eylül olayları patlak verdi. Teknelerle Heybeliada'ya gelen yağmacılar, adadaki bazı işbirlikçilerin yardımıyla önünde direnen bekçiyi etkisiz hale getirip, eczaneyi ve Prokos ailesinin dükkânın üstündeki evini taşa tuttu. Taşlardan biri henüz kırk günlük olan Ekaterina’nın beşiğine isabet etti ve aileyi çok korkuttu. Prokos ailesi bir şey olmamışçasına yaşamlarına devam etti ve 1957'de kızları Sofia dünyaya geldi. Kızlarını büyüten Andon ve Kiça Prokos, emekliye ayrılıp kışları Atina'da yaşamaya karar verdi. Eczaneyi devrederlerken, baba Anastas Prokos'un Bakırköy'deki Prodromidis'in eczanesinden satın aldığı, 1912 yapımı antika ecza dolapları, ilaç karılan porselen havanlar, damıtma ve tablet gramaj kesme aletleri, antika ocakları; Heybeliada için sahip çıkılması koşuluyla dükkânda bıraktılar. Bu çok önemli kültür mirası, onların ardından bir ilaç firmasının özel koleksiyonuna satıldı.
Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:27

Kriton Dinçmen

"Kışları ada, hemen hemen boşalıp, tek tük evlerde geçmişlerine kıvrılıp kalmış bir-iki ihtiyara kalınca, hiçlik egemenleşerek artık kendisinin dahi hiçleneceği sonu bekler... (...) İhtiyarlar bahçeden topladıkları bir-iki çalı çırpı ile tutuştırdıkları mangallarını evin en küçük ve rüzgar tutumayan odasında yakar; kendilerinin var oldukları zamandan beri tanıdıkları ve bugünkü hiçliklerine duygusal bir katılım ile saygı duyan esnafın kapılarına kadar getirdikleri ve yazın ödenmek üzere veresiye defterlerine geçirdikleri yiyeceklerle geçinir ve kendi içlerindeki bitmiş dünyada günlerini geçirirler."

Dr. Kriton Dinçmen tutkuyla sevdiği Heybeliada'dan sıradan insan yaşamlarını, "Symhonia Kakophonica" kitabında böyle anlatıyor.

1924 yılında Heybeliada'da doğan Kriton Dinçmen, 1948'de İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni bitirdi, nöroloji ve psikiyatri ihtisası yaptı. 1961 - 1965 yılları arasında ADB'de, New Jersey Monmouth Medical Center'da dinamik psikiyatri alanında çalıştı, pek çok makalesi en saygın tıp dergilerinde yayınlandı ve pek çok araştırmacı tarafından kaynak gösterildi.

1965 yılından itibaren Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde çalışmaya başlayan Dinçmen, 1982- 1994 yılları arasında Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu Başkanlığı, 1990- 1999 yılları arasında Adli Tıp Enstitüsü'nde öğretim üyeliği yaptı. Kriton Dinçmen, 27 Ağustos 2008 tarihinde 84 yaşında hayata veda etti. Vasiyeti üzerine Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Anatomi Anabilimdalı Başkanlığına bağışladığı bedeni, tıp öğrencilerinin eğitimde kullanıldı.

Kategori Adalılar
Perşembe, 21 Nisan 2011 23:33

Bahçıvan Taso ve Bahçesi

Taso'nun bahçesi, Burgazada'da itfaiyeyi geçtikten sonra sağa dönüldüğünde, cemevinin, kır lokantalarının, kahvelerin ve güzel bahçeli evlerin yer aldığı alandaydı.

Taso'nun bahçesine gittiğinizde, meyveleri ve sebzeleri dallarından kopararak alabilir, bazılarını oracıkta yiyebilirdiniz.

Yok yoktu Taso'nun bahçesinde. Salatalık, domates, biber, patlıcan, kabak, bezelye, fasulye, bakla, maydanoz, nane, roka, tere, marul... Her şey kütür kütür ve taptazeydi. Meyve ağaçları da vardı. Erik, portakal, mandalina, nar, ayva...

Adalıların bu en popüler alışveriş mekanı Taso'nun ölümünden sonra yaşatılamadı.

1960 yılında Turgut Egemen orada bir hayvanat bahçesi kurdu. Hayvanat bahçesinin kapatılmasından sonra alan yapılaşmaya terkedildi.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:40

İbrahim Amca

60 yıllık Büyükadalı İbrahim Durmuş, adalıların deyişiyle İbrahim Amca, kıyıdaki balık lokantaları sokağının tanınmış lokantalarından Milano Restoran'ın sahibiydi. 1926 doğumlu, Karadeniz kökenli İbrahim Amca 80'ine merdiven dayadığında bile aksatmaksızın her gün işyerine gelir, yoğun ilgisini personelinden olduğu kadar müşterilerinden de esirgemezdi.

Adalıların ve müşterilerinin büyük çoğunluğu onun yakın dostuydu. Herkesle tek tek ilgilenir, eşlerini, çocuklarını lâf olsun diye değil gerçek bir ilgi ve şefkatle sorardı. Tatmin edici yeterli bilgiyi almadan da bırakmazdı.

Yoldan geçerken durdurduğu bir eski dostu veya müşterisine, "Yahu bu senin kız kocaman oldu, bak kaç yaşına geldi. Niye hâlâ evlenmiyor" diye sormak onun için olağandı. Ya da birkaç gün tek başına gelen bir müşterisinin eşine telefon açıp, "Kızım sen nerdesin? Bu niye tek geziyor burada? Yoksa bir şey mi var" diye soracak kadar ilgiliydi çevresindekilerle. İbrahim amca 2006 yılında hayata veda etti.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:34

Şükrü Gülesin

1940 yılının bir sonbahar günü Kınalıada postanesine Beşiktaş'ın efsanevi futbolcusu Baba Hakkı'dan (Yeten) telgraf geldi. İki cümlelik bir telgraftı: "Kendine iyi bak. Pazar günü Galatasaray maçında oynuyorsun"... Telgraf, henüz 18 yaşındaki Kınalıadalı futbolcu Şükrü Gülesin'e gönderilmişti. Genç Şükrü, Kınalıada'nın spor geleneğine uygun olarak çocuk yaşlarda Kınalıada takımının kalecisi olarak başladığı futbol yaşamına artık Beşiktaş'ta sol kanat oyuncusu olarak devam edecekti.

Çok başarılı oldu. Özellikle topa falso vererek kornerden attığı 32 golle, dönemin Guinness Rekorlar Kitabı'na geçti. Şükrü'nün kornerden attığı gol sayısını 39'a kadar çıkaran da var. 1.90 metre boyu, biraz göbekli de olsa güçlü ve iri fiziğiyle savunma oyuncularının ödünü koparan, durdurulamayacak futbolculardan biriydi.

1950 yılında İtalya'nın ünlü takımı Lazio'ya transfer oldu. Teknik direktör Mario Sperone aşırı kilosu yüzünden forvette başarılı olamayacağını düşünerek onu santrhafta oynatmak istedi. Şükrü karşı çıkınca, Parlermo'ya kiralandı. Palermo'nun Lazio'yla yaptığı maçta santrfor oynadı, biri kornerden iki gol attı ve maç Lazio'nun 2-1 yenilgisiyle sonuçlandı. Şükrü Sperone'den intikamını almıştı.

Ertesi sezon Lazio onu geri aldı, sonra yine Palermo'ya geçti. Şükrü Gülesin İtalya Ligi'nde üç sezonda oynadığı 79 maçta, tam 36 gol attı. Futbolu bırakınca antrenörlük ve spor yazarlığı yaptı. 10 Temmuz 1977'de kalp krizi geçirerek hayata veda etti...

Bugün Kınalıada'daki bir sokakta adı yaşatılıyor.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:22

Sucu Marikalar

1950'lerde, 1960'larda Büyükada'da iki kadın sucu vardı. İkisinin de adı Marika'ydı.

O zamanlar içme suyu bakkaldan değil suculardan hasır sepetli cam damacanayla alınırdı. Ama yalnızca su satmazdı sucular. Dönemin meşrubatları; şişe suyu, soda, maden suyu, adada imal edilmeyip dışarıdan gelen gazozlar; Uludağ ve Olimpos gazozları, daha sonraları yeni çıkan şişede meyve suları... Marikaların dükkânlarında çikolata, karamel gibi abur cuburlar ve ufak tefek bakkaliye malzemesi, hatta bazen içki de satılırdı. Marika Berberoğlu'nun dükkânı, bugünkü elektrik idaresinin karşı köşesindeydi. Dükkân küçücüktü ama arkada deposu vardı.

Diğer Marika'nın dükkânı ise Çankaya Caddesi'nde, kaymakamlık binasına giderken sol köşede, bugünkü bakkalın olduğu yerdeydi.

Evlere damacanayla su dağıtımını genellikle Malatya-Pötürgeliler yapardı.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:33

Zabel Asadur

Osmanlı döneminin ilk kadın hakları savunucularından olan Kınalıadalı şair ve yazar Zabel Asadur 1863'te doğdu. Daha 16 yaşındayken, Anadolu'daki yoksul ve yetim kızların eğitimi için "Milletperver Ermeni Kadınları Derneği"ni kurdu. Hayatını kadınlar için düşünmeye, yazmaya ve çalışmaya adadı.

Eşi Hrant Asadur ve Kirkor Zohrab'ın yayınladığı Masis dergisinde "Sibil" imzasıyla yazılar yazdı. Bu yüzden daha çok Sibil olarak tanındı. Edebiyatın pek çok alanında eser verdi. 1902'de ilk şiir kitabı Tsolker (Işınlar), 1926'da Gnoç Hokiner (Kadın Ruhları) adlı öykü kitabı yayınlandı. Ağçıgan mı Sirdi (Bir Kızın Kalbi) adlı romanında bir genç kızın sorunlarını ve acılarını anlattı.

Ermeni edebiyatının önemli şairlerinden Zabel Asadur, eşi Hrant'la birlikte bugün Ermeni liselerinde hâlâ okutulmakta olan çeşitli ders ve dilbilgisi kitaplarını yazdı.

Eşinin ölümünden sonra sağ eline felç geldiğinde sol eliyle yazmaya devam etti. 1933'te yatağa mahkûm oldu ve bir yıl sonra hayata veda etti.

Kategori Adalılar
Sayfa 1 / 6
Buradasınız: Home Adalar Kınalıada Etikete göre gösterilenler Adalılar