Kınalıada
Pazartesi, 30 Mayıs 2011 09:49

Vahe Lusarar

1921 doğumlu, mühendis, müzisyen, şair, koro şefi Vahe Lusarar Kınalıada ile üniversite yıllarında tanıştı. Pangaltı Lisesi'nde Yetişenler Derneği korosuna girdikten sonra soprano Adrine Vaner'in kardeşi Ardaşes Mıkhitaryan'la yakın arkadaş oldu. İkisi de iyi yüzücüydü. Tatil günlerinde sabah ilk vapurla Kınalıada'ya gider, yürüyerek Burgazada'ya bakan ve o yıllarda bomboş olan sahile ulaşırlardı. Sandviçlerini ve önemli eşyalarını, çakıllar arasında açtıkları bir çukura gömerek gizleyip dupduru, pırıl pırıl, masmavi denize atlarlardı. Burgazada'ya kadar yüzer, sahile çıkmadan geri dönerlerdi. Sandviçlerini yer, biraz kestirir sonra yine denize atlar ve yine yüzerlerdi. Vahe Lusarar, sevgili eşi Alis Dadyan'la evlendikten sonra uzun yıllar Anadolu'da inşaat mühendisi olarak çalıştı. Müzikten ve korolardan hiç uzak kalmadı. Şimdi, Bomonti Huzurevi'nde yaşıyor. Hâlâ her pazar kilise korosuna katılıyor, 75 yaşında tanıştığı bilgisayarda şimdi "Auto Cad" programı kullanarak tasarımlar yapıyor ve huzurevindekilere bilgisayar kursu veriyor.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 00:08

Arpacı Arif

Arpacı Arif adadaki faytonculara arpa ve saman sağlayan iki kişiden biriydi. Dükkânı fayton meydanının girişinde bugünkü meşrubatçının olduğu yerdeydi. Bugünkü Adnan'ın lokantasının olduğu yerde de deposu vardı. Arif hep takım elbise giyer, altın köstekli saat takar ama kravat takmazdı. Biraz kabadayıydı. Herkesle bağıra çağıra konuşur, kızdırılırsa "Heeyyyyt!" diye nara atardı. Ama evinde laterna vardı. Aile dostları evine geldiğinde çocuklar hemen laternanın başına üşüşür, kolunu çevirip müzik çalar ve oynarlardı.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:22

Sucu Marikalar

1950'lerde, 1960'larda Büyükada'da iki kadın sucu vardı. İkisinin de adı Marika'ydı.

O zamanlar içme suyu bakkaldan değil suculardan hasır sepetli cam damacanayla alınırdı. Ama yalnızca su satmazdı sucular. Dönemin meşrubatları; şişe suyu, soda, maden suyu, adada imal edilmeyip dışarıdan gelen gazozlar; Uludağ ve Olimpos gazozları, daha sonraları yeni çıkan şişede meyve suları... Marikaların dükkânlarında çikolata, karamel gibi abur cuburlar ve ufak tefek bakkaliye malzemesi, hatta bazen içki de satılırdı. Marika Berberoğlu'nun dükkânı, bugünkü elektrik idaresinin karşı köşesindeydi. Dükkân küçücüktü ama arkada deposu vardı.

Diğer Marika'nın dükkânı ise Çankaya Caddesi'nde, kaymakamlık binasına giderken sol köşede, bugünkü bakkalın olduğu yerdeydi.

Evlere damacanayla su dağıtımını genellikle Malatya-Pötürgeliler yapardı.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:34

Şükrü Gülesin

1940 yılının bir sonbahar günü Kınalıada postanesine Beşiktaş'ın efsanevi futbolcusu Baba Hakkı'dan (Yeten) telgraf geldi. İki cümlelik bir telgraftı: "Kendine iyi bak. Pazar günü Galatasaray maçında oynuyorsun"... Telgraf, henüz 18 yaşındaki Kınalıadalı futbolcu Şükrü Gülesin'e gönderilmişti. Genç Şükrü, Kınalıada'nın spor geleneğine uygun olarak çocuk yaşlarda Kınalıada takımının kalecisi olarak başladığı futbol yaşamına artık Beşiktaş'ta sol kanat oyuncusu olarak devam edecekti.

Çok başarılı oldu. Özellikle topa falso vererek kornerden attığı 32 golle, dönemin Guinness Rekorlar Kitabı'na geçti. Şükrü'nün kornerden attığı gol sayısını 39'a kadar çıkaran da var. 1.90 metre boyu, biraz göbekli de olsa güçlü ve iri fiziğiyle savunma oyuncularının ödünü koparan, durdurulamayacak futbolculardan biriydi.

1950 yılında İtalya'nın ünlü takımı Lazio'ya transfer oldu. Teknik direktör Mario Sperone aşırı kilosu yüzünden forvette başarılı olamayacağını düşünerek onu santrhafta oynatmak istedi. Şükrü karşı çıkınca, Parlermo'ya kiralandı. Palermo'nun Lazio'yla yaptığı maçta santrfor oynadı, biri kornerden iki gol attı ve maç Lazio'nun 2-1 yenilgisiyle sonuçlandı. Şükrü Sperone'den intikamını almıştı.

Ertesi sezon Lazio onu geri aldı, sonra yine Palermo'ya geçti. Şükrü Gülesin İtalya Ligi'nde üç sezonda oynadığı 79 maçta, tam 36 gol attı. Futbolu bırakınca antrenörlük ve spor yazarlığı yaptı. 10 Temmuz 1977'de kalp krizi geçirerek hayata veda etti...

Bugün Kınalıada'daki bir sokakta adı yaşatılıyor.

Kategori Adalılar
Perşembe, 21 Nisan 2011 23:15

Bahçıvan İsmail Amca

İsmail Bucak, ünlü Bilecik Rakı'sının sahibi İstepan Berberyan'ın köşkünde bahçıvanlık yapıyordu. Daha önce Gül Baba denilen köşkün bahçesindeki yüzlerce tür güle gözü gibi bakmıştı. 1959 yılında bahçıvanlığı bıraktı ve geçmişte bir kır kahvesi olan Kalpazankaya'da kır lokantası açtı. Denizi, kayalıkları ve ağaçlarıyla doğa harikası bu yerin o günlerde yolu bile yoktu. Artık herkes tarafından İsmail Amca diye anılmaya başlayan İsmail Bucak, tamamen kendi çabasıyla çevreyi düzenledi, bir toprak yol açıp ulaşımı sağladı. Mezeler ve et yemekleri yapıyor, müşterilerine bira, rakı ve ev yapımı şarap sunuyordu.

İsmail Amca, 1970'li yıllarda çevreye çadır kurulmasına da izin verdi. O yıllarda İstanbul'u Katmandu yolunun ana kavşağı yapan hippiler sıkça gelip çadır kurdu Kalpazankaya'ya. Burgazadalı gençler de gitarlarını alıp Kalpazankaya'ya gelirdi yaz akşamlarında. Onun vefatından sonra işletmeyi oğlu Erdoğan Bucak üstlendi ve Kalpazankaya'yı bugünkü haline getirdi. Yaz-kış çalışan lokanta kır düğünlerinin de popüler mekanı haline geldi.

Erdoğan Bucak'ın ölümünden sonra kır lokantasını bugün üçüncü kuşaktan torun İsmail Bucak işletiyor.

Kategori Adalılar
Perşembe, 21 Nisan 2011 14:20

Angelos Kalfa

1950'lere kadar Burgazada'da cami yoktu. 1951'de, bir cami yaptırılmasına ve İstanbul'un fethinin 500'üncü yılına yetiştirilmesine karar verildi. İnşaatı üstlenen kalfa camiyi tamamlayamadı. Sağa sola borç taktı ve adayı terk etti. Dört duvar halinde kalan hatta bir duvarı kendi kendine yıkılan caminin nasıl tamamlanacağı düşünülürken, Angelos Kalfa devreye girdi.

Rum inşaat kalfası geleneğinin devamı olan Angelos Kalfa, çok kısa sürede işi tamamlayıp bugünkü zarif camiyi ortaya çıkardı ve 500'üncü yıl kaçırılmamış oldu.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:48

Pastacı Madam Ortans

Madam Ortans, Büyükada'da bugünkü Prenses Oteli'nin yerindeki Ankara Palas'ın altında küçük bir pastane işletirdi: Hanımeli Pastanesi. Alt katında imalathanesi olan küçük bir pastaneydi ama çeşidi çok bol ve lezzetliydi.

Hanımeli Pastanesi'nin şeker, yağ gibi malzemeleri Bakkal Fahri'ye sipariş edilir, malları oğlu Ahmet Tanrıverdi pastaneye taşır, alt kattaki imalathaneye indirirdi. Madam Ortans, çok kalender ve eli bol bir insandı. Daha dükkâna girer girmez küçük Ahmet'in gözündeki parıltıyı sezer, "İstediğin pastayı al ye aşağıdan" derdi.

Sonradan Büyükada'nın ünlü pastacısı olacak Niko Mundi, Madam Ortans'ın yanında çalışıyordu. Bir süre sonra pastaneye ortak oldu. Madam Ortans vefat edince, malı mülkü yeğeni Vartova'ya kaldı. Vartova kısa süre sonra Niko Mundi'yle evlendi.

Kategori Adalılar
Perşembe, 21 Nisan 2011 23:33

Bahçıvan Taso ve Bahçesi

Taso'nun bahçesi, Burgazada'da itfaiyeyi geçtikten sonra sağa dönüldüğünde, cemevinin, kır lokantalarının, kahvelerin ve güzel bahçeli evlerin yer aldığı alandaydı.

Taso'nun bahçesine gittiğinizde, meyveleri ve sebzeleri dallarından kopararak alabilir, bazılarını oracıkta yiyebilirdiniz.

Yok yoktu Taso'nun bahçesinde. Salatalık, domates, biber, patlıcan, kabak, bezelye, fasulye, bakla, maydanoz, nane, roka, tere, marul... Her şey kütür kütür ve taptazeydi. Meyve ağaçları da vardı. Erik, portakal, mandalina, nar, ayva...

Adalıların bu en popüler alışveriş mekanı Taso'nun ölümünden sonra yaşatılamadı.

1960 yılında Turgut Egemen orada bir hayvanat bahçesi kurdu. Hayvanat bahçesinin kapatılmasından sonra alan yapılaşmaya terkedildi.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:18

Niko Mundi

Niko Mundi, Büyükada'da önce çalışanı, ardından ortağı olduğu Hanımeli Pastanesi'ni devralarak sürdürdüğü mesleğini daha sonra bugünkü Dolçi Pastanesi'nin yerinde açtığı Büyükada Pastanesi'yle daha da geliştirdi. Niko usta, pastacılıktaki becerisi kadar iyi yürekliliği ve yardımseverliğiyle de nam salmıştı. Her din ve kökenden adalıyla son derece dostane ve yakın ilişki içindeydi.

Öyle ki, Müslüman komşularından birinde bir cenaze olduğunda, onlara haber bile vermeden lokmasını hemen o kaynatır ve evlerine bizzat götürürdü. Pastacılıkta yalnızca ustalığıyla değil, yaratıcılığıyla da çığır açtı. Birbirinden farklı lezzetlerdeki meyveli kurabiyelerinin tadına doyum olmazdı. Ticari olarak hiç yapmadı ama dostları hazırladığı mezelerin de benzersiz olduğunu söyler. Onun rakı sofrasına konuk olmak özel bir deneyimdi. Eski patronu, tanınmış pastacı Madam Ortans'ın yeğeni Vartova ile evlendi. Hiç çocukları olmadı. Bu yüzden kendisiyle çalışan ve sanatını esirgemeksizin öğrettiği Hüseyin Karayaprak'ı oğlu gibi sevdi. Mundi Atina'ya göç ettikten sonra, çarşı içine taşınan Büyükada Pastanesi'nde onun zanaatını ve lezzetini Hüseyin Karayaprak devam ettirdi.

Büyükada'da hâlâ evi olan Niko Mundi, yazları hep memleketine döndü. Ta ki, ağır bir kalp ameliyatı geçirinceye değin. Ameliyattan sonra yatağa bağlı kaldı. Yetiştirdiği Hüseyin Karayaprak, ameliyat öncesi ve sonrasında bir ay boyunca Atina'da başucunda bekledi. Hüseyin Karayaprak'ın Büyükada Pastanesi bugün hâlâ aynı lezzeti yaşatıyor. O ve çalışanları herhangi bir mesleki sorun yaşadıklarında derhal telefona sarılıp Atina'daki ustaları Niko Mundi'yi aradılar... Ağustos 2014'de vefat etti, Büyükada'da gömüldü.

Kategori Adalılar
Perşembe, 21 Nisan 2011 23:10

Aclan Gülal

Yaşı yetenler, Değirmen Plajı ve Değirmen Diskosu denildiğinde hemen hatırlar Aclan Gülal adını. Hem Karaköy'de lokantacılık hem de "balıkçı reisliği" yapan Kenan Gülal'ın oğluydu. Aclan Gülal eski Kozmeto Un Fabrikası ve deposunu kiralayarak Değirmen Plajı ve diskosunu açtı. Değirmen, 1950'lerin sonlarından 1980'li yıllara değin Büyükada'nın en popüler eğlence mekânlarından biriydi. Reha Yurdakul başta olmak üzere Yeşilçam'ın Adalı ünlü oyuncuları da Aclan Gülal'ın favori müşterileri ve dostları arasındaydı.

Zamanında çok iyi para kazanmasına rağmen, İzmit'te zor koşullar altında yaşarken vefat etti.

Kategori Adalılar
Sayfa 1 / 6
Buradasınız: Home Adalar Kınalıada Etikete göre gösterilenler Adalılar