Heybeliada
Cumartesi, 17 Eylül 2011 00:19

Ayşe Azra ve Kemal İnal

1945 yılından vefat ettiği 1966 yılına değin Vehbi Koç'la birlikte çalışan, İstanbul Ford bayiliğinin ilk yöneticisi, Otosan'ın murahhas azası ve Koç Holding'in ilk birkaç isminden biri olan Kemal İnal çocukluk yıllarından itibaren Büyükadalı'ydı. Çok genç yaşta evlendiği eşi Ayşe Azra İnal ressam olmak istiyordu. Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'ne gitti, Beşiktaş'ta aralarında Nuri İyem'in de olduğu bazı ressam arkadaşlarıyla stüdyo kurdu ve resim yapmaya koyuldu. Ancak Büyükada'nın genç karı kocanın hayatında her zaman ağırlıklı bir yeri vardı. Ayşe Azra ve Kemal İnal yazları mutlaka Büyükada'da geçirir, her fırsatta küçük sandallarına atlayıp adanın tadını çıkarır, bir adalı gibi yaşarlardı. Eşinin erken vefatından sonra, Ayşe Azra İnal, bu misyonu tek başına sürdürdü. 5 beygirlik kıçtan takma motorlu küçük sandalıyla tek başına adanın arkasındaki koylara gider, denize girer, midye çıkarıp çocuklarına nefis yemekler hazırlardı. Bu yolculuklarında resim malzemelerini de yanından ayırmaz canının çektiği yerde karaya çıkıp şövalesini kurar ve ada tabloları yapardı. Bazıları Anadolu Kulübü'nde olmak üzere pek çok sergi açtı. Ayşe Azra İnal, 70'li yaşlarında bile bu yaşam biçimini değiştirmedi, 1998'de hayata veda etti.
Perşembe, 15 Eylül 2011 11:39

Nazan Akpınar

1942 yılında İstanbul’da doğan sanatçı, 1964 yılında Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’nden mezun oldu. 1965-66 yıllarında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Antropoloji ve Sosyoloji Bölümleri’ne devam etti. Resim sanatıyla ilgili ilk bilgilerini ilkokul sıralarında hocası Hasan Kavruk’tan aldı. Daha sonraları babası Prof. Ayetullah Sumer’in atölyesinde 1964-1979 yılları arasında usta-çırak ilişkileri içinde gelişen bir resim eğitimi gördü.

1970 yılında Geleneksel Adalı Ressamlar Sergisi’nde “Genç Ressamlar” dalında mansiyon kazandı. 1981 yılında Mimar Sinan Üniversitesi öğretim üyelerinden Atilla Tos’un desen kursuna; 1983-1986 yılları arasında ise kendi atölyesinde Mahmut Cuda’nın önderliğinde düzenlediği desen ve yağlıboya resim tekniği grup çalışmalarına katıldı. 1964 yılından başlayarak birçok derneğin yönetim kurullarında görev aldı. 1974 yılında Güzel Sanatlar Birliği’ne üye kabul edildi ve çeşitli yönetim kademelerinde çalıştı. 1985 yılında eşi Ali Akpınar ve arkadaşları ile bu derneğin yeniden yapılanma çalışmalarını yürüttü ve halen sürdürmekte olduğu Yönetim Kurulu Başkanlığı’na seçildi.

İstanbul ve Ankara’da 26 kişisel sergi açan sanatçı; ayrıca 33., 37. ve 41. Devlet Resim ve Heykel Sergileri yanında, üyesi bulunduğu derneklerce yurtiçi ve yurtdışında düzenlenen pek çok karma sergiye katılmış, bazı yarışmalı sergilerde jüri üyeliği yapmış, bazılarında ise eserleri sergilenmiştir. Duvar panoları da çalışmış olan sanatçının yapıtları yurtiçi ve yurtdışındaki tüzel ve özel koleksiyonlarda bulunmaktadır. 2002 – 2003 yıllarında eleştirmen Özkan Eroğlu’nun karşılaştırmalı sanat tarihi kursuna devam etmiş olan sanatçının; “Antika”, “Sanat Çevresi” dergileri ile “Adaların Sesi” Gazetesi’nde sanatla ilgili deneme yazıları yayınlanmıştır. Birçok kuruluştan berat, madalya ve teşekkür belgesi alan sanatçı, doğayı realist bir anlayışla, fakat stilize ederek yalın bir şekilde yorumlamakta olup, natürmort, portre, peyzaj ve kompozisyonlar çalışmaktadır.

Kategori Adalı Ressamlar
Perşembe, 15 Eylül 2011 10:42

Aliye Berger

1903'te İstanbul'da doğdu, buradaki Fransız okullarında eğitim gördü, resim ve piyano dersleri aldı. 1924'te Türkiye'de bulunan Macar keman virtüözü ve pedagog Karl Berger'den ders alan sanatçı 1935'ten 1939'a kadar Berlin ve Paris'te kardeşi Fahrünnisa Zeid'in yanında kalarak sanat hareketlerini izledi.John Buckland Wright'in atölyesinde heykel ve gravür çalıştı, 1951'de Türkiye'ye döndüğünde ilk kişisel sergisini açtı.luslar arası Sanat Eleştirmenleri Derneği'nin (AICA) 1954'te İstanbul'da toplanan kongresi nedeniyle Yapı Kredi Bankası'nın düzenlediği yarışmada ilk yağlıboya çalışmasıyla birincilik ödülünü, bir yıl sonra ikinci Tahran Bienali'nde ikincilik ödülünü aldı.
Aliye Berger desen ve yağlıboya resimler yaptıysa da çoğunlukla oyma baskı tekniğinde, siyah-beyazın ara tonlarında yapıtlar verdi. Zımpara kağıdı, kasap kağıdı ve tülbenti malzeme olarak kullanan sanatçı günlük yaşamın kalıplarını, İstanbul'un çeşitli köşelerini bazen gerçekçi, bazen de fantastik biçimde, özgün bir lirizm ve dışavurumculukla yansıttı.
Kategori Adalı Ressamlar
Perşembe, 15 Eylül 2011 11:38

Nadya Özbıyıkyan

Ressam Arzu başran’dan aldığı eğitimle resme başladı. Heykeltraş Müfide Aksoy’la da heykel çalışmaları yaptı. Birçok karma sergiye katıldıktan sonra ilk kişisel sergisini 1994 yılında açtı. Kınalıada’da zaman zaman da diğer adalarda açılan karma sergilere katılıyor.
Kategori Adalı Ressamlar
Perşembe, 15 Eylül 2011 11:01

Balkan Naci İslimyeli

1967 yılında şimdiki adıyla Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi olan dönemin İstanbul Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’nun uygulamalı yetenek sınavını kazanarak girdiği resim bölümünde beş yıl resim eğitimi gördü. Birincilikle mezun olduğu okula bir yıl sonra 1973 yılında asistan oldu. Asistanlığı döneminde kazandığı Avusturya Hükümeti’nin bursu ile litografi (taş baskı) eğitimi görmek üzere 1975 yılında Salzburg’a gitti. Yurda döndüğünde tez çalışmalarına devam eden sanatçı 1977’de “Görsel Sanatlar Öğesi Olarak Kurgu” adlı tezi ile yüksek lisansını tamamladı. Floransa’ya 1980 yılında bu kez İtalyan Hükümeti’nin bursuyla giderek; Floransa Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’nde iki yıl boyunca çalışmalar yaptı. 1982 yılında yurda döndü. Doktoraya eşdeğer olan sanatta yeterlilik diplomasını 1983 yılında alan sanatçı üç yıl sonra 1986’da resim bölümünde doçent oldu. 1989 yılında New York’a giderek çağdaş sanatlar üzerine çalışmalar yaptı. New York Üniversitesi Hagop Kevorkian Yakındoğu Merkezi’nin davetiyle 1990 yılında burada çalışmalarda bulunan İslimyeli, 1991’de Fulbright bursuyla Güzel Sanatlar Fakültesi’nde çalışmalarını sürdürdü. Konuk sanatçı olarak davet edildiği ABD Hartford Trinity Koleji'nde çalıştı. 1996 yılında profesör oldu. Değişik ülkelerden aldığı davetlerle gittiği yerlerde kısa süreli çalışmalar yaptı. İslimyeli, eğitimciliğinin yanı sıra sanat kitapları, şiir ve öyküler yazmakta, sinema ile de ilgilenmektedir. Şiir ve öyküleri Dost, Oluşum, Yazı, Gösteri, Argos, Kitaplık dergilerinde yayımlanmıştır. Marmara Üniversitesi’nde kendi adıyla resim atölyesi; yirminin üzerinde de yüksek lisans ve doktora tezi yöneten sanatçı, halen Işık Üniversitesi’ndeki öğretim üyeliği görevine devam etmektedir.
Kategori Adalı Ressamlar
Perşembe, 15 Eylül 2011 11:18

Erol Eti

Türk duvar ressamı. Tatbiki Güzel Sanatlar Okulu'nu bitirip (1961), aynı okulda asistanlığa başlayan Erol Eti, Stuttgart'ta iki yıl uzmanlık çalışması yaptı. Yurda dönünce Tatbiki Güzel Sanatlar Okulu'nda öğretim görevliliğinde (1970), Dekoratif Resim Bölümü Başkanlığında (1975) ve müdürlükte (1975-1979) bulundu. Duvar süslemeciliği alanında çeşitli yarışmalar kazanıp, Büyük Ankara Oteli'nde, İstanbul Sheraton Oteli'nde, ve diğer otellerde uygulamalar yaptı.
Kategori Adalı Ressamlar
Perşembe, 15 Eylül 2011 11:21

Hale Işık

2005 yılında, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Resim Bölümü, Neş'e Erdok Atölyesi'nden mezun oldu. 2002-2004 yılları arasında, bir özel tiyatro kurumu olan 'Stüdyo Drama' bünyesinde faaliyet gösteren Stüdyo Drama Araştırma Birimi'nde, sanat- felsefe araştırmaları üzerinde çalıştı.

2007'de Nuri İyem Resim Yarışması / jüri özel ödülünü aldı.
Kategori Adalı Ressamlar
Perşembe, 15 Eylül 2011 11:21

İhap Hulusi Görey

Türk afiş sanatının öncülerinden İhap Hulusi Görey ilk ve orta okul öğrenimini Kahire’deki İngiliz okullarında yaptı .1911’de ailesi ile birlikte İstanbul’a geldi. Resim çalışmalarına başlamıştı ama daha iyi eğitim görmek için Almanya’nın Munich kentine gitti. 1920’den 1925’e kadar orada kalarak kendini geliştirdi. Türkiye’ye döndükten sonra “Cem” dergisinde karikatürleri yayınlandı. Tayyare Bileti (Milli Piyango) için hazırladığı tasarım 1975 yılına kadar kesintisiz kullanılarak bir rekora ulaştı. 1927 sonrasında Sümerbank, Ziraat Bankası, Türk Hava Kurumu için de afişler yaptı, ancak Tekel(İnhisarlar idaresi) için yaptığı etiketlerden bir tanesi kendisine büyük ün kazandırdı. 1932’de Kulüp rakısı üstüne yaptığı etiket tasarımı hala kullanılarak tam 78 yıllık bir döneme imzasını atmış oldu. 1929 yılında kabul edilen latin harflerinden sonra ilk Alfabe kitabının kapak tasarımını hazırladı. Ünü diğer ülkelere de yansımıştı. Mısır, Almanya ve İsviçre kuruluşları için de afişler hazırladı. 1965’de “İstanbul Tiplemeleri” adında bir dizi resim hazırladı.1978’de Grafikerler Meslek Kuruluşu onur üyeliğine seçildi. Önceleri kiracıolarak geldiği Kınalıada’da Şale köşkünü satın aldı. Burada sulu boya ve manzara resimleri yatpı. Hat sanatından da örnekler verdi. Ressam Naişide hanımla evliydi.

Adalarda İz Bırakanlar İçeriği: Yaşamlarının büyük bir bölümünü Kınalıada'da geçiren grafiker ve ressam İhap Hulusi Görey ile şair, yazar, eğitmen ve milletvekili Fazıl Ahmet Aykaç yakın dosttu. Bazen kendi adalarında bazen de Büyükada Anadolu Kulübü'nde buluşurlardı. İhap Hulusi, yurtdışında özellikle Almanya'da uzun yıllar resim ve grafik eğitimi aldıktan sonra 1929 yılında ilk grafik atölyesini İstanbul'da kurdu. Yeni cumhuriyette grafik sanatının kurucularından ve reklamcılığın ilk büyük isimlerindendi. Türkiye'nin başlangıç yıllarındaki pek çok resmi ve özel kuruluşun kurumsal kimliklerini o oluşturdu. Neredeyse tüm reklam afişleri, kitap kapakları, etiket ve ambalaj resimleri onun kaleminden, üzerlerinde İhap Hulusi yazan ters üçgenli imzasıyla çıktı. Cumhuriyeti o afişledi demek abartı sayılmaz. İhap Hulusi'nin bugün de kullanılan ünlü Kulüp Rakısı etiketinin üzerinde, içki içen çok şık ve yakışıklı iki beyefendi görülür. Çeşitli dönemlerde bu beyefendilerin Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü oldukları iddia edilse de, 1932 yılında tasarlanan bu etikettekilerin Anadolu Kulübü'nde demlenen Fazıl Ahmet Aykaç ve İhap Hulusi olduğu, ünlü ressamın arkadaşıyla sohbetini ölümsüzleştirdiği söylenir.

Kategori Adalı Ressamlar
Çarşamba, 14 Eylül 2011 10:13

Salvatore Valeri

Romanın biraz güneyindeki bir deniz kasabası olan Nettuno'da doğdu. Roma'da San Luca Akademisi'nde resim öğrenimi gördü. 19 yüzyıl sonlarında Sanayi-i Nefise Mekteb-i Alisi'nin (Güzel Sanatlar Akademisi) kuruluşu sırasında İstanbul'a geldi ve bu okula yağlıboya resim hocası olarak girdi. II. Abdülhamid'in şehzadelerine de resim dersi versi. 1890 yılında padişah tarafından “Osmani” nişanı ile ödüllendirildi. 1901-1904 arasında açtığı çeşitli sergilerle büyük beğeni kazandı. Kınalıada’ya yerleşti ve yalı sahilinde altında kayıkhanesi bulunan, tavanları süslemelerle dolu zarif bir evde oturmaya başladı (bugün yerinde bir apartman var)Çalışmalarına burada devam ederken yaptığı “Saka” , “İstanbul Çingeeneleri”, “Zeybek” gibi yapıtları büyük ses getirdi.

Kınalıada'da Valeri Yalısı'nı inşa etti. 1915'te İtalya'ya geri döndü. Nettuno'da öldü.

Perşembe, 15 Eylül 2011 11:18

Fahrelnisa Zeid

1901'de ailesinin Büyükada'daki köşkünde dünyaya geldi. Babası devlet adamı, asker ve tarihçi Kabaağaçlı Mehmet Şakir Paşa; annesi Giritli Sare Hanım'dır. "Şakir Paşa ailesi" olarak anılan ve pek çok sanatçı yetiştirmiş olan bu ailenin ortancı kızıdır (Kardeşler sırasıyla: Cevat Şakir, Hakkiye, Ayşe Suad, Fahrelnisa ve Aliye). 14 yaşında resme başlayan sanatçı[1] işgal yıllarında Sanay-i Nefise'nin ilk kadın öğrencileri arasında yer aldı[2] İlk evliliğini, Sanay-i Nefise'ye başladığı 1920 yılında, yazar İzzet Melih Devrim ile yaptı. Eşi ile beraber Avrupa kentlerine seyahat etme, yazar ve entellektüellerle tanışma fırsatı buldu. Bu evlilikten Nejat ve Şirin adında iki çocuğu dünyaya geldi. Resim öğrenimini Paris'te Ranson Akademisi Stalbach Atölyesinde ve Türkiye'de Güzel Sanatlar Akademisi Namık İsmailatölyesinde sürdürdü[3]. İkinci evliliğini 1934 yılında, Ürdün'ün Ankara temsilcisi ve Ürdün Kralı I. Faysal'ın kardeşi olan Emir Zeid ile yaptı; bu evlilikten "Raad" adında bir oğlu dünyaya geldi. Diplomat olan eşinin görevi nedeniyle Türkiye'den ayrılan sanatçı, resim kariyerini Avrupa'nın çeşitli kentlerinde sürdürdü. İlk kişisel sergisini 1944 yılında İstanbul'da kendi evinde açtı. Bu ilk sergiyi Paris,Londra, New York, Brüksel gibi kentlerde açtığı onlarca sergi izledi. 1970 yılında eşinin ölümünden sonra 1976'da, oğlu Raad'ın yaşadığı Amman'a yerleşti. Bu kentte kendi adıyla anılan bir sanat enstitüsü kurdu[3]. Son döneminde portreler üzerinde yoğunlaştı[4]. Eserlerini son olarak 1988'de İstanbul'da, 1990'da Fransa ve Almanya'da sergiledi[3]. 5 Eylül 1991'de hayatını kaybetti. Amman'da El Rağdan Sarayı Kraliyet Mezarlığı'na defnedildi.
Kategori Adalı Ressamlar
Sayfa 1 / 4
Buradasınız: Home Adalar Heybeliada Etikete göre gösterilenler Ressam