Heybeliada
Cuma, 22 Nisan 2011 09:29

Eşekçi Leylam

Büyükada'da eşek kiraya verenlerin ve eşekle taşımacılık yapanların büyük çoğunluğu Yozgatlı veya Çorumluydu. Eşekçi Leylam da onlardan biriydi. Diğerlerinden farkı, yüzünün bir yanının eşek tepmesi yüzünden göçük olması ve lakabıydı. Esmer, ufak tefek adamın gerçek adını kimse kullanmazdı.

Bugünkü İş Bankası'nın önüne denk gelen yerde eskiden eşek durağı vardı. Vapurdan inenler oradan eşek kiralayıp evlerine giderdi. Bugünkü bisiklet turları gibi o zamanlar eşek turları popülerdi.

Eşekle kıra pikniğe gidilir, eşekli mehtap gezileri düzenlenirdi. Eşekçiler yol boyunca eşeklerinin yanında koşar, hayvan boş dönecekse sırtına binip durağa dönerdi.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:28

Tarzan Toma Balcı

Toma Valcis, spor sahalarındaki ve sinemadaki adıyla Toma Balcı veya Tamer Balcı, 1952 yılında çevrilen "Tarzan İstanbul'da" filminin başrolünü, yani Tarzan'ı oynamıştı. Daha pek çok filmde oynayan Toma için rollerin en zoru Tarzan'ı canlandırmaktı. Çünkü hayli tüylü olan bedeni bu rol için baştan sona tıraş edilmiş ve yaz boyunca Heybeliada'daki arkadaşlarının takılmalarından ve şakalarından kurtulamamıştı. Toma'nın Tarzan rolü için seçilmesinde oyunculuğu kadar, iki metreye yaklaşan boyu, güçlü, kaslı ve güzel bedeni de etkili oldu, çünkü o ünlü bir sporcuydu. Uzun yıllar Türkiye Atletizm Milli Takımı'nda çekiççi olarak yer aldı, tam 15 kez Türkiye şampiyonu oldu ve 1940-1956 yılları arasında sayısız Türkiye rekoru kırdı. Tüm uluslararası yarışmalarda Türkiye’yi temsil etti ve hep birincilik kazandı.

Toma 1977 yılına kadar filmlerde oynamaya devam etti. Son olarak Cüneyt Arkın'ın başrolünü oynadığı "Hınç" filminde mafya babası Hasan'ı canlandırdı.

Kategori Adalılar
Pazartesi, 30 Mayıs 2011 09:49

Bakkal Dimopulos

Bakkal Dimopulos Büyükada’nın en önemli ve en büyük bakkalıydı. Dükkânı bakkal Leonidas'ınki kadar estetik ve şık değildi ama en iyi işi her zaman o yapardı.

Bugünkü Marin Otel'in çapraz köşesindeki dükkânı halen boş..

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:45

Akordiyoncu Taki Cenerini

Akordiyoncu Taki Cenerini ve arkadaşları 1950'lerin, 1960'ların en popüler müzik topluluklarından biriydi. Gitarda Valerio Marusiç, basta Tacettin Orturay'ın eşlik ettiği Taki, Burgazadalı'ydı.
Sonraki yıllarda Yorgo Vaporidis, Cem Karaca, Mavi Çocuklar gibi ünlü şarkıcı ve toplulukların da çalacağı adanın en önemli eğlence yeri Paradisos Gazinosu'nun gedikli orkestrasıydı Taki Cenerini ve arkadaşları. Yaz aylarında her cumartesi sahne alır, müzik ve dans dolu geceler yaşatırdı Burgazadalılara.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:48

Pastacı Madam Ortans

Madam Ortans, Büyükada'da bugünkü Prenses Oteli'nin yerindeki Ankara Palas'ın altında küçük bir pastane işletirdi: Hanımeli Pastanesi. Alt katında imalathanesi olan küçük bir pastaneydi ama çeşidi çok bol ve lezzetliydi.

Hanımeli Pastanesi'nin şeker, yağ gibi malzemeleri Bakkal Fahri'ye sipariş edilir, malları oğlu Ahmet Tanrıverdi pastaneye taşır, alt kattaki imalathaneye indirirdi. Madam Ortans, çok kalender ve eli bol bir insandı. Daha dükkâna girer girmez küçük Ahmet'in gözündeki parıltıyı sezer, "İstediğin pastayı al ye aşağıdan" derdi.

Sonradan Büyükada'nın ünlü pastacısı olacak Niko Mundi, Madam Ortans'ın yanında çalışıyordu. Bir süre sonra pastaneye ortak oldu. Madam Ortans vefat edince, malı mülkü yeğeni Vartova'ya kaldı. Vartova kısa süre sonra Niko Mundi'yle evlendi.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:40

İbrahim Amca

60 yıllık Büyükadalı İbrahim Durmuş, adalıların deyişiyle İbrahim Amca, kıyıdaki balık lokantaları sokağının tanınmış lokantalarından Milano Restoran'ın sahibiydi. 1926 doğumlu, Karadeniz kökenli İbrahim Amca 80'ine merdiven dayadığında bile aksatmaksızın her gün işyerine gelir, yoğun ilgisini personelinden olduğu kadar müşterilerinden de esirgemezdi.

Adalıların ve müşterilerinin büyük çoğunluğu onun yakın dostuydu. Herkesle tek tek ilgilenir, eşlerini, çocuklarını lâf olsun diye değil gerçek bir ilgi ve şefkatle sorardı. Tatmin edici yeterli bilgiyi almadan da bırakmazdı.

Yoldan geçerken durdurduğu bir eski dostu veya müşterisine, "Yahu bu senin kız kocaman oldu, bak kaç yaşına geldi. Niye hâlâ evlenmiyor" diye sormak onun için olağandı. Ya da birkaç gün tek başına gelen bir müşterisinin eşine telefon açıp, "Kızım sen nerdesin? Bu niye tek geziyor burada? Yoksa bir şey mi var" diye soracak kadar ilgiliydi çevresindekilerle. İbrahim amca 2006 yılında hayata veda etti.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 00:05

Deli Memduh

Memduh, Çınar Meydanı'na inen yokuşlardan birinde otururdu. Her gün muntazaman meydana iner, ağzından hiç eksik etmediği sigarasıyla en fazla on metrelik bir parkur üzerinde volta atmaya başlardı. Kendi kendine konuşur; durmadan gider gelir, gider gelirdi. Kimseye zararı yoktu. Yemek vakti geldiğinde annesi çağırır o da itirazsız eve dönerdi. 60'lı yaşlarının ortalarına değin bu böyle devam etti, sonra vefat etti.
Kategori Adalılar
Perşembe, 21 Nisan 2011 23:52

Zangoç Todori

Burgazada'daki Aya Yani kilisesinin zangocu Todori, adanın en renkli kişilerindendi. Kel kafalı, altın dişli, Clark Gable bıyıklı, güleç yüzlü bir adamdı. Bazen kafasına tuhaf bir peruk takar, yoldan geçen kadınları peruğunu şapka gibi çıkartarak selamlardı.

Çok sıkı içkici ve küfürbazdı ama küfürlerine herkes alıştığı için kimse aldırmazdı. Zangoçluğun yanı sıra adalı Rumların cenaze işlerine de bakardı ve kulaktan kulağa hayli çapkın olduğu fısıldanırdı.

Balıkçılıktan da anlar, boş zamanlarında mülkiyeli balıkçı Muvakkar Orhon'la balığa çıkardı. Hemen her akşam, Yordan'ın meyhanesinde, kapı girişindeki çinko kaplı büyük yuvarlak ceviz masada Muvakkar ve arkadaşlarıyla buluşup demlenir, hesabı çoğu zaman Muvakkar öderdi.

Geceleri bekçi olarak karakolun üst kısmındaki Rum İlkokulu'nda yatar, ev kirasını bedavaya getirirdi.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 00:14

Baki Yener

Baki Yener, Adalar Belediye Şube Müdürlüğü'nün Fen İşleri şoförüydü. Babası Ali Yener'in (Topal Ali) fayton meydanı girişinin sağ tarafında lokantası vardı. Baki Yener son derece mütevazı yaşamına rağmen Büyükada'da futbol denilince akla ilk gelen isimdi. Bu ününü çok iyi futbolculuğuna, gol maharetine değil futbol aşkına borçluydu. Hayatını futbola adamıştı. Biraz paytak bacaklı olduğu için güzel futbol oynayamazdı ama Adalar Takımı'nda oynatılmadığı zaman çok kırılır, küplere binerdi. Baki Yener'in futbola duyduğu aşk karşılıksızdı ama bu onu asla yıldırmadı. Futbolla yattı, futbolla kalktı; Futbol Federasyonu'nun "Monitör" kurslarına gitti, diplomasını aldı ve antrenör olarak Adalar Takımı'nın başına geçti. Adalar Futbol Takımı demek Baki Yener demekti. Pek çok genç yoksul futbolcuyu iyi beslenebilsin, okulunu bırakmasın diye cebinden para vererek destekledi. Oysa kendisi de son derece güç koşullarda yaşıyordu. Hiç evlenmedi. Bugünkü Adalar Belediye binasının olduğu yerdeki Fen İşleri deposunu evi bildi, orada yatıp kalktı.

Futbol aşkıyla yaşadı, futbol aşkıyla öldü.

Kategori Adalılar
Pazartesi, 30 Mayıs 2011 09:49

Prof. Dr. Akil Muhtar Özden

Büyükada'dan Yunanistan'a göç etmiş Rumlardan bir gurup, 1998 yazında adayı ziyarete gelmişti. Onları karşılayıp yardımcı olan adalılar arasında Baki Nedim Baltacı da vardı. Gelen gruptaki hayli yaşlı bir eski adalı "Akil Muhtar Bey vefat edeli çok oldu ama onun akrabalarından kimse var mı" diye sordu. Yanındakiler Akil Muhtar'ın uzaktan akrabası olan Baki Nedim Baltacı'yı gösterdi. Yaşlı adam yanına geldi ve "Siz Akil Muhtar nasıl bir adamdı bilir misiniz" diye sordu. Baki Nedim onun Türkiye tıbbına ve tıp literatürüne katkılarını sıralarken, adam sözünü kesti: "O tamam. İnsanlık yanını bilir misiniz?" dedi. Baki Nedim bu kez filozof yanını, kitaplarını anlatıyordu ki, yaşlı Rum tekrar sözünü kesti: "Akil Muhtar İstanbul tıbbının başında olmasına rağmen yılda 8 ay adada oturur, gece yarısı bile olsa hastaların yardımına koşardı. O zamanlar Rumlar fazla olduğu için hastaların çoğu Rum'du. Akil muhtar fakir hastalardan para almaz, eğer çok fakirse, yastığının altına para koyardı. Siz bunu bilmeyebilirsiniz ama ben ölmeden bunu size anlatmayı görev bildim" dedi, her ikisinin de gözleri doldu. Akil Muhtar Özden (1877-1949), Tıbbiye Mektebi'nde başladığı öğrenimini 2. Abdülhamit'in baskısından kurtulmak için yurtdışında tamamladı, 1906'da Cenevre'de doçent oldu. 1908'de meşrutiyetle birlikte İstanbul'a çağrıldı ve Tıp Fakültesi Tedavi Kliniği'ne farmakoloji profesörü olarak atandı. Atatürk hastalandığında onun tedavisi için çaba harcayan doktorlar asındaydı. Kızılay ve Türk Ocakları'nın kurucuları arasındaydı, 1944'de Ordinaryüs oldu. Onun yazdığı farmakoloji kitabı bir klasik olarak üniversitelerin ilgili bölümlerinde hâlâ okutulmaktadır.

Kategori Adalılar
Sayfa 1 / 6
Buradasınız: Home Adalar Heybeliada Etikete göre gösterilenler Adalılar