Heybeliada
Cuma, 22 Nisan 2011 00:12

Kunduracı Manol ve Diğerleri

Kunduracı Manol'un (Manolis Epirus) dükkânı çarşıdaki bugünkü elektrik idaresinin yanındaydı. O zamanlar hazır ayakkabı almak kolay değildi. Ya Beyoğlu'ndaki lüks ayakkabıcılardan alınacak ya da Sümerbank'ın fabrikasyon ayakkabıları tercih edilecekti. İlki her babayiğitin harcı değildi çünkü çok pahalıydı. İkincisi ucuzdu ama yeterince şık ve rahat olmadığı için pek tercih edilmiyordu. Ismarlama ayakkabı hem daha ucuza geliyor hem de değişken zevklere hitap ediyordu. Bu yüzden Büyükada'da Manol başta olmak üzere Tanaş, Agop, Hristo gibi birçok ayakkabıcı vardı. Ölçü alırlar, model seçtirirler ve istenilen ayakkabıyı ahşap kalıplar üzerinde kısa sürede yapıp teslim ederlerdi. Ada yaşamı bu bakımdan da kendi kendine yetmeyi başarıyordu. Bugünkü elektrik idaresinin olduğu yerde bir de Karamürselli Faik vardı ama yalnızca tamirciydi.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:31

Ali Boran

Yolcular Kınalıada'da vapurdan inip de iskeleden dışarıya çıktıklarında Ali Boran Meydanı'na adım atarlar. Ali Boran, 1942 yılında Kınalıada'yı elektriğe kavuşturan kişidir. Yurtdışında elektrik mühendisi olarak eğitim alan Boran adaya elektrik getirebilmek için büyük uğraş verdi. Sonunda kamulaştırılan küçük bir arsaya transformatör kurulmasını sağladı ve ada geceleri aydınlandı. Ali Boran henüz 31 yaşındayken bağlı olduğu İETT adına malzeme alımı için İsviçre'ye giderken bindiği uçak Atina yakınlarında düştü. Bugün adı meydanda yaşatılıyor.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:48

Pastacı Madam Ortans

Madam Ortans, Büyükada'da bugünkü Prenses Oteli'nin yerindeki Ankara Palas'ın altında küçük bir pastane işletirdi: Hanımeli Pastanesi. Alt katında imalathanesi olan küçük bir pastaneydi ama çeşidi çok bol ve lezzetliydi.

Hanımeli Pastanesi'nin şeker, yağ gibi malzemeleri Bakkal Fahri'ye sipariş edilir, malları oğlu Ahmet Tanrıverdi pastaneye taşır, alt kattaki imalathaneye indirirdi. Madam Ortans, çok kalender ve eli bol bir insandı. Daha dükkâna girer girmez küçük Ahmet'in gözündeki parıltıyı sezer, "İstediğin pastayı al ye aşağıdan" derdi.

Sonradan Büyükada'nın ünlü pastacısı olacak Niko Mundi, Madam Ortans'ın yanında çalışıyordu. Bir süre sonra pastaneye ortak oldu. Madam Ortans vefat edince, malı mülkü yeğeni Vartova'ya kaldı. Vartova kısa süre sonra Niko Mundi'yle evlendi.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:36

Zeki Sessiz

İkinci Dünya Savaşı yıllarında Zeki Sessiz akşam hava kararmaya başladığında önce Kınalıada iskele meydanındaki orta direğe bir gaz lambası asar, ikinci lambayı da şimdiki Mimoza Lokantası'nın bulunduğu yerdeki direğe takardı. Adanın diğer yerleri karanlıkta kalırdı. Savaş yıllarında gaz karneyle satılıyordu ve geceleri karartma vardı...

Zeki Sessiz'in ailesi 1907 yılında o henüz 7 yaşındayken Kınalıada'ya yerleşmişti. Daha önce İstanbul, Gedikpaşa'da oturuyorlardı ve dedesi adada bağ satın almıştı.

Birinci Dünya Savaşı'nda askere alınan, Arabistan cephesinde İngilizlere esir düşen Zeki Sessiz, kendisinin Ermeni ve adının Zenop olduğunu söyleyerek kurtulabilmişti. Ermenice ve Rumca'yı iyi bilirdi. Çok iyi ut çaldığı için şarkılarını, Türkçe'nin yanı sıra bu dillerde de söylerdi.

Askerden döndükten sonra zaman zaman dönemin Ataman Tiyatrosu'nda kendi film makinesiyle adalılara film gösterisi yapardı. Ancak 1929'daki büyük Kınalıada yangınında tiyatro da yandı. 1960'lı yıllarda muhtarlık da yapan Zeki Sessiz, 1982 yılında hayata veda etti.

Kategori Adalılar
Perşembe, 21 Nisan 2011 14:20

Angelos Kalfa

1950'lere kadar Burgazada'da cami yoktu. 1951'de, bir cami yaptırılmasına ve İstanbul'un fethinin 500'üncü yılına yetiştirilmesine karar verildi. İnşaatı üstlenen kalfa camiyi tamamlayamadı. Sağa sola borç taktı ve adayı terk etti. Dört duvar halinde kalan hatta bir duvarı kendi kendine yıkılan caminin nasıl tamamlanacağı düşünülürken, Angelos Kalfa devreye girdi.

Rum inşaat kalfası geleneğinin devamı olan Angelos Kalfa, çok kısa sürede işi tamamlayıp bugünkü zarif camiyi ortaya çıkardı ve 500'üncü yıl kaçırılmamış oldu.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 00:05

Deli Memduh

Memduh, Çınar Meydanı'na inen yokuşlardan birinde otururdu. Her gün muntazaman meydana iner, ağzından hiç eksik etmediği sigarasıyla en fazla on metrelik bir parkur üzerinde volta atmaya başlardı. Kendi kendine konuşur; durmadan gider gelir, gider gelirdi. Kimseye zararı yoktu. Yemek vakti geldiğinde annesi çağırır o da itirazsız eve dönerdi. 60'lı yaşlarının ortalarına değin bu böyle devam etti, sonra vefat etti.
Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:29

Eşekçi Leylam

Büyükada'da eşek kiraya verenlerin ve eşekle taşımacılık yapanların büyük çoğunluğu Yozgatlı veya Çorumluydu. Eşekçi Leylam da onlardan biriydi. Diğerlerinden farkı, yüzünün bir yanının eşek tepmesi yüzünden göçük olması ve lakabıydı. Esmer, ufak tefek adamın gerçek adını kimse kullanmazdı.

Bugünkü İş Bankası'nın önüne denk gelen yerde eskiden eşek durağı vardı. Vapurdan inenler oradan eşek kiralayıp evlerine giderdi. Bugünkü bisiklet turları gibi o zamanlar eşek turları popülerdi.

Eşekle kıra pikniğe gidilir, eşekli mehtap gezileri düzenlenirdi. Eşekçiler yol boyunca eşeklerinin yanında koşar, hayvan boş dönecekse sırtına binip durağa dönerdi.

Kategori Adalılar
Perşembe, 21 Nisan 2011 23:46

Balıkçı Lambo

Balıkçı Lambo hem ıstakoz hem balık yakalardı. Tüm balıkçılar gibi o da balık yataklarını sır gibi saklardı ama asıl ustalığı misina yapmaktaydı. 1940'lı yıllarda naylon misina bulmak olanaksızdı. Balıkçılar oltalarını atların kuyruk ya da yele kıllarından yapardı. Kıllar attan kesilir, yıkanır, eğrilir, birbirlerine bağlanır ve misina haline getirilirdi. Elli metrelik, yüz metrelik bir olta yapmak için yüzlerce at kılına ihtiyaç olurdu. Olta yapmak büyük beceri ve emek gerektirdiği için ustalar ve yaptıkları oltalar çok değerliydi.
Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:37

Ciğerci Altan

Yalnızca Büyükada'nın değil, tüm adaların yegâne ve ünlü ciğercisi Altan Sönmezler'in babası Raşit Bey, 1942 yılında Arnavutluk'tan, Büyükada'da ciğercilik yapan ağabeyi Sadık'ı ziyarete gelmişti. Büyükada'yı ve işi beğendi, hemen memleketine dönüp eşini de aldı ve bir daha ayrılmamak üzere adaya yerleşti. Bir yıl sonra oğulları Altan dünyaya geldi.

Adalardaki ciğerciler eskiden dükkân satışıyla yetinmez, sakatatları mahalle mahalle dolaşarak satardı. Büyükada nüfusunda Rumlar ağırlıklı olduğu için sakatatların adı Rumca söylenirdi: Ciğer stokaki, yürek kardiyaz, dalak ispilina, kelle kefalakya, beyin miyalo, paça podarakya diye satılırdı. O yıllarda yalnızca Büyükada'da dört ciğerci vardı.

Ciğerci Altan askerden dönünce kendi ciğerci dükkânını açtı.

Altan Sönmezler Büyükada'da ciğerciliği kadar futbolculuğuyla da tanınırdı. Santrhaf olarak tam 25 yıl Adalar takımında top koşturdu.

Bugün adalardaki tüm ciğerciler kapandı ancak Altan hâlâ direniyor. En çok sakatatta yüksek kolesterol olduğunu söyleyenlere kızıyor, "Ben her Allah'ın günü yiyorum ne kolesterol var ne lipit" diyor. Ciğerci Altan, eski İstanbul lezzetlerinden bumbar ve dalak dolmasının, uskumru dolması ve çirozunun, külbastısının unutulduğu gibi sakatat yemeklerinin de unutulacağından yakınıyor.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:33

Zabel Asadur

Osmanlı döneminin ilk kadın hakları savunucularından olan Kınalıadalı şair ve yazar Zabel Asadur 1863'te doğdu. Daha 16 yaşındayken, Anadolu'daki yoksul ve yetim kızların eğitimi için "Milletperver Ermeni Kadınları Derneği"ni kurdu. Hayatını kadınlar için düşünmeye, yazmaya ve çalışmaya adadı.

Eşi Hrant Asadur ve Kirkor Zohrab'ın yayınladığı Masis dergisinde "Sibil" imzasıyla yazılar yazdı. Bu yüzden daha çok Sibil olarak tanındı. Edebiyatın pek çok alanında eser verdi. 1902'de ilk şiir kitabı Tsolker (Işınlar), 1926'da Gnoç Hokiner (Kadın Ruhları) adlı öykü kitabı yayınlandı. Ağçıgan mı Sirdi (Bir Kızın Kalbi) adlı romanında bir genç kızın sorunlarını ve acılarını anlattı.

Ermeni edebiyatının önemli şairlerinden Zabel Asadur, eşi Hrant'la birlikte bugün Ermeni liselerinde hâlâ okutulmakta olan çeşitli ders ve dilbilgisi kitaplarını yazdı.

Eşinin ölümünden sonra sağ eline felç geldiğinde sol eliyle yazmaya devam etti. 1933'te yatağa mahkûm oldu ve bir yıl sonra hayata veda etti.

Kategori Adalılar
Sayfa 1 / 6
Buradasınız: Home Adalar Heybeliada Etikete göre gösterilenler Adalılar