Büyükada
Çarşamba, 14 Eylül 2011 23:22

Niko

Alparslan Sokak'ta otururdu.
Perşembe, 15 Eylül 2011 10:57

Ateş Evirgen

1996 yılında, ülkemizde ilk defa sualtı fotoğraf ve film ekipmanları ithalatı ve pazarlamasını yapan Promar Deniz Malzemeleri Tic. Ve Turizm A.Ş 'ni kurdu. Halen bu şirketin Yönetim Kurulu başkanlığı yanında Sualtı fotoğrafçılığını yaymak ve daha bilinçli bir sualtı toplumu oluşmasına yardımcı olmak amacıyla Sualtı Dünyası / Marine Photo dergisini hayata geçirdi. Bugüne kadar 110 sayısı yayımlanan dergi 111 sayıdan itibaren on-line olarak yayın hayatını sürdürmektedir. Galapagos, Kuzey Kutbu, Güney Kutbu, Maldivler, Endonezya, Kızıldeniz, Mikronezya gibi dünyanın birçok dalış bölgelerinde dalışlar yaparak sualtı fotoğrafları çekti.

Bir çok kuruluşun ve derneğin karma sergilerine fotoğraf vermesi yanında 1992 yılında İstanbul'da 1993 yılında da Bursa'da iki kişisel sualtı fotoğrafları sergisi açtı. 1992 yılındaki sergi ülkemizdeki ilk kişisel sualtı fotoğrafları sergisidir.

Kategori Adalı Ressamlar
Cumartesi, 17 Eylül 2011 00:26

Bakkal Lefter

Bakkal Lefter başlangıçta Büyükada'nın Nizam semtinde mahalle bakkalıydı ancak sonradan çarşıya gelip yeni bir dükkân açtı. Bir dönem muhtarlık da yapan Lefter'in eşi Yunan vatandaşıydı ve Yani isimli bir oğlu vardı. Lefter çok iyi, dürüst ve sevilen bir esnaftı. Ancak bu özelliği 6-7 Eylül 1955'teki resmi provokasyonun ardından gelen yağma ve yıkımda ona hiç ayrıcalık sağlamadı. Büyükada'ya gelen yağmacılar adadaki yandaşlarıyla birlikte Müslüman olmayanların önceden işaretlenmiş işyerlerini ve evlerini yakıp yıkıp yağmaladılar. Tabii Lefter'in mütevazı bakkal dükkânını da... Olayın ertesi günü Büyükada Karakolu’ndan polis H. zarar ziyan tespiti yapıyordu. Dört duvarından başka bir şeyi kalmamış bakkal Lefter'in karşı sırasındaki bakkal Fahri Tanrıverdi'nin dükkânına gitti. Bakkalın oğlu Ahmet de dükkândaydı. Polis H. Ahmet'e, "Gidip bakkal Lefter'e söyle, zarar ziyanı neyse bildirsin!" dedi. Bakkal Fahri hemen atılıp, "Sen gidip söylesene, neden çocuğu gönderiyorsun!" diye azarladı polisi. Polis H. gidip söyleyemiyordu, çünkü önceki gece farklı dinden olanların dükkân ve evlerini yağmacılara gösterenler arasında onun da olduğu iddia ediliyordu. Durumu Bakkal Fahri de, Ahmet de biliyordu. Polis başka çare bulamayınca Lefter'in dükkânına bizzat gitmek zorunda kaldı, "Zarar ziyanın neyse bildir!" dedi. Lefter elleriyle bomboş duvarları gösterdi, "Ne bildireyim, dört tane duvar kaldı bilmiyor musun!" diye söylendi. Polisin yağmacılarla ilişkisini o da biliyordu. 1964 yılında Yunan vatandaşı olan İstanbulluların sınır dışı edilmesine karar verildiğinde Lefter'in eşi de gitmek zorunda kaldı. Lefter ve oğlu Yani de ona katıldı, Yunanistan'a göç ettiler.
Çarşamba, 14 Eylül 2011 08:06

Kapetanakis

Salı, 13 Eylül 2011 16:46

Raimondo Tommaso D’Aronco

Batı İtalya'da, Rimini'nin güneyindeki Gemona'da doğdu. İnşaat işleri yapan bir aileden geliyordu. 1877'de Venedik Güzel Sanatlar Akademisi'ne (Academia di Belle Arti di Venezia) girerek mimarlık okudu ve 1880'de mezun oldu. 1893'te I. Osmanlı Milli Ziraat ve Sanayi Sergisi'ni hazırlaması için İstanbul'a davet edildi. Ama ertesi yıl meydana gelen depremin kentte büyük hasara yol açması nedeniyle bu sergiden vazgeçildi, D’Aronco depremde zarar gören önemli binaların onarılmasıyla görevlendirildi. Daha sonra uzun yıllar İstanbul'da kalan ve II. Abdülhamid tarafından saray mimarlığı payesi verilen D’Aronco, o dönemde Avrupa'da ortaya çıkan art- nouvaou üslubunda gerçekleştirdiği binalarla kentin bu üslupla tanışmasına yol açtı. Başta, art nouveau'nun en güzel örneklerinden biri sayılan Tünel'deki Botter Apartmanı olmak üzere, Beşiktaş'taki Şeyh Zafir Türbesi, Tarabya'daki İtalyan Elçiliği Yalık Konutu, Yaniköy'deki Huber Köşkü (bugün Cumhurbaşkanlığı yazlık konutu), Sultanahmet'teki Tarım Orman ve Maadin Nezareti (bugün Marmara Ünivetsitesi Rektörlüğ) ve Alexander Vallaury ile birlikte yaptığı Haydarpaşa'daki Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane (sonra Haydarpaşa Lises, bugün Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi) onun önemli eserlerindendir. Büyükada'daki Mizzi Köşkü Kulesi ve Ekleri inşaatını da gerçekleştirmiştir. D’Aronco II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesi üzerine 1909'da ülkesine döndü. Sanremo'da öldü.
Pazartesi, 19 Eylül 2011 21:12

Natır Madam Lusi

1940'lı yılların sonlarında adadaki çoğu evde banyo yapma olanağı çok sınırlıydı. Yoksul evlerde su gaz ocağı üstünde kazanla kaynatılır, biraz daha paralı olanlar odun ateşiyle ısıtılan termosifon kullanırdı. Çocuklar ise kocaman bakır ya da çinko leğenlerde anneleri tarafından yıkanırdı. O yüzden, Remzi beyin hamamının Büyükada yaşamında önemli bir yeri vardı. Kubbeli, göbek taşlı klasik hamam, Çınar Meydanı'ndan Hamidiye Camisi'ne çıkarken soldaki Firuz sokaktaydı. Hamamda sabah yediden akşam beşe kadar kadınlar, akşam beşten sabaha kadar da erkekler yıkanırdı.Pazar günleri ise yalnız erkeklere aitti. Hamamın bir tellağı bir de natırı vardı. Kadınlar erkek ya da kız çocuklarını da birlikte götürüp yıkardı. Natır Madam Lusi, ağzında tek dişi kalmış çok zayıf bir kadındı ve çok güzel bir kızı vardı. Kadınlar genelde hamama sabahtan zeytinyağlı dolmaları, börekleri, içecekleriyle birlikte hazırlıklı olarak gelirler, dedikodu ve eğlence saatlerce sürerdi. Oğlan çocukları 8-9 yaşlarına değin kadınlar hamamına anneleriyle birlikte kabul edilirdi. Madam Lusi bir oğlanın özellikle kadınların hamamotu kullandığı odayı dikkatle gözlemeye başladığını fark ettiğinde onun artık kadınlar hamamına getirilemeyecek kadar büyüdüğüne kanaat getirir, annesinin yanına gidip, "Hanım, bir dahaki sefere kocanı da al getir" derdi. Bu, o oğlanın ayağının artık kadınlar hamamından kesildiği anlamına gelirdi. Adalarda 1983 yılından sonra müthiş bir inşaat furyası başladı, Remzi beyin hamamı da yıkıldı, yerine apartman yapıldı.
Cuma, 22 Nisan 2011 09:42

Dimitri Mandacıoğlu

Büyükadalı bakkal Aleko Mandacıoğlu'nun 1927 doğumlu oğlu Dimitri, askerliğini Yassıada'da yedek subay olarak yaptı. Çok yakışıklıydı. Hafta sonları üniformasıyla adaya geldiğinde tüm genç kızların soluğu kesilirdi. Askerlik sonrasında babasının dükkanında çalışmaya devam etti. 1954 yılında bakkal Toma'nın güzel kızı Eleni ile evlendi. Kısa süre sonra kızları Lidya dünyaya geldi.

Dimitri Mandacıoğlu daha sonra Turizmle uğraşmaya başladı. Anadili Rumcayla beraber üç dil biliyordu. Emekli olduktan sonra, Turizm konusundaki deneyimini Büyükada için değerlendirmeye karar verdi ve Büyükada İskelesi'ndeki danışma bürosunda gönüllü tercüman ve danışman olarak görev aldı. Artık her gün, tertemiz giysileri ve hâlâ yakışıklı pırıl pırıl yüzüyle, bir ev sahibi heyecanıyla yerli-yabancı turistleri bekliyordu. İhtiyaç duyan herkese, Büyükada ve adalar konusundaki engin bilgisiyle yardımcı olur, yol gösterirdi.

Yeni tanıştığı insanlarla dostlukları biraz ilerlediği zaman ilk işi, cüzdanından çıkardığı bahriye üniformalı yakışıklı fotoğrafını onlarla paylaşmak olurdu.

Büyükada veya adalarla ilgili her sorunda, her toplantıda mutlaka görev alır, fikirleri ve deneyimiyle katkıda bulunurdu. Genç-yaşlı herkesin dostu, ağabeyi ve amcasıydı.

Dimitri Mandacıoğlu 2006 yazında çok sevdiği adasına ve hayata veda etti.

Kategori Adalılar
Cumartesi, 17 Eylül 2011 00:39

Berber Niko Kasapoğlu

Koço Kasapoğlu'nun babası.
Salı, 20 Eylül 2011 15:22

Murat Güler

Manş Denizi'ni yüzerek geçen ilk Türk yüzücü.
Kategori Adalı Sporcular
Salı, 31 Ocak 2012 16:01

Hasan Fetihi

Aslen İranlı’dır. 1927’de, Lefter’den 3 yıl sonra, Başkale’ye 1 saat mesafede, Şahpur’da doğdu. Babamsı 4 yaşındayken öldmüş, 7 kardeş yetim kalmış. İlkokula bile gitmemiş. O yüzden Farsça bilmiyor, sonradan kendi kendine Türkçe öğrendi. Rus Harbi sonrası dayısının oğluyla huduttan kaçmış. Karısının da anası Türk, babası İranlı. Burada tanışıp, 1958’de evlendiler. Karısı 15 yaş küçük.

İzmirli bir tüccarın yanında işe girdi. O ölünce çocukları “Hasan Amca sen devam et” demiş, sonra kendi işini kurdu. Bekarlığı Cihangir’de geçti. O zamanlar Rumlarla hep bir aradalarmış. Cihangir şöyle böyle olunca Şişli’de bir daire satın aldı. "Bir ara çok bozuldu Cihangir, şimdi düzelmeye başladı..." Sonra Büyükada’yı keşfetti.

"Adada dolaşıyordum, Lefter de aynı şekilde. Bulduk birbirimizi. Yıl 1950…"

Sayfa 10 / 16
Buradasınız: Home Adalar Büyükada