Büyükada
Salı, 13 Eylül 2011 19:29

Haralambos Tomaidis Kalfa

Büyükada'da birçok inşaatın kalfalığını yaptı.
Salı, 13 Eylül 2011 18:13

Erdem Hamami

Sovyet Devrimi öncülerinden Leon Troçki'nin 1929 başlarında içinde iki üç yıl yaşaması nedeniyle ünlenen İliasko Köşkü'nü bugünkü biçimiyle yeniden yaptı.
Çarşamba, 14 Eylül 2011 22:07

Fani Hodara

Piyanoya genç yaşta başladı. Uluslararası müzik yarışmalarında dereceye giren çok sayıda bestenin sahibi.
“…Kumsalda yürüyüşü, Viranbağı’nda kahvaltı ve denize girmeyi, Mavi Club’ta günbatımını izlemeyi, Aya Yorgi tepesinde sucuk ekmek yemek ve eşsiz manzarayı izlemeyi çok seviyorum..."
Çarşamba, 14 Eylül 2011 08:14

Asım Mutlu

İstanbul'da doğdu. Mimarlık öğrenimini yaptığı Güzel Sanatlar Akademisi'ni (bugün MSGSÜ) 1936'da bitirdi. 1940'ta Akademi'ye asistan olarak girdi. 1969'da profesör oldu; 1983'te emekliye ayrıldı. Hocalığın yanı sıra Akademi'de yönetim görevlerinde de bulundu. Bir yandan yalnız ya da meslektaşlarıyla ortak olarak çeşitli mimari uygulamalar yaptı. Yarışmalarda birinci gelerek projelerini hazırladığı Antalya/Aksu ve Kastamonu/Gölköy Köy Enstitüleri inşa edildi. Büyükada'da da 1941 yılında Ahsen Yapar ile Dört Evler'i inşa etti. İtalya ve Fransa devletlerinin liyakat nişanı verdiği Mutlu, İstanbu'da öldü.
Salı, 13 Eylül 2011 18:36

Şevki Balmumcu

İstanbul'da doğdu. 1928'de Güzel Sanatlar Akademisi (bugün MSGSÜ) Mimarlık Bölümü'nü bitirdi. 1933'te Ankara Sergi Evi binası için açılan uluslararası proje yarışmasında, katılan 10'u yabancı 16'sı Türk 26 mimar arasında birinci olarak adını duyurdu. Ayrıca bu proje, o dönemde ülkede yeni yeni tanınan akılcı- işlevci mimarlık anlayışı doğrultusunda olmasıyla da dikkat çekti, çok beğenildi ve hem meslek çevrelerinde hem de basında övgü kazandı. Balmumcu'nun inşaatını da denetlediği bina 1935'te tamamlandı. Ama 1946'da, resmi çevrelerin isteğiyle, o dönemde Türkiye'de çalışmakta olan Alman mimar Pul Bonatz tarafından bugünkü Devlet Operası binasına dönüştürüldü. Bu olay Balmumcu'yu ruhsal bakımdan çok etkiledi ve hayata küsmesine yol açtı. Oysa başarılı bir mimar olarak 1930'dan 1936'ya kadar daha başka mimari proje yarışmalarında da birincilikler kazanmıştı. Kısa bir süre serbest mimarlık yapmayı denedi. 1935'ten 1958'e kadar çeşitli devlet kuruluşlarında çalıştı. Daha sonra yeniden serbest mimarlığa döndüyse de bu işi sürdüremedi. İstanbul'da öldü
Salı, 20 Eylül 2011 12:21

Apostol Kasapğolu

Koço Kasapoğlu'nun ağabeyidir.
Kategori Adalı Sporcular
Çarşamba, 14 Eylül 2011 12:43

Zeki Sayar

İstanbul’da doğdu. 1923’te girdiği Sanayi-i Nefise Mektebi’nde (bugün MSGSÜ) dönemin önemli mimarlarından Vedat Tek ve Guilio Mongeri’nin öğrencisi oldu. 1928’de mezuniyetinden sonra serbest mimarlık yapmaya başladı. İstanbul Şehir Meclisi üyeliğinde bulundu, imar ve bütçe komisyonlarında çalıştı. Güzel Sanatlar Birliği Mimarlık Kolu Başkanlığı, İdare Heyeti Üyeliği, Türk Yüksek Mimarlar Birliği’nin İstanbul Şubesi Başkanlığı'nı yaptı. Mimarlar Odası’nın kurulması çalışmalarına katıldı. Bir yandan proje yarışmalarına girerken, ev ve apartmanlar başta olmak üzere mimari uygulamalar da gerçekleştirdi.
1931’de Abidin Mortaş ve Abdullah Ziya Kozanoğlu ile birlikte Mimar dergisini çıkarmaya başladı. 1935’te adı Arkitekt olarak değişen dergiyi 1941’den 1980’e kadar yalnız başına yayımladı. Arkitekt, yayımlandığı 50 yıl boyunca Modern Mimarlığı savunduğu gibi, mimarlıktan başka kentbilim, yapı mühendisliği, sanat tarihi, arkeoloji, belediyecilik ve turizm gibi konulara da yer verdi. Uzun yıllar Türk mimarlarının tek iletişim aracı oldu, yabancı mimarlara karşı Türk mimarlarını savundu. 1962'de Büyükada'da kendi evini inşa etti. Sayâr’a 1972’de Türk mimarlığını ve güzel sanatlarını tanıtmada gösterdiği çaba nedeniyle GSA tarafından onursal doktorluk unvanı, 1981’de Mimarlar Odası tarafından Onur Plaketi verildi. 1988’de Mimarlar Odası’nın Mimarlığa Katkı Başarı Ödülü’ne değer bulunan Sayâr 2000’de İstanbul’da yaşama veda etti.

Salı, 20 Eylül 2011 16:30

Vedat Ergil

Kategori Adalı Sporcular
Çarşamba, 14 Eylül 2011 13:09

Yorgo Katakuzinos Kalfa

Nikola Kalfa'nın babası, Koço Kalfa'nın büyükbabası.
Cuma, 22 Nisan 2011 09:37

Ciğerci Altan

Yalnızca Büyükada'nın değil, tüm adaların yegâne ve ünlü ciğercisi Altan Sönmezler'in babası Raşit Bey, 1942 yılında Arnavutluk'tan, Büyükada'da ciğercilik yapan ağabeyi Sadık'ı ziyarete gelmişti. Büyükada'yı ve işi beğendi, hemen memleketine dönüp eşini de aldı ve bir daha ayrılmamak üzere adaya yerleşti. Bir yıl sonra oğulları Altan dünyaya geldi.

Adalardaki ciğerciler eskiden dükkân satışıyla yetinmez, sakatatları mahalle mahalle dolaşarak satardı. Büyükada nüfusunda Rumlar ağırlıklı olduğu için sakatatların adı Rumca söylenirdi: Ciğer stokaki, yürek kardiyaz, dalak ispilina, kelle kefalakya, beyin miyalo, paça podarakya diye satılırdı. O yıllarda yalnızca Büyükada'da dört ciğerci vardı.

Ciğerci Altan askerden dönünce kendi ciğerci dükkânını açtı.

Altan Sönmezler Büyükada'da ciğerciliği kadar futbolculuğuyla da tanınırdı. Santrhaf olarak tam 25 yıl Adalar takımında top koşturdu.

Bugün adalardaki tüm ciğerciler kapandı ancak Altan hâlâ direniyor. En çok sakatatta yüksek kolesterol olduğunu söyleyenlere kızıyor, "Ben her Allah'ın günü yiyorum ne kolesterol var ne lipit" diyor. Ciğerci Altan, eski İstanbul lezzetlerinden bumbar ve dalak dolmasının, uskumru dolması ve çirozunun, külbastısının unutulduğu gibi sakatat yemeklerinin de unutulacağından yakınıyor.

Kategori Adalılar
Sayfa 10 / 16
Buradasınız: Home Adalar Büyükada