Büyükada
Perşembe, 01 Eylül 2011 23:37

Gırgırcı Nikola Kalfa

Büyükada'da Demirbaşıyan Köşkü'nü inşa etti.
Çarşamba, 14 Eylül 2011 23:22

Niko

Alparslan Sokak'ta otururdu.
Çarşamba, 14 Eylül 2011 10:11

Turgut Cansever

Antalya’da doğdu. 1946’da Güzel Sanatlar Akademisi (bugün MSGSÜ) Yüksek Mimarlık Bölümü’nden mezun oldu. 1949’da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü’nde doktor unvanını kazandı, 1960’ta doçent oldu. 1957’den 1980’e kadar İstanbul Belediyesi’nde danışmanlık, planlama müdürlüğü, Marmara Bölgesi Planlama Teşkilatı’nda ve Büyük İstanbul Nâzım Plan Bürosu’nda başkanlık, İmar ve İskân Bakanlığı ile Ankara Belediyesi’nde danışmanlık gibi görevlerde bulundu. 1983’te Ağa Han Mimarlık Ödülü’nün büyük jürisinde yer aldı.
1970- 1972 arasında Burgazada'da Halil Nadaroğlu Evi ve 1952'de Büyükada Rifat Yalman Evi'ni inşa etti. 1971-1973 arasında Bodrum’daki Ertegün Evi yenilemesinde ve 1961-1967’de Ankara’da (Ertur Yener ile birlikte) gerçekleştirdiği Türk Tarih Kurumu Binası’nda geleneksel biçimleri çağdaş bir anlayışla kullanmadaki başarısıyla 1980’de iki Ağa Han Mimarlık Ödülü birden kazandı. 1990’da Mimarlar Odası kendisine Büyük Ödül’ü (Sinan Ödülü) verdi. Ağa Han Mimarlık Ödülü’nü, Bodrum’da 1983-1991’de (Emine ve Mehmet Öğün, Feyza Cansever ile birlikte) gerçekleştirdiği Demir Evleri’nde insan ölçeğinde bir çevre yaratmada yerel-geleneksel teknolojiyi ustaca kullanması nedeniyle 1992’de bir kez daha kazandı. Mimarlık alanında kuramsal kitapları da bulunan Cansever 2005’te Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından “Türk mimarisinin tarihsel köklerinden kopmadan çağdaş mimari çizgiyi yakalayabilmiş” bir mimar olarak Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne değer görüldü. İstanbul’da öldü.

Çarşamba, 14 Eylül 2011 13:18

Muzaffer Kalfa

Büyükada'da kendine yaptığı evde A. Behramoğlu oturuyor.
Cuma, 22 Nisan 2011 09:40

İbrahim Amca

60 yıllık Büyükadalı İbrahim Durmuş, adalıların deyişiyle İbrahim Amca, kıyıdaki balık lokantaları sokağının tanınmış lokantalarından Milano Restoran'ın sahibiydi. 1926 doğumlu, Karadeniz kökenli İbrahim Amca 80'ine merdiven dayadığında bile aksatmaksızın her gün işyerine gelir, yoğun ilgisini personelinden olduğu kadar müşterilerinden de esirgemezdi.

Adalıların ve müşterilerinin büyük çoğunluğu onun yakın dostuydu. Herkesle tek tek ilgilenir, eşlerini, çocuklarını lâf olsun diye değil gerçek bir ilgi ve şefkatle sorardı. Tatmin edici yeterli bilgiyi almadan da bırakmazdı.

Yoldan geçerken durdurduğu bir eski dostu veya müşterisine, "Yahu bu senin kız kocaman oldu, bak kaç yaşına geldi. Niye hâlâ evlenmiyor" diye sormak onun için olağandı. Ya da birkaç gün tek başına gelen bir müşterisinin eşine telefon açıp, "Kızım sen nerdesin? Bu niye tek geziyor burada? Yoksa bir şey mi var" diye soracak kadar ilgiliydi çevresindekilerle. İbrahim amca 2006 yılında hayata veda etti.

Kategori Adalılar
Çarşamba, 14 Eylül 2011 23:34

Osman Nihad Akın

Ahmet Rasim'in torunu Osman Nihad Akın ve Ahmet Refik Altınay yaz aylarında Büyükada’da komşuluk eden, tavla oynayan, Dil Burnu’nda gezen iki dost. Ahmet Refik Bey’in 1937 yılında ölümü Osman Nihad Bey’i derinden etkiler. Bu üzücü olay üzerine Osman Nihad Nihavend makamında tarihe not düşer: Yine bu yıl ada sensiz içime hiç sinmedi / Dil’de yalnız dolaştım hep, gözyaşlarım dinmedi
Çarşamba, 14 Eylül 2011 22:09

Fedon (Kalyoncu)

Kır saçları, sakalı, yakışıklı yüzü ve her zaman güneş yanığı teniyle; denizin, güneşin, aşk şarkılarının ve aşkların vazgeçilmez şarkıcısı Fedon aynı zamanda Büyükada aşığı. Hem Türkçe şarkıları hem de Grek ve Rembetiko şarkılarını aynı güzellikte yorumlayan Fedon, taverna müziğinin -o taverna yerine meyhane denilmesini yeğler- denildiğinde her zaman akla gelen ilk isim oldu.
Pazartesi, 19 Eylül 2011 20:49

Kaptan Faik Kul

Büyükadalı Kaptan Faik Kul, güzeller güzeli Fenerbahçe şehir hatları gemisini ta İskoçya Glasgow'dan teslim aldı. Gemiyi okyanusta Fransa, İspanya ve Portekiz açıklarından geçirdi, Cebelitarık'tan Akdeniz'e soktu ve bütün Akdeniz'i boydan boya aşarak Marmara Denizi'ne salimen ulaştırdı. Kaptan 3 bin 500 millik uzun yolculuğun son aşamalarındaydı. Büyükada yakınlarından geçerken vapurun düdüğünü uzun uzun öttürüp adalı arkadaşlarını selamladı. Rize kökenli Faik Kul, alaydan yetişmesine karşın İstanbul Denizcilik İşletmesi'nin en önemli, iyi, sevilen ve güvenilen kaptanlarındandı. Hava koşulları, rüzgâr, dalga, akıntı nasıl olursa olsun vapuru iskeleye, bir trenin gara girişi kadar rahat ve mükemmel yanaştırırdı.
Oturaklı, ağırbaşlı ve yakışıklıydı. Bir yerden geçtiğinde bakışlar ona odaklanırdı. 1952 yılında İtalya'da yaptırılan Paşabahçe gemisini İstanbul'a getirme görevi ona verilmişti. Aynı yıl İskoçya'nın Glasgow kentinde yapılan Fenerbahçe ve Dolmabahçe adlı efsanevi gemileri getirecek kaptanlar arasında o da vardı.
Bugün Faik Kul'un değil ama tıpkı kendisi gibi Büyükada Mezarlığı'nda yatan Türkiye Denizciler Sendikası Genel Başkanlığı ve milletvekilliği yapmış oğlu Emin Kul'un adı Şehirhatları gemilerinden birinde yaşatılıyor. Son seferini yapan Fenerbahçe gemisi ise 22 Aralık 2008'deki veda turundan bu yana Rahmi Koç Müzesi'nde sevenleriyle yeniden buluşmak için hazırlanıyor.
Cumartesi, 17 Eylül 2011 00:30

Balıkçı Haralambos Davula

Büyükadalı balıkçı Haralambos kayığını yalının önündeki iskeleye ustalıkla yanaştırdı. Balıkçılık arkadaşı Troçki ve korumaları onu iskelede bekliyordu. Hemen açıldılar... Sovyet Devrimi’nin liderlerinden Lev Davidoviç Troçki, Politbüro'daki siyasi rakipleri olarak gördüğü tüm eski yoldaşlarını yok eden ya da çevresinden uzaklaştıran Stalin tarafından 1929 yılında ülkesinden kovulduğunda İstanbul'a gelmişti. 4 yıllık İstanbul yaşamının çoğunu Büyükada'da geçirdi. Adada Stalin yönetimini eleştiren ve devrimin nasıl sürekli olacağını tartışan kitaplar yazan Troçki, kalan tüm zamanını balık avlamaya ayırıyordu. Balıkçılık arkadaşı dönemin önemli balıkçılarından Haralambos Davula'ydı. İkili, Haralambos'un sandalıyla yalnızca onun bildiği balık yataklarında avlanırken, silahlı korumalar onlara nezaret ederdi. Troçki Sovyet ajanları tarafından her an öldürülebilirdi çünkü. Türkiye'yi terk etmesinin ardından Fransa ve Norveç'te pek hoş karşılanmasa da bir süre barınmaya çalışan Troçki, çareyi Meksika'ya yerleşmekte buldu. Pek çok suikast girişiminden kurtuldu ancak 20 Ağustos 1940'ta, Meksiko'da ajan Ramón Mercader tarfından bir buz baltasıyla ağır yaralandı ve ertesi gün öldü.
Salı, 20 Eylül 2011 16:30

Vedat Ergil

Kategori Adalı Sporcular
Sayfa 9 / 16
Buradasınız: Home Adalar Büyükada