Büyükada
Çarşamba, 14 Eylül 2011 09:58

Feridun Kunt

Mimarlık eğitimini Almanya'da Saarland Meslek Yüksekokulu'nda (Fachhochschule in Saarland) yaptı. Büyükada'da İhsan İpekçi Evi'ni inşa etti. İstanbul'da öldü
Cuma, 22 Nisan 2011 00:14

Baki Yener

Baki Yener, Adalar Belediye Şube Müdürlüğü'nün Fen İşleri şoförüydü. Babası Ali Yener'in (Topal Ali) fayton meydanı girişinin sağ tarafında lokantası vardı. Baki Yener son derece mütevazı yaşamına rağmen Büyükada'da futbol denilince akla ilk gelen isimdi. Bu ününü çok iyi futbolculuğuna, gol maharetine değil futbol aşkına borçluydu. Hayatını futbola adamıştı. Biraz paytak bacaklı olduğu için güzel futbol oynayamazdı ama Adalar Takımı'nda oynatılmadığı zaman çok kırılır, küplere binerdi. Baki Yener'in futbola duyduğu aşk karşılıksızdı ama bu onu asla yıldırmadı. Futbolla yattı, futbolla kalktı; Futbol Federasyonu'nun "Monitör" kurslarına gitti, diplomasını aldı ve antrenör olarak Adalar Takımı'nın başına geçti. Adalar Futbol Takımı demek Baki Yener demekti. Pek çok genç yoksul futbolcuyu iyi beslenebilsin, okulunu bırakmasın diye cebinden para vererek destekledi. Oysa kendisi de son derece güç koşullarda yaşıyordu. Hiç evlenmedi. Bugünkü Adalar Belediye binasının olduğu yerdeki Fen İşleri deposunu evi bildi, orada yatıp kalktı.

Futbol aşkıyla yaşadı, futbol aşkıyla öldü.

Kategori Adalılar
Çarşamba, 14 Eylül 2011 22:07

Fani Hodara

Piyanoya genç yaşta başladı. Uluslararası müzik yarışmalarında dereceye giren çok sayıda bestenin sahibi.
“…Kumsalda yürüyüşü, Viranbağı’nda kahvaltı ve denize girmeyi, Mavi Club’ta günbatımını izlemeyi, Aya Yorgi tepesinde sucuk ekmek yemek ve eşsiz manzarayı izlemeyi çok seviyorum..."
Çarşamba, 14 Eylül 2011 12:08

Vedat Tek

İstanbul’da doğdu. Ortaöğrenimine İstanbul’da başlayıp Paris’te tamamladı. Mimarlık eğitimini Paris’te Güzel Sanatlar Okulu’nda (Ecole Nationale Superieure des Beaux-Arts) yaptı. Okulu bitirirken burs almak için katılmak istediği Roma Ödülü yarışmasına yabancı olması nedeniyle kabul edilmedi. Ancak Fransa Devlet Başkanı’nın özel izniyle katıldığı bu yarışmadaki çalışması Légion d’Honneur nişanıyla ödüllendirildi. 1897’de İstanbul’a dönen Tek çeşitli devlet kuruluşlarında mimarlık yaptı. 1908’de Sermimar-ı Şehriyari (Padişahın Başmimarı), daha sonra Harbiye Nezareti Sermimarı oldu. Bir yandan da Sanayi-i Nefise Mektebi’nde (bugün MSGSÜ) ve Yüksek Mühendis Mektebi’nde (bugün İTÜ) hocalık yaptı. İstanbul’da öldü.
Vedat Tek, bugün I. Ulusal Mimarlık olarak anılan ve geçmişteki klasik Osmanlı mimarlığının biçimsel öğeleriyle yeni bir ulusal mimarlığın yaratılmaya çalışıldığı Milli Mimari (ya da Neo-Osmanlı) üslubunun Kemalettin Bey’le birlikte başlıca temsilcilerinden biriydi. Bu doğrultudaki başlıca eserleri arasında İstanbul’da Sultanahmet’teki Defter-i Hakani (bugün Tapu ve Kadastro Müdürlüğü), Sirkeci’deki Büyük Postane, Haydarpaşa ve Moda vapur iskeleleri, Nişantaşı’ndaki ve Büyükada'daki kendi evi, Ankara’da Halk Fırkası Mahfeli (İkinci TBMM Binası) ve Kastamonu Hükümet Konağı sayılabilir.

Cuma, 22 Nisan 2011 00:10

Asker Hüseyin

Askerliğini çok geç yaptığı için "Asker" lakabı takılan Hüseyin genellikle balık satardı. Demokrat Parti döneminde ona Büyükada'da sabit bir balık tezgâhı verildi ama biraz dağınık bir kişilikti, başını çeşitli dertlere soktu ve başarılı olamadı. 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra bugünkü elektrik idaresinin civarında bir balık tezgâhına daha sahip oldu. Sevdiği insanlara karşı bonkördü, enikonu fiyat kırardı. Ama delibozukluk orada da gelip yakasına yapıştı. Beş parasız kaldığı bir gün civardaki esnaf, "Anadan doğma soyunup buradan iskeleye kadar koş, sana 5 lira vereceğiz!" diye onu ikna etti. Asker Hüseyin, "Tamam!" dedi, anadan doğma soyundu ve iskeleye doğru koşmaya başladı. Onu koşturanlar derhal telefona sarılıp Asker Hüseyin'i polise ihbar ettiler. Hüseyin iskelede polisler tarafından karşılandı ve gözaltına alındı.

Bütün delibozukluğuna karşın bir gün nasıl becerdiyse esnaftan birinin boşandığı eşiyle evleniverdi. Hiç çocukları olmadı ama Asker Hüseyin bir anda duruldu, uslandı, efendi bir adam haline geldi.

Kategori Adalılar
Çarşamba, 14 Eylül 2011 13:23

Tanaş Kalfa

Büyükada'da Peuçak Köşkü'nü (Villa Rifat, 1911) inşa etti.
Salı, 13 Eylül 2011 18:36

Şevki Balmumcu

İstanbul'da doğdu. 1928'de Güzel Sanatlar Akademisi (bugün MSGSÜ) Mimarlık Bölümü'nü bitirdi. 1933'te Ankara Sergi Evi binası için açılan uluslararası proje yarışmasında, katılan 10'u yabancı 16'sı Türk 26 mimar arasında birinci olarak adını duyurdu. Ayrıca bu proje, o dönemde ülkede yeni yeni tanınan akılcı- işlevci mimarlık anlayışı doğrultusunda olmasıyla da dikkat çekti, çok beğenildi ve hem meslek çevrelerinde hem de basında övgü kazandı. Balmumcu'nun inşaatını da denetlediği bina 1935'te tamamlandı. Ama 1946'da, resmi çevrelerin isteğiyle, o dönemde Türkiye'de çalışmakta olan Alman mimar Pul Bonatz tarafından bugünkü Devlet Operası binasına dönüştürüldü. Bu olay Balmumcu'yu ruhsal bakımdan çok etkiledi ve hayata küsmesine yol açtı. Oysa başarılı bir mimar olarak 1930'dan 1936'ya kadar daha başka mimari proje yarışmalarında da birincilikler kazanmıştı. Kısa bir süre serbest mimarlık yapmayı denedi. 1935'ten 1958'e kadar çeşitli devlet kuruluşlarında çalıştı. Daha sonra yeniden serbest mimarlığa döndüyse de bu işi sürdüremedi. İstanbul'da öldü
Cuma, 16 Eylül 2011 14:13

Tahsin Nahid

Adalar Şairi” olarak tanınan Tahsin Nahid’in Büyükada’nın bir edebiyat mahfeli olmasında büyük katkısı vardır.
Çarşamba, 14 Eylül 2011 12:43

Zeki Sayar

İstanbul’da doğdu. 1923’te girdiği Sanayi-i Nefise Mektebi’nde (bugün MSGSÜ) dönemin önemli mimarlarından Vedat Tek ve Guilio Mongeri’nin öğrencisi oldu. 1928’de mezuniyetinden sonra serbest mimarlık yapmaya başladı. İstanbul Şehir Meclisi üyeliğinde bulundu, imar ve bütçe komisyonlarında çalıştı. Güzel Sanatlar Birliği Mimarlık Kolu Başkanlığı, İdare Heyeti Üyeliği, Türk Yüksek Mimarlar Birliği’nin İstanbul Şubesi Başkanlığı'nı yaptı. Mimarlar Odası’nın kurulması çalışmalarına katıldı. Bir yandan proje yarışmalarına girerken, ev ve apartmanlar başta olmak üzere mimari uygulamalar da gerçekleştirdi.
1931’de Abidin Mortaş ve Abdullah Ziya Kozanoğlu ile birlikte Mimar dergisini çıkarmaya başladı. 1935’te adı Arkitekt olarak değişen dergiyi 1941’den 1980’e kadar yalnız başına yayımladı. Arkitekt, yayımlandığı 50 yıl boyunca Modern Mimarlığı savunduğu gibi, mimarlıktan başka kentbilim, yapı mühendisliği, sanat tarihi, arkeoloji, belediyecilik ve turizm gibi konulara da yer verdi. Uzun yıllar Türk mimarlarının tek iletişim aracı oldu, yabancı mimarlara karşı Türk mimarlarını savundu. 1962'de Büyükada'da kendi evini inşa etti. Sayâr’a 1972’de Türk mimarlığını ve güzel sanatlarını tanıtmada gösterdiği çaba nedeniyle GSA tarafından onursal doktorluk unvanı, 1981’de Mimarlar Odası tarafından Onur Plaketi verildi. 1988’de Mimarlar Odası’nın Mimarlığa Katkı Başarı Ödülü’ne değer bulunan Sayâr 2000’de İstanbul’da yaşama veda etti.

Sayfa 9 / 16
Buradasınız: Home Adalar Büyükada