Büyükada
Çarşamba, 14 Eylül 2011 21:57

Erol Esken (Erol Eskenazi)

35 yıldır sahnelerde her dilden şarkılar söylüyor. Sahnede kaydı yapılan 6 adet CD’si var. Taverna müziğinin öncülerinden. Kendisine eşlik eden grupta klavye, gitar ve buzuki bulunuyor.
Cuma, 22 Nisan 2011 09:18

Niko Mundi

Niko Mundi, Büyükada'da önce çalışanı, ardından ortağı olduğu Hanımeli Pastanesi'ni devralarak sürdürdüğü mesleğini daha sonra bugünkü Dolçi Pastanesi'nin yerinde açtığı Büyükada Pastanesi'yle daha da geliştirdi. Niko usta, pastacılıktaki becerisi kadar iyi yürekliliği ve yardımseverliğiyle de nam salmıştı. Her din ve kökenden adalıyla son derece dostane ve yakın ilişki içindeydi.

Öyle ki, Müslüman komşularından birinde bir cenaze olduğunda, onlara haber bile vermeden lokmasını hemen o kaynatır ve evlerine bizzat götürürdü. Pastacılıkta yalnızca ustalığıyla değil, yaratıcılığıyla da çığır açtı. Birbirinden farklı lezzetlerdeki meyveli kurabiyelerinin tadına doyum olmazdı. Ticari olarak hiç yapmadı ama dostları hazırladığı mezelerin de benzersiz olduğunu söyler. Onun rakı sofrasına konuk olmak özel bir deneyimdi. Eski patronu, tanınmış pastacı Madam Ortans'ın yeğeni Vartova ile evlendi. Hiç çocukları olmadı. Bu yüzden kendisiyle çalışan ve sanatını esirgemeksizin öğrettiği Hüseyin Karayaprak'ı oğlu gibi sevdi. Mundi Atina'ya göç ettikten sonra, çarşı içine taşınan Büyükada Pastanesi'nde onun zanaatını ve lezzetini Hüseyin Karayaprak devam ettirdi.

Büyükada'da hâlâ evi olan Niko Mundi, yazları hep memleketine döndü. Ta ki, ağır bir kalp ameliyatı geçirinceye değin. Ameliyattan sonra yatağa bağlı kaldı. Yetiştirdiği Hüseyin Karayaprak, ameliyat öncesi ve sonrasında bir ay boyunca Atina'da başucunda bekledi. Hüseyin Karayaprak'ın Büyükada Pastanesi bugün hâlâ aynı lezzeti yaşatıyor. O ve çalışanları herhangi bir mesleki sorun yaşadıklarında derhal telefona sarılıp Atina'daki ustaları Niko Mundi'yi aradılar... Ağustos 2014'de vefat etti, Büyükada'da gömüldü.

Kategori Adalılar
Perşembe, 15 Eylül 2011 11:18

Erol Eti

Türk duvar ressamı. Tatbiki Güzel Sanatlar Okulu'nu bitirip (1961), aynı okulda asistanlığa başlayan Erol Eti, Stuttgart'ta iki yıl uzmanlık çalışması yaptı. Yurda dönünce Tatbiki Güzel Sanatlar Okulu'nda öğretim görevliliğinde (1970), Dekoratif Resim Bölümü Başkanlığında (1975) ve müdürlükte (1975-1979) bulundu. Duvar süslemeciliği alanında çeşitli yarışmalar kazanıp, Büyük Ankara Oteli'nde, İstanbul Sheraton Oteli'nde, ve diğer otellerde uygulamalar yaptı.
Kategori Adalı Ressamlar
Perşembe, 21 Nisan 2011 23:55

Şemsi Molla

Büyükada'da, Şemsi Molla'nın sözünden kimse çıkamazdı. Aksiliği ve lafını esirgemediği için ondan çekinilir, hastalardan para almadığı ve yardımsever olduğu için sevilirdi. İster sevgiden ister korkudan, o ne derse olurdu. Ada esnafı belediyeden çok ondan çekinirdi.

Kuleli Askeri Lisesi Başhekimi Şemsi Molla'nın aksilik maskesinin ardında müthiş bir mizah ve hiciv gücü gizliydi. Yakın arkadaşı şair ve yazar Recaizade Mahmud Ekrem, bu özellikleri yüzünden ona "Ada Beyi" derdi

Şemsi Molla 1844 yılında doğdu. Önce medrese eğitimi alıp sonra babası, 2. Abdülhamit'in Hekimbaşı Celalettin Efendi gibi askeri hekim oldu, ihtisasını Paris'te tamamladı.

Şemsi Molla, vapur seferlerinin düzenli hale gelmesinin ardından yaz-kış Büyükada'da oturmaya başladı. Her gün Kuleli Askeri Lisesi'ne gidip gelirdi. Adadaki yoksul hastaların din-köken ayırmayan gönüllü hekimiydi. Recaizade Mahmud Ekrem'in oğlu, yazar ve eğitimci Ercüment Ekrem Talu anılarında Şemsi Molla'ya sıkça yer verir. Bunlardan birinde babasının Şemsi Molla'nın bir yağlıboya portresini yaptığını anlatır. Molla resim bittikten sonra bakar, "Yahu bu ben değilim!" der. "Sen değilsen de, ya kim" diye sorar Recaizade. Molla aksileşir: "Aşiret beylerinden biri! Sen galiba bana Ada Bey'i diye diye yüzümü de ters görmeye başladın". Recaizade altta kalmaz, "O terslik senin huyundan sirayet etmiştir. Yoksa ben doğru görürüm" diye tartışmayı noktalar ama Şemsi Molla'nın ikna olması haftalar sürer. Tanıdığı herkesi evine çağırıp resmin kendisine benzeyip benzemediğini sorar. Şemsi Molla 1894 yılında henüz 50 yaşındayken hayata veda etti.Hastanenin karşı köşesinden başlayıp, Büyükada Kültür Evi'nin arkasına kadar giden sokak bugün onun adıyla anılıyor.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 00:10

Asker Hüseyin

Askerliğini çok geç yaptığı için "Asker" lakabı takılan Hüseyin genellikle balık satardı. Demokrat Parti döneminde ona Büyükada'da sabit bir balık tezgâhı verildi ama biraz dağınık bir kişilikti, başını çeşitli dertlere soktu ve başarılı olamadı. 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra bugünkü elektrik idaresinin civarında bir balık tezgâhına daha sahip oldu. Sevdiği insanlara karşı bonkördü, enikonu fiyat kırardı. Ama delibozukluk orada da gelip yakasına yapıştı. Beş parasız kaldığı bir gün civardaki esnaf, "Anadan doğma soyunup buradan iskeleye kadar koş, sana 5 lira vereceğiz!" diye onu ikna etti. Asker Hüseyin, "Tamam!" dedi, anadan doğma soyundu ve iskeleye doğru koşmaya başladı. Onu koşturanlar derhal telefona sarılıp Asker Hüseyin'i polise ihbar ettiler. Hüseyin iskelede polisler tarafından karşılandı ve gözaltına alındı.

Bütün delibozukluğuna karşın bir gün nasıl becerdiyse esnaftan birinin boşandığı eşiyle evleniverdi. Hiç çocukları olmadı ama Asker Hüseyin bir anda duruldu, uslandı, efendi bir adam haline geldi.

Kategori Adalılar
Pazartesi, 19 Eylül 2011 20:49

Kaptan Faik Kul

Büyükadalı Kaptan Faik Kul, güzeller güzeli Fenerbahçe şehir hatları gemisini ta İskoçya Glasgow'dan teslim aldı. Gemiyi okyanusta Fransa, İspanya ve Portekiz açıklarından geçirdi, Cebelitarık'tan Akdeniz'e soktu ve bütün Akdeniz'i boydan boya aşarak Marmara Denizi'ne salimen ulaştırdı. Kaptan 3 bin 500 millik uzun yolculuğun son aşamalarındaydı. Büyükada yakınlarından geçerken vapurun düdüğünü uzun uzun öttürüp adalı arkadaşlarını selamladı. Rize kökenli Faik Kul, alaydan yetişmesine karşın İstanbul Denizcilik İşletmesi'nin en önemli, iyi, sevilen ve güvenilen kaptanlarındandı. Hava koşulları, rüzgâr, dalga, akıntı nasıl olursa olsun vapuru iskeleye, bir trenin gara girişi kadar rahat ve mükemmel yanaştırırdı.
Oturaklı, ağırbaşlı ve yakışıklıydı. Bir yerden geçtiğinde bakışlar ona odaklanırdı. 1952 yılında İtalya'da yaptırılan Paşabahçe gemisini İstanbul'a getirme görevi ona verilmişti. Aynı yıl İskoçya'nın Glasgow kentinde yapılan Fenerbahçe ve Dolmabahçe adlı efsanevi gemileri getirecek kaptanlar arasında o da vardı.
Bugün Faik Kul'un değil ama tıpkı kendisi gibi Büyükada Mezarlığı'nda yatan Türkiye Denizciler Sendikası Genel Başkanlığı ve milletvekilliği yapmış oğlu Emin Kul'un adı Şehirhatları gemilerinden birinde yaşatılıyor. Son seferini yapan Fenerbahçe gemisi ise 22 Aralık 2008'deki veda turundan bu yana Rahmi Koç Müzesi'nde sevenleriyle yeniden buluşmak için hazırlanıyor.
Cuma, 16 Eylül 2011 23:38

Ahmet Tanrıverdi

1944 yılında Büyükada Çarşı mahallesinde doğdu. Büyükada ilkokulu, Heybeliada orta okulu, Adalar (sonra Hüseyin Rahmi Gürpınar) lisesini bitirip, Şişli İktisadi Ticari İlimler Yüksekokulu'nda İşletme okudu. Son sınıfta üç dersi vermeyip okuldan ayrılarak mezun olmadı ve İngiltere'ye gitti. 6 ay Londra'da Pitman School'da lisan okudu.

Üniversite eğitimi sırasında 1966-70 yıllarında Burgazada'daki Adalar Su sporları Kulübü'nde yaz aylarında müdür olarak çalıştı. Londra dönüşü, 1970 yılında yılında Kuledibi'nde Miray Basımevi'nde beş yıl çalıştıktan sonra Arkadaş Matbaası'nı ortağı Fikret Müftüoğlu ile kurdu. 2 yıl sonra Canan Matbaası’nı kurup 1995 yılına kadar faaliyet gösterdi.

Bu arada 1980 yılından itibaren Büyükada Değirmen'de yaz aylarında başlayan meyhanecilik serüvenim, Kumsal'daki kendi yerimde devam etti. 1997 yılından itibaren kış aylarında Balmumcu'da "Garden 74" restoranının içinde kurduğum "Barba" isimli meyhanemi, Bostancı, Arnavutköy, Etiler, Nişantaşı'nda sürdürdüm. Beyoğlu'nda bir kış sezonu Tramvay adıyla küçük bir meyhane de çalıştırdım. Zincirlikuyu'da açtığım "Mastori" isimli meyhanemi Bostancı'ya taşıdım. Çeşme Altınyunus Oteli’nde "Barba", Sheraton otelinde "Anason" ismiyle iki yıl yaz aylarında meyhane açıp işlettim. 2008 yılından itibaren yaz ve kış 12 ay süreli olarak Büyükada'da "Prinkipo" isimli meyhanemi çalıştırıyorum.

1989 yılında Hüseyin Rahmi Gürpınar Lisesi mezunu Büyükadalı Aynur hanım ile evlendim, Azra isimli kızım doğdu. Azra, Fevziye Mektepleri Vakfı'na ait Işık ilkokulu, lisesi ve Üniversitesi, işletme bölümünü okuyup bu yıl mezun oldu.

Gençliğimden başlayarak 1960-1980 12 eylülüne kadar CHP de ilçe ve il örgütlerinde görev yaptım. O tarihten itibaren hiçbir siyasi partiye mensup değilim. 19821992 yıllarında Gölcük Lions Kulübü üyesi olarak bulundum. 1988-2000 yılları arasında Özgür Masonlar Derneğinde bulundum, sonra uykuya yattım. Adalar Su sporları Kulübü'nde 1986-199o yıllarında yönetim kurulu üyeliği yaptım. Şu anda bir tek Adalar Spor Kulübü üyesiyim. Askerliğimi paralı olarak yaptım.

Yazmaya 6 yaşımda günce tutarak başladım. 2003 yılında ilk kitabım "Zaman satan Dükkan" Literatür yayınlarından çıktı ve üç baskı yaptı. Sonra sırasıyla "Hoşçakal Prinkipo, bir rüyaydı unut gitsin" Literatür, "Büyükada'nın solmayan fotoğrafları" Everest, "İlçemizi tanıyalım: Adalar" Adalı, "Ay'yorgi rehberi" Adalı, "Barba'nın mezeleri" Alfa, "Atina'daki Büyükada" Adalı, "Bir başka kentte ölümü beklemek" Adalı yayınlarından çıktı. Şu anda üç kitabımın yazımıyla ilgili çalışıyorum.

Çeşitli sivil toplum örgütlerinde söyleşi ve sunularda bulunuyorum. Televizyon programlarında Adalar ile ilgili anlatılarda bulunuyorum. Yazılı basında yine adalar ile ilgili röpörtajlarım çıkıyor. Adalar'ı tanıtma konusunda elimden geldiğince pozitif konuşuyorum. Adalar Müzesi'nin başından beri destekçisiyim. Adalı dergisinde yazıyorum. Felsefem; beni donanımlı olarak yetiştiren Adalar ilçeme olan borcumu ödemek için araştırıyor ve yazıyorum. Kendimi hiç bir zaman edebi bir yazar olarak görmüyorum. Benim durumundakilere yazar değil, yazan dendiğini savunuyorum.

Perşembe, 15 Eylül 2011 11:18

Esat Tekand

1952 doğumlu olan ressam, Danimarka Arhus Kunst Akademi’de çalıştıktan sonra, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ni bitirdi.

Resim ve heykel çalışmalarının yanı sıra tiyatro ve sinemada çok defa sahne tasarımı ve sanat yönetmenliği yapan, bu alanda ödüller kazanan, çeşitli üniversite ve okullarda resim ve çağdaş sanat dersleri veren sanatçı, 1981’den bu yana birçok ulusal ve uluslararası sergide yer alıp, çok sayıda da kişisel sergi açtı.

Kategori Adalı Ressamlar
Salı, 31 Ocak 2012 16:01

Hasan Fetihi

Aslen İranlı’dır. 1927’de, Lefter’den 3 yıl sonra, Başkale’ye 1 saat mesafede, Şahpur’da doğdu. Babamsı 4 yaşındayken öldmüş, 7 kardeş yetim kalmış. İlkokula bile gitmemiş. O yüzden Farsça bilmiyor, sonradan kendi kendine Türkçe öğrendi. Rus Harbi sonrası dayısının oğluyla huduttan kaçmış. Karısının da anası Türk, babası İranlı. Burada tanışıp, 1958’de evlendiler. Karısı 15 yaş küçük.

İzmirli bir tüccarın yanında işe girdi. O ölünce çocukları “Hasan Amca sen devam et” demiş, sonra kendi işini kurdu. Bekarlığı Cihangir’de geçti. O zamanlar Rumlarla hep bir aradalarmış. Cihangir şöyle böyle olunca Şişli’de bir daire satın aldı. "Bir ara çok bozuldu Cihangir, şimdi düzelmeye başladı..." Sonra Büyükada’yı keşfetti.

"Adada dolaşıyordum, Lefter de aynı şekilde. Bulduk birbirimizi. Yıl 1950…"

Sayfa 7 / 16
Buradasınız: Home Adalar Büyükada