Büyükada
Perşembe, 15 Eylül 2011 11:19

Feryal Taneri

1952 yılında Zonguldak'ta doğdu. İlk sanat eğitimini İstanbul'da, Ressam Fuat Bey'den aldı. Mustafa Esirkuş'la yağlıboya ve desen çalışmaları yaptı. Lise yıllarında Ankara Devlet Güzel Sanatlar Galerisi'nde, O. Zeki Oral'ın düzenlediği kurslara katıldı. 1972 yılında Güzel Sanatlar Akademisi, Bedri Rahmi Eyüboğlu Atölyesi'ne devam etti. Aynı yıl, Almanya'nın Hannover ve Bremen kentlerinde sanatsal incelemelerde bulundu. Marmara Üniversitesi, Atatürk Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü, Heykel Ana Sanat Dalı'nda lisans, aynı Fakültenin Eğitim Bilimleri Enstitüsü Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü, Resim Ana Sanat Dalı'nda Yüksek Lisans eğitimini tamamladı. Yüksek Lisans eğitim ve öğretim sürecini Prof. Dr. Bünyamin Özgültekin Baskı Atölyesi'nde, resim dalında ise Prof. Ramiz Aydın Atölyesi'nde tamamladı. Eğitimci ve Sanatçı Kişiliğiyle Ayetullah Sümer adlı tez çalışması yaptı. Sanatta 40 yılı aşkın bir süreyi geride bırakırken, yurtiçinde ve yurtdışında 35 kişisel sergi. açtı, pek çok yarışmalı sergi ve grup sergisine katıldı, kurucusu olduğu "Marmara Sanat Grubu"nun sergilerini düzenledi ve katıldı. Yurtdışında, 1995 yılında Lefkose - Kıbrıs'ta ve 2000 yılında Varşova - Polonya'da grup sergilerine iştirak etti. 2003 yılında Almanya'nın Schwabach kentinde, Galeri Gaswerk'de açmış olduğu kişisel sergi Alman basınında ilgi gördü. 2005 yılında düzenlenen 3. Uluslararası Tahran Bienali'nde, 3 eseri sergilenmeğe değer bulundu ve katalogda yer aldı. Yurt içinde ve dışında sanat sempozyumlarına katıldı , organizasyonlarını yaptı. Yağlıboya, suluboya, mask ve heykel çalışmalarından oluşan eserleri, Kültür ve Turizm Bakanlığı, bankalar, müze ve belediyeler başta olmak üzere çeşitli özel ve tüzel koleksiyonlarda yer aldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı jürisinden geçen 3 eseri Bakanlık Koleksiyonu'na seçildi, 1986 ve 1995 yıllarında "Ziraat Bankası Koleksiyonundan Seçmeler" sergilerinde yer aldı. Başbakanlık Aile Şuraşı - Tablolarda Aile konulu yarışmalı sergiye katıldı, çeşitli kuruluşlar tarafından plaket ve teşekkür belgeleriyle ödüllendirildi. Yurt çapında düzenlenen pek çok yarışmanın seçici kurulunda yer aldı, aynı zamanda İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Taksim Sanat Galerisi Jürisi'nde de görev yaptı. Uzun yıllar Güzel Sanatlar Birliği Resim Derneği'nde yönetim kurulu üyeliği yapan Taneri, ayrıca GESAM, UNESCO AIAP Türkiye Ulusal Komitesi ve Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği üyesidir. Çalışmalarını İstanbul Göksu'da özel atölyesinde sürdürmektedir.
Kategori Adalı Ressamlar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:19

Madam Marianti

Madam Marianti, yaz kış belden lastikli siyah saten etek, siyah uzun kollu bluz, siyah solmuş bir hırka, yine solup grileşmiş siyah çoraplar ve ayakkabı giyer, siyah başörtüsü takardı. Yaşamı boyunca yitirdiği eşinin matemini tuttu.

Mecbur kalmadıkça konuşmazdı ve her zaman hüzünlüydü.

Madam Marianti, içinde tek bir ışık yanan küçücük alacakaranlık dükkânında şekerleme ve kırtasiye satardı.

Adalılar arasındaki lakabı "Kör Madam"dı ama iki gözü de sapasağlam olduğu için neden böyle anıldığı meçhuldü.

Hayli yaşlıydı, bir süre sonra vefat etti, Büyükada'ya gömüldü. Varisleri evini sattı.

Kategori Adalılar
Perşembe, 15 Eylül 2011 11:33

Michael Tchernego

İngiltere doğumlu bir ressam. İstanbul'a ilk ayak bastığında, Büyükada'yı da ziyaret etmiş, Londra'nın kasvetli, karanlık atmosferinden sonra, söylediğine göre, dünyanın hiç bir kentinde Büyükada'da bulduğu ilhamı bulamayarak, 2006 yılında Büyükada'ya taşınmış. Çalışmalarına buradaki atölyesinde devam eden Tchernega, resim sanatına çocukluk yıllarında başlayarak, ilerki zamanlarda kendi özgün spatula tekniğini, Fransız empresyonistlerden (izlenimciler) etkilenerek geliştirmiş. 
Tchernega'ya göre, üzerinde çalışılması en zor olan obje, insan bedeni ve bedenin ışıkla etkileştiği çeşitli anlar. Bu da onun tarzını ortaya koyma şekliymiş. Ortaya çıkan özgün tarzını geliştirdiği en iyi platformun Büyükada olduğunu belirtiyor.

Kategori Adalı Ressamlar
Pazartesi, 30 Mayıs 2011 09:49

Prof. Dr. Akil Muhtar Özden

Büyükada'dan Yunanistan'a göç etmiş Rumlardan bir gurup, 1998 yazında adayı ziyarete gelmişti. Onları karşılayıp yardımcı olan adalılar arasında Baki Nedim Baltacı da vardı. Gelen gruptaki hayli yaşlı bir eski adalı "Akil Muhtar Bey vefat edeli çok oldu ama onun akrabalarından kimse var mı" diye sordu. Yanındakiler Akil Muhtar'ın uzaktan akrabası olan Baki Nedim Baltacı'yı gösterdi. Yaşlı adam yanına geldi ve "Siz Akil Muhtar nasıl bir adamdı bilir misiniz" diye sordu. Baki Nedim onun Türkiye tıbbına ve tıp literatürüne katkılarını sıralarken, adam sözünü kesti: "O tamam. İnsanlık yanını bilir misiniz?" dedi. Baki Nedim bu kez filozof yanını, kitaplarını anlatıyordu ki, yaşlı Rum tekrar sözünü kesti: "Akil Muhtar İstanbul tıbbının başında olmasına rağmen yılda 8 ay adada oturur, gece yarısı bile olsa hastaların yardımına koşardı. O zamanlar Rumlar fazla olduğu için hastaların çoğu Rum'du. Akil muhtar fakir hastalardan para almaz, eğer çok fakirse, yastığının altına para koyardı. Siz bunu bilmeyebilirsiniz ama ben ölmeden bunu size anlatmayı görev bildim" dedi, her ikisinin de gözleri doldu. Akil Muhtar Özden (1877-1949), Tıbbiye Mektebi'nde başladığı öğrenimini 2. Abdülhamit'in baskısından kurtulmak için yurtdışında tamamladı, 1906'da Cenevre'de doçent oldu. 1908'de meşrutiyetle birlikte İstanbul'a çağrıldı ve Tıp Fakültesi Tedavi Kliniği'ne farmakoloji profesörü olarak atandı. Atatürk hastalandığında onun tedavisi için çaba harcayan doktorlar asındaydı. Kızılay ve Türk Ocakları'nın kurucuları arasındaydı, 1944'de Ordinaryüs oldu. Onun yazdığı farmakoloji kitabı bir klasik olarak üniversitelerin ilgili bölümlerinde hâlâ okutulmaktadır.

Kategori Adalılar
Salı, 20 Eylül 2011 16:32

Vortik

Futbolcu
Kategori Adalı Sporcular
Çarşamba, 14 Eylül 2011 11:56

Sedad Hakkı Eldem

İstanbul’da doğduysa da babasının diplomat olması nedeniyle ilk ve ortaöğrenimini İsviçre ve Almanya’da yaptı. 1924-1928 arasında Sanayi-i Nefise Mektebi’nde (bugün MSGSÜ) mimarlık eğitimini tamamladıktan sonra Avrupa’ya giderek Auguste Perret ve Hans Pölzig’in, 1931’de İstanbul’a dönüp Guilio Mongeri’nin yanında çalıştı. 1932’de GSA’ya (bugün MSGSÜ) asistan olarak girdi ve 1978’de emekli olduktan sonra da buradaki hocalığını sürdürdü. Aynı zamanda, ölümüne kadar aralıksız mesleki uygulamanın içinde kalarak Türkiye’nin en üretken mimarlarından biri oldu. Bir yandan ulusal bir mimarlık üslubu yaratmak için çaba gösterirken, bir yandan da Modernizm’in akılcı-işlevci tutumunu benimsedi ve meslek yaşamı boyunca dönem dönem her iki anlayışta da binalar gerçekleştirdi. Büyükada'da 1937- 1938 arasında Fethi Okyar Evi ve 1956- 1957 arasında Rıza Derviş Evi'ni inşa etti. 1979’da GSA (bugün MSGSÜ) tarafından onursal doktorluk ünvanına, 1983’te Sedat Simavi Mimarlık ve Kent Planlaması Ödülü’ne, aynı yıl Kültür Bakanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne, 1986’da Zeyrek’teki Sosyal Sigortalar Kurumu Binası ile Ağa Han Mimarlık Ödülü’ne, 1988’de mimarlığa hizmetlerinden dolayı Mimarlar Odası’nın Büyük Ödülü’ne (Sinan Ödülü) değer bulundu. İstanbul’da hayata veda eden Eldem’e ölümünden sonra, Nakkaştepe’deki Mehmet Şerif Paşa Konağı (Koç Holding yönetim merkezi) restorasyonu nedeniyle Europa Nostra Ödülü verildi(1991).
Perşembe, 15 Eylül 2011 10:13

Yekta Kara

Opera sanatçısı; soprano, dramaturg, yönetmen, eğitmen. Yurtiçi ve dışında pek çok resital ve konser veren sanatçı sopranoluğu kadar İstanbul Devlet Opera ve Balesi'ndeki başdramaturgluğu, başrejisörlüğü, hocalığı ve yöneticiliğiyle de öne çıkıyor. Uzun yıllar kurumun Genel Sanat Yönetmeni görevini sürdüren Yekta Kara klasik eserlere getirdiği çağdaş ve çarpıcı yorumlarla Türkiye'de operanın daha da gelişip sevilmesine katkı sağladı ve sponsorlar bularak yepyeni eserlerin sahneye konulmasına yol açtı.
Çarşamba, 14 Eylül 2011 13:10

Yuvanakis Taşçıoğlu Kalfa

Büyükada'da Taşçıoğlu Evleri'ni yaptı.
Çarşamba, 14 Eylül 2011 23:25

Nino Varon

Çocukluğundan bugüne her zaman Büyükadalı olan Nino Varon önce gitaristliğiyle sonra besteleri, şarkı sözleri ve müzik prodüktörlüğüyle Türkiye popüler müziğine yön veren efsane isimlerden biri. Tanju Okan'dan Nilüfer'e, Füsun Önal'dan Ajda Pekkan'a popüler müziğin onlarca yıldızı onun emeği, keşifleri ve katkılarıyla daha da büyüdü. Nino 2010 yılında halen Büyükada'da oturmaya ve müzik yapmaya devam ediyor. “İlk elektrikli gitarımın geldiği gün arkadaşlarımla beraber Büyükada İskelesine 3 saat evvel gittik ve vapuru beklemeye başladık. Karşılama merasimi gibiydi sanki… (1959)”
Sayfa 6 / 16
Buradasınız: Home Adalar Büyükada