Büyükada
Cuma, 22 Nisan 2011 00:10

Asker Hüseyin

Askerliğini çok geç yaptığı için "Asker" lakabı takılan Hüseyin genellikle balık satardı. Demokrat Parti döneminde ona Büyükada'da sabit bir balık tezgâhı verildi ama biraz dağınık bir kişilikti, başını çeşitli dertlere soktu ve başarılı olamadı. 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra bugünkü elektrik idaresinin civarında bir balık tezgâhına daha sahip oldu. Sevdiği insanlara karşı bonkördü, enikonu fiyat kırardı. Ama delibozukluk orada da gelip yakasına yapıştı. Beş parasız kaldığı bir gün civardaki esnaf, "Anadan doğma soyunup buradan iskeleye kadar koş, sana 5 lira vereceğiz!" diye onu ikna etti. Asker Hüseyin, "Tamam!" dedi, anadan doğma soyundu ve iskeleye doğru koşmaya başladı. Onu koşturanlar derhal telefona sarılıp Asker Hüseyin'i polise ihbar ettiler. Hüseyin iskelede polisler tarafından karşılandı ve gözaltına alındı.

Bütün delibozukluğuna karşın bir gün nasıl becerdiyse esnaftan birinin boşandığı eşiyle evleniverdi. Hiç çocukları olmadı ama Asker Hüseyin bir anda duruldu, uslandı, efendi bir adam haline geldi.

Kategori Adalılar
Pazartesi, 19 Eylül 2011 21:32

Sevim Böke (İlbay)

Atatürk bir dönem yazlarını Florya’daki Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nde geçirdi. 1920'lerin sonları ve 1930'larda, Savarona yatı öncesindeki Ertuğrul yatı veya Sakarya motoruyla Boğaziçi, Haliç ve Adalar'da geziye çıkar, dostlarını ziyaret ederdi. Deniz gezilerindeki önemli ve sıkça uğrayıp dinlendiği duraklarından biri yazları Büyükada'da oturan çocukluk arkadaşı mühendis ve milletvekili Asaf İlbay'ın yalısıydı. İlbay Atatürk'ün teknesinin rahatça yanaşabilmesi için yalının önüne bir rıhtım yaptırmıştı.Atatürk ziyaretlerinde kimseye yük olmak istemez; aşçısını, garsonlarını, meze ve içeceklerini beraberinde getirirdi. Evin geniş terasındaki masalarda yemek ve sohbet gece boyu sürerdi. Asaf İlbay'ın beş yaşındaki kızı Sevim (Böke), Atatürk'e bayılırdı. O gelir gelmez kucağına tırmanır hemen tespihiyle oynamaya başlardı. Tespihi alıp kolye gibi boynuna takar, Atatürk onu sevgiyle izlerdi. Atatürk onunla çocuğuymuşçasına ilgilendi. Yazlarını Büyükada’da geçirmeye bugün de devam eden Sevim Böke, Atatürk'ün kendisine çarliston dansı öğrettiğini, briç dersleri aldırdığını anımsıyor. Asaf İlbay sonradan "Atatürk’ün Hususi Hayatı" adlı pek çok anekdota yer veren bir kitap yazdı.
Çarşamba, 14 Eylül 2011 13:19

Pepo Kalfa (İosif Stefonu)

Büyükada'da Achille Caivano ile çalıştı. Birçok inşaatı var.
Perşembe, 01 Eylül 2011 23:50

Dandalo

Salı, 13 Eylül 2011 23:25

Bekir Boran

"Eski adalarda gece 12.00’den sonra müzik sesleri duyulurdu. Özellikle Rum cemaatinin enstrümanlarla gece yarısı ada turuna çıktıkları olurdu. O zaman adada korku ve huzursuzluk yoktu. Bu müzik ziyafetine Türkler de iştirak ederdi. Şimdi neden olmasın…"
"Bir aile toplantısında Müzeyyen Senar Hanımefendi tesadüfen bizimle birlikte oldu. Bendeniz de o aile toplantımızda enstrüman çaldığım için grubumuz Müzeyyen Hanım’a eşlik etmemi istedi. Devamlı musiki içinde yoğrulan Müzeyyen Hanım içinden bile olsa “Burada da mı buldunuz beni? Ben dinlenmeye geldim” der gibi oldu. Ben kendisine “Abla ben gazeteciyim ve amatörüm. Ud çalmak ne haddime, hata yaparsam affet” dedim. Benim udla yaptığım ufak bir giriş sonrası Müzeyyen Hanım elime vurup, kendi tabiriyle aynen şöyle söyledi: “Ulan sen bu çalmanla amatörsen ben bilmem neyim!” dedi ve fasıl başladı. Sabah ezanı okunurken biz fasılı noktaladık. Bunun bir eşini de rahmetli Adnan Kahveci ile Fatin Rüştü Zorlu’nun kızı Sevin Zorlu’nun evinde Metin Akpınar’ın da dahil olduğu bir fasılla sabahları ettik."

Perşembe, 15 Eylül 2011 11:39

Nazan Akpınar

1942 yılında İstanbul’da doğan sanatçı, 1964 yılında Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’nden mezun oldu. 1965-66 yıllarında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Antropoloji ve Sosyoloji Bölümleri’ne devam etti. Resim sanatıyla ilgili ilk bilgilerini ilkokul sıralarında hocası Hasan Kavruk’tan aldı. Daha sonraları babası Prof. Ayetullah Sumer’in atölyesinde 1964-1979 yılları arasında usta-çırak ilişkileri içinde gelişen bir resim eğitimi gördü.

1970 yılında Geleneksel Adalı Ressamlar Sergisi’nde “Genç Ressamlar” dalında mansiyon kazandı. 1981 yılında Mimar Sinan Üniversitesi öğretim üyelerinden Atilla Tos’un desen kursuna; 1983-1986 yılları arasında ise kendi atölyesinde Mahmut Cuda’nın önderliğinde düzenlediği desen ve yağlıboya resim tekniği grup çalışmalarına katıldı. 1964 yılından başlayarak birçok derneğin yönetim kurullarında görev aldı. 1974 yılında Güzel Sanatlar Birliği’ne üye kabul edildi ve çeşitli yönetim kademelerinde çalıştı. 1985 yılında eşi Ali Akpınar ve arkadaşları ile bu derneğin yeniden yapılanma çalışmalarını yürüttü ve halen sürdürmekte olduğu Yönetim Kurulu Başkanlığı’na seçildi.

İstanbul ve Ankara’da 26 kişisel sergi açan sanatçı; ayrıca 33., 37. ve 41. Devlet Resim ve Heykel Sergileri yanında, üyesi bulunduğu derneklerce yurtiçi ve yurtdışında düzenlenen pek çok karma sergiye katılmış, bazı yarışmalı sergilerde jüri üyeliği yapmış, bazılarında ise eserleri sergilenmiştir. Duvar panoları da çalışmış olan sanatçının yapıtları yurtiçi ve yurtdışındaki tüzel ve özel koleksiyonlarda bulunmaktadır. 2002 – 2003 yıllarında eleştirmen Özkan Eroğlu’nun karşılaştırmalı sanat tarihi kursuna devam etmiş olan sanatçının; “Antika”, “Sanat Çevresi” dergileri ile “Adaların Sesi” Gazetesi’nde sanatla ilgili deneme yazıları yayınlanmıştır. Birçok kuruluştan berat, madalya ve teşekkür belgesi alan sanatçı, doğayı realist bir anlayışla, fakat stilize ederek yalın bir şekilde yorumlamakta olup, natürmort, portre, peyzaj ve kompozisyonlar çalışmaktadır.

Kategori Adalı Ressamlar
Perşembe, 15 Eylül 2011 11:19

Feryal Taneri

1952 yılında Zonguldak'ta doğdu. İlk sanat eğitimini İstanbul'da, Ressam Fuat Bey'den aldı. Mustafa Esirkuş'la yağlıboya ve desen çalışmaları yaptı. Lise yıllarında Ankara Devlet Güzel Sanatlar Galerisi'nde, O. Zeki Oral'ın düzenlediği kurslara katıldı. 1972 yılında Güzel Sanatlar Akademisi, Bedri Rahmi Eyüboğlu Atölyesi'ne devam etti. Aynı yıl, Almanya'nın Hannover ve Bremen kentlerinde sanatsal incelemelerde bulundu. Marmara Üniversitesi, Atatürk Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü, Heykel Ana Sanat Dalı'nda lisans, aynı Fakültenin Eğitim Bilimleri Enstitüsü Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü, Resim Ana Sanat Dalı'nda Yüksek Lisans eğitimini tamamladı. Yüksek Lisans eğitim ve öğretim sürecini Prof. Dr. Bünyamin Özgültekin Baskı Atölyesi'nde, resim dalında ise Prof. Ramiz Aydın Atölyesi'nde tamamladı. Eğitimci ve Sanatçı Kişiliğiyle Ayetullah Sümer adlı tez çalışması yaptı. Sanatta 40 yılı aşkın bir süreyi geride bırakırken, yurtiçinde ve yurtdışında 35 kişisel sergi. açtı, pek çok yarışmalı sergi ve grup sergisine katıldı, kurucusu olduğu "Marmara Sanat Grubu"nun sergilerini düzenledi ve katıldı. Yurtdışında, 1995 yılında Lefkose - Kıbrıs'ta ve 2000 yılında Varşova - Polonya'da grup sergilerine iştirak etti. 2003 yılında Almanya'nın Schwabach kentinde, Galeri Gaswerk'de açmış olduğu kişisel sergi Alman basınında ilgi gördü. 2005 yılında düzenlenen 3. Uluslararası Tahran Bienali'nde, 3 eseri sergilenmeğe değer bulundu ve katalogda yer aldı. Yurt içinde ve dışında sanat sempozyumlarına katıldı , organizasyonlarını yaptı. Yağlıboya, suluboya, mask ve heykel çalışmalarından oluşan eserleri, Kültür ve Turizm Bakanlığı, bankalar, müze ve belediyeler başta olmak üzere çeşitli özel ve tüzel koleksiyonlarda yer aldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı jürisinden geçen 3 eseri Bakanlık Koleksiyonu'na seçildi, 1986 ve 1995 yıllarında "Ziraat Bankası Koleksiyonundan Seçmeler" sergilerinde yer aldı. Başbakanlık Aile Şuraşı - Tablolarda Aile konulu yarışmalı sergiye katıldı, çeşitli kuruluşlar tarafından plaket ve teşekkür belgeleriyle ödüllendirildi. Yurt çapında düzenlenen pek çok yarışmanın seçici kurulunda yer aldı, aynı zamanda İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Taksim Sanat Galerisi Jürisi'nde de görev yaptı. Uzun yıllar Güzel Sanatlar Birliği Resim Derneği'nde yönetim kurulu üyeliği yapan Taneri, ayrıca GESAM, UNESCO AIAP Türkiye Ulusal Komitesi ve Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği üyesidir. Çalışmalarını İstanbul Göksu'da özel atölyesinde sürdürmektedir.
Kategori Adalı Ressamlar
Perşembe, 01 Eylül 2011 23:39

Abidin Mortaş

Divriği'de doğdu. 1923'te girdiği Sanayi- i Nefise Mektebi'nden (bugün MSGSÜ) 1928'de mezun olduktan sonra serbest mimar olarak çalıştı. 1931'de Zeki Sayar ve Abdullah Kozanoğlu ile birlikte Cumhuriyet döneminin ilk mimarlık dergisi olan ve birkaç yıl sonra Arkitekt'e dönüştürülen Mimar Dergisi'ni çıkarmaya başladı. Dergideki çalışmasını 1940'a kadar sürdürdü. 1941'de müteahhitliğe başladı ve Ankara'da Dil ve Coğrafya Fakültesi, Etibank, Emekli Sandığı, Amerikan Elçiliği'nin de aralarında bulunduğu birçok binanın inşaatını gerçekleştirdi. Bir yandan mimarlığını da sürdürerek çeşitli projelere imza attı, yarışmalara katılarak birincilikler kazandı. Büyükada'da 1950 yılında İş Bankaşı Piyango Evleri'nin inşaatını gerçekleştirdi. İstanbul'da öldü.
Salı, 13 Eylül 2011 19:29

Haralambos Tomaidis Kalfa

Büyükada'da birçok inşaatın kalfalığını yaptı.
Cuma, 22 Nisan 2011 09:37

Ciğerci Altan

Yalnızca Büyükada'nın değil, tüm adaların yegâne ve ünlü ciğercisi Altan Sönmezler'in babası Raşit Bey, 1942 yılında Arnavutluk'tan, Büyükada'da ciğercilik yapan ağabeyi Sadık'ı ziyarete gelmişti. Büyükada'yı ve işi beğendi, hemen memleketine dönüp eşini de aldı ve bir daha ayrılmamak üzere adaya yerleşti. Bir yıl sonra oğulları Altan dünyaya geldi.

Adalardaki ciğerciler eskiden dükkân satışıyla yetinmez, sakatatları mahalle mahalle dolaşarak satardı. Büyükada nüfusunda Rumlar ağırlıklı olduğu için sakatatların adı Rumca söylenirdi: Ciğer stokaki, yürek kardiyaz, dalak ispilina, kelle kefalakya, beyin miyalo, paça podarakya diye satılırdı. O yıllarda yalnızca Büyükada'da dört ciğerci vardı.

Ciğerci Altan askerden dönünce kendi ciğerci dükkânını açtı.

Altan Sönmezler Büyükada'da ciğerciliği kadar futbolculuğuyla da tanınırdı. Santrhaf olarak tam 25 yıl Adalar takımında top koşturdu.

Bugün adalardaki tüm ciğerciler kapandı ancak Altan hâlâ direniyor. En çok sakatatta yüksek kolesterol olduğunu söyleyenlere kızıyor, "Ben her Allah'ın günü yiyorum ne kolesterol var ne lipit" diyor. Ciğerci Altan, eski İstanbul lezzetlerinden bumbar ve dalak dolmasının, uskumru dolması ve çirozunun, külbastısının unutulduğu gibi sakatat yemeklerinin de unutulacağından yakınıyor.

Kategori Adalılar
Sayfa 6 / 16
Buradasınız: Home Adalar Büyükada