Büyükada
Salı, 13 Eylül 2011 16:34

Abdurrahman Hancı

İstanbul'da doğdu. Güzel Sanatlar Akademisini (bugün MSGSÜ) 1946'da bitirerek Fransa'ya gitti ve bir süre ünlü mimar Augıste Perret'in yanında çalıştı. 1953'te Turgut Cansever ile birlikte Büyükada Anadolu Klübü'nün otel binası için açılan yarışmayı kazandı. 1953'te yeniden Fransa'ya gitti; önce NATO Genel Merkez Binası'nın yapılmasına katıldı. Ardından serbest mimar olarak çalıştı.1966'da yurda döndükten sonra mesleki çalışmalarını sürdürdü. Mimari proje yarışmalarında çeşitli dereceler de kazanan ve 1996' da Mimarlar Odası'nın verdiği Büyük Ödül'e (Sinan Ödülü) değer bulunan Hancı İstanbul'da öldü.
Salı, 13 Eylül 2011 18:36

Şevki Balmumcu

İstanbul'da doğdu. 1928'de Güzel Sanatlar Akademisi (bugün MSGSÜ) Mimarlık Bölümü'nü bitirdi. 1933'te Ankara Sergi Evi binası için açılan uluslararası proje yarışmasında, katılan 10'u yabancı 16'sı Türk 26 mimar arasında birinci olarak adını duyurdu. Ayrıca bu proje, o dönemde ülkede yeni yeni tanınan akılcı- işlevci mimarlık anlayışı doğrultusunda olmasıyla da dikkat çekti, çok beğenildi ve hem meslek çevrelerinde hem de basında övgü kazandı. Balmumcu'nun inşaatını da denetlediği bina 1935'te tamamlandı. Ama 1946'da, resmi çevrelerin isteğiyle, o dönemde Türkiye'de çalışmakta olan Alman mimar Pul Bonatz tarafından bugünkü Devlet Operası binasına dönüştürüldü. Bu olay Balmumcu'yu ruhsal bakımdan çok etkiledi ve hayata küsmesine yol açtı. Oysa başarılı bir mimar olarak 1930'dan 1936'ya kadar daha başka mimari proje yarışmalarında da birincilikler kazanmıştı. Kısa bir süre serbest mimarlık yapmayı denedi. 1935'ten 1958'e kadar çeşitli devlet kuruluşlarında çalıştı. Daha sonra yeniden serbest mimarlığa döndüyse de bu işi sürdüremedi. İstanbul'da öldü
Çarşamba, 14 Eylül 2011 22:39

İnci Çayırlı

Perşembe, 15 Eylül 2011 11:39

Nazan Akpınar

1942 yılında İstanbul’da doğan sanatçı, 1964 yılında Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’nden mezun oldu. 1965-66 yıllarında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Antropoloji ve Sosyoloji Bölümleri’ne devam etti. Resim sanatıyla ilgili ilk bilgilerini ilkokul sıralarında hocası Hasan Kavruk’tan aldı. Daha sonraları babası Prof. Ayetullah Sumer’in atölyesinde 1964-1979 yılları arasında usta-çırak ilişkileri içinde gelişen bir resim eğitimi gördü.

1970 yılında Geleneksel Adalı Ressamlar Sergisi’nde “Genç Ressamlar” dalında mansiyon kazandı. 1981 yılında Mimar Sinan Üniversitesi öğretim üyelerinden Atilla Tos’un desen kursuna; 1983-1986 yılları arasında ise kendi atölyesinde Mahmut Cuda’nın önderliğinde düzenlediği desen ve yağlıboya resim tekniği grup çalışmalarına katıldı. 1964 yılından başlayarak birçok derneğin yönetim kurullarında görev aldı. 1974 yılında Güzel Sanatlar Birliği’ne üye kabul edildi ve çeşitli yönetim kademelerinde çalıştı. 1985 yılında eşi Ali Akpınar ve arkadaşları ile bu derneğin yeniden yapılanma çalışmalarını yürüttü ve halen sürdürmekte olduğu Yönetim Kurulu Başkanlığı’na seçildi.

İstanbul ve Ankara’da 26 kişisel sergi açan sanatçı; ayrıca 33., 37. ve 41. Devlet Resim ve Heykel Sergileri yanında, üyesi bulunduğu derneklerce yurtiçi ve yurtdışında düzenlenen pek çok karma sergiye katılmış, bazı yarışmalı sergilerde jüri üyeliği yapmış, bazılarında ise eserleri sergilenmiştir. Duvar panoları da çalışmış olan sanatçının yapıtları yurtiçi ve yurtdışındaki tüzel ve özel koleksiyonlarda bulunmaktadır. 2002 – 2003 yıllarında eleştirmen Özkan Eroğlu’nun karşılaştırmalı sanat tarihi kursuna devam etmiş olan sanatçının; “Antika”, “Sanat Çevresi” dergileri ile “Adaların Sesi” Gazetesi’nde sanatla ilgili deneme yazıları yayınlanmıştır. Birçok kuruluştan berat, madalya ve teşekkür belgesi alan sanatçı, doğayı realist bir anlayışla, fakat stilize ederek yalın bir şekilde yorumlamakta olup, natürmort, portre, peyzaj ve kompozisyonlar çalışmaktadır.

Kategori Adalı Ressamlar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:22

Sucu Marikalar

1950'lerde, 1960'larda Büyükada'da iki kadın sucu vardı. İkisinin de adı Marika'ydı.

O zamanlar içme suyu bakkaldan değil suculardan hasır sepetli cam damacanayla alınırdı. Ama yalnızca su satmazdı sucular. Dönemin meşrubatları; şişe suyu, soda, maden suyu, adada imal edilmeyip dışarıdan gelen gazozlar; Uludağ ve Olimpos gazozları, daha sonraları yeni çıkan şişede meyve suları... Marikaların dükkânlarında çikolata, karamel gibi abur cuburlar ve ufak tefek bakkaliye malzemesi, hatta bazen içki de satılırdı. Marika Berberoğlu'nun dükkânı, bugünkü elektrik idaresinin karşı köşesindeydi. Dükkân küçücüktü ama arkada deposu vardı.

Diğer Marika'nın dükkânı ise Çankaya Caddesi'nde, kaymakamlık binasına giderken sol köşede, bugünkü bakkalın olduğu yerdeydi.

Evlere damacanayla su dağıtımını genellikle Malatya-Pötürgeliler yapardı.

Kategori Adalılar
Perşembe, 01 Eylül 2011 23:40

Achille Caivano

İtalyan bir ailenin çocuğu olarak Bulgaristan’da Drenovo’da doğdu. Mühendis olan babası Filibe-Drenovo demiryolu inşaatında çalışıyordu. Daha sonra yine demiryolu inşaatı için ailesiyle İstanbul’a geldi. Achille Caivano liseyi İstanbul’da bitirdi; 1930-1934 arasında Paris’te Bayındırlık İşleri Okulu’nda (Ecole Spéciale des Travaux Publics) okudu. Mezun olduktan sonra Atina’ya, 1945’te de İstanbul’a gitti. Adalar’da pek çok bina inşaatı gerçekleştirdi. İstanbul’da öldü.
Salı, 20 Eylül 2011 14:50

Koço Kasapoğlu

Adalarda İz Bırakanlar'da kullanılan içerik: Beyoğluspor ve İstanbulspor kulüplerinin 1960'lı, 1970'li yıllardaki unutulmaz oyuncusu Koço Kasapoğlu, Büyükada çarşısında (bugünkü halıcının yerinde) berberlik yapan Niko Kasapoğlu'nun iki oğlundan küçük olanı. Ağabeyi Apostol Kasapoğlu da futbolcuydu ancak Koço çok daha ünlüydü. Koço ve Apostol babalarının dükkânında berberlik yaparken bir yandan da futbol oynuyordu. Koço küçük yaşlardan itibaren futbol becerisiyle dikkat çekti, Beyoğluspor'a girdi. Beşiktaş'ta denendi ancak anlaşamadı, ardından İstanbulspor'a girdi ve uzun yıllar takımın kaptanlığını yaptı. Fenerbahçe'nin bir Moskova deplasmanına, Lefter Küçükandonyadis uçağa binmekten hoşlanmadığı için katılamadı. Takımın yöneticileri Lefter'in yerine "konuk oyuncu" sıfatıyla Koço Kasapoğlu'nu götürdü. Büyükadalı yazar ve lokantacı Ahmet Tanrıverdi de pek çok genç gibi adanın Karanfil semtinde, bugünkü ilkokulun yerindeki sahada futbol oynardı. Aynı semtte oturan Koço, Ahmet'i çok sever, ona ağabeylik yapardı. Futbol ayakkabıları o zamanlar çok sert kösele ve deriden imal edilirdi. Koço, yeni bir futbol ayakkabısı aldığında önce Ahmet'e verir, "Al, bunları birkaç maçta giy, yumuşat!" derdi. Ahmet'in "alıştırdığı" ayakkabıları sonra kendisi kullanırdı. 1956 yılında Çekoslovakya milli maçında ay yıldızlı formayı giydi. Defalarca B milli takımda oynadı. Oynadığı takımların tüm penaltılarını atar ve hiç kaçırmazdı.

Koço’nun futbolu bıraktığı sırada, Büyükada'nın saat kuleli meydanında, bugünkü Princess Oteli'nin yerinde, Ankara Palas Oteli ve iki dükkân vardı. Biri Kaluts'un saatçi dükkânı diğeri de oyuncakçı. Koço bu oyuncakçı dükkânını devralıp işletmeye başladı. Dükkânın cazip konumu rant peşindeki bazı fırsatçıların dikkatini çekti. Türkiye'nin ünlü kişilerinden biri olmasına karşın Koço silahla tehdit edildi ve dükkânı elinden alındı. Kimseden şikâyetçi olamayan ünlü futbolcu can korkusuyla Yunanistan'a göç etti, manavlık yapmaya başladı ve uzun yıllar Türkiye'ye gelemedi. Bir kez 1999 yılında Adalar Belediye'sinin daveti ve ağırlamasıyla Büyükada'ya geldi ancak 17 Ağustos Gölcük Depremi'ne yakalandı ve panik içinde Yunanistan'a döndü. 2009 yılına değin manavlık yapan Koço şimdi emekli.

Kategori Adalı Sporcular
Salı, 20 Eylül 2011 13:48

Faruk Bağdatlıgil

Milli Futbolcu.
Kategori Adalı Sporcular
Perşembe, 01 Eylül 2011 23:52

Delfo Seminati

Bilinen en önemli eseri 1907 yılında Mısır Hıdivi Abbas Hilmi Paşa için Çubuklu' da yaptığı kasırdır. Büyükada'da da Asadurdan Evi'ni inşa etmiştir.
Sayfa 6 / 16
Buradasınız: Home Adalar Büyükada