Büyükada
Pazartesi, 19 Eylül 2011 20:49

Kaptan Faik Kul

Büyükadalı Kaptan Faik Kul, güzeller güzeli Fenerbahçe şehir hatları gemisini ta İskoçya Glasgow'dan teslim aldı. Gemiyi okyanusta Fransa, İspanya ve Portekiz açıklarından geçirdi, Cebelitarık'tan Akdeniz'e soktu ve bütün Akdeniz'i boydan boya aşarak Marmara Denizi'ne salimen ulaştırdı. Kaptan 3 bin 500 millik uzun yolculuğun son aşamalarındaydı. Büyükada yakınlarından geçerken vapurun düdüğünü uzun uzun öttürüp adalı arkadaşlarını selamladı. Rize kökenli Faik Kul, alaydan yetişmesine karşın İstanbul Denizcilik İşletmesi'nin en önemli, iyi, sevilen ve güvenilen kaptanlarındandı. Hava koşulları, rüzgâr, dalga, akıntı nasıl olursa olsun vapuru iskeleye, bir trenin gara girişi kadar rahat ve mükemmel yanaştırırdı.
Oturaklı, ağırbaşlı ve yakışıklıydı. Bir yerden geçtiğinde bakışlar ona odaklanırdı. 1952 yılında İtalya'da yaptırılan Paşabahçe gemisini İstanbul'a getirme görevi ona verilmişti. Aynı yıl İskoçya'nın Glasgow kentinde yapılan Fenerbahçe ve Dolmabahçe adlı efsanevi gemileri getirecek kaptanlar arasında o da vardı.
Bugün Faik Kul'un değil ama tıpkı kendisi gibi Büyükada Mezarlığı'nda yatan Türkiye Denizciler Sendikası Genel Başkanlığı ve milletvekilliği yapmış oğlu Emin Kul'un adı Şehirhatları gemilerinden birinde yaşatılıyor. Son seferini yapan Fenerbahçe gemisi ise 22 Aralık 2008'deki veda turundan bu yana Rahmi Koç Müzesi'nde sevenleriyle yeniden buluşmak için hazırlanıyor.
Cuma, 22 Nisan 2011 00:05

Deli Memduh

Memduh, Çınar Meydanı'na inen yokuşlardan birinde otururdu. Her gün muntazaman meydana iner, ağzından hiç eksik etmediği sigarasıyla en fazla on metrelik bir parkur üzerinde volta atmaya başlardı. Kendi kendine konuşur; durmadan gider gelir, gider gelirdi. Kimseye zararı yoktu. Yemek vakti geldiğinde annesi çağırır o da itirazsız eve dönerdi. 60'lı yaşlarının ortalarına değin bu böyle devam etti, sonra vefat etti.
Kategori Adalılar
Perşembe, 01 Eylül 2011 23:42

Alexander Vallauri

İstanbul’da, Fransız kökenli Levanten bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Babası sarayın pastacısı idi. Vallauri 1869’da Paris’te Güzel Sanatlar Okulu’nda (Ecole Nationale Superieure des Beaux-Arts) başladığı mimarlık öğrenimini 1879’da tamamlayarak İstanbul’a döndü. Devlet ileri gelenleri ve Levanten ticaret çevresiyle ilişkisini iyi kullanarak kısa sürede İstanbul’da aranan bir mimar oldu ve önemli, büyük binalara imza attı. Karaköy’deki Osmanlı Bankası, Âsar-ı Atika Müzesi (bugün Arkeoloji Müzeleri), Beyoğlu’ndaki Cercle d’Orient Kulübü ve Pera Palas, Cağaloğlu’ndaki Düyun-ı Umumiye (bugün İstanbul Lisesi), Raimondo d’Aronco’yla birlikte yaptığı Tıbbiye-i Şahane (sonra Haydarpaşa Lisesi, bugün MÜ Tıp Fakültesi) ile Büyükada'daki Otel Prinkipo Palas (Eski Rum Yetimhanesi) bunların bazılarıdır. Vallauri, 1883’te öğretime başlayan Sanayi-i Nefise Mekteb-i Âlisi’nin binasının da mimarı olduğu gibi, açılışından başlayarak 1908’e kadar Mimari Şubesi’ni yönetti ve Fenn-i Mimari hocalığı yaparak pek çok öğrenci yetiştirdi. Kesin olarak bilinmemekle birlikte büyük olasılıkla İstanbul’da öldü.
Çarşamba, 14 Eylül 2011 11:31

Mihran Azaryan

İzmit’te doğdu. Babası Mühendishane-i Hümayun’dan mezun Bedros Kalfa idi. Mihran Azaryan 1894’te Sanayi-i Nefise Mekteb-i Âlisi’ni (bugün MSGSÜ) bitirdi. Bir süre İzmit’te çalıştı. 1914-1918 arasında İstanbul’da askerlik yaptı. Büyükada Vapur İskelesi'ni de bu dönemde gerçekleştirdi. Mütarekeden sonra İzmit’te, ardından İstanbul’da ve Samsun’da çalıştı. 1935’te İstanbul’a dönerek serbest mimarlık yaptı ve orada öldü.
Cuma, 22 Nisan 2011 09:19

Madam Marianti

Madam Marianti, yaz kış belden lastikli siyah saten etek, siyah uzun kollu bluz, siyah solmuş bir hırka, yine solup grileşmiş siyah çoraplar ve ayakkabı giyer, siyah başörtüsü takardı. Yaşamı boyunca yitirdiği eşinin matemini tuttu.

Mecbur kalmadıkça konuşmazdı ve her zaman hüzünlüydü.

Madam Marianti, içinde tek bir ışık yanan küçücük alacakaranlık dükkânında şekerleme ve kırtasiye satardı.

Adalılar arasındaki lakabı "Kör Madam"dı ama iki gözü de sapasağlam olduğu için neden böyle anıldığı meçhuldü.

Hayli yaşlıydı, bir süre sonra vefat etti, Büyükada'ya gömüldü. Varisleri evini sattı.

Kategori Adalılar
Perşembe, 21 Nisan 2011 23:55

Şemsi Molla

Büyükada'da, Şemsi Molla'nın sözünden kimse çıkamazdı. Aksiliği ve lafını esirgemediği için ondan çekinilir, hastalardan para almadığı ve yardımsever olduğu için sevilirdi. İster sevgiden ister korkudan, o ne derse olurdu. Ada esnafı belediyeden çok ondan çekinirdi.

Kuleli Askeri Lisesi Başhekimi Şemsi Molla'nın aksilik maskesinin ardında müthiş bir mizah ve hiciv gücü gizliydi. Yakın arkadaşı şair ve yazar Recaizade Mahmud Ekrem, bu özellikleri yüzünden ona "Ada Beyi" derdi

Şemsi Molla 1844 yılında doğdu. Önce medrese eğitimi alıp sonra babası, 2. Abdülhamit'in Hekimbaşı Celalettin Efendi gibi askeri hekim oldu, ihtisasını Paris'te tamamladı.

Şemsi Molla, vapur seferlerinin düzenli hale gelmesinin ardından yaz-kış Büyükada'da oturmaya başladı. Her gün Kuleli Askeri Lisesi'ne gidip gelirdi. Adadaki yoksul hastaların din-köken ayırmayan gönüllü hekimiydi. Recaizade Mahmud Ekrem'in oğlu, yazar ve eğitimci Ercüment Ekrem Talu anılarında Şemsi Molla'ya sıkça yer verir. Bunlardan birinde babasının Şemsi Molla'nın bir yağlıboya portresini yaptığını anlatır. Molla resim bittikten sonra bakar, "Yahu bu ben değilim!" der. "Sen değilsen de, ya kim" diye sorar Recaizade. Molla aksileşir: "Aşiret beylerinden biri! Sen galiba bana Ada Bey'i diye diye yüzümü de ters görmeye başladın". Recaizade altta kalmaz, "O terslik senin huyundan sirayet etmiştir. Yoksa ben doğru görürüm" diye tartışmayı noktalar ama Şemsi Molla'nın ikna olması haftalar sürer. Tanıdığı herkesi evine çağırıp resmin kendisine benzeyip benzemediğini sorar. Şemsi Molla 1894 yılında henüz 50 yaşındayken hayata veda etti.Hastanenin karşı köşesinden başlayıp, Büyükada Kültür Evi'nin arkasına kadar giden sokak bugün onun adıyla anılıyor.

Kategori Adalılar
Çarşamba, 14 Eylül 2011 11:52

Nikolaos Dimadis

Fener Rum Lisesi’nin mimarı Konstandinos Dimadis’in oğludur. 1885'te Büyükada'da Troçki'nin kaldığı ikinci köşk olan Sivastopulos- Triandafilidis Köşkü ve 1896- 1899 arasında Burgazada Aya Yani Kilisesi'ni inşa etti.
Perşembe, 15 Eylül 2011 11:25

Komet (Gürkan Coşkun)

1960-1967 yılları arasında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nde eğitim gördü, Halil Dikmen ve Zeki Faik İzer atelyelerinde çalıştı. 1971'de devlet bursuyla gittiği Paris'e yerleşti. Burada Vincence Üniversitesi Plastik Sanatlar Bölümü'nde eğitim gördü. 1960-1967 yılları arasında İDGSA Resim Bölümünde öğrenim gördü. Halen yaşamını İstanbul ve Paris'te sürdüren ressam, ilk sergisini 1974'te Fransa'nın Rouen şehrinde açtı.[1] Türkiye'de on beş, Paris'te dokuz, Viyana, Salzburg, Lozan ve Brüksel'de ise birer kişisel sergi açan ressam ayrıca pek çok uluslararası sergiye katıldı.[2] Genelde hayal ile gerçeği harmanlayan eserler verdi. Önceki yıllarda çeşitli dergilerde yer almış şiirleri, 2007 yılında kitap olarak yayınlandı. "Kuyruklu yıldız" anlamına da gelen Komet adını, bir müzik grubundan esinlenerek aldı, daha çok bu isimle anılır. Ender gravür ustalarındandır.
Kategori Adalı Ressamlar
Çarşamba, 14 Eylül 2011 12:51

Emin Necip Uzman

1911’de İstanbul’da doğdu. 1936’da Güzel Sanatlar Akademisi (bugün MSGSÜ) Mimarlık Bölümü’nden mezun oldu. Bir süre İTÜ Mimarlık Fakültesi’nde Holzmeister’in asistanı olarak çalıştıktan sonra Yıldız Teknik Okulu’na (bugün YTÜ) geçti. 1973’te emekli olduysa da 1986’ya kadar ders vermeyi sürdürdü. 1958’de Ahsen Yapanar, Mahmut Bilen, Adnan Kuruyazıcı ve İrfan Bayhan’la birlikte Birleşmiş Mimarlar Ortaklığı’nı (BMO) kurdu. Uzun yıllar yalnız ya da bazı meslektaşlarıyla ortaklaşa mesleki uygulamalar yaptı, katıldığı proje yarışmalarında ödüller kazandı. Büyükada'da 1942'de Hamaratlar Evi, 1943'te Mehmet İpekçi Evi, 1944'te Kolay Evi ve 1953'te Sadıkoğlu Evi'ni inşa etti. 1997’de İstanbul’da öldü.
Perşembe, 15 Eylül 2011 11:17

Erdal Alantar

1956 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisini (İDGSA) bitiren sanatçı, daha sonra sanat eğitimini Floransa'da sürdürdü. 1959 yılından sonra Paris'te yaşadı. 45 yılda 130'un üzerinde kişisel sergi açan ve grup sergisine katılan sanatçı İstanbul-Ankara-İzmir-Bodrum kentlerinin yanısıra Fransa, Almanya, İtalya, İsviçre, Belçika, Hollanda, İspanya, Avusturya, Danimarka, Romanya, Kanada, Hindistan gibi ülkelerde sergilere katıldı. Yurtdışında sayısız müze ve özel kolleksiyonda eseri olan sanatçının bugüne kadar kazanmış olduğu bir çok ödülü vardır. Ocak 2014'de hayatını kaybeden Erdal Alanlar'ın soyut resmin temsilcileri arasında çok önemli bir yeri vardır.
Kategori Adalı Ressamlar
Sayfa 6 / 16
Buradasınız: Home Adalar Büyükada