Büyükada
Çarşamba, 14 Eylül 2011 09:07

Yango Pappas

1897 yılında Büyükada'daki Tripo Köşkü inşaatını uygulamıştır.
Çarşamba, 14 Eylül 2011 13:13

Niko Kefala

Yorgo Kefala'nın kardeşi. Kefala Evi, Akasya Oteli (eski Calypso Oteli),(1979'da yandıktan sonra yeniden yapıldı), Aravanopulos İkiz Evleri, Melandinos Evi Büyükada'da inşa ettiği binalardan bazılarıdır.
Perşembe, 21 Nisan 2011 23:55

Şemsi Molla

Büyükada'da, Şemsi Molla'nın sözünden kimse çıkamazdı. Aksiliği ve lafını esirgemediği için ondan çekinilir, hastalardan para almadığı ve yardımsever olduğu için sevilirdi. İster sevgiden ister korkudan, o ne derse olurdu. Ada esnafı belediyeden çok ondan çekinirdi.

Kuleli Askeri Lisesi Başhekimi Şemsi Molla'nın aksilik maskesinin ardında müthiş bir mizah ve hiciv gücü gizliydi. Yakın arkadaşı şair ve yazar Recaizade Mahmud Ekrem, bu özellikleri yüzünden ona "Ada Beyi" derdi

Şemsi Molla 1844 yılında doğdu. Önce medrese eğitimi alıp sonra babası, 2. Abdülhamit'in Hekimbaşı Celalettin Efendi gibi askeri hekim oldu, ihtisasını Paris'te tamamladı.

Şemsi Molla, vapur seferlerinin düzenli hale gelmesinin ardından yaz-kış Büyükada'da oturmaya başladı. Her gün Kuleli Askeri Lisesi'ne gidip gelirdi. Adadaki yoksul hastaların din-köken ayırmayan gönüllü hekimiydi. Recaizade Mahmud Ekrem'in oğlu, yazar ve eğitimci Ercüment Ekrem Talu anılarında Şemsi Molla'ya sıkça yer verir. Bunlardan birinde babasının Şemsi Molla'nın bir yağlıboya portresini yaptığını anlatır. Molla resim bittikten sonra bakar, "Yahu bu ben değilim!" der. "Sen değilsen de, ya kim" diye sorar Recaizade. Molla aksileşir: "Aşiret beylerinden biri! Sen galiba bana Ada Bey'i diye diye yüzümü de ters görmeye başladın". Recaizade altta kalmaz, "O terslik senin huyundan sirayet etmiştir. Yoksa ben doğru görürüm" diye tartışmayı noktalar ama Şemsi Molla'nın ikna olması haftalar sürer. Tanıdığı herkesi evine çağırıp resmin kendisine benzeyip benzemediğini sorar. Şemsi Molla 1894 yılında henüz 50 yaşındayken hayata veda etti.Hastanenin karşı köşesinden başlayıp, Büyükada Kültür Evi'nin arkasına kadar giden sokak bugün onun adıyla anılıyor.

Kategori Adalılar
Çarşamba, 14 Eylül 2011 22:42

Janet & Jak Esim

Doğma büyüme Büyükadalı olan Jak Esim 1970'li yıllardan itibaren Sefarad şarkılarıyla ilgilendi. Evlendikten sonra eşinin de katılımıyla yaşlılardan derleyerek Judeo, Espanyol ve Ladino Sefarad şarkılarının yeniden yaşamasını sağladı. “…1960’lı yıllarda Adalar’da azınlıkların ve Rumların çoğunlukta olduğu dönemlerde gençler, özellikle de Rumlar ellerinde gitarlar, buzukiler ile gezerler, yollarda, çamlıkta şarkı söyler ve çalarlardı. O günler çok güzeldi ve insan o günleri arıyor tabii... Ayrıca açık hava sinemaları vardı ve her sinema gösteriminden önce gençler toplanır, konser verirlerdi.”
Çarşamba, 14 Eylül 2011 12:08

Vedat Tek

İstanbul’da doğdu. Ortaöğrenimine İstanbul’da başlayıp Paris’te tamamladı. Mimarlık eğitimini Paris’te Güzel Sanatlar Okulu’nda (Ecole Nationale Superieure des Beaux-Arts) yaptı. Okulu bitirirken burs almak için katılmak istediği Roma Ödülü yarışmasına yabancı olması nedeniyle kabul edilmedi. Ancak Fransa Devlet Başkanı’nın özel izniyle katıldığı bu yarışmadaki çalışması Légion d’Honneur nişanıyla ödüllendirildi. 1897’de İstanbul’a dönen Tek çeşitli devlet kuruluşlarında mimarlık yaptı. 1908’de Sermimar-ı Şehriyari (Padişahın Başmimarı), daha sonra Harbiye Nezareti Sermimarı oldu. Bir yandan da Sanayi-i Nefise Mektebi’nde (bugün MSGSÜ) ve Yüksek Mühendis Mektebi’nde (bugün İTÜ) hocalık yaptı. İstanbul’da öldü.
Vedat Tek, bugün I. Ulusal Mimarlık olarak anılan ve geçmişteki klasik Osmanlı mimarlığının biçimsel öğeleriyle yeni bir ulusal mimarlığın yaratılmaya çalışıldığı Milli Mimari (ya da Neo-Osmanlı) üslubunun Kemalettin Bey’le birlikte başlıca temsilcilerinden biriydi. Bu doğrultudaki başlıca eserleri arasında İstanbul’da Sultanahmet’teki Defter-i Hakani (bugün Tapu ve Kadastro Müdürlüğü), Sirkeci’deki Büyük Postane, Haydarpaşa ve Moda vapur iskeleleri, Nişantaşı’ndaki ve Büyükada'daki kendi evi, Ankara’da Halk Fırkası Mahfeli (İkinci TBMM Binası) ve Kastamonu Hükümet Konağı sayılabilir.

Çarşamba, 14 Eylül 2011 23:18

Mimi

Alparslan Sokak'ta otururdu.
Salı, 13 Eylül 2011 22:46

Ahmet Refik Altınay

Ahmet Refik, Kuleli Harp Okulu'nu bitirdikten sonra önce Fransızca, ardından tarih öğretmeni oldu. 1924-1927 yılları arasında Türk Tarih Encümeni'ne başkanlık yaptı. 10 Ekim 1937'de vefat etti. Mezarı Büyükada'dadır. Neredeyse bütün ömrünü Büyükada’da geçiren Ahmet Refik Altınay şarkılarında, şiirlerinde Adalar’ı anlatmış, Ada’dan uzak kaldığı zamanlarda Ada şiirleri okuyarak hasret gidermiştir.
Bilinen 116 şarkısından birkaçı: “Şen gözlerine neşe veren bir çiçek olsam”, “Solsan da sararsan yine gül-penbe dehensin”, “Kederden mi neden bilmem sararmış reng-i ruhsarın”, “Sırma saçlı yârimin can bahşederken işvesi”...
Pazartesi, 19 Eylül 2011 20:56

Lev Davidoviç Troçki

Sovyet Devrimi’nin liderlerinden Lev Davidoviç Troçki, Politbüro'daki siyasi rakipleri olarak gördüğü tüm eski yoldaşlarını yok eden ya da çevresinden uzaklaştıran Stalin tarafından 1929 yılında ülkesinden kovulduğunda İstanbul'a gelmişti. 4 yıllık İstanbul yaşamının çoğunu Büyükada'da geçirdi.
Adada Stalin yönetimini eleştiren ve devrimin nasıl sürekli olacağını tartışan kitaplar yazan Troçki, kalan tüm zamanını balık avlamaya ayırıyordu. Balıkçılık arkadaşı dönemin ünlü balıkçılarından Haralambos Davula'ydı.
İkili Haralambos'un sandalıyla yalnızca onun bildiği balık yataklarında avlanırken, silahlı korumalar onlara nezaret ederdi. Troçki Sovyet ajanları tarafından her an öldürülebilirdi çünkü.
Türkiye'yi terk etmesinin ardından Fransa ve Norveç'te pek hoş karşılanmasa da bir süre barınmaya çalışan Troçki, çareyi Meksika'ya yerleşmekte buldu. Pek çok suikast girişiminden kurtuldu ancak 20 Ağustos 1940'ta, Meksiko'da ajan Ramón Mercader tarfından bir buz baltasıyla ağır yaralandı ve ertesi gün öldü.

Çarşamba, 14 Eylül 2011 08:26

Mikayel Nurican

1934 yılında Büyükada'da Dikmen Evini inşa etti. İstanbul'da doğdu ve aynı yerde öldü.
Pazartesi, 19 Eylül 2011 21:32

Sevim Böke (İlbay)

Atatürk bir dönem yazlarını Florya’daki Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nde geçirdi. 1920'lerin sonları ve 1930'larda, Savarona yatı öncesindeki Ertuğrul yatı veya Sakarya motoruyla Boğaziçi, Haliç ve Adalar'da geziye çıkar, dostlarını ziyaret ederdi. Deniz gezilerindeki önemli ve sıkça uğrayıp dinlendiği duraklarından biri yazları Büyükada'da oturan çocukluk arkadaşı mühendis ve milletvekili Asaf İlbay'ın yalısıydı. İlbay Atatürk'ün teknesinin rahatça yanaşabilmesi için yalının önüne bir rıhtım yaptırmıştı.Atatürk ziyaretlerinde kimseye yük olmak istemez; aşçısını, garsonlarını, meze ve içeceklerini beraberinde getirirdi. Evin geniş terasındaki masalarda yemek ve sohbet gece boyu sürerdi. Asaf İlbay'ın beş yaşındaki kızı Sevim (Böke), Atatürk'e bayılırdı. O gelir gelmez kucağına tırmanır hemen tespihiyle oynamaya başlardı. Tespihi alıp kolye gibi boynuna takar, Atatürk onu sevgiyle izlerdi. Atatürk onunla çocuğuymuşçasına ilgilendi. Yazlarını Büyükada’da geçirmeye bugün de devam eden Sevim Böke, Atatürk'ün kendisine çarliston dansı öğrettiğini, briç dersleri aldırdığını anımsıyor. Asaf İlbay sonradan "Atatürk’ün Hususi Hayatı" adlı pek çok anekdota yer veren bir kitap yazdı.
Sayfa 3 / 16
Buradasınız: Home Adalar Büyükada