Büyükada
Cuma, 16 Eylül 2011 14:13

Tahsin Nahid

Adalar Şairi” olarak tanınan Tahsin Nahid’in Büyükada’nın bir edebiyat mahfeli olmasında büyük katkısı vardır.
Salı, 13 Eylül 2011 16:46

Raimondo Tommaso D’Aronco

Batı İtalya'da, Rimini'nin güneyindeki Gemona'da doğdu. İnşaat işleri yapan bir aileden geliyordu. 1877'de Venedik Güzel Sanatlar Akademisi'ne (Academia di Belle Arti di Venezia) girerek mimarlık okudu ve 1880'de mezun oldu. 1893'te I. Osmanlı Milli Ziraat ve Sanayi Sergisi'ni hazırlaması için İstanbul'a davet edildi. Ama ertesi yıl meydana gelen depremin kentte büyük hasara yol açması nedeniyle bu sergiden vazgeçildi, D’Aronco depremde zarar gören önemli binaların onarılmasıyla görevlendirildi. Daha sonra uzun yıllar İstanbul'da kalan ve II. Abdülhamid tarafından saray mimarlığı payesi verilen D’Aronco, o dönemde Avrupa'da ortaya çıkan art- nouvaou üslubunda gerçekleştirdiği binalarla kentin bu üslupla tanışmasına yol açtı. Başta, art nouveau'nun en güzel örneklerinden biri sayılan Tünel'deki Botter Apartmanı olmak üzere, Beşiktaş'taki Şeyh Zafir Türbesi, Tarabya'daki İtalyan Elçiliği Yalık Konutu, Yaniköy'deki Huber Köşkü (bugün Cumhurbaşkanlığı yazlık konutu), Sultanahmet'teki Tarım Orman ve Maadin Nezareti (bugün Marmara Ünivetsitesi Rektörlüğ) ve Alexander Vallaury ile birlikte yaptığı Haydarpaşa'daki Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane (sonra Haydarpaşa Lises, bugün Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi) onun önemli eserlerindendir. Büyükada'daki Mizzi Köşkü Kulesi ve Ekleri inşaatını da gerçekleştirmiştir. D’Aronco II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesi üzerine 1909'da ülkesine döndü. Sanremo'da öldü.
Salı, 20 Eylül 2011 15:13

Lefter Küçükandonyadis

Efsanevi milli futbolcu, antrenör (Fenerbahçe, ACF Fiorentina, OGC Nice)

1935 yılının serin bir sonbahar günü, Büyükada'daki arsada, 8-10 yaşlarında bir grup çocuk, bez ve iple yaptıkları topun peşinde coşku içinde koşuyordu. Okul çantalarını üst üste koyarak kurdukları kaleye yaklaştığında küçük Lefter, topu ayağında fazla tutan Nuri'ye, "Pas ver, pas ver!" diye bağırdı. Nuri, topu takım arkadaşının önüne doğru yuvarladı. Lefter bir vücut çalımıyla karşısındaki oyuncuyu geçti, topu panik içindeki kalecinin bacakları arasından kaleye soktu ve "Gooool!" diye haykırdı.

1925 doğumlu Lefter Küçükandonyadis, 1941 yılında mahkeme kararıyla yaşı büyütülerek Taksimspor'a girdi. Askerlikten sonra 21 yaşında Fenerbahçe'yle anlaştı. Fenerbahçe formasıyla toplam 615 maçta 423 gol attı. 50 kez milli forma giyen ilk futbolcu oldu, yabancı takımlara 22 gol attı. 9 kez Milli Takım kaptanlığı yaptı. Fenerbahçe'den İtalya'nın ACF Fiorentina takımına transfer oldu. Bonservis ücreti alınarak yurtdışına transfer edilen ilk Türkiyeli oyuncu olan Lefter İtalya'da 1 yıl oynadıktan sonra, Fransa'nın OGC Nice takımına transfer oldu ve orada da 1 yıl oynadı. Futbol yaşamı boyunca profesyonel oyuncu olarak yer aldığı toplam 752 maçta tam 506 gol attı. Oyunculuğu 1964 yılında bıraktı, 1970 yılına kadar Türkiye ve Yunanistan'da antrenör olarak çalıştı. Zamanının çoğunu Büyükada'da geçirirdi. Büyükadalı futbol anıtı 2012 yılında vefat etti.

Kategori Adalı Sporcular
Çarşamba, 14 Eylül 2011 11:31

Mihran Azaryan

İzmit’te doğdu. Babası Mühendishane-i Hümayun’dan mezun Bedros Kalfa idi. Mihran Azaryan 1894’te Sanayi-i Nefise Mekteb-i Âlisi’ni (bugün MSGSÜ) bitirdi. Bir süre İzmit’te çalıştı. 1914-1918 arasında İstanbul’da askerlik yaptı. Büyükada Vapur İskelesi'ni de bu dönemde gerçekleştirdi. Mütarekeden sonra İzmit’te, ardından İstanbul’da ve Samsun’da çalıştı. 1935’te İstanbul’a dönerek serbest mimarlık yaptı ve orada öldü.
Perşembe, 15 Eylül 2011 11:16

Emre Zeytinoğlu

Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde öğretim üyesidir. Açtığı sergilerin yanısıra, çeşitli dergilerde sanat yazıları yayımlamaktadır. Ali Akay ile birlikte yazdığı Pisuarın Bir Dekonstrüksiyonu (uruart Sanat Galerileri, 1994), Kavramın Sınırlarında (Bağlam Yayınları, 1998) adlı iki kitabı bulunmaktadır.
Kategori Adalı Ressamlar
Çarşamba, 14 Eylül 2011 13:19

Pepo Kalfa (İosif Stefonu)

Büyükada'da Achille Caivano ile çalıştı. Birçok inşaatı var.
Cuma, 22 Nisan 2011 09:19

Madam Marianti

Madam Marianti, yaz kış belden lastikli siyah saten etek, siyah uzun kollu bluz, siyah solmuş bir hırka, yine solup grileşmiş siyah çoraplar ve ayakkabı giyer, siyah başörtüsü takardı. Yaşamı boyunca yitirdiği eşinin matemini tuttu.

Mecbur kalmadıkça konuşmazdı ve her zaman hüzünlüydü.

Madam Marianti, içinde tek bir ışık yanan küçücük alacakaranlık dükkânında şekerleme ve kırtasiye satardı.

Adalılar arasındaki lakabı "Kör Madam"dı ama iki gözü de sapasağlam olduğu için neden böyle anıldığı meçhuldü.

Hayli yaşlıydı, bir süre sonra vefat etti, Büyükada'ya gömüldü. Varisleri evini sattı.

Kategori Adalılar
Çarşamba, 14 Eylül 2011 23:22

Niko

Alparslan Sokak'ta otururdu.
Perşembe, 21 Nisan 2011 23:55

Şemsi Molla

Büyükada'da, Şemsi Molla'nın sözünden kimse çıkamazdı. Aksiliği ve lafını esirgemediği için ondan çekinilir, hastalardan para almadığı ve yardımsever olduğu için sevilirdi. İster sevgiden ister korkudan, o ne derse olurdu. Ada esnafı belediyeden çok ondan çekinirdi.

Kuleli Askeri Lisesi Başhekimi Şemsi Molla'nın aksilik maskesinin ardında müthiş bir mizah ve hiciv gücü gizliydi. Yakın arkadaşı şair ve yazar Recaizade Mahmud Ekrem, bu özellikleri yüzünden ona "Ada Beyi" derdi

Şemsi Molla 1844 yılında doğdu. Önce medrese eğitimi alıp sonra babası, 2. Abdülhamit'in Hekimbaşı Celalettin Efendi gibi askeri hekim oldu, ihtisasını Paris'te tamamladı.

Şemsi Molla, vapur seferlerinin düzenli hale gelmesinin ardından yaz-kış Büyükada'da oturmaya başladı. Her gün Kuleli Askeri Lisesi'ne gidip gelirdi. Adadaki yoksul hastaların din-köken ayırmayan gönüllü hekimiydi. Recaizade Mahmud Ekrem'in oğlu, yazar ve eğitimci Ercüment Ekrem Talu anılarında Şemsi Molla'ya sıkça yer verir. Bunlardan birinde babasının Şemsi Molla'nın bir yağlıboya portresini yaptığını anlatır. Molla resim bittikten sonra bakar, "Yahu bu ben değilim!" der. "Sen değilsen de, ya kim" diye sorar Recaizade. Molla aksileşir: "Aşiret beylerinden biri! Sen galiba bana Ada Bey'i diye diye yüzümü de ters görmeye başladın". Recaizade altta kalmaz, "O terslik senin huyundan sirayet etmiştir. Yoksa ben doğru görürüm" diye tartışmayı noktalar ama Şemsi Molla'nın ikna olması haftalar sürer. Tanıdığı herkesi evine çağırıp resmin kendisine benzeyip benzemediğini sorar. Şemsi Molla 1894 yılında henüz 50 yaşındayken hayata veda etti.Hastanenin karşı köşesinden başlayıp, Büyükada Kültür Evi'nin arkasına kadar giden sokak bugün onun adıyla anılıyor.

Kategori Adalılar
Pazartesi, 19 Eylül 2011 21:33

Sevin Zorlu

Büyükadalı gazeteci, yazar ve çevirmen Sevin Zorlu, 1925'ten Atatürk'ün ölümüne kadar Dışişleri Bakanlığı yapan Tevfik Rüştü Aras'ın torunu ve damadı Fatin Rüştü Zorlu'nun biricik kızıydı. 1936 yılında doğduğunda dedesi İstanbul ve Çanakkale boğazlarının statüsünü görüşmek üzere İsviçre'nin Montrö kentindeydi. Torununun doğum haberini alan Tevfik Rüştü Aras, Cumhurbaşkanı Atatürk'e bir telgraf çekerek sevincini paylaştı. Selanik'ten beri yakın dostu ve mücadele arkadaşı olan bakanıyla aynı duyguları paylaşan Atatürk de bir yanıt telgrafı gönderdi: "Bugün ülkemiz için çok güzel bir gün. Adı 'Sevin' olsun..." Çocukluk yıllarından başlayarak yazları Büyükada'da oturan gazeteci Sevin Zorlu 1970'li yıllarda sık sık teknesine biner, Yörükali plajına demirler ve akşam geri dönerdi. Oğlu Aslan Fatin Yener annesinin bu davranışını tuhaf bulur, "Yörükali çok kalabalık, tekne dolu. Başka bir koya gitsene anne" derdi... Annesi, "Yok canım, orası iyi" der, bildiğini yapardı. Sevin Zorlu, ölümünden 15 gün önce oğluna gerçeği itiraf etti: "Ben niye oraya gidiyordum biliyor musun? Saat beşten sonra poyraz çıkar, teknenin burnu Yassıada’ya döner. Ben de babamın şerefine bir bardak bir şey içerdim"... Sevin Zorlu 2006 yılında vefat etti.
Sayfa 13 / 16
Buradasınız: Home Adalar Büyükada