Büyükada
Pazartesi, 19 Eylül 2011 20:56

Lev Davidoviç Troçki

Sovyet Devrimi’nin liderlerinden Lev Davidoviç Troçki, Politbüro'daki siyasi rakipleri olarak gördüğü tüm eski yoldaşlarını yok eden ya da çevresinden uzaklaştıran Stalin tarafından 1929 yılında ülkesinden kovulduğunda İstanbul'a gelmişti. 4 yıllık İstanbul yaşamının çoğunu Büyükada'da geçirdi.
Adada Stalin yönetimini eleştiren ve devrimin nasıl sürekli olacağını tartışan kitaplar yazan Troçki, kalan tüm zamanını balık avlamaya ayırıyordu. Balıkçılık arkadaşı dönemin ünlü balıkçılarından Haralambos Davula'ydı.
İkili Haralambos'un sandalıyla yalnızca onun bildiği balık yataklarında avlanırken, silahlı korumalar onlara nezaret ederdi. Troçki Sovyet ajanları tarafından her an öldürülebilirdi çünkü.
Türkiye'yi terk etmesinin ardından Fransa ve Norveç'te pek hoş karşılanmasa da bir süre barınmaya çalışan Troçki, çareyi Meksika'ya yerleşmekte buldu. Pek çok suikast girişiminden kurtuldu ancak 20 Ağustos 1940'ta, Meksiko'da ajan Ramón Mercader tarfından bir buz baltasıyla ağır yaralandı ve ertesi gün öldü.

Perşembe, 15 Eylül 2011 11:18

Fahrelnisa Zeid

1901'de ailesinin Büyükada'daki köşkünde dünyaya geldi. Babası devlet adamı, asker ve tarihçi Kabaağaçlı Mehmet Şakir Paşa; annesi Giritli Sare Hanım'dır. "Şakir Paşa ailesi" olarak anılan ve pek çok sanatçı yetiştirmiş olan bu ailenin ortancı kızıdır (Kardeşler sırasıyla: Cevat Şakir, Hakkiye, Ayşe Suad, Fahrelnisa ve Aliye). 14 yaşında resme başlayan sanatçı[1] işgal yıllarında Sanay-i Nefise'nin ilk kadın öğrencileri arasında yer aldı[2] İlk evliliğini, Sanay-i Nefise'ye başladığı 1920 yılında, yazar İzzet Melih Devrim ile yaptı. Eşi ile beraber Avrupa kentlerine seyahat etme, yazar ve entellektüellerle tanışma fırsatı buldu. Bu evlilikten Nejat ve Şirin adında iki çocuğu dünyaya geldi. Resim öğrenimini Paris'te Ranson Akademisi Stalbach Atölyesinde ve Türkiye'de Güzel Sanatlar Akademisi Namık İsmailatölyesinde sürdürdü[3]. İkinci evliliğini 1934 yılında, Ürdün'ün Ankara temsilcisi ve Ürdün Kralı I. Faysal'ın kardeşi olan Emir Zeid ile yaptı; bu evlilikten "Raad" adında bir oğlu dünyaya geldi. Diplomat olan eşinin görevi nedeniyle Türkiye'den ayrılan sanatçı, resim kariyerini Avrupa'nın çeşitli kentlerinde sürdürdü. İlk kişisel sergisini 1944 yılında İstanbul'da kendi evinde açtı. Bu ilk sergiyi Paris,Londra, New York, Brüksel gibi kentlerde açtığı onlarca sergi izledi. 1970 yılında eşinin ölümünden sonra 1976'da, oğlu Raad'ın yaşadığı Amman'a yerleşti. Bu kentte kendi adıyla anılan bir sanat enstitüsü kurdu[3]. Son döneminde portreler üzerinde yoğunlaştı[4]. Eserlerini son olarak 1988'de İstanbul'da, 1990'da Fransa ve Almanya'da sergiledi[3]. 5 Eylül 1991'de hayatını kaybetti. Amman'da El Rağdan Sarayı Kraliyet Mezarlığı'na defnedildi.
Kategori Adalı Ressamlar
Çarşamba, 14 Eylül 2011 22:39

İnci Çayırlı

Çarşamba, 14 Eylül 2011 08:29

Ömer Okumuş

Büyükada'da Paleologos Evi'ni yeniden inşa etmiştir.
Pazartesi, 19 Eylül 2011 21:50

Yorgaki Panciri Efendi

Adalar Belediyesi 1860'ların başında kuruldu ama gerçek bir belediye başkanı yoktu. Sonraki yıllarda sadrazamlığa yükselecek olan Küçük Sait Paşa, uzaktan, ek görev olarak başkanlığa vekâlet ediyordu. Osmanlı belgelerine göre 25 Ağustos 1867'de belediye meclisi üyelerinden Yorgaki Panciri Efendi, belediye başkanı olarak atandı. Panciri Efendi, Büyükada'nın saygın, sözü geçer sakinlerinden biriydi ve epeyce malı mülkü vardı. 29 Nisan 1871 tarihinde, Panciri Efendi'ye Adalar Belediyesi bütçesinden karşılanmak üzere 2000 kuruş maaş bağlandı. Belediye Meclisi şu üyelerden oluşuyordu: Büyükada'dan; Nikolaki Zarifi Efendi, Botal Efendi, İpsil Yorgaki Efendi, İstamatyadis Efendi. Heybeliada'dan; Mihal Panayotidi Efendi, Yorgi Sofyanos Efendi. Burgazada’dan Kiryako Zaharof Efendi (ünlü silah tüccarı aile), Kınalıada’dan Ekmekçibaşı Agop Efendi.
Çarşamba, 14 Eylül 2011 08:47

Maruf Önal

İstanbul'da doğdu. 1943'te Güzel Sanatlar Akademisi'ni (bugün MSGSÜ)bitirdi.1943- 1946 arasında Akademi'de asistan olarak çalıştı. 1958'de öğretim görevlisi olarak Yıldız Teknik Okulu'na (sonra İDMMA, bugün YTÜ) girdi.1971'de profesörlüğe yükseldiği bu kurumda çeşitli dönemlerde kürsü ve bölüm başkanlığı, iki kez Mimarlık Fakültesi dekanlığı yaptı. Turgut Cansever ile Türkiye'nin ilk büyük mimarlık bürolarından birisi olan (İMA) İnşaat ve Mimarlık Atölyesi'ni kurdu. Mimarlar Odası'nın kurulmasında emeği geçti. 1967'den itibaren Oda bünyesinde yönetim kurulu üyeliği, genel başkanlık ve onur kurulu üyeliği gibi görevler üstlendi. 2000'de Mimarlar Odası tarafından Büyük Ödül'e (Sinan Ödülü) değer bulundu. İstanbul'da öldü. Büyükada'da Seyhun Villası inşaatını uygulamıştır.
Salı, 13 Eylül 2011 18:36

Şevki Balmumcu

İstanbul'da doğdu. 1928'de Güzel Sanatlar Akademisi (bugün MSGSÜ) Mimarlık Bölümü'nü bitirdi. 1933'te Ankara Sergi Evi binası için açılan uluslararası proje yarışmasında, katılan 10'u yabancı 16'sı Türk 26 mimar arasında birinci olarak adını duyurdu. Ayrıca bu proje, o dönemde ülkede yeni yeni tanınan akılcı- işlevci mimarlık anlayışı doğrultusunda olmasıyla da dikkat çekti, çok beğenildi ve hem meslek çevrelerinde hem de basında övgü kazandı. Balmumcu'nun inşaatını da denetlediği bina 1935'te tamamlandı. Ama 1946'da, resmi çevrelerin isteğiyle, o dönemde Türkiye'de çalışmakta olan Alman mimar Pul Bonatz tarafından bugünkü Devlet Operası binasına dönüştürüldü. Bu olay Balmumcu'yu ruhsal bakımdan çok etkiledi ve hayata küsmesine yol açtı. Oysa başarılı bir mimar olarak 1930'dan 1936'ya kadar daha başka mimari proje yarışmalarında da birincilikler kazanmıştı. Kısa bir süre serbest mimarlık yapmayı denedi. 1935'ten 1958'e kadar çeşitli devlet kuruluşlarında çalıştı. Daha sonra yeniden serbest mimarlığa döndüyse de bu işi sürdüremedi. İstanbul'da öldü
Çarşamba, 14 Eylül 2011 22:53

Koço

1955'lerde Kumsal'da gitar çalardı
Pazartesi, 19 Eylül 2011 20:49

Kaptan Faik Kul

Büyükadalı Kaptan Faik Kul, güzeller güzeli Fenerbahçe şehir hatları gemisini ta İskoçya Glasgow'dan teslim aldı. Gemiyi okyanusta Fransa, İspanya ve Portekiz açıklarından geçirdi, Cebelitarık'tan Akdeniz'e soktu ve bütün Akdeniz'i boydan boya aşarak Marmara Denizi'ne salimen ulaştırdı. Kaptan 3 bin 500 millik uzun yolculuğun son aşamalarındaydı. Büyükada yakınlarından geçerken vapurun düdüğünü uzun uzun öttürüp adalı arkadaşlarını selamladı. Rize kökenli Faik Kul, alaydan yetişmesine karşın İstanbul Denizcilik İşletmesi'nin en önemli, iyi, sevilen ve güvenilen kaptanlarındandı. Hava koşulları, rüzgâr, dalga, akıntı nasıl olursa olsun vapuru iskeleye, bir trenin gara girişi kadar rahat ve mükemmel yanaştırırdı.
Oturaklı, ağırbaşlı ve yakışıklıydı. Bir yerden geçtiğinde bakışlar ona odaklanırdı. 1952 yılında İtalya'da yaptırılan Paşabahçe gemisini İstanbul'a getirme görevi ona verilmişti. Aynı yıl İskoçya'nın Glasgow kentinde yapılan Fenerbahçe ve Dolmabahçe adlı efsanevi gemileri getirecek kaptanlar arasında o da vardı.
Bugün Faik Kul'un değil ama tıpkı kendisi gibi Büyükada Mezarlığı'nda yatan Türkiye Denizciler Sendikası Genel Başkanlığı ve milletvekilliği yapmış oğlu Emin Kul'un adı Şehirhatları gemilerinden birinde yaşatılıyor. Son seferini yapan Fenerbahçe gemisi ise 22 Aralık 2008'deki veda turundan bu yana Rahmi Koç Müzesi'nde sevenleriyle yeniden buluşmak için hazırlanıyor.
Çarşamba, 14 Eylül 2011 13:23

Tanaş Kalfa

Büyükada'da Peuçak Köşkü'nü (Villa Rifat, 1911) inşa etti.
Sayfa 2 / 16
Buradasınız: Home Adalar Büyükada