Büyükada
Salı, 20 Eylül 2011 13:48

Faruk Bağdatlıgil

Milli Futbolcu.
Kategori Adalı Sporcular
Salı, 13 Eylül 2011 23:02

Armağan Çelep

Müzik hayatına Mavi Çocuklar Orkestrasıyla başladı. Hürriyet Gazetesi’nin 1970’li yıllarda tertip ettiği Altın Mikrofon Ödülü'nü aldı ve profesyonel müzik hayatına Hilton Oteli’nde başlamıştır. 3,5 sene sonra Güven Aydın Orkestrası’na gitarist olarak katılmış ve orkestra ile TRT İstanbul Radyosu’nda haftada iki kez emisyon yapmaya başlamıştır. Sonra sırasıyla 4,5 sene Yeniköy Carlton Oteli, Büyük Tarabya Oteli, Galata Kulesi Gece Kulübü’nde çalıştıktan sonra orkestradan ayrılıp tek başına çalışmaya başladı. Daha sonra Yunan müziğine olan merakı dolayısıyla buzuki öğrendi. Müzik hayatı gitar ve buzuki ile devam etmektedir.
Salı, 13 Eylül 2011 18:36

Şevki Balmumcu

İstanbul'da doğdu. 1928'de Güzel Sanatlar Akademisi (bugün MSGSÜ) Mimarlık Bölümü'nü bitirdi. 1933'te Ankara Sergi Evi binası için açılan uluslararası proje yarışmasında, katılan 10'u yabancı 16'sı Türk 26 mimar arasında birinci olarak adını duyurdu. Ayrıca bu proje, o dönemde ülkede yeni yeni tanınan akılcı- işlevci mimarlık anlayışı doğrultusunda olmasıyla da dikkat çekti, çok beğenildi ve hem meslek çevrelerinde hem de basında övgü kazandı. Balmumcu'nun inşaatını da denetlediği bina 1935'te tamamlandı. Ama 1946'da, resmi çevrelerin isteğiyle, o dönemde Türkiye'de çalışmakta olan Alman mimar Pul Bonatz tarafından bugünkü Devlet Operası binasına dönüştürüldü. Bu olay Balmumcu'yu ruhsal bakımdan çok etkiledi ve hayata küsmesine yol açtı. Oysa başarılı bir mimar olarak 1930'dan 1936'ya kadar daha başka mimari proje yarışmalarında da birincilikler kazanmıştı. Kısa bir süre serbest mimarlık yapmayı denedi. 1935'ten 1958'e kadar çeşitli devlet kuruluşlarında çalıştı. Daha sonra yeniden serbest mimarlığa döndüyse de bu işi sürdüremedi. İstanbul'da öldü
Salı, 13 Eylül 2011 18:13

Erdem Hamami

Sovyet Devrimi öncülerinden Leon Troçki'nin 1929 başlarında içinde iki üç yıl yaşaması nedeniyle ünlenen İliasko Köşkü'nü bugünkü biçimiyle yeniden yaptı.
Çarşamba, 14 Eylül 2011 22:39

İnci Çayırlı

Cuma, 22 Nisan 2011 09:44

Niko Façyo

Çini ve yer karosu döşemeciliğini sanata dönüştüren bir ustaydı Niko Façyo. İtalyan asıllı Ortodoks ailesi, 19. yüzyıl sonlarında, Korfu adasından Büyükada'ya göç etmişti.
Babası Panayot ve annesi Viktorya'nın beş çocuğundan biri olarak 1921 yılında Büyükada'da doğdu.
Gençliğinden itibaren çini ve karo döşemeciliği yapmaya başladı. Aldığı işi asla aceleye getirmez, sabırla ve özenle karınca gibi işlerdi.
1948'de Marika'yla evlendi, Vlasi ve Viktorya adlarını verdikleri iki çocukları oldu.
Niko Façyo çalışırken ve dinlenirken dudağından sigarayı hiç eksik etmez, Martel konyağı ve rakı severdi. Ancak ölçüyü hiç kaçırmazdı.
Evinde, sofrasında dostlarını ağırlamayı ve onları tavlada mars etmeyi çok severdi.
2006 yılında, 85 yaşında hayata ve dostlarına veda etti.

Kategori Adalılar
Pazartesi, 30 Mayıs 2011 09:49

Prof. Dr. Akil Muhtar Özden

Büyükada'dan Yunanistan'a göç etmiş Rumlardan bir gurup, 1998 yazında adayı ziyarete gelmişti. Onları karşılayıp yardımcı olan adalılar arasında Baki Nedim Baltacı da vardı. Gelen gruptaki hayli yaşlı bir eski adalı "Akil Muhtar Bey vefat edeli çok oldu ama onun akrabalarından kimse var mı" diye sordu. Yanındakiler Akil Muhtar'ın uzaktan akrabası olan Baki Nedim Baltacı'yı gösterdi. Yaşlı adam yanına geldi ve "Siz Akil Muhtar nasıl bir adamdı bilir misiniz" diye sordu. Baki Nedim onun Türkiye tıbbına ve tıp literatürüne katkılarını sıralarken, adam sözünü kesti: "O tamam. İnsanlık yanını bilir misiniz?" dedi. Baki Nedim bu kez filozof yanını, kitaplarını anlatıyordu ki, yaşlı Rum tekrar sözünü kesti: "Akil Muhtar İstanbul tıbbının başında olmasına rağmen yılda 8 ay adada oturur, gece yarısı bile olsa hastaların yardımına koşardı. O zamanlar Rumlar fazla olduğu için hastaların çoğu Rum'du. Akil muhtar fakir hastalardan para almaz, eğer çok fakirse, yastığının altına para koyardı. Siz bunu bilmeyebilirsiniz ama ben ölmeden bunu size anlatmayı görev bildim" dedi, her ikisinin de gözleri doldu. Akil Muhtar Özden (1877-1949), Tıbbiye Mektebi'nde başladığı öğrenimini 2. Abdülhamit'in baskısından kurtulmak için yurtdışında tamamladı, 1906'da Cenevre'de doçent oldu. 1908'de meşrutiyetle birlikte İstanbul'a çağrıldı ve Tıp Fakültesi Tedavi Kliniği'ne farmakoloji profesörü olarak atandı. Atatürk hastalandığında onun tedavisi için çaba harcayan doktorlar asındaydı. Kızılay ve Türk Ocakları'nın kurucuları arasındaydı, 1944'de Ordinaryüs oldu. Onun yazdığı farmakoloji kitabı bir klasik olarak üniversitelerin ilgili bölümlerinde hâlâ okutulmaktadır.

Kategori Adalılar
Çarşamba, 14 Eylül 2011 09:58

Feridun Kunt

Mimarlık eğitimini Almanya'da Saarland Meslek Yüksekokulu'nda (Fachhochschule in Saarland) yaptı. Büyükada'da İhsan İpekçi Evi'ni inşa etti. İstanbul'da öldü
Çarşamba, 14 Eylül 2011 08:47

Maruf Önal

İstanbul'da doğdu. 1943'te Güzel Sanatlar Akademisi'ni (bugün MSGSÜ)bitirdi.1943- 1946 arasında Akademi'de asistan olarak çalıştı. 1958'de öğretim görevlisi olarak Yıldız Teknik Okulu'na (sonra İDMMA, bugün YTÜ) girdi.1971'de profesörlüğe yükseldiği bu kurumda çeşitli dönemlerde kürsü ve bölüm başkanlığı, iki kez Mimarlık Fakültesi dekanlığı yaptı. Turgut Cansever ile Türkiye'nin ilk büyük mimarlık bürolarından birisi olan (İMA) İnşaat ve Mimarlık Atölyesi'ni kurdu. Mimarlar Odası'nın kurulmasında emeği geçti. 1967'den itibaren Oda bünyesinde yönetim kurulu üyeliği, genel başkanlık ve onur kurulu üyeliği gibi görevler üstlendi. 2000'de Mimarlar Odası tarafından Büyük Ödül'e (Sinan Ödülü) değer bulundu. İstanbul'da öldü. Büyükada'da Seyhun Villası inşaatını uygulamıştır.
Pazartesi, 19 Eylül 2011 20:49

Kaptan Faik Kul

Büyükadalı Kaptan Faik Kul, güzeller güzeli Fenerbahçe şehir hatları gemisini ta İskoçya Glasgow'dan teslim aldı. Gemiyi okyanusta Fransa, İspanya ve Portekiz açıklarından geçirdi, Cebelitarık'tan Akdeniz'e soktu ve bütün Akdeniz'i boydan boya aşarak Marmara Denizi'ne salimen ulaştırdı. Kaptan 3 bin 500 millik uzun yolculuğun son aşamalarındaydı. Büyükada yakınlarından geçerken vapurun düdüğünü uzun uzun öttürüp adalı arkadaşlarını selamladı. Rize kökenli Faik Kul, alaydan yetişmesine karşın İstanbul Denizcilik İşletmesi'nin en önemli, iyi, sevilen ve güvenilen kaptanlarındandı. Hava koşulları, rüzgâr, dalga, akıntı nasıl olursa olsun vapuru iskeleye, bir trenin gara girişi kadar rahat ve mükemmel yanaştırırdı.
Oturaklı, ağırbaşlı ve yakışıklıydı. Bir yerden geçtiğinde bakışlar ona odaklanırdı. 1952 yılında İtalya'da yaptırılan Paşabahçe gemisini İstanbul'a getirme görevi ona verilmişti. Aynı yıl İskoçya'nın Glasgow kentinde yapılan Fenerbahçe ve Dolmabahçe adlı efsanevi gemileri getirecek kaptanlar arasında o da vardı.
Bugün Faik Kul'un değil ama tıpkı kendisi gibi Büyükada Mezarlığı'nda yatan Türkiye Denizciler Sendikası Genel Başkanlığı ve milletvekilliği yapmış oğlu Emin Kul'un adı Şehirhatları gemilerinden birinde yaşatılıyor. Son seferini yapan Fenerbahçe gemisi ise 22 Aralık 2008'deki veda turundan bu yana Rahmi Koç Müzesi'nde sevenleriyle yeniden buluşmak için hazırlanıyor.
Sayfa 2 / 16
Buradasınız: Home Adalar Büyükada