Büyükada
Salı, 13 Eylül 2011 18:36

Şevki Balmumcu

İstanbul'da doğdu. 1928'de Güzel Sanatlar Akademisi (bugün MSGSÜ) Mimarlık Bölümü'nü bitirdi. 1933'te Ankara Sergi Evi binası için açılan uluslararası proje yarışmasında, katılan 10'u yabancı 16'sı Türk 26 mimar arasında birinci olarak adını duyurdu. Ayrıca bu proje, o dönemde ülkede yeni yeni tanınan akılcı- işlevci mimarlık anlayışı doğrultusunda olmasıyla da dikkat çekti, çok beğenildi ve hem meslek çevrelerinde hem de basında övgü kazandı. Balmumcu'nun inşaatını da denetlediği bina 1935'te tamamlandı. Ama 1946'da, resmi çevrelerin isteğiyle, o dönemde Türkiye'de çalışmakta olan Alman mimar Pul Bonatz tarafından bugünkü Devlet Operası binasına dönüştürüldü. Bu olay Balmumcu'yu ruhsal bakımdan çok etkiledi ve hayata küsmesine yol açtı. Oysa başarılı bir mimar olarak 1930'dan 1936'ya kadar daha başka mimari proje yarışmalarında da birincilikler kazanmıştı. Kısa bir süre serbest mimarlık yapmayı denedi. 1935'ten 1958'e kadar çeşitli devlet kuruluşlarında çalıştı. Daha sonra yeniden serbest mimarlığa döndüyse de bu işi sürdüremedi. İstanbul'da öldü
Cuma, 16 Eylül 2011 23:38

Ahmet Tanrıverdi

1944 yılında Büyükada Çarşı mahallesinde doğdu. Büyükada ilkokulu, Heybeliada orta okulu, Adalar (sonra Hüseyin Rahmi Gürpınar) lisesini bitirip, Şişli İktisadi Ticari İlimler Yüksekokulu'nda İşletme okudu. Son sınıfta üç dersi vermeyip okuldan ayrılarak mezun olmadı ve İngiltere'ye gitti. 6 ay Londra'da Pitman School'da lisan okudu.

Üniversite eğitimi sırasında 1966-70 yıllarında Burgazada'daki Adalar Su sporları Kulübü'nde yaz aylarında müdür olarak çalıştı. Londra dönüşü, 1970 yılında yılında Kuledibi'nde Miray Basımevi'nde beş yıl çalıştıktan sonra Arkadaş Matbaası'nı ortağı Fikret Müftüoğlu ile kurdu. 2 yıl sonra Canan Matbaası’nı kurup 1995 yılına kadar faaliyet gösterdi.

Bu arada 1980 yılından itibaren Büyükada Değirmen'de yaz aylarında başlayan meyhanecilik serüvenim, Kumsal'daki kendi yerimde devam etti. 1997 yılından itibaren kış aylarında Balmumcu'da "Garden 74" restoranının içinde kurduğum "Barba" isimli meyhanemi, Bostancı, Arnavutköy, Etiler, Nişantaşı'nda sürdürdüm. Beyoğlu'nda bir kış sezonu Tramvay adıyla küçük bir meyhane de çalıştırdım. Zincirlikuyu'da açtığım "Mastori" isimli meyhanemi Bostancı'ya taşıdım. Çeşme Altınyunus Oteli’nde "Barba", Sheraton otelinde "Anason" ismiyle iki yıl yaz aylarında meyhane açıp işlettim. 2008 yılından itibaren yaz ve kış 12 ay süreli olarak Büyükada'da "Prinkipo" isimli meyhanemi çalıştırıyorum.

1989 yılında Hüseyin Rahmi Gürpınar Lisesi mezunu Büyükadalı Aynur hanım ile evlendim, Azra isimli kızım doğdu. Azra, Fevziye Mektepleri Vakfı'na ait Işık ilkokulu, lisesi ve Üniversitesi, işletme bölümünü okuyup bu yıl mezun oldu.

Gençliğimden başlayarak 1960-1980 12 eylülüne kadar CHP de ilçe ve il örgütlerinde görev yaptım. O tarihten itibaren hiçbir siyasi partiye mensup değilim. 19821992 yıllarında Gölcük Lions Kulübü üyesi olarak bulundum. 1988-2000 yılları arasında Özgür Masonlar Derneğinde bulundum, sonra uykuya yattım. Adalar Su sporları Kulübü'nde 1986-199o yıllarında yönetim kurulu üyeliği yaptım. Şu anda bir tek Adalar Spor Kulübü üyesiyim. Askerliğimi paralı olarak yaptım.

Yazmaya 6 yaşımda günce tutarak başladım. 2003 yılında ilk kitabım "Zaman satan Dükkan" Literatür yayınlarından çıktı ve üç baskı yaptı. Sonra sırasıyla "Hoşçakal Prinkipo, bir rüyaydı unut gitsin" Literatür, "Büyükada'nın solmayan fotoğrafları" Everest, "İlçemizi tanıyalım: Adalar" Adalı, "Ay'yorgi rehberi" Adalı, "Barba'nın mezeleri" Alfa, "Atina'daki Büyükada" Adalı, "Bir başka kentte ölümü beklemek" Adalı yayınlarından çıktı. Şu anda üç kitabımın yazımıyla ilgili çalışıyorum.

Çeşitli sivil toplum örgütlerinde söyleşi ve sunularda bulunuyorum. Televizyon programlarında Adalar ile ilgili anlatılarda bulunuyorum. Yazılı basında yine adalar ile ilgili röpörtajlarım çıkıyor. Adalar'ı tanıtma konusunda elimden geldiğince pozitif konuşuyorum. Adalar Müzesi'nin başından beri destekçisiyim. Adalı dergisinde yazıyorum. Felsefem; beni donanımlı olarak yetiştiren Adalar ilçeme olan borcumu ödemek için araştırıyor ve yazıyorum. Kendimi hiç bir zaman edebi bir yazar olarak görmüyorum. Benim durumundakilere yazar değil, yazan dendiğini savunuyorum.

Çarşamba, 14 Eylül 2011 13:07

Nikola (Nikolaki) Katakuzinos Kalfa

Koço Kalfa’nın babası, Yorgo Kalfa’nın oğlu.
Perşembe, 15 Eylül 2011 11:20

Gülsün Erbil

1996-71 yılları arasında MSÜ Yüksek Resim Bölümünü tamamlamış , 1983-84 yılları arasında Londra Üniversitesi Goldsmith's Collage'de seramik yüksek lisansı yapmıştır.26 kişisel sergi açan sanatçı , 18 karma sergiye katılmıştır.
Kategori Adalı Ressamlar
Perşembe, 15 Eylül 2011 11:33

Michael Tchernego

İngiltere doğumlu bir ressam. İstanbul'a ilk ayak bastığında, Büyükada'yı da ziyaret etmiş, Londra'nın kasvetli, karanlık atmosferinden sonra, söylediğine göre, dünyanın hiç bir kentinde Büyükada'da bulduğu ilhamı bulamayarak, 2006 yılında Büyükada'ya taşınmış. Çalışmalarına buradaki atölyesinde devam eden Tchernega, resim sanatına çocukluk yıllarında başlayarak, ilerki zamanlarda kendi özgün spatula tekniğini, Fransız empresyonistlerden (izlenimciler) etkilenerek geliştirmiş. 
Tchernega'ya göre, üzerinde çalışılması en zor olan obje, insan bedeni ve bedenin ışıkla etkileştiği çeşitli anlar. Bu da onun tarzını ortaya koyma şekliymiş. Ortaya çıkan özgün tarzını geliştirdiği en iyi platformun Büyükada olduğunu belirtiyor.

Kategori Adalı Ressamlar
Çarşamba, 14 Eylül 2011 10:21

İlya Ventura

İstanbul'da doğdu. Ortaöğrenimini Alman Lisesi'nde tamamladıktan sonra girdiği Güzel Sanatlar Akademisi (bugün MSGSÜ) Mimarlık Bölümü'nden 1945'te mezun oldu. En önemli eseri 1948- 1950 yılları arasında Bernard Motola ile birlikte gerçekleştirdikleri Şişhane'deki Neve Şalom Sinagogu'dur. Burgazada İndos'ta üç katlı ev, Yelkenci Mehmet Sokağı'nda ü katlı ev, Büyükada'da Berkmen evi, Hamamoğlu Evi ve Kandiyoti Evi'ni inşa etti.
1968'de İsrail'e göç etti ve meslek yaşamını orada sürdürdü. İsrail'de öldü.

Çarşamba, 14 Eylül 2011 10:11

Turgut Cansever

Antalya’da doğdu. 1946’da Güzel Sanatlar Akademisi (bugün MSGSÜ) Yüksek Mimarlık Bölümü’nden mezun oldu. 1949’da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü’nde doktor unvanını kazandı, 1960’ta doçent oldu. 1957’den 1980’e kadar İstanbul Belediyesi’nde danışmanlık, planlama müdürlüğü, Marmara Bölgesi Planlama Teşkilatı’nda ve Büyük İstanbul Nâzım Plan Bürosu’nda başkanlık, İmar ve İskân Bakanlığı ile Ankara Belediyesi’nde danışmanlık gibi görevlerde bulundu. 1983’te Ağa Han Mimarlık Ödülü’nün büyük jürisinde yer aldı.
1970- 1972 arasında Burgazada'da Halil Nadaroğlu Evi ve 1952'de Büyükada Rifat Yalman Evi'ni inşa etti. 1971-1973 arasında Bodrum’daki Ertegün Evi yenilemesinde ve 1961-1967’de Ankara’da (Ertur Yener ile birlikte) gerçekleştirdiği Türk Tarih Kurumu Binası’nda geleneksel biçimleri çağdaş bir anlayışla kullanmadaki başarısıyla 1980’de iki Ağa Han Mimarlık Ödülü birden kazandı. 1990’da Mimarlar Odası kendisine Büyük Ödül’ü (Sinan Ödülü) verdi. Ağa Han Mimarlık Ödülü’nü, Bodrum’da 1983-1991’de (Emine ve Mehmet Öğün, Feyza Cansever ile birlikte) gerçekleştirdiği Demir Evleri’nde insan ölçeğinde bir çevre yaratmada yerel-geleneksel teknolojiyi ustaca kullanması nedeniyle 1992’de bir kez daha kazandı. Mimarlık alanında kuramsal kitapları da bulunan Cansever 2005’te Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından “Türk mimarisinin tarihsel köklerinden kopmadan çağdaş mimari çizgiyi yakalayabilmiş” bir mimar olarak Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne değer görüldü. İstanbul’da öldü.

Çarşamba, 14 Eylül 2011 11:31

Mihran Azaryan

İzmit’te doğdu. Babası Mühendishane-i Hümayun’dan mezun Bedros Kalfa idi. Mihran Azaryan 1894’te Sanayi-i Nefise Mekteb-i Âlisi’ni (bugün MSGSÜ) bitirdi. Bir süre İzmit’te çalıştı. 1914-1918 arasında İstanbul’da askerlik yaptı. Büyükada Vapur İskelesi'ni de bu dönemde gerçekleştirdi. Mütarekeden sonra İzmit’te, ardından İstanbul’da ve Samsun’da çalıştı. 1935’te İstanbul’a dönerek serbest mimarlık yaptı ve orada öldü.
Pazartesi, 30 Mayıs 2011 09:49

Prof. Dr. Akil Muhtar Özden

Büyükada'dan Yunanistan'a göç etmiş Rumlardan bir gurup, 1998 yazında adayı ziyarete gelmişti. Onları karşılayıp yardımcı olan adalılar arasında Baki Nedim Baltacı da vardı. Gelen gruptaki hayli yaşlı bir eski adalı "Akil Muhtar Bey vefat edeli çok oldu ama onun akrabalarından kimse var mı" diye sordu. Yanındakiler Akil Muhtar'ın uzaktan akrabası olan Baki Nedim Baltacı'yı gösterdi. Yaşlı adam yanına geldi ve "Siz Akil Muhtar nasıl bir adamdı bilir misiniz" diye sordu. Baki Nedim onun Türkiye tıbbına ve tıp literatürüne katkılarını sıralarken, adam sözünü kesti: "O tamam. İnsanlık yanını bilir misiniz?" dedi. Baki Nedim bu kez filozof yanını, kitaplarını anlatıyordu ki, yaşlı Rum tekrar sözünü kesti: "Akil Muhtar İstanbul tıbbının başında olmasına rağmen yılda 8 ay adada oturur, gece yarısı bile olsa hastaların yardımına koşardı. O zamanlar Rumlar fazla olduğu için hastaların çoğu Rum'du. Akil muhtar fakir hastalardan para almaz, eğer çok fakirse, yastığının altına para koyardı. Siz bunu bilmeyebilirsiniz ama ben ölmeden bunu size anlatmayı görev bildim" dedi, her ikisinin de gözleri doldu. Akil Muhtar Özden (1877-1949), Tıbbiye Mektebi'nde başladığı öğrenimini 2. Abdülhamit'in baskısından kurtulmak için yurtdışında tamamladı, 1906'da Cenevre'de doçent oldu. 1908'de meşrutiyetle birlikte İstanbul'a çağrıldı ve Tıp Fakültesi Tedavi Kliniği'ne farmakoloji profesörü olarak atandı. Atatürk hastalandığında onun tedavisi için çaba harcayan doktorlar asındaydı. Kızılay ve Türk Ocakları'nın kurucuları arasındaydı, 1944'de Ordinaryüs oldu. Onun yazdığı farmakoloji kitabı bir klasik olarak üniversitelerin ilgili bölümlerinde hâlâ okutulmaktadır.

Kategori Adalılar
Çarşamba, 14 Eylül 2011 22:42

Janet & Jak Esim

Doğma büyüme Büyükadalı olan Jak Esim 1970'li yıllardan itibaren Sefarad şarkılarıyla ilgilendi. Evlendikten sonra eşinin de katılımıyla yaşlılardan derleyerek Judeo, Espanyol ve Ladino Sefarad şarkılarının yeniden yaşamasını sağladı. “…1960’lı yıllarda Adalar’da azınlıkların ve Rumların çoğunlukta olduğu dönemlerde gençler, özellikle de Rumlar ellerinde gitarlar, buzukiler ile gezerler, yollarda, çamlıkta şarkı söyler ve çalarlardı. O günler çok güzeldi ve insan o günleri arıyor tabii... Ayrıca açık hava sinemaları vardı ve her sinema gösteriminden önce gençler toplanır, konser verirlerdi.”
Sayfa 1 / 16
Buradasınız: Home Adalar Büyükada