Büyükada
Cumartesi, 17 Eylül 2011 00:16

Artin Akdeniz

Horoz Reis'in babası.
Pazartesi, 19 Eylül 2011 21:00

Merametçi Verkin Menoyan

Merametçi (onarıcı) Verkin Menoyan, diğer merametçi kadınlarla birlikte Kınalıada'nın Jarden denilen futbol sahasına geldi, yakıcı güneşten korunmak için başına gazete kağıdından yaptığı kukuletayı geçirdi, alanda kurumaya bırakılan büyük balık ağını çivi çakılı tahta sandalyelerin üstüne yaydı ve parçalanmış bölümlerini yeni iplerle onarmaya koyuldu. Diğer merametçiler de başka ağları örüyordu. Uzaktan bakıldığında büyük kağıt şapkalı kadınlar Jarden'de açmış iri beyaz çiçekler gibi görünürdü. Uzaktan Kınalıada'nın tanınmış ailelerinden biri sökün edince, genç Verkin başını çevirip yüzünü gizlemeye çalıştı. Mesleğe yeni başladığı için utangaçtı biraz.
Jarden dolu olduğunda bugünkü Dezire Pastanesi ve Mimoza'nın bulunduğu alan da aynı amaçla kullanılırdı.
Verkin balık ağı örmeyi Kumkapılı Münevver Reis'ten öğrenmişti. Adalardaki merametçilerin büyük çoğunluğu tıpkı onun gibi kadındı. Verkin daha çok Lefter, Hampar ve Husik reislerin ağlarını onarırdı. Yalnızca merametçilikle yetinmez, para kazanabileceği her işe koşardı. Gün olur balıkçı tayfasıyla birlikte ığrıp ağı çeker, balık temizlerdi.
Genç kız evlendi, çoluk çocuğa karıştı ve merametçiliğe devam etti. Ta ki, makine ağları çıkıp, mertlik bozulana değin. 1940'lı, 1960'lı yıllarda Marmara ve adalar balık kaynıyordu. Balıkçı reislerinin getirdiği Çingene işçiler adanın arka tarafına çadır kurar, fıçılarda uskumru balıklarını temizler ve kuruyup çiroz olmaları için ipe dizerdi. Adanın arka bölümünü boydan boya kaplayan uskumrular 25 günde kuruyup çiroz haline gelir, tüm ada mis gibi çiroz kokardı.
Cumartesi, 17 Eylül 2011 00:09

Akgül Aytaç

Kadri Aytaç'ın eşi.

Cumartesi, 17 Eylül 2011 00:25

Bakkal Hristo

Niko Kovi'nin babası.
Pazartesi, 19 Eylül 2011 17:58

Hampar

Pazartesi, 19 Eylül 2011 21:32

Sevim Böke (İlbay)

Atatürk bir dönem yazlarını Florya’daki Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nde geçirdi. 1920'lerin sonları ve 1930'larda, Savarona yatı öncesindeki Ertuğrul yatı veya Sakarya motoruyla Boğaziçi, Haliç ve Adalar'da geziye çıkar, dostlarını ziyaret ederdi. Deniz gezilerindeki önemli ve sıkça uğrayıp dinlendiği duraklarından biri yazları Büyükada'da oturan çocukluk arkadaşı mühendis ve milletvekili Asaf İlbay'ın yalısıydı. İlbay Atatürk'ün teknesinin rahatça yanaşabilmesi için yalının önüne bir rıhtım yaptırmıştı.Atatürk ziyaretlerinde kimseye yük olmak istemez; aşçısını, garsonlarını, meze ve içeceklerini beraberinde getirirdi. Evin geniş terasındaki masalarda yemek ve sohbet gece boyu sürerdi. Asaf İlbay'ın beş yaşındaki kızı Sevim (Böke), Atatürk'e bayılırdı. O gelir gelmez kucağına tırmanır hemen tespihiyle oynamaya başlardı. Tespihi alıp kolye gibi boynuna takar, Atatürk onu sevgiyle izlerdi. Atatürk onunla çocuğuymuşçasına ilgilendi. Yazlarını Büyükada’da geçirmeye bugün de devam eden Sevim Böke, Atatürk'ün kendisine çarliston dansı öğrettiğini, briç dersleri aldırdığını anımsıyor. Asaf İlbay sonradan "Atatürk’ün Hususi Hayatı" adlı pek çok anekdota yer veren bir kitap yazdı.
Pazartesi, 19 Eylül 2011 21:37

Sonya Sosterman

Sonya Sosterman 1961 Temmuz'unda ailesi ve kucağındaki 10 aylık bebeğiyle ABD'den geldi, havaalanından bir otomobille Kartal'a ulaştı ve oradan bir motora bindi. Büyük gürültü ve duman üreten pır pır motorla zar zor Sedef Adası'na ulaştılar. Türkiye'nin elektrik şebekelerini yapan babası Vivi'nin iş arkadaşı Şehsuvar beyden aldığı olağanüstü manzaralı eve yerleştiler. Henüz yalnızca 13 evin bulunduğu adada o tarihte su, elektrik, telefon yoktu. Elektrik sıkça bozulan bir inşaat jeneratöründen elde ediliyordu. Tüpgaz olmadığı için yemekler elektrikle pişiriliyor, jeneratör 13 evin elektrik ocağını kaldıramadığı için sık sık elektrik kesintisi yaşanıyordu. Babası işteyken adayla haberleşebilmek için Amerika'dan "Walkie Talkie" denilen basit bir telsiz cihazı getirdi. Ancak 27 Mayıs 1960 darbesinin hemen sonrasıydı; onca tanıdığa ve ilişkiye rağmen kullanma izni almayı başaramadılar. Geldiklerinin ertesi günü bebeğin ateşi çıktı. Büyükada'ya motor gönderdiler, doktor geldi. ABD'de doğan bebek o güne değin hazır mama yemişti. Doktor, "Buraya alışması lazım. Ne yerse yesin" dedi. Dediğini yaptılar, bebek iyileşti ve adaya alıştı. Adayı kendilerine yerleşim yeri olarak belleyen ve o güne değin hiçbir canlı tarafından tehdit edilmeyen martılar aşırı çoğalmıştı. Sedef Adası'nın insan sakinleri rahat yüzü görmüyordu. Şehsuvar bey çare olarak iki tilki getirdi adaya. Tilkiler yumurtalarını yiyince martılar azaldı ancak bu kez yılanlar çoğaldı. Doğaya müdahale etmemek gerektiğini anladılar ve tilkileri geri gönderdiler. Uzun yıllar varlık içinde yokluk çektiler ama adadan vazgeçmediler.
Pazartesi, 19 Eylül 2011 21:50

Yorgaki Panciri Efendi

Adalar Belediyesi 1860'ların başında kuruldu ama gerçek bir belediye başkanı yoktu. Sonraki yıllarda sadrazamlığa yükselecek olan Küçük Sait Paşa, uzaktan, ek görev olarak başkanlığa vekâlet ediyordu. Osmanlı belgelerine göre 25 Ağustos 1867'de belediye meclisi üyelerinden Yorgaki Panciri Efendi, belediye başkanı olarak atandı. Panciri Efendi, Büyükada'nın saygın, sözü geçer sakinlerinden biriydi ve epeyce malı mülkü vardı. 29 Nisan 1871 tarihinde, Panciri Efendi'ye Adalar Belediyesi bütçesinden karşılanmak üzere 2000 kuruş maaş bağlandı. Belediye Meclisi şu üyelerden oluşuyordu: Büyükada'dan; Nikolaki Zarifi Efendi, Botal Efendi, İpsil Yorgaki Efendi, İstamatyadis Efendi. Heybeliada'dan; Mihal Panayotidi Efendi, Yorgi Sofyanos Efendi. Burgazada’dan Kiryako Zaharof Efendi (ünlü silah tüccarı aile), Kınalıada’dan Ekmekçibaşı Agop Efendi.
Pazartesi, 19 Eylül 2011 17:54

Gazi Topal Yanko Mataka

Bir bacağını Çanakkale'de bırakan Gazi Topal Yanko'nun, iskelenin tam karşısındaki ahşap evin altında; derme çatma, tezgâhları dışarı taşmış bir dükkânı vardı. Tekel maddesinden kuruyemişe, oyuncaktan kırtasiye ve tuhafiyeye her şeyi satardı. En önemli müşterisi çocuklardı. Yanko Mataka arada sırada müşterilerine bir şeyler göstermek için ayağa kalktığında takma bacağı metalik seslerle gıcırdardı.
Pazartesi, 19 Eylül 2011 20:56

Lev Davidoviç Troçki

Sovyet Devrimi’nin liderlerinden Lev Davidoviç Troçki, Politbüro'daki siyasi rakipleri olarak gördüğü tüm eski yoldaşlarını yok eden ya da çevresinden uzaklaştıran Stalin tarafından 1929 yılında ülkesinden kovulduğunda İstanbul'a gelmişti. 4 yıllık İstanbul yaşamının çoğunu Büyükada'da geçirdi.
Adada Stalin yönetimini eleştiren ve devrimin nasıl sürekli olacağını tartışan kitaplar yazan Troçki, kalan tüm zamanını balık avlamaya ayırıyordu. Balıkçılık arkadaşı dönemin ünlü balıkçılarından Haralambos Davula'ydı.
İkili Haralambos'un sandalıyla yalnızca onun bildiği balık yataklarında avlanırken, silahlı korumalar onlara nezaret ederdi. Troçki Sovyet ajanları tarafından her an öldürülebilirdi çünkü.
Türkiye'yi terk etmesinin ardından Fransa ve Norveç'te pek hoş karşılanmasa da bir süre barınmaya çalışan Troçki, çareyi Meksika'ya yerleşmekte buldu. Pek çok suikast girişiminden kurtuldu ancak 20 Ağustos 1940'ta, Meksiko'da ajan Ramón Mercader tarfından bir buz baltasıyla ağır yaralandı ve ertesi gün öldü.

Sayfa 1 / 6
Buradasınız: Home Adalar Büyükada Etikete göre gösterilenler Adalar'da İz Bırakanlar