Büyükada
Cuma, 22 Nisan 2011 09:48

Pastacı Madam Ortans

Madam Ortans, Büyükada'da bugünkü Prenses Oteli'nin yerindeki Ankara Palas'ın altında küçük bir pastane işletirdi: Hanımeli Pastanesi. Alt katında imalathanesi olan küçük bir pastaneydi ama çeşidi çok bol ve lezzetliydi.

Hanımeli Pastanesi'nin şeker, yağ gibi malzemeleri Bakkal Fahri'ye sipariş edilir, malları oğlu Ahmet Tanrıverdi pastaneye taşır, alt kattaki imalathaneye indirirdi. Madam Ortans, çok kalender ve eli bol bir insandı. Daha dükkâna girer girmez küçük Ahmet'in gözündeki parıltıyı sezer, "İstediğin pastayı al ye aşağıdan" derdi.

Sonradan Büyükada'nın ünlü pastacısı olacak Niko Mundi, Madam Ortans'ın yanında çalışıyordu. Bir süre sonra pastaneye ortak oldu. Madam Ortans vefat edince, malı mülkü yeğeni Vartova'ya kaldı. Vartova kısa süre sonra Niko Mundi'yle evlendi.

Kategori Adalılar
Cumartesi, 01 Ekim 2011 23:44

Andon ve Kiryaçe (Kiça) Prakos

Andon eczacı kalfası olarak yaptığı askerliğini bitirdikten sonra, 1951 yılında eczacı Kiryakiçe Püsküloğlu ile tanıştı. Andon ve Kiça, 1953 yılında evlendiler. Eczaneyi kendisi yöneten Andon Prokos, nezaketiyle Heybeliada'ya nam salmıştı. Eczaneye gelen on yaşın altındaki çocuklara bile, "Buyrun küçük hanım", "Buyrun küçük bey" diye hitap ederdi. 1955 yılında kızları Ekaterina doğmuştu ki, 6-7 Eylül olayları patlak verdi. Teknelerle Heybeliada'ya gelen yağmacılar, adadaki bazı işbirlikçilerin yardımıyla önünde direnen bekçiyi etkisiz hale getirip, eczaneyi ve Prokos ailesinin dükkânın üstündeki evini taşa tuttu. Taşlardan biri henüz kırk günlük olan Ekaterina’nın beşiğine isabet etti ve aileyi çok korkuttu. Prokos ailesi bir şey olmamışçasına yaşamlarına devam etti ve 1957'de kızları Sofia dünyaya geldi. Kızlarını büyüten Andon ve Kiça Prokos, emekliye ayrılıp kışları Atina'da yaşamaya karar verdi. Eczaneyi devrederlerken, baba Anastas Prokos'un Bakırköy'deki Prodromidis'in eczanesinden satın aldığı, 1912 yapımı antika ecza dolapları, ilaç karılan porselen havanlar, damıtma ve tablet gramaj kesme aletleri, antika ocakları; Heybeliada için sahip çıkılması koşuluyla dükkânda bıraktılar. Bu çok önemli kültür mirası, onların ardından bir ilaç firmasının özel koleksiyonuna satıldı.
Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:24

Prof. Dr. Ali Haydar Taner

Pedagog ve eğitimci Ali Haydar Taner, özellikle emeklilik yıllarının büyük çoğunluğunu Büyükada'da geçirdi. Adada en çok çocuklarla ilgilenir, onları ciddiye alır, yetişkin insanlarmış gibi konuşur ve çoğunlukla kendi yazdığı ya da çevirdiği kitapları hediye ederdi.

Evi, bugünkü belediyeye gelmeden önceki son binaydı

1883 yılında doğan Ali Haydar Taner, yurtdışında pedagoji eğitim almıştı. Çeşitli üniversitelerde öğretim üyeliği yaptıktan sonra 1926'da Talim Terbiye Kurulu'nun dört üyesinden biri olarak atandı.

Tevhidi Tedrisat (Öğretim Birliği) Kanunu'nun hazırlanması, ortaokul ve liselerin üçer yıllık ayrı birer bölüm haline getirilmesi, öğretmen okullarının düzenlenmesi, ilkokul öğretim programlarının geliştirilmesi, Talim ve Terbiye Dairesi'nin kurulması gibi Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki eğitimi modernleştirme çalışmalarının tümünde o da vardı. Almanca, Fransızca, Bulgarca ve Arapça bilen Ali Haydar Taner, pedagoji ve psikoloji alanında pek çok kitap yazdı. Aralarında Finlandiya'nın kuruluşunu anlatan ünlü Beyaz Zambaklar Ülkesinde olmak üzere pek çok kitabı Türkçeye çevirdi. 1956 yılında yaşama veda etmesinin ardından Büyükada'daki evde yazları oğulları Orhan ve Pertev Taner kalmaya başladı.

1991 yılındaki korkunç Plaj Oteli yangını başladığında evde Pertev Taner kalıyordu. Yangın eve de sıçradı, Pertev Taner ancak canını kurtarabildi. Evdeki, aralarında Hoca Ali Rıza, Avni Lifij gibi pek çok önemli ressama ait tablo bulunan koleksiyon da yok oldu.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:41

Niko ve Yusuf Alyanak

Niko ve kardeşi Yusuf Alyanak, Heybeliada'nın demircilik ve su tesisatı ustalarıydı. Refah Şehitleri Caddesi'ndeki küçücük dükkânlarında demirden imal edemeyecekleri şey yoktu. Niko biraz aksi, Yusuf güler yüzlüydü ama ustalıklarına diyecek yoktu.

Niko Usta Heybeliada Aya Nikola Kilisesi'nin baş hafızıydı. Türk sanat müziğini de çok güzel söylerdi. 1983 yılında iki kardeş birlikte bir televizyon programına davet edildiler. Önce Niko Usta'ya şarkılar söyletildi sonra sohbet devam etti. Ne yapıp ettikleri, akrabaları sorulurken, Yusuf Usta kız kardeşinin Yunanistan'a gittiğini, mutlu olduğunu çünkü kocasının ona iyi baktığını söyledi. Sunucu, "Siz niye gitmiyorsunuz? Orada daha rahat edersiniz" der demez, Yusuf Usta'nın güleç yüzü bir anda değişti. Cebinden nüfus cüzdanını çıkardı, "Bak, oku burada ne yazıyor! Ben senin gibi Türk vatandaşıyım. Sen şimdi bana ne demek istiyorsun!" diye gürledi.

Yusuf Alyanak 2006 yılı Şubat ayında vefat etti, Heybeliada Rum Ortodoks Mezarlığı'na gömüldü.

Kategori Adalılar
Perşembe, 21 Nisan 2011 23:27

Bakkal Necmi

1964 kararnamesi yüzünden Yunanistan'a göç etmek zorunda kalan Bakkal Sari, altında dükkânının yer aldığı evini yeni emekli olan Burgazada'nın komiseri Ahmet Akgün'e satmıştı. Komiser Ahmet de evi oturması, dükkânı işletmesi için oğlu Necmettin'e verdi.

Necmettin Burgazada'nın yeni yetmelerinin hepsinin "Necmi abi"siydi ve çok sevilirdi. Yeni yetmelerin biri de gazeteci yazar Engin Aktel'di. Engin arkadaşlarıyla birlikte dükkâna girer, kalabalıktan istifade, bir kenarda yan yana duran teneke bisküvi kutularını açar hepsinden birer tane alıp yer ve arkadaşlarına da verirdi. Necmi abileri durumu fark edip, "Hoop, hoop!" diye bağırdığında, Engin, "Kalite kontrolü yapıyorum" derdi. Para ödemeden çıkıp giderlerdi. Bazı günler gelip meşrubat içerlerdi, Necmi abileri yine ses etmezdi.

Ay sonunda, Necmettin Akgün hiç kaçırmaksızın hepsini listelediği "çalıntıların" parasını onlardan ister ve alırdı. Daha büyüyünce, geceleri dükkânın arka bahçesinden ucuna torik iğnesi bağladıkları balık oltasıyla bira kasası çekmeye kadar vardırdılar işi ama ay sonunda hesabın kendilerine çıkarılmasından kurtulamadılar. Necmi abileri çok toleranslıydı, asla kızmazdı ama gözünden bir şey kaçmazdı. Bakkal Necmi vefat ettikten sonra yerine manav dükkânı açıldı.

Kategori Adalılar
Perşembe, 21 Nisan 2011 23:39

Papa Kosta

Papa Kosta kısa boylu, boyunun tam tersine upuzun bembeyaz sakallı, çok nurani, çok sevimli bir din adamıydı. Ama bu özellikleri Burgazada'daki manastırın bağından üzüm çalmaya kalkışanlara acımasını sağlamazdı. Elleriyle yetiştirdiği birbirinden güzel şaraplık üzümleri gizlice çalmaya kalkanları cezalandırma yöntemi adada nam salmıştı. Av tüfeğinin fişeklerinden saçmaları boşaltır, yerine sıkıştırılmış tuz koyar; üzüm çalana önce bağırıp kaçmasını bekler, ardından tam kalçasından vururdu. Tuz çarpınca dağıldığı için yara açmaz ama can yakardı. Burgazadalı pek çok çocuk ve genç bu acıyı tatmıştı.

Papa Kosta çok güzel şarap yapardı. Kilise için yaptığı şarabı kimselere vermezdi ama yeni bir fıçı açtığında, sevdiği bazı gençlere bir şişe verip tattırır, övgülerini alırdı. Kalpazankaya'ya giderken uğrayan tanıdığı bazı gençleri de kırmaz, gönlünden kopan bir şişe şarabı hediye ederdi.

Kategori Adalılar
Perşembe, 21 Nisan 2011 23:52

Zangoç Todori

Burgazada'daki Aya Yani kilisesinin zangocu Todori, adanın en renkli kişilerindendi. Kel kafalı, altın dişli, Clark Gable bıyıklı, güleç yüzlü bir adamdı. Bazen kafasına tuhaf bir peruk takar, yoldan geçen kadınları peruğunu şapka gibi çıkartarak selamlardı.

Çok sıkı içkici ve küfürbazdı ama küfürlerine herkes alıştığı için kimse aldırmazdı. Zangoçluğun yanı sıra adalı Rumların cenaze işlerine de bakardı ve kulaktan kulağa hayli çapkın olduğu fısıldanırdı.

Balıkçılıktan da anlar, boş zamanlarında mülkiyeli balıkçı Muvakkar Orhon'la balığa çıkardı. Hemen her akşam, Yordan'ın meyhanesinde, kapı girişindeki çinko kaplı büyük yuvarlak ceviz masada Muvakkar ve arkadaşlarıyla buluşup demlenir, hesabı çoğu zaman Muvakkar öderdi.

Geceleri bekçi olarak karakolun üst kısmındaki Rum İlkokulu'nda yatar, ev kirasını bedavaya getirirdi.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 00:05

Deli Memduh

Memduh, Çınar Meydanı'na inen yokuşlardan birinde otururdu. Her gün muntazaman meydana iner, ağzından hiç eksik etmediği sigarasıyla en fazla on metrelik bir parkur üzerinde volta atmaya başlardı. Kendi kendine konuşur; durmadan gider gelir, gider gelirdi. Kimseye zararı yoktu. Yemek vakti geldiğinde annesi çağırır o da itirazsız eve dönerdi. 60'lı yaşlarının ortalarına değin bu böyle devam etti, sonra vefat etti.
Kategori Adalılar
Perşembe, 21 Nisan 2011 23:55

Şemsi Molla

Büyükada'da, Şemsi Molla'nın sözünden kimse çıkamazdı. Aksiliği ve lafını esirgemediği için ondan çekinilir, hastalardan para almadığı ve yardımsever olduğu için sevilirdi. İster sevgiden ister korkudan, o ne derse olurdu. Ada esnafı belediyeden çok ondan çekinirdi.

Kuleli Askeri Lisesi Başhekimi Şemsi Molla'nın aksilik maskesinin ardında müthiş bir mizah ve hiciv gücü gizliydi. Yakın arkadaşı şair ve yazar Recaizade Mahmud Ekrem, bu özellikleri yüzünden ona "Ada Beyi" derdi

Şemsi Molla 1844 yılında doğdu. Önce medrese eğitimi alıp sonra babası, 2. Abdülhamit'in Hekimbaşı Celalettin Efendi gibi askeri hekim oldu, ihtisasını Paris'te tamamladı.

Şemsi Molla, vapur seferlerinin düzenli hale gelmesinin ardından yaz-kış Büyükada'da oturmaya başladı. Her gün Kuleli Askeri Lisesi'ne gidip gelirdi. Adadaki yoksul hastaların din-köken ayırmayan gönüllü hekimiydi. Recaizade Mahmud Ekrem'in oğlu, yazar ve eğitimci Ercüment Ekrem Talu anılarında Şemsi Molla'ya sıkça yer verir. Bunlardan birinde babasının Şemsi Molla'nın bir yağlıboya portresini yaptığını anlatır. Molla resim bittikten sonra bakar, "Yahu bu ben değilim!" der. "Sen değilsen de, ya kim" diye sorar Recaizade. Molla aksileşir: "Aşiret beylerinden biri! Sen galiba bana Ada Bey'i diye diye yüzümü de ters görmeye başladın". Recaizade altta kalmaz, "O terslik senin huyundan sirayet etmiştir. Yoksa ben doğru görürüm" diye tartışmayı noktalar ama Şemsi Molla'nın ikna olması haftalar sürer. Tanıdığı herkesi evine çağırıp resmin kendisine benzeyip benzemediğini sorar. Şemsi Molla 1894 yılında henüz 50 yaşındayken hayata veda etti.Hastanenin karşı köşesinden başlayıp, Büyükada Kültür Evi'nin arkasına kadar giden sokak bugün onun adıyla anılıyor.

Kategori Adalılar
Perşembe, 21 Nisan 2011 23:33

Bahçıvan Taso ve Bahçesi

Taso'nun bahçesi, Burgazada'da itfaiyeyi geçtikten sonra sağa dönüldüğünde, cemevinin, kır lokantalarının, kahvelerin ve güzel bahçeli evlerin yer aldığı alandaydı.

Taso'nun bahçesine gittiğinizde, meyveleri ve sebzeleri dallarından kopararak alabilir, bazılarını oracıkta yiyebilirdiniz.

Yok yoktu Taso'nun bahçesinde. Salatalık, domates, biber, patlıcan, kabak, bezelye, fasulye, bakla, maydanoz, nane, roka, tere, marul... Her şey kütür kütür ve taptazeydi. Meyve ağaçları da vardı. Erik, portakal, mandalina, nar, ayva...

Adalıların bu en popüler alışveriş mekanı Taso'nun ölümünden sonra yaşatılamadı.

1960 yılında Turgut Egemen orada bir hayvanat bahçesi kurdu. Hayvanat bahçesinin kapatılmasından sonra alan yapılaşmaya terkedildi.

Kategori Adalılar
Sayfa 1 / 6
Buradasınız: Home Adalar Büyükada Etikete göre gösterilenler Adalılar