Burgazada
Cumartesi, 17 Eylül 2011 00:27

Bakkal Orhan Tuncer

1930 yılında Burgazada'da doğan Orhan Tuncer 1950 yılında adada bir ekmekçi dükkanı açtı, sonra işi geliştirip bakkal dükkânına çevirdi. Büyük öykücü, yazar Sait Faik Abasıyanık ekmekçilik döneminden itibaren müşterisi ve dostuydu. Biri siyah, diğeri beyaz iki köpeğiyle dükkâna gelir alışveriş ederdi. Arada Orhan'la tavla oynar, balık tutarlardı. Balığa çıktıklarında kendilerine yetecek kadar tutmuşlarsa Sait Faik, "Yeter artık Orhan hadi dönelim" der, fazlasına karşı çıkardı. Sait Faik pek çok öyküsünde yer verdiği balıkçılığı ve balıkçıları çok severdi. Mutlu bir yüz ifadesiyle vapurdan indiği bir gün Orhan, "Hayırdır! Neden bu kadar sevinçlisin" diye sordu. Sait Faik, "Bugün yazarlar lokaline gittim, kapıcı beni içeri almadı: 'Balıkçılar giremez!' dedi" diye anlattı: "Ben de girmeyip gerisingeri döndüm"... Orhan bir gün gazetede Sait Faik'in, "Şimdi Sevişme Vakti" adlı şiir kitabının piyasaya çıktığını okudu. Dükkâna geldiğinde ona sitem etti: "Kitabın çıkmış. İnsan bir tane vermez mi?"... Sait Faik ona uzun uzun baktı, sonra 1 lira istedi. Parayı alınca sevinç içinde çocuk gibi koşarak gitti, elinde kitapla geri döndü, "Buyur" dedi. Bakkal Orhan yine sitem etti: "Sana hiç yakıştıramadım. Kitap böyle parayla mı verilir"... Sait Faik kitabın kapağını açtı, ön sayfasına "Sevgili Orhancığıma, dünyanın kitaba para veren ilk bakkalına" diye yazdı.
Perşembe, 21 Nisan 2011 23:27

Bakkal Necmi

1964 kararnamesi yüzünden Yunanistan'a göç etmek zorunda kalan Bakkal Sari, altında dükkânının yer aldığı evini yeni emekli olan Burgazada'nın komiseri Ahmet Akgün'e satmıştı. Komiser Ahmet de evi oturması, dükkânı işletmesi için oğlu Necmettin'e verdi.

Necmettin Burgazada'nın yeni yetmelerinin hepsinin "Necmi abi"siydi ve çok sevilirdi. Yeni yetmelerin biri de gazeteci yazar Engin Aktel'di. Engin arkadaşlarıyla birlikte dükkâna girer, kalabalıktan istifade, bir kenarda yan yana duran teneke bisküvi kutularını açar hepsinden birer tane alıp yer ve arkadaşlarına da verirdi. Necmi abileri durumu fark edip, "Hoop, hoop!" diye bağırdığında, Engin, "Kalite kontrolü yapıyorum" derdi. Para ödemeden çıkıp giderlerdi. Bazı günler gelip meşrubat içerlerdi, Necmi abileri yine ses etmezdi.

Ay sonunda, Necmettin Akgün hiç kaçırmaksızın hepsini listelediği "çalıntıların" parasını onlardan ister ve alırdı. Daha büyüyünce, geceleri dükkânın arka bahçesinden ucuna torik iğnesi bağladıkları balık oltasıyla bira kasası çekmeye kadar vardırdılar işi ama ay sonunda hesabın kendilerine çıkarılmasından kurtulamadılar. Necmi abileri çok toleranslıydı, asla kızmazdı ama gözünden bir şey kaçmazdı. Bakkal Necmi vefat ettikten sonra yerine manav dükkânı açıldı.

Kategori Adalılar
Perşembe, 15 Eylül 2011 11:21

Hale Işık

2005 yılında, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Resim Bölümü, Neş'e Erdok Atölyesi'nden mezun oldu. 2002-2004 yılları arasında, bir özel tiyatro kurumu olan 'Stüdyo Drama' bünyesinde faaliyet gösteren Stüdyo Drama Araştırma Birimi'nde, sanat- felsefe araştırmaları üzerinde çalıştı.

2007'de Nuri İyem Resim Yarışması / jüri özel ödülünü aldı.
Kategori Adalı Ressamlar
Salı, 20 Eylül 2011 15:46

Özkan Şendir

Milli futbolcu. Kasımpaşa takımında oynadı.
Kategori Adalı Sporcular
Salı, 20 Eylül 2011 15:29

Nilgün Börekçi

Türkiye rekortmeni (Burgazada Adalar Su Sporları Kulübü)
Kategori Adalı Sporcular
Çarşamba, 14 Eylül 2011 22:15

Gülper Refiğ

Perşembe, 21 Nisan 2011 23:52

Zangoç Todori

Burgazada'daki Aya Yani kilisesinin zangocu Todori, adanın en renkli kişilerindendi. Kel kafalı, altın dişli, Clark Gable bıyıklı, güleç yüzlü bir adamdı. Bazen kafasına tuhaf bir peruk takar, yoldan geçen kadınları peruğunu şapka gibi çıkartarak selamlardı.

Çok sıkı içkici ve küfürbazdı ama küfürlerine herkes alıştığı için kimse aldırmazdı. Zangoçluğun yanı sıra adalı Rumların cenaze işlerine de bakardı ve kulaktan kulağa hayli çapkın olduğu fısıldanırdı.

Balıkçılıktan da anlar, boş zamanlarında mülkiyeli balıkçı Muvakkar Orhon'la balığa çıkardı. Hemen her akşam, Yordan'ın meyhanesinde, kapı girişindeki çinko kaplı büyük yuvarlak ceviz masada Muvakkar ve arkadaşlarıyla buluşup demlenir, hesabı çoğu zaman Muvakkar öderdi.

Geceleri bekçi olarak karakolun üst kısmındaki Rum İlkokulu'nda yatar, ev kirasını bedavaya getirirdi.

Kategori Adalılar
Pazartesi, 19 Eylül 2011 20:58

Madam Marta

Burgazada'nın Sivriada'ya ve batıya bakan, kuzey ve güneye kapalı koyunda mevsimin yaz veya kış olduğuna aldırmaksızın ibadet yaparcasına denize giren, günbatımıyla alev alan suları kulaçlayıp, güneşe ulaşmak ister gibi yüzen bir kadın vardı. Madam Marta. Mısır asıllı bir Hıristiyan'dı Marta. Eşi Ermeni'ydi. 1920 yılında Mersin'de dünyaya gelen Marta, Osmanlı Bankası Müdürü babasının tayini üzerine çocuk yaşta İstanbul'a gelmişti. St. Benoit Lisesi’ni bitirdikten sonra 1921 yılında Sovyet Devrimi'nden kaçarak ilk bale okulunu açan Lydia Krassa Arzumanova’nın öğrencisi oldu. Türkiye'nin ilk balerinlerindendi. Evlenip Burgazada'ya yerleştikten sonra kendisini doğaya ve denize adadı. Evi Aya Nikola meydanındaydı ama o zamanının çoğunu daha sonra kendi adıyla, Marta Koyu olarak anılacak koydaki eski soda üreticilerine ait kulübede ve denizde geçirirdi. Öyle ki, dost ve konuklarını bile kulübenin önündeki incir ağacının altına kurduğu sofrada ağırlardı. Koyun temizlik ve bakımını hiç gocunmadan kendisi yapardı. Doğum sancısı bile koyda yüzerken tuttu ve bir motorla hastaneye yetiştirildi. Su perisi gibiydi Marta. Yaz kış soğuk suyla yıkanır, karda bile çorapsız gezerdi. Yağmur sularını biriktirir her yağmurdan sonra, "Biraz Allah suyuyla yıkanayım" diyerek evine koşardı. Ortada henüz modası bile yokken; uzun saçlarına alından sıkma bandanalar bağlar, tahta bilezikler, kocaman halka küpeler takar, ayak bileğini halhallarla süslerdi. Her akşam rengarenk giysiler ve pareolarla iskeleye inip eşini karşılardı. Adalılarla çok iyi dostluklar geliştiren ve yardımsever kişiliğiyle hâlâ hatırlanan Marta, 1986 yılında vefat etti. Burgazadalılar onun çok sevdiği koyu bugün de Marta Koyu diye anmaya devam ediyor.
Salı, 20 Eylül 2011 15:30

Nur Pahiya Mörer

Milli yüzücü, Türkiye rekortmen ve şampiyonu (Burgazada Adalar Su Sporları Kulübü)
1968'de milli takıma seçildi. 1976 yılına kadar, 100-200-400-800-1500 metre serbest yüzmede, 100-200 kelebekte, 200-400 metre karışıkta 120’nin üstünde Türkiye rekoru kırdı.
Kategori Adalı Sporcular
Sayfa 8 / 12
Buradasınız: Home Adalar Burgazada