Burgazada
Perşembe, 15 Eylül 2011 09:51

Selim Belevi

Salı, 13 Eylül 2011 23:46

Erdem Sökmen

Babasının akordeon sesleriyle büyüyen ve bundan çok etkilenen sanatçı, 12- 13 yaşlarındayken Rafi Arslanyan'dan gitar dersi alan ağabeyinin klasik gitar sesleriyle çok ilgilenmiştir. Daha sonra kendisi de önce Raffi Arslanyan'dan gitar dersi ve Okan Demiriş’den özel solfej armoni dersleri alarak, İstanbul Devlet Konservatuarı Kompozisyon Bölümü'nde eğitimine başlamıştır. Bu bölümde okurken gitar bölümü de açılmış ve Carlo Domeniconi ile çalışmıştır. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda hoca oldmuştur. Burada hocalık yaparken aynı zamanda yüksek lisans ve sanatta yeterlilik eğitimini İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda tamamlamıştır. Bu klasik müzik yaşamı dışında,sanatçının Levent Altındağ ile birlikte kurduğu ve 2004 yılından beri faal olarak çalıştığı "Passiflora" adlı bir caz grubu vardır. Bunun dışında çeşitli sanatçıların albüm kayıtlarında ve sahne performanslarında katkılar sağlamaktadır.
Perşembe, 01 Eylül 2011 23:40

Adnan Kuruyazıcı

İstanbul'da doğdu. 1935'te Güzel Sanatlar Akademisi'nden (bugün MSGSÜ) mezun oldu. 1939'da Yıldız Teknik Okulu (sonra İDMMA, bugün YTÜ) Mimarlık Bölümü hocaları arasına katıldı. 1945- 1950 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığı adına, o yıllarda yeni kurulan yapı ve sanat enstitüleri , ticaret liseleri ve kız enstitüleri için Anadolu'da yapılan okul inşaatlarını denetledi. 1950'de tekrar Yıldız Teknik Okulu'na döndü. 1958'de dört meslektaşıyla birlikte Türkiye'deki ilk büyük mimarlık bürolarından olan Birleşmiş Mimarlar Ortaklığı'nı (BMO) kurdu. 1967'de gönüllü olarak Elazığ DMM Akademisi'ni (bugün Fırat  Üniversitesi) kurmaya gitti. 1969'da emekliye ayrıldı. Hocalığı sırasında bir yandan da çeşitli binaların projelerini hazırladı, inşaatlarını gerçekleştirdi; bazı kentlerin imar planlarını yaptı; meslektaşlarıyla katıldığı mimarlık yarışmalarında ödüller kazandı. Kınalıada'da Poyrazlı Villa adıyla da anılan İhap Hulusi Görey Evi'ni inşa etti. İstanbul'da öldü.
Perşembe, 15 Eylül 2011 11:01

Balkan Naci İslimyeli

1967 yılında şimdiki adıyla Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi olan dönemin İstanbul Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’nun uygulamalı yetenek sınavını kazanarak girdiği resim bölümünde beş yıl resim eğitimi gördü. Birincilikle mezun olduğu okula bir yıl sonra 1973 yılında asistan oldu. Asistanlığı döneminde kazandığı Avusturya Hükümeti’nin bursu ile litografi (taş baskı) eğitimi görmek üzere 1975 yılında Salzburg’a gitti. Yurda döndüğünde tez çalışmalarına devam eden sanatçı 1977’de “Görsel Sanatlar Öğesi Olarak Kurgu” adlı tezi ile yüksek lisansını tamamladı. Floransa’ya 1980 yılında bu kez İtalyan Hükümeti’nin bursuyla giderek; Floransa Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’nde iki yıl boyunca çalışmalar yaptı. 1982 yılında yurda döndü. Doktoraya eşdeğer olan sanatta yeterlilik diplomasını 1983 yılında alan sanatçı üç yıl sonra 1986’da resim bölümünde doçent oldu. 1989 yılında New York’a giderek çağdaş sanatlar üzerine çalışmalar yaptı. New York Üniversitesi Hagop Kevorkian Yakındoğu Merkezi’nin davetiyle 1990 yılında burada çalışmalarda bulunan İslimyeli, 1991’de Fulbright bursuyla Güzel Sanatlar Fakültesi’nde çalışmalarını sürdürdü. Konuk sanatçı olarak davet edildiği ABD Hartford Trinity Koleji'nde çalıştı. 1996 yılında profesör oldu. Değişik ülkelerden aldığı davetlerle gittiği yerlerde kısa süreli çalışmalar yaptı. İslimyeli, eğitimciliğinin yanı sıra sanat kitapları, şiir ve öyküler yazmakta, sinema ile de ilgilenmektedir. Şiir ve öyküleri Dost, Oluşum, Yazı, Gösteri, Argos, Kitaplık dergilerinde yayımlanmıştır. Marmara Üniversitesi’nde kendi adıyla resim atölyesi; yirminin üzerinde de yüksek lisans ve doktora tezi yöneten sanatçı, halen Işık Üniversitesi’ndeki öğretim üyeliği görevine devam etmektedir.
Kategori Adalı Ressamlar
Salı, 20 Eylül 2011 13:52

Gogo Surunopulos

1950'li yılların iyi kalecilerindendir. Kaleci Beyoğluspor'da görev aldı.
Kategori Adalı Sporcular
Cumartesi, 17 Eylül 2011 00:43

Dr. Selahattin Savaşkan

Dr. Selahattin Savaşkan Burgazada'nın çok sevilen, sayılan belediye hekimiydi. Uzun boylu, güler yüzlü, yardımsever bir insandı. Düşüp yaralanan çocukların kurtarıcısıydı. Çok kibardı. Karşılaştığı kadınları eğilerek selamlardı.

Eşi Melahat hanımla aşklarının tek pürüzü Selahattin beyin içki kaçamaklarıydı. Kaçamak arkadaşları Sait Faik Abasıyanık, Mülkiyeli balıkçı Muvakkar Orhon, Genco Erkal'ın babası Reşat bey; Melahat hanım tarafından basılmamak için çareyi lokantada değil Papu Pandeli'nin sütçü dükkânında içmekte buldular ama olmadı. Sonunda çok güvenli bir mekân keşfettiler: Cennet Yolu'ndaki, Kınalıada'ya bakan mezarlığın yanı başına, açıktaki gemileri demir atmamaları konusunda uyarmak için dikilen ışıklı çapanın altı... Melahat hanımın mezarlıkta içeceklerini tahmin edemeyeceğini, etse bile akşam karanlığında mezarlığa girmekten korkacağını düşündüler ve haklı çıktılar. Orada çok gün batırdılar ama hiç basılmadılar.Yıllar geçti, Selahattin bey vefat etti. Burgazada Mezarlığı'nda yer kalmamıştı. Hatırlı insanlar araya girip yer buldular. Melahat hanımın basamadığı tek yer olan o ışıklı çapanın altındaydı mezar yeri. Bir süre sonra Melahat hanım da vefat etti ve o çapanın altında eşiyle buluştu.

Salı, 20 Eylül 2011 15:48

Panayot Stilyanopulos

Milli yüzücü.
Kategori Adalı Sporcular
Salı, 13 Eylül 2011 19:26

Patraklos Kambanakis

Yunanistan'da Andros Adası'ndaki Korti kasabasında doğdu. Atina ve Paris'te mimarlık okudu. 1885'te İstanbul'daki ağabeyinin yanına giderek yerleşti. Çok yönlü bir sanatçıydı. İstanbul'da ilkokuldan köşke (Stavros M. Kepeçis Konutu; bugün Belçika Konsolosluğu), tiyatrodan (Vayete Tiyatrosu; bugün Ortaoyuncular Tiyatrosu) hastaneye ve kiliseye (Burgazada Aya Yorgi Karipis Manastırı Kilisesi) kadar çok çeşitli binalar yaptığı gibi, tiyatro dekoru, madalya tasarımı gibi alanlarda da ürün verdi. Katıldığı uluslararası yarışmalarda çeşitli dereceler kazandı. 1929'da öldü.
Cumartesi, 17 Eylül 2011 00:27

Bakkal Orhan Tuncer

1930 yılında Burgazada'da doğan Orhan Tuncer 1950 yılında adada bir ekmekçi dükkanı açtı, sonra işi geliştirip bakkal dükkânına çevirdi. Büyük öykücü, yazar Sait Faik Abasıyanık ekmekçilik döneminden itibaren müşterisi ve dostuydu. Biri siyah, diğeri beyaz iki köpeğiyle dükkâna gelir alışveriş ederdi. Arada Orhan'la tavla oynar, balık tutarlardı. Balığa çıktıklarında kendilerine yetecek kadar tutmuşlarsa Sait Faik, "Yeter artık Orhan hadi dönelim" der, fazlasına karşı çıkardı. Sait Faik pek çok öyküsünde yer verdiği balıkçılığı ve balıkçıları çok severdi. Mutlu bir yüz ifadesiyle vapurdan indiği bir gün Orhan, "Hayırdır! Neden bu kadar sevinçlisin" diye sordu. Sait Faik, "Bugün yazarlar lokaline gittim, kapıcı beni içeri almadı: 'Balıkçılar giremez!' dedi" diye anlattı: "Ben de girmeyip gerisingeri döndüm"... Orhan bir gün gazetede Sait Faik'in, "Şimdi Sevişme Vakti" adlı şiir kitabının piyasaya çıktığını okudu. Dükkâna geldiğinde ona sitem etti: "Kitabın çıkmış. İnsan bir tane vermez mi?"... Sait Faik ona uzun uzun baktı, sonra 1 lira istedi. Parayı alınca sevinç içinde çocuk gibi koşarak gitti, elinde kitapla geri döndü, "Buyur" dedi. Bakkal Orhan yine sitem etti: "Sana hiç yakıştıramadım. Kitap böyle parayla mı verilir"... Sait Faik kitabın kapağını açtı, ön sayfasına "Sevgili Orhancığıma, dünyanın kitaba para veren ilk bakkalına" diye yazdı.
Perşembe, 15 Eylül 2011 10:00

Tolga Üsküdarlı

Sayfa 6 / 12
Buradasınız: Home Adalar Burgazada