Burgazada
Pazartesi, 19 Eylül 2011 17:59

Horoz Reis Berç Yetvart Akdeniz

Adalılar sedyedeki yaşlı adamı elbirliğiyle Horoz Reis'in teknesine yerleştirdi. Kartal'a dümen tutan tekne Büyükada'dan açıldıkça lodos deli gibi bindirdi. Horoz Reis, karanlıkta görünmeyen dalgaları hissediyor, tekneyi onların suyuna göre yönetiyordu. Kartal'ın karanlığın içinde göz kırpan ışıkları yaklaştıkça dalgalar büyüdü. Dümeni tutmak bile zordu ama Horoz Reis, güçlü kasları ve bilgisiyle baş etti. Hasta karaya çıkarılırken Horoz Reis refakatçisinin kulağına eğildi, "Arabaya verecek paran var mı" diye sordu. Olmadığını bakışlarından anladı, bir miktar parayı onun cebine sokuşturdu... Balıkçı Artin ve eşi Uskuhi'nin 1926 yılında doğan ve baba mesleğini seçen iki metreye yakın boyda, yüz yirmi kiloluk sarışın, çakır gözlü oğlu Berç Yetvart Akdeniz, kimilerine göre adaların Hızır'ı kimilerine göre de Poseidon'uydu. İyi yüreği, güçlü kolları ve motoruyla inancına ya da ekonomik düzeyine bakmaksızın hasta olan herkesin imdadına koşardı. Sonbahar ve kışları ığrıp ağıyla balıkçılık yapar; ilkbahar ve yazları tayfalarıyla birlikte yazlıkçıların tekne bakımlarını üstlenirdi. Ünlü "Horoz" lakabını ise çocukluk yıllarında kazanmıştı. Yoksulluk ve yoksunluk yıllarında çok sevdiği tahtadan yapılmış yegane oyuncağı horozu kaybedince ardından aylarca ağlamış ve adı o günden itibaren "Horoz" olarak kalmıştı. Babasının ardından balıkçı reisi olunca da aynı lakapla anılmaya devam etti. Horoz Reis, 1978 yılında henüz 52 yaşındayken kalp krizi yüzünden hayata veda etti. Galatasaray'daki Üç Horon Ermeni kilisesindeki kalabalık törenin ardından pek çok teknenin katılımıyla kendiliğinden oluşan görülmemiş büyüklükteki bir deniz konvoyuyla Kınalıada'ya götürüldü ve defnedildi. Adı bugün hastaları ana karaya götürmekle yükümlü belediyeye ait cankurtaran motoru Horoz Reis'te yaşatılıyor.
Pazartesi, 19 Eylül 2011 17:51

Gazi Avukat Kaludis Laskaris

Bir elini Çanakkale'de bırakan Gazi Kaludis Laskaris ise İsmet İnönü’nün avukatıydı. Ciddi görünüşlü ağır bir adamdı. Metalden yapılmış takma elini, bordo renkli deri bir eldivenle gizlerdi.
Pazartesi, 19 Eylül 2011 17:58

Hampar

Cumartesi, 17 Eylül 2011 00:27

Bakkal Orhan Tuncer

1930 yılında Burgazada'da doğan Orhan Tuncer 1950 yılında adada bir ekmekçi dükkanı açtı, sonra işi geliştirip bakkal dükkânına çevirdi. Büyük öykücü, yazar Sait Faik Abasıyanık ekmekçilik döneminden itibaren müşterisi ve dostuydu. Biri siyah, diğeri beyaz iki köpeğiyle dükkâna gelir alışveriş ederdi. Arada Orhan'la tavla oynar, balık tutarlardı. Balığa çıktıklarında kendilerine yetecek kadar tutmuşlarsa Sait Faik, "Yeter artık Orhan hadi dönelim" der, fazlasına karşı çıkardı. Sait Faik pek çok öyküsünde yer verdiği balıkçılığı ve balıkçıları çok severdi. Mutlu bir yüz ifadesiyle vapurdan indiği bir gün Orhan, "Hayırdır! Neden bu kadar sevinçlisin" diye sordu. Sait Faik, "Bugün yazarlar lokaline gittim, kapıcı beni içeri almadı: 'Balıkçılar giremez!' dedi" diye anlattı: "Ben de girmeyip gerisingeri döndüm"... Orhan bir gün gazetede Sait Faik'in, "Şimdi Sevişme Vakti" adlı şiir kitabının piyasaya çıktığını okudu. Dükkâna geldiğinde ona sitem etti: "Kitabın çıkmış. İnsan bir tane vermez mi?"... Sait Faik ona uzun uzun baktı, sonra 1 lira istedi. Parayı alınca sevinç içinde çocuk gibi koşarak gitti, elinde kitapla geri döndü, "Buyur" dedi. Bakkal Orhan yine sitem etti: "Sana hiç yakıştıramadım. Kitap böyle parayla mı verilir"... Sait Faik kitabın kapağını açtı, ön sayfasına "Sevgili Orhancığıma, dünyanın kitaba para veren ilk bakkalına" diye yazdı.
Pazartesi, 19 Eylül 2011 21:43

Turgut Egemen

Her şey Adalar Su Sporları Kulübü kurucularından Turgut Egemen'e bir çift aslan yavrusu hediye edilmesiyle başladı. Burgazada'daki evinin bahçesinde baktığı aslanlar büyümeye başlayınca Turgut Egemen ne yapacağını şaşırdı. Adanın ünlü bostancısı Taso'nun ekip biçtiği vakfa ait bir arazi vardı. Taso'nun vefatından sonra arazi boşta kalmıştı. Turgut bey, bugün üzerinde Burgazada Cemevi ve bahçeli lokantalar bulunan araziyi kiralayıp bir hayvanat bahçesi kurdu. Aslanları başka hayvanlar da izledi. Artık ayısı, kurdu, antilopları, develeri, maymunları, kuşları vardı. Bahçeye bir havuz ve kafeterya da yaptırdı. Biri dişi, biri erkek olan aslanlar iyice büyüdükten sonra kafese kapatıldılar. Turgut Egemen her gün evine gitmeden önce bahçeye uğrar, o daha bahçe kapısından girmeden aslanlar özlemle hareketlenip homurdanmaya başlardı. Turgut Egemen hiç çekinmeden kafese girer, onları sever ve oynardı. Bir gün dişi aslan yavruladı. Yavrular biraz palazlanınca Turgut Egemen onları kulübe getirir, masaların arasında dolaşan aslan yavruları herkes tarafından sevilirdi. Arada ufak tefek firar kazaları olurdu ama kimse zarar görmediği için karşı çıkan pek olmazdı. Hayvanat bahçesi 1970'lerin sonlarında dağıtıldı.
Cumartesi, 17 Eylül 2011 00:16

Artin Akdeniz

Horoz Reis'in babası.
Cumartesi, 17 Eylül 2011 00:33

Baron Henry Lytton Earle Bulwer

Baron Henry Lytton Bulwer, bastonuna dayanarak Yassıada'da kısa bir tur attı, sonra denize hâkim yüksek bir kayanın kenarına ilişip el değmemiş manzaraya bakarken kararını verdi. Ömrünün kalan kısmını bu adada geçirmeliydi...

Henry Bulwer, 1837 yılında henüz genç bir diplomatken elçilik kâtibi olarak geldiği İstanbul'u ve adaları çok sevmişti. Britanya Büyükelçisi olarak yeniden döndüğü İstanbul'da, 1858 yılının bir yaz günü ilk kez ayak bastığı Yassıada'ya ve vahşi doğasına hayran kaldı.

Şimdi 57 yaşında, sağlık sorunlarıyla uğraşıp emekliliğini beklerken bu adada yaşayabilmek ona ilaç gibi gelecek, ömrüne ömür katacaktı.

1839 Tanzimat Fermanı ve 1856 Islahat Fermanı'yla, Osmanlı İmparatorluğu'nda Batılılaşmanın ilk mimarlarından olan; din, dil, ırk ayrımını ortadan kaldırarak Osmanlılığı yeniden canlandırmaya çalışan Sultan Abdülmecit'i ikna etmesi zor olmadı. 1859 yılında Yassıada'yı satın aldı...

Bulwer tüm inşaat malzemelerini mavnalarla taşıttı ve kıyıdan başlayıp arkadaki sırta doğru yükselen, burç ve mazgallarıyla birlikte kale görünümlü orta boy bir şato inşa ettirdi. Meraklılara, yaptırdığı şatonun Londra'daki Knebsworth aile şatosunun kopyası olduğunu söylüyordu. Şatoyla yetinmedi, bir limonluk inşa ettirdi ve asma kütükleri getirterek bağ kurdu.

Yassıada'daki münzevi yaşamını bir süre çok sevdi. Ancak bozulan sağlığı ve İstanbul'a gidiş dönüş zorlukları, onu yaşamının kalan kısmını bu adada geçirme fikrinden caydırdı. Times gazetesine ilan vererek adayı satışa çıkarttı.

Osmanlı yönetimi adanın bir yabancıya satılmasına karşı çıktı, sonuçta Bulwer Şatosu’nu ve adayı Mısır Hidiv'i İsmail Paşa satın aldı. Elçilik görevi 1865 yılında sona eren Bulwer, 1872 yılında bir Mısır seyahati dönüşünde Napoli'de öldü.

Pazartesi, 19 Eylül 2011 17:56

Hamal Yano

Yano, iskeleye yanaşan Heybeliada vapurundaki halim selim adamı hemen tanıdı, ona doğru seğirtti. İki kocaman bavulu vardı. "Tasinacak mi Hüseyin Amca?" diye sordu, yanıtı beklemeden ikisini de omuzladı.
Dönemin Kütahya milletvekili yazar Hüseyin Rahmi Gürpınar, bazen sevgili adasını terk edip Ankara'ya gitmek zorunda kalırdı. Yano'nun ardı sıra yürüdü. Bavulları tepedeki eve başkası zor taşırdı çünkü.
Heybeliada'nın tatlı kaçığı Yano çok güçlüydü. Her zaman yalınayak gezer, taşınabilecek her şeyi taşır, diğer hamallardan az para alırdı. Sarnıçları temizler, balıkçılar ihtiyaç duyduğunda küreğe oturur iki kürekçiden daha çok işe yarardı. 6 Ocak’taki denize haç atma törenlerinde haçı onun elinden kimse kurtaramazdı.
Arada şarkı söyler, çıplak ayaklarıyla yerde tuhaf bir şaklama sesi çıkararak tempo tutar, coşturulursa "Haydaaa!" diye perende atardı. Kıyıda halı yıkarken iskeleye yaklaşan bir vapur görürse, kaptanın dikkatini çekip, düdük çaldırıncaya kadar artarda perendeler atardı.
Bir gün tanıdıkları Yano'yu ilk kez lacivert takım elbiseli ve ayakkabılı gördüler. Elinde bavulu iskeleye doğru ilerliyordu. Dostları hayretle, "Nereye böyle Yano" diye sordular. "Yunanistan'a" dedi Yano, "Ama ben orada ölürüm" diye ekledi. Eşi ve çocukları ondan önce gitmişti Yunanistan'a. Dostlarını fazla hüzünlendirdiğini fark etmiş olacak ki, "Haydi size bir taklak atayım" dedi. Ünlü perendesini son kez attı ama ayakkabıları vardı, ayağını saklatamadı.
Yano Yunanistan'a gittikten birkaç ay sonra ölüm haberi geldi.
Pazartesi, 19 Eylül 2011 21:46

Uskuhi Akdeniz

Horoz Reis'in annesidir.
Çarşamba, 14 Eylül 2011 22:35

Hrant Lusigyan

Burgazada'nın Alman Lisesi ve Mülkiye mezunu balıkçısı Muvakkar Orhon'un balkonundan çarşıya müthiş bir klarnet melodisi dağıldı. Akşamın alaca karanlığına bürünen balkonda Muvakkar rakı kadehi elinde sürekli konuğu ünlü cazcı Hrant Lusigyan'ı dinliyordu. Hrant solosunu bitirdi ve kendisine özgü votka kokteyliyle dudaklarını ıslattı. Muvakkar, Mülkiye'yi bitirdikten sonra vergi müfettişliği yapmaya başlamıştı. Bir vergi kaçakçılığı olayını ortaya çıkardığında, kaçakçı ona rüşvet teklif edince Muvakkar adamı bir güzel dövdü. Ancak olay bu kadarla kalmadı, kaçakçının tuttuğu adamlar da kısa süre sonra Muvakkar'ı öldüresiye dövdüler. Müfettişlik işinin kendisine göre olmadığını anlayan Muvakkar bir balıkçı motoru aldı ve Burgazada'ya yerleşip profesyonel balıkçılığa başladı. Muvakkar'ın yakın dostu Hrant Lusigyan ise Beyoğlu'ndaki Hacopulos Pasajı'nda ablasıyla birlikte kanaviçe dükkanı işletir, geceleri de dönemin seçkin kulüplerinde otellerinde; Park Otel'de, Hilton'da, Tokatlıyan'da ve Taksim'in ünlü bohem kulübü Fuaye'de caz orkestralarıyla klarnet ve saksafon çalardı. Swing çağının Türkiye'deki önemli caz yıldızlarından biriydi. 6-7 Eylül olaylarında Lusigyan ve ablasının dükkanı da yakıldı. Artık yalnızca müzikle geçinmek zorundaydı. Popüler müziğin hızla yükseldiği 60'lı yılların ortalarında caz müziği eskisi kadar para kazandırmıyordu. Geçinmekte zorlanan klarnet ve saksafon üstadı, Burgazada'ya yakın dostu Muvakkar'ın yanına sığındı. Uzun yıllar aynı evi paylaştılar. Muvakkar'ın ölümünden sonra ortada kalan Lusigyan, adadaki bir kulübeye yerleşti. 1988'in soğuk bir kış gününde onu ziyaret edip hasta olduğunu gören dostu Demirci Hayko'nun yardımıyla Surp Pırgiç huzurevine yatırıldı, 1993 Kasımı’nda 75 yaşında hayata veda etti.

Sayfa 1 / 6
Buradasınız: Home Adalar Burgazada Etikete göre gösterilenler Adalar'da İz Bırakanlar