Burgazada
Çarşamba, 14 Eylül 2011 13:04

Konstantinos Katakuzinos (Koço Kalfa)

Nikola Kalfa’nın oğlu, Yorgo Kalfa’nın torunu. Büyükada’da Sedat Hakkı Eldem (Rıza Derviş Evi), Abdurrahman Hancı, Asım Mutlu, İlya Ventura gibi mimarlarla çalıştı. Şakir Paşa’nın mezarını inşa etti.

... Koço Kalfa, duvar ustasının ördüğü taş duvarı, konağı çepeçevre dolanan iskelede son kez denetledi ve işi paydos etti. Yorgun adımlarla kahvehaneye doğru yöneldi. Kalfa arkadaşlarıyla birkaç el prafa oynadıktan sonra, birlikte Topal Yorgo'nun meyhanesine gittiler. Koço Kalfa havadan sudan bir sohbet eşliğinde iki tek attı ve veda edip çıktı. Yamalaki fırınının mis kokulu ekmeğini, az önce gazeteci bayan Hiristina Ksidas'tan aldığı akşamları yayınlanan Apoyevmatini gazetesine sardı ve evinin yolunu tuttu. Büyükadalı Konstantinos Katakuzinos ya da bilinen adıyla Koço Kalfa, adalardaki Rum inşaat kalfaları geleneğinin son temsilcilerindendi. Dedesi Yorgo Kalfa, babası Niko(laos) Kalfa'ydı. Onun bilgi birikimi ve emeğinin izleri pek çok yapıda hâlâ görülüyor. Abdurrahman Hancı, Asım Mutlu, Elio Ventura, Edmond Sarfati gibi pek çok ünlü mimarın kalfalığını yaptı. Oğlu Niko'ya göre Katakuzinos soyadı Bizans döneminden kalmaydı ve Trabzon'da yine inşaatçılıkla uğraşan asil bir aileden geliyorlardı. Büyükada'ya göç etmeleri ise sürgün yüzündendi...Koço Kalfa iki dünya savaşı gördü, pek çok badireden geçti. 1955'te 6-7 Eylül olayları sırasında evleri yağmalanıp harap edildi ancak komşuları ve dostları Salih Peker'in evinde saklandıkları için onlara bir şey olmadı. Kalfa, Yunanistan'a kaçıp gitmek bir yana, kalktı yepyeni bir ev inşa etti ailesine. Uzun yaşamı boyunca dostlarının kimi öldü, kimi Yunanistan'a göç etti; bir zamanlar 50 bin satan Apoyevmatini'nin tirajı 500'e düştü ama o adasını asla terk etmedi. Koço Kalfa 2008 yılında 103 yaşında vefat etti ve Büyükada'ya gömüldü.

Pazartesi, 19 Eylül 2011 21:29

Reşat Erkal

Genco Erkal'ın babasıdır.
Pazartesi, 19 Eylül 2011 17:54

Gazi Topal Yanko Mataka

Bir bacağını Çanakkale'de bırakan Gazi Topal Yanko'nun, iskelenin tam karşısındaki ahşap evin altında; derme çatma, tezgâhları dışarı taşmış bir dükkânı vardı. Tekel maddesinden kuruyemişe, oyuncaktan kırtasiye ve tuhafiyeye her şeyi satardı. En önemli müşterisi çocuklardı. Yanko Mataka arada sırada müşterilerine bir şeyler göstermek için ayağa kalktığında takma bacağı metalik seslerle gıcırdardı.
Cumartesi, 17 Eylül 2011 00:19

Ayşe Azra ve Kemal İnal

1945 yılından vefat ettiği 1966 yılına değin Vehbi Koç'la birlikte çalışan, İstanbul Ford bayiliğinin ilk yöneticisi, Otosan'ın murahhas azası ve Koç Holding'in ilk birkaç isminden biri olan Kemal İnal çocukluk yıllarından itibaren Büyükadalı'ydı. Çok genç yaşta evlendiği eşi Ayşe Azra İnal ressam olmak istiyordu. Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'ne gitti, Beşiktaş'ta aralarında Nuri İyem'in de olduğu bazı ressam arkadaşlarıyla stüdyo kurdu ve resim yapmaya koyuldu. Ancak Büyükada'nın genç karı kocanın hayatında her zaman ağırlıklı bir yeri vardı. Ayşe Azra ve Kemal İnal yazları mutlaka Büyükada'da geçirir, her fırsatta küçük sandallarına atlayıp adanın tadını çıkarır, bir adalı gibi yaşarlardı. Eşinin erken vefatından sonra, Ayşe Azra İnal, bu misyonu tek başına sürdürdü. 5 beygirlik kıçtan takma motorlu küçük sandalıyla tek başına adanın arkasındaki koylara gider, denize girer, midye çıkarıp çocuklarına nefis yemekler hazırlardı. Bu yolculuklarında resim malzemelerini de yanından ayırmaz canının çektiği yerde karaya çıkıp şövalesini kurar ve ada tabloları yapardı. Bazıları Anadolu Kulübü'nde olmak üzere pek çok sergi açtı. Ayşe Azra İnal, 70'li yaşlarında bile bu yaşam biçimini değiştirmedi, 1998'de hayata veda etti.
Pazartesi, 19 Eylül 2011 21:37

Sonya Sosterman

Sonya Sosterman 1961 Temmuz'unda ailesi ve kucağındaki 10 aylık bebeğiyle ABD'den geldi, havaalanından bir otomobille Kartal'a ulaştı ve oradan bir motora bindi. Büyük gürültü ve duman üreten pır pır motorla zar zor Sedef Adası'na ulaştılar. Türkiye'nin elektrik şebekelerini yapan babası Vivi'nin iş arkadaşı Şehsuvar beyden aldığı olağanüstü manzaralı eve yerleştiler. Henüz yalnızca 13 evin bulunduğu adada o tarihte su, elektrik, telefon yoktu. Elektrik sıkça bozulan bir inşaat jeneratöründen elde ediliyordu. Tüpgaz olmadığı için yemekler elektrikle pişiriliyor, jeneratör 13 evin elektrik ocağını kaldıramadığı için sık sık elektrik kesintisi yaşanıyordu. Babası işteyken adayla haberleşebilmek için Amerika'dan "Walkie Talkie" denilen basit bir telsiz cihazı getirdi. Ancak 27 Mayıs 1960 darbesinin hemen sonrasıydı; onca tanıdığa ve ilişkiye rağmen kullanma izni almayı başaramadılar. Geldiklerinin ertesi günü bebeğin ateşi çıktı. Büyükada'ya motor gönderdiler, doktor geldi. ABD'de doğan bebek o güne değin hazır mama yemişti. Doktor, "Buraya alışması lazım. Ne yerse yesin" dedi. Dediğini yaptılar, bebek iyileşti ve adaya alıştı. Adayı kendilerine yerleşim yeri olarak belleyen ve o güne değin hiçbir canlı tarafından tehdit edilmeyen martılar aşırı çoğalmıştı. Sedef Adası'nın insan sakinleri rahat yüzü görmüyordu. Şehsuvar bey çare olarak iki tilki getirdi adaya. Tilkiler yumurtalarını yiyince martılar azaldı ancak bu kez yılanlar çoğaldı. Doğaya müdahale etmemek gerektiğini anladılar ve tilkileri geri gönderdiler. Uzun yıllar varlık içinde yokluk çektiler ama adadan vazgeçmediler.
Pazartesi, 19 Eylül 2011 21:43

Turgut Egemen

Her şey Adalar Su Sporları Kulübü kurucularından Turgut Egemen'e bir çift aslan yavrusu hediye edilmesiyle başladı. Burgazada'daki evinin bahçesinde baktığı aslanlar büyümeye başlayınca Turgut Egemen ne yapacağını şaşırdı. Adanın ünlü bostancısı Taso'nun ekip biçtiği vakfa ait bir arazi vardı. Taso'nun vefatından sonra arazi boşta kalmıştı. Turgut bey, bugün üzerinde Burgazada Cemevi ve bahçeli lokantalar bulunan araziyi kiralayıp bir hayvanat bahçesi kurdu. Aslanları başka hayvanlar da izledi. Artık ayısı, kurdu, antilopları, develeri, maymunları, kuşları vardı. Bahçeye bir havuz ve kafeterya da yaptırdı. Biri dişi, biri erkek olan aslanlar iyice büyüdükten sonra kafese kapatıldılar. Turgut Egemen her gün evine gitmeden önce bahçeye uğrar, o daha bahçe kapısından girmeden aslanlar özlemle hareketlenip homurdanmaya başlardı. Turgut Egemen hiç çekinmeden kafese girer, onları sever ve oynardı. Bir gün dişi aslan yavruladı. Yavrular biraz palazlanınca Turgut Egemen onları kulübe getirir, masaların arasında dolaşan aslan yavruları herkes tarafından sevilirdi. Arada ufak tefek firar kazaları olurdu ama kimse zarar görmediği için karşı çıkan pek olmazdı. Hayvanat bahçesi 1970'lerin sonlarında dağıtıldı.
Cumartesi, 17 Eylül 2011 00:59

Esra Bereket

Bir zamanlar üzerinde yalnızca Patrik Ignatios’un IX. yüzyılda kurduğu erkekler manastırı bulunan Sedef Adası'nın bugünkü sahiplerinden Esra Bereket adanın nasıl satın alındığını anlatıyor: "Ada verasetle annemle dayıma kaldı. Sedef Adası'nı Sultan Abdülmecit döneminde dedeleri Tophane Müşiri Fethi Ahmet Paşa almış. Annemle dayımın vefatından sonra da arazilerin mülkiyeti bana ve erkek kardeşim Mehmet Birgen'e geçti". Üzerindeki zeytinlikleri 1. Dünya savaşı sırasında odun yapmak için kesilen Sedef Adası yalnızca balıkçıların uğradığı, kıyılarından ığrıp ağları çektiği ıssız ve çorak bir adayken, Esra Bereket'ın dayısı Şehsuvar Menemencioğlu ve annesi Reyan Şehsuvaroğlu orayı yaşayan bir yer haline getirmek istedi. 1956 yılında 40 bin ağaç dikildi, elektrik mühendisi olan Şehsuvar Menemencioğlu sualtı kablosuyla Kartal'dan elektrik getirdi, İstanbul'dan tankerle gönderilen suyu saklamak için depo yapıldı. Bu çalışmaların ardından 63 adet ev inşa edildi. Esra Bereket'in annesi ağaçlara, dayısı inşaatlara bakıyordu. Evlerin kimlere satılacağına Şehsuvar bey bizzat karar verirdi. Uzunca bir süredir yazları Sedef Adası’na vapur çalışsa da, başlangıç yıllarındaki tek ulaşım adanın küçük motoruyla sağlanıyordu. Bugün bile yaz sezonu dışındaki ulaşım adanın artık pek küçük sayılmayacak motoruyla sağlanmaya devam ediyor. Reyhan Şehsuvaroğlu adada yaşamaya başladı ancak Şehsuvar bey "çocuğum" dediği adada oturmayı hiç düşünmedi. Sağlığında oturmasa da vefat edince oraya gömüldü. Bugün sayıları 108'e ulaşan evlere yenilerinin eklenmesi planlanıyor.
Cumartesi, 17 Eylül 2011 00:16

Artin Akdeniz

Horoz Reis'in babası.
Cumartesi, 17 Eylül 2011 00:33

Baron Henry Lytton Earle Bulwer

Baron Henry Lytton Bulwer, bastonuna dayanarak Yassıada'da kısa bir tur attı, sonra denize hâkim yüksek bir kayanın kenarına ilişip el değmemiş manzaraya bakarken kararını verdi. Ömrünün kalan kısmını bu adada geçirmeliydi...

Henry Bulwer, 1837 yılında henüz genç bir diplomatken elçilik kâtibi olarak geldiği İstanbul'u ve adaları çok sevmişti. Britanya Büyükelçisi olarak yeniden döndüğü İstanbul'da, 1858 yılının bir yaz günü ilk kez ayak bastığı Yassıada'ya ve vahşi doğasına hayran kaldı.

Şimdi 57 yaşında, sağlık sorunlarıyla uğraşıp emekliliğini beklerken bu adada yaşayabilmek ona ilaç gibi gelecek, ömrüne ömür katacaktı.

1839 Tanzimat Fermanı ve 1856 Islahat Fermanı'yla, Osmanlı İmparatorluğu'nda Batılılaşmanın ilk mimarlarından olan; din, dil, ırk ayrımını ortadan kaldırarak Osmanlılığı yeniden canlandırmaya çalışan Sultan Abdülmecit'i ikna etmesi zor olmadı. 1859 yılında Yassıada'yı satın aldı...

Bulwer tüm inşaat malzemelerini mavnalarla taşıttı ve kıyıdan başlayıp arkadaki sırta doğru yükselen, burç ve mazgallarıyla birlikte kale görünümlü orta boy bir şato inşa ettirdi. Meraklılara, yaptırdığı şatonun Londra'daki Knebsworth aile şatosunun kopyası olduğunu söylüyordu. Şatoyla yetinmedi, bir limonluk inşa ettirdi ve asma kütükleri getirterek bağ kurdu.

Yassıada'daki münzevi yaşamını bir süre çok sevdi. Ancak bozulan sağlığı ve İstanbul'a gidiş dönüş zorlukları, onu yaşamının kalan kısmını bu adada geçirme fikrinden caydırdı. Times gazetesine ilan vererek adayı satışa çıkarttı.

Osmanlı yönetimi adanın bir yabancıya satılmasına karşı çıktı, sonuçta Bulwer Şatosu’nu ve adayı Mısır Hidiv'i İsmail Paşa satın aldı. Elçilik görevi 1865 yılında sona eren Bulwer, 1872 yılında bir Mısır seyahati dönüşünde Napoli'de öldü.

Cumartesi, 17 Eylül 2011 00:09

Akgül Aytaç

Kadri Aytaç'ın eşi.

Sayfa 1 / 6
Buradasınız: Home Adalar Burgazada Etikete göre gösterilenler Adalar'da İz Bırakanlar