Burgazada
Cumartesi, 03 Eylül 2011 14:08

Akillas Millas

Akillas Millas eski bir Adalı. 1970’lerde İstanbul ve Adalar'dan ayrılarak Atina'da yaşamına devam etti. Türkiye'nin önemli bir ortopedi cerrahı. Akillas Millas’ın çocukluk yıllarında başlayan tarih, araştırma ve koleksiyon ilgisi anneannesinin kendisine devrettiği Adalar ile ilgili bilgileri korumaya devam etmek ve geliştirmek merakı onu zamanla önemli bir yazar olma noktasına taşıdı. Titiz araştırmacılığı, sürekliliği olan disiplinli çalışmaları ve bildiği yabancı dilleri iyi kullanması ile önemli araştırmalar yapan Millas İstanbul, Türkiye ve Adalar’ın kentsel yaşamı, toplumsal izler, kentlilerin gündelik yaşam alışkanlıkları, mimari tarihi, kültürel yapısı başta olmak üzere mikro tarih yazıcılığında oldukça önemli eserler verdi. Adalar hakkında günümüzde yapılan yayınların büyük bölümü Millas'ın kitaplarına ve yol göstericiliğine dayanarak yazılabiliyor. Prinkipo, Halki, Antigoni, The Princes' Islands, Kilimatogya kitaplarından bazıları…
Pazartesi, 19 Eylül 2011 21:10

Nahiye Müdürü Zühtü

6-7 Eylül savunmasını düzenleyen Burgazadalılardan.
Pazartesi, 19 Eylül 2011 21:43

Turgut Egemen

Her şey Adalar Su Sporları Kulübü kurucularından Turgut Egemen'e bir çift aslan yavrusu hediye edilmesiyle başladı. Burgazada'daki evinin bahçesinde baktığı aslanlar büyümeye başlayınca Turgut Egemen ne yapacağını şaşırdı. Adanın ünlü bostancısı Taso'nun ekip biçtiği vakfa ait bir arazi vardı. Taso'nun vefatından sonra arazi boşta kalmıştı. Turgut bey, bugün üzerinde Burgazada Cemevi ve bahçeli lokantalar bulunan araziyi kiralayıp bir hayvanat bahçesi kurdu. Aslanları başka hayvanlar da izledi. Artık ayısı, kurdu, antilopları, develeri, maymunları, kuşları vardı. Bahçeye bir havuz ve kafeterya da yaptırdı. Biri dişi, biri erkek olan aslanlar iyice büyüdükten sonra kafese kapatıldılar. Turgut Egemen her gün evine gitmeden önce bahçeye uğrar, o daha bahçe kapısından girmeden aslanlar özlemle hareketlenip homurdanmaya başlardı. Turgut Egemen hiç çekinmeden kafese girer, onları sever ve oynardı. Bir gün dişi aslan yavruladı. Yavrular biraz palazlanınca Turgut Egemen onları kulübe getirir, masaların arasında dolaşan aslan yavruları herkes tarafından sevilirdi. Arada ufak tefek firar kazaları olurdu ama kimse zarar görmediği için karşı çıkan pek olmazdı. Hayvanat bahçesi 1970'lerin sonlarında dağıtıldı.
Pazartesi, 19 Eylül 2011 17:54

Gazi Topal Yanko Mataka

Bir bacağını Çanakkale'de bırakan Gazi Topal Yanko'nun, iskelenin tam karşısındaki ahşap evin altında; derme çatma, tezgâhları dışarı taşmış bir dükkânı vardı. Tekel maddesinden kuruyemişe, oyuncaktan kırtasiye ve tuhafiyeye her şeyi satardı. En önemli müşterisi çocuklardı. Yanko Mataka arada sırada müşterilerine bir şeyler göstermek için ayağa kalktığında takma bacağı metalik seslerle gıcırdardı.
Pazartesi, 19 Eylül 2011 21:00

Merametçi Verkin Menoyan

Merametçi (onarıcı) Verkin Menoyan, diğer merametçi kadınlarla birlikte Kınalıada'nın Jarden denilen futbol sahasına geldi, yakıcı güneşten korunmak için başına gazete kağıdından yaptığı kukuletayı geçirdi, alanda kurumaya bırakılan büyük balık ağını çivi çakılı tahta sandalyelerin üstüne yaydı ve parçalanmış bölümlerini yeni iplerle onarmaya koyuldu. Diğer merametçiler de başka ağları örüyordu. Uzaktan bakıldığında büyük kağıt şapkalı kadınlar Jarden'de açmış iri beyaz çiçekler gibi görünürdü. Uzaktan Kınalıada'nın tanınmış ailelerinden biri sökün edince, genç Verkin başını çevirip yüzünü gizlemeye çalıştı. Mesleğe yeni başladığı için utangaçtı biraz.
Jarden dolu olduğunda bugünkü Dezire Pastanesi ve Mimoza'nın bulunduğu alan da aynı amaçla kullanılırdı.
Verkin balık ağı örmeyi Kumkapılı Münevver Reis'ten öğrenmişti. Adalardaki merametçilerin büyük çoğunluğu tıpkı onun gibi kadındı. Verkin daha çok Lefter, Hampar ve Husik reislerin ağlarını onarırdı. Yalnızca merametçilikle yetinmez, para kazanabileceği her işe koşardı. Gün olur balıkçı tayfasıyla birlikte ığrıp ağı çeker, balık temizlerdi.
Genç kız evlendi, çoluk çocuğa karıştı ve merametçiliğe devam etti. Ta ki, makine ağları çıkıp, mertlik bozulana değin. 1940'lı, 1960'lı yıllarda Marmara ve adalar balık kaynıyordu. Balıkçı reislerinin getirdiği Çingene işçiler adanın arka tarafına çadır kurar, fıçılarda uskumru balıklarını temizler ve kuruyup çiroz olmaları için ipe dizerdi. Adanın arka bölümünü boydan boya kaplayan uskumrular 25 günde kuruyup çiroz haline gelir, tüm ada mis gibi çiroz kokardı.
Pazartesi, 19 Eylül 2011 18:00

Hrisi

Niko Kovi'nin annesi.
Pazartesi, 19 Eylül 2011 21:29

Reşat Erkal

Genco Erkal'ın babasıdır.
Pazartesi, 19 Eylül 2011 21:40

Şehsuvar Menemencioğlu

Esra Bereket'in dayısıdır.
Cumartesi, 17 Eylül 2011 00:57

Ergüder Yoldaş

Türkiye'nin önemli müzisyenlerindendir. Şarkılarıyla, özellikle Sultanıyegâh ve Sadabâd'la, Türk müziğini bambaşka bir yola sokan Ergüder Yoldaş, Türk popüler müziğinin tıkandığı 1980'lerde makam müziğiyle pop müziğin mükemmel bir sentezini ortaya koymuştu. 1987'de yaptığı Elde Var Hüzün albümü yüksek müzikal kalitesine rağmen istenen ticari başarıya ulaşamadı. Ergüder Yoldaş belki bu yüzden belki de kendisinin bildiği başkaca nedenlerle Büyükada'ya gelip münzevi bir yaşamı seçti. Başlangıçta denize yakın fundalıkların içinde naylonlar ve ambalaj malzemelerinden bir barınak yapıp yaşamayı yeğleyen Yoldaş, tuhaf bir rastlantı sonucu Büyükada yaşamının devamında Franz Ficher'den kalan enikonu yıkılmış kulübeye yerleşti. Bir iki kez sevenlerinin "hayata döndürme" çabalarına kapılıp gitse de yine geri döndü ve tam 13 yıl Büyükada'da yaşadı.
Pazartesi, 19 Eylül 2011 20:56

Lev Davidoviç Troçki

Sovyet Devrimi’nin liderlerinden Lev Davidoviç Troçki, Politbüro'daki siyasi rakipleri olarak gördüğü tüm eski yoldaşlarını yok eden ya da çevresinden uzaklaştıran Stalin tarafından 1929 yılında ülkesinden kovulduğunda İstanbul'a gelmişti. 4 yıllık İstanbul yaşamının çoğunu Büyükada'da geçirdi.
Adada Stalin yönetimini eleştiren ve devrimin nasıl sürekli olacağını tartışan kitaplar yazan Troçki, kalan tüm zamanını balık avlamaya ayırıyordu. Balıkçılık arkadaşı dönemin ünlü balıkçılarından Haralambos Davula'ydı.
İkili Haralambos'un sandalıyla yalnızca onun bildiği balık yataklarında avlanırken, silahlı korumalar onlara nezaret ederdi. Troçki Sovyet ajanları tarafından her an öldürülebilirdi çünkü.
Türkiye'yi terk etmesinin ardından Fransa ve Norveç'te pek hoş karşılanmasa da bir süre barınmaya çalışan Troçki, çareyi Meksika'ya yerleşmekte buldu. Pek çok suikast girişiminden kurtuldu ancak 20 Ağustos 1940'ta, Meksiko'da ajan Ramón Mercader tarfından bir buz baltasıyla ağır yaralandı ve ertesi gün öldü.

Sayfa 1 / 6
Buradasınız: Home Adalar Burgazada Etikete göre gösterilenler Adalar'da İz Bırakanlar