Burgazada
Cuma, 22 Nisan 2011 00:05

Deli Memduh

Memduh, Çınar Meydanı'na inen yokuşlardan birinde otururdu. Her gün muntazaman meydana iner, ağzından hiç eksik etmediği sigarasıyla en fazla on metrelik bir parkur üzerinde volta atmaya başlardı. Kendi kendine konuşur; durmadan gider gelir, gider gelirdi. Kimseye zararı yoktu. Yemek vakti geldiğinde annesi çağırır o da itirazsız eve dönerdi. 60'lı yaşlarının ortalarına değin bu böyle devam etti, sonra vefat etti.
Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:37

Ciğerci Altan

Yalnızca Büyükada'nın değil, tüm adaların yegâne ve ünlü ciğercisi Altan Sönmezler'in babası Raşit Bey, 1942 yılında Arnavutluk'tan, Büyükada'da ciğercilik yapan ağabeyi Sadık'ı ziyarete gelmişti. Büyükada'yı ve işi beğendi, hemen memleketine dönüp eşini de aldı ve bir daha ayrılmamak üzere adaya yerleşti. Bir yıl sonra oğulları Altan dünyaya geldi.

Adalardaki ciğerciler eskiden dükkân satışıyla yetinmez, sakatatları mahalle mahalle dolaşarak satardı. Büyükada nüfusunda Rumlar ağırlıklı olduğu için sakatatların adı Rumca söylenirdi: Ciğer stokaki, yürek kardiyaz, dalak ispilina, kelle kefalakya, beyin miyalo, paça podarakya diye satılırdı. O yıllarda yalnızca Büyükada'da dört ciğerci vardı.

Ciğerci Altan askerden dönünce kendi ciğerci dükkânını açtı.

Altan Sönmezler Büyükada'da ciğerciliği kadar futbolculuğuyla da tanınırdı. Santrhaf olarak tam 25 yıl Adalar takımında top koşturdu.

Bugün adalardaki tüm ciğerciler kapandı ancak Altan hâlâ direniyor. En çok sakatatta yüksek kolesterol olduğunu söyleyenlere kızıyor, "Ben her Allah'ın günü yiyorum ne kolesterol var ne lipit" diyor. Ciğerci Altan, eski İstanbul lezzetlerinden bumbar ve dalak dolmasının, uskumru dolması ve çirozunun, külbastısının unutulduğu gibi sakatat yemeklerinin de unutulacağından yakınıyor.

Kategori Adalılar
Perşembe, 21 Nisan 2011 23:15

Bahçıvan İsmail Amca

İsmail Bucak, ünlü Bilecik Rakı'sının sahibi İstepan Berberyan'ın köşkünde bahçıvanlık yapıyordu. Daha önce Gül Baba denilen köşkün bahçesindeki yüzlerce tür güle gözü gibi bakmıştı. 1959 yılında bahçıvanlığı bıraktı ve geçmişte bir kır kahvesi olan Kalpazankaya'da kır lokantası açtı. Denizi, kayalıkları ve ağaçlarıyla doğa harikası bu yerin o günlerde yolu bile yoktu. Artık herkes tarafından İsmail Amca diye anılmaya başlayan İsmail Bucak, tamamen kendi çabasıyla çevreyi düzenledi, bir toprak yol açıp ulaşımı sağladı. Mezeler ve et yemekleri yapıyor, müşterilerine bira, rakı ve ev yapımı şarap sunuyordu.

İsmail Amca, 1970'li yıllarda çevreye çadır kurulmasına da izin verdi. O yıllarda İstanbul'u Katmandu yolunun ana kavşağı yapan hippiler sıkça gelip çadır kurdu Kalpazankaya'ya. Burgazadalı gençler de gitarlarını alıp Kalpazankaya'ya gelirdi yaz akşamlarında. Onun vefatından sonra işletmeyi oğlu Erdoğan Bucak üstlendi ve Kalpazankaya'yı bugünkü haline getirdi. Yaz-kış çalışan lokanta kır düğünlerinin de popüler mekanı haline geldi.

Erdoğan Bucak'ın ölümünden sonra kır lokantasını bugün üçüncü kuşaktan torun İsmail Bucak işletiyor.

Kategori Adalılar
Perşembe, 21 Nisan 2011 23:10

Aclan Gülal

Yaşı yetenler, Değirmen Plajı ve Değirmen Diskosu denildiğinde hemen hatırlar Aclan Gülal adını. Hem Karaköy'de lokantacılık hem de "balıkçı reisliği" yapan Kenan Gülal'ın oğluydu. Aclan Gülal eski Kozmeto Un Fabrikası ve deposunu kiralayarak Değirmen Plajı ve diskosunu açtı. Değirmen, 1950'lerin sonlarından 1980'li yıllara değin Büyükada'nın en popüler eğlence mekânlarından biriydi. Reha Yurdakul başta olmak üzere Yeşilçam'ın Adalı ünlü oyuncuları da Aclan Gülal'ın favori müşterileri ve dostları arasındaydı.

Zamanında çok iyi para kazanmasına rağmen, İzmit'te zor koşullar altında yaşarken vefat etti.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:36

Zeki Sessiz

İkinci Dünya Savaşı yıllarında Zeki Sessiz akşam hava kararmaya başladığında önce Kınalıada iskele meydanındaki orta direğe bir gaz lambası asar, ikinci lambayı da şimdiki Mimoza Lokantası'nın bulunduğu yerdeki direğe takardı. Adanın diğer yerleri karanlıkta kalırdı. Savaş yıllarında gaz karneyle satılıyordu ve geceleri karartma vardı...

Zeki Sessiz'in ailesi 1907 yılında o henüz 7 yaşındayken Kınalıada'ya yerleşmişti. Daha önce İstanbul, Gedikpaşa'da oturuyorlardı ve dedesi adada bağ satın almıştı.

Birinci Dünya Savaşı'nda askere alınan, Arabistan cephesinde İngilizlere esir düşen Zeki Sessiz, kendisinin Ermeni ve adının Zenop olduğunu söyleyerek kurtulabilmişti. Ermenice ve Rumca'yı iyi bilirdi. Çok iyi ut çaldığı için şarkılarını, Türkçe'nin yanı sıra bu dillerde de söylerdi.

Askerden döndükten sonra zaman zaman dönemin Ataman Tiyatrosu'nda kendi film makinesiyle adalılara film gösterisi yapardı. Ancak 1929'daki büyük Kınalıada yangınında tiyatro da yandı. 1960'lı yıllarda muhtarlık da yapan Zeki Sessiz, 1982 yılında hayata veda etti.

Kategori Adalılar
Perşembe, 21 Nisan 2011 23:46

Balıkçı Lambo

Balıkçı Lambo hem ıstakoz hem balık yakalardı. Tüm balıkçılar gibi o da balık yataklarını sır gibi saklardı ama asıl ustalığı misina yapmaktaydı. 1940'lı yıllarda naylon misina bulmak olanaksızdı. Balıkçılar oltalarını atların kuyruk ya da yele kıllarından yapardı. Kıllar attan kesilir, yıkanır, eğrilir, birbirlerine bağlanır ve misina haline getirilirdi. Elli metrelik, yüz metrelik bir olta yapmak için yüzlerce at kılına ihtiyaç olurdu. Olta yapmak büyük beceri ve emek gerektirdiği için ustalar ve yaptıkları oltalar çok değerliydi.
Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:19

Madam Marianti

Madam Marianti, yaz kış belden lastikli siyah saten etek, siyah uzun kollu bluz, siyah solmuş bir hırka, yine solup grileşmiş siyah çoraplar ve ayakkabı giyer, siyah başörtüsü takardı. Yaşamı boyunca yitirdiği eşinin matemini tuttu.

Mecbur kalmadıkça konuşmazdı ve her zaman hüzünlüydü.

Madam Marianti, içinde tek bir ışık yanan küçücük alacakaranlık dükkânında şekerleme ve kırtasiye satardı.

Adalılar arasındaki lakabı "Kör Madam"dı ama iki gözü de sapasağlam olduğu için neden böyle anıldığı meçhuldü.

Hayli yaşlıydı, bir süre sonra vefat etti, Büyükada'ya gömüldü. Varisleri evini sattı.

Kategori Adalılar
Perşembe, 21 Nisan 2011 23:40

Balıkçı Foti

Balıkçı Foti Burgazada'nın en becerikli ıstakoz avcılarındandı. Yem olarak kokmuş işkembe koyduğu sepetleri yalnızca kendi bildiği gizli yerlere atar, sepetler neredeyse hiç boş çıkmazdı.

Foti, yakaladığı ıstakozları satıncaya kadar ölmemeleri için sepetiyle birlikte Burgazada vapur iskelesinin kazıklarına, denizin dibine bağlardı. Müşteriyi garantiledikten sonra sepeti çeker, ıstakozları satardı. Foti'nin ıstakozları sakladığı yeri herkes bilirdi ama hırsızlık hiç olmazdı. Yalnızca bazı yazlıkçı gençler eğlenmek için sepetten bir ıstakoz çalıp kuytu bir yerlerde yerdi ama Foti akşamında hesabı gencin babasına götürürdü.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:22

Sucu Marikalar

1950'lerde, 1960'larda Büyükada'da iki kadın sucu vardı. İkisinin de adı Marika'ydı.

O zamanlar içme suyu bakkaldan değil suculardan hasır sepetli cam damacanayla alınırdı. Ama yalnızca su satmazdı sucular. Dönemin meşrubatları; şişe suyu, soda, maden suyu, adada imal edilmeyip dışarıdan gelen gazozlar; Uludağ ve Olimpos gazozları, daha sonraları yeni çıkan şişede meyve suları... Marikaların dükkânlarında çikolata, karamel gibi abur cuburlar ve ufak tefek bakkaliye malzemesi, hatta bazen içki de satılırdı. Marika Berberoğlu'nun dükkânı, bugünkü elektrik idaresinin karşı köşesindeydi. Dükkân küçücüktü ama arkada deposu vardı.

Diğer Marika'nın dükkânı ise Çankaya Caddesi'nde, kaymakamlık binasına giderken sol köşede, bugünkü bakkalın olduğu yerdeydi.

Evlere damacanayla su dağıtımını genellikle Malatya-Pötürgeliler yapardı.

Kategori Adalılar
Pazartesi, 30 Mayıs 2011 09:49

Raffi Arslanyan

Klasik gitar eğitiminin Türkiye'deki duayenlerinden Raffi Aslanyan şimdilerde Büyükada'da otursa da tam 40 yıllık Burgazadalı. Balıkçılıktan anlayan, balık tutmayı seven bir Burgazadalı. 1944 doğumlu Aslanyan, radyoda Alexandre Zamboğlu'nun gitar programlarını dinleyerek ilgi duyduğu gitara 13 yaşında başladı. Türkiye'nin ilk klasik gitar hocalarından İstanbullu Andrea Paleologo'dan ders aldı. Yunan uyruklu hocasının zorunlu olarak Yunanistan'a göç ettiği 1964 yılına kadar öğrenciliğe devam etti. 1966'dan itibaren kendisi gitar dersleri vermeye başladı. 1967-1968 yıllarında henüz klasik gitar bölümü olmayan konservatuarda bu bölümü açması istendi ancak öğrencilerinin çokluğundan konservatuara zaman ayıramadı. Aslanyan, yüzlerce genci klasik gitarla tanıştırdı, virtüözler yarattı. Onun kabul edemediği tekliften yıllar sonra konservatuarda gitar bölümü açıldı. Bu bölümde ders verenler artık Aslanyan'ın öğrencileri ya da öğrencilerinin öğrencisiydi. Raffi Aslanyan gençlik yıllarında zaman zaman sahneye çıksa da, uzun yıllardır konser vermiyor. Bu durumu şöyle açıklıyor: "Son 25 yıl kendim için gitar çalmadım. Bunu dostlarım bilir. Benim en büyük arzum öğrencilerimin en iyi şekilde klasik gitar çalmaları. Benden çok daha iyi çalan o kadar çok öğrencim var ki, benim gitar çalmamın önemi olmadığını görüyorum." Tüm adalılar gibi o da, denizin kirlenmesinden, en çok da ada yakınlarında avlanan gırgır teknelerinin ağlarının balık yuvaları üstünde parçalanıp, balık tuzağına dönüşmesinden şikâyet ediyor.

Kategori Adalılar
Sayfa 1 / 6
Buradasınız: Home Adalar Burgazada Etikete göre gösterilenler Adalılar