Burgazada
Perşembe, 01 Eylül 2011 23:48

Burhan Arif Ongun

İstanbul’da doğdu. 1928’de Güzel Sanatlar Akademisi’nden mezun oldu ve devlet bursuyla Paris’e giderek Şehircilik Enstitüsü’nde (Institut d’Urbanisme) okudu. Bu arada dönemin ünlü mimarları Le Corbusier ve Auguste Perret’nin atölyelerinde çalıştı. 1931’de geri döndü ve mecburi hizmetini Nafia Vekâleti (Bayındırlık Bakanlığı) Şehircilik Bürosu’nda yaptı. Daha sonra İskân İşleri Umum Müfettişliği görevine getirildi. İstanbul Belediyesi danışman mimarlığından emekli oldu. İstanbul’da öldü. Daha çok asıl uzmanlık alanı olan kent planlama alanında çalışmış, yazdığı çok sayıdaki makaleyi “ürbanist mimar” olarak imzalamıştır. 1953'te Burgazada Camisi'nin inşa etmiştir.
Perşembe, 21 Nisan 2011 23:15

Bahçıvan İsmail Amca

İsmail Bucak, ünlü Bilecik Rakı'sının sahibi İstepan Berberyan'ın köşkünde bahçıvanlık yapıyordu. Daha önce Gül Baba denilen köşkün bahçesindeki yüzlerce tür güle gözü gibi bakmıştı. 1959 yılında bahçıvanlığı bıraktı ve geçmişte bir kır kahvesi olan Kalpazankaya'da kır lokantası açtı. Denizi, kayalıkları ve ağaçlarıyla doğa harikası bu yerin o günlerde yolu bile yoktu. Artık herkes tarafından İsmail Amca diye anılmaya başlayan İsmail Bucak, tamamen kendi çabasıyla çevreyi düzenledi, bir toprak yol açıp ulaşımı sağladı. Mezeler ve et yemekleri yapıyor, müşterilerine bira, rakı ve ev yapımı şarap sunuyordu.

İsmail Amca, 1970'li yıllarda çevreye çadır kurulmasına da izin verdi. O yıllarda İstanbul'u Katmandu yolunun ana kavşağı yapan hippiler sıkça gelip çadır kurdu Kalpazankaya'ya. Burgazadalı gençler de gitarlarını alıp Kalpazankaya'ya gelirdi yaz akşamlarında. Onun vefatından sonra işletmeyi oğlu Erdoğan Bucak üstlendi ve Kalpazankaya'yı bugünkü haline getirdi. Yaz-kış çalışan lokanta kır düğünlerinin de popüler mekanı haline geldi.

Erdoğan Bucak'ın ölümünden sonra kır lokantasını bugün üçüncü kuşaktan torun İsmail Bucak işletiyor.

Kategori Adalılar
Salı, 13 Eylül 2011 23:48

Erkan Erbelger

Cumartesi, 17 Eylül 2011 00:38

Bekçi Halit

Bekçi Halit, Hüseyin Kaptan'ın teknesindeki 20 kişiyi uygun noktalara yerleştirdi. Av tüfekliler burunda, yanlarda ve kıçta konuşlandı. Sapanla taş atacak gençler de onların arasına yerleştirildi. "Dur!" ihtarına uymayan teknelere taş atılacak, tüfekliler komut verildiği zaman denize veya teknelerin su kesimine doğru ateş edecekti. İnsanlara ateş etmek kesinlikle yasaktı... 1955 yılının 6 Eylül Salı günü "Atatürk'ün Selanik'teki evine bomba konuldu" haberiyle resmi bir provokasyon yaratılmış, İstanbul'da farklı dindekilere ait ev ve işyerleri saldırıya uğrayıp yağmalanmıştı. Yaralamalar, cinayet ve tecavüz de vardı. Yağmacıların vapur ve motorlarla farklı dinden İstanbulluların yoğun olarak yaşadığı Adalar'a saldırması bekleniyordu. Nitekim Heybeliada'dan silah sesleri duyulmuş, alevler yükselmişti. Burgazada'nın Nahiye Müdürü Zühtü, Komiserleri Remzi ve Ahmet adalıları örgütledi. Farklı dindekiler, Müslümanların evinde korumaya alındı; silahı olan silahla, olmayanlar sopa ve taşlarla adanın çeşitli kıyılarındaki karaya çıkılacak kritik noktalara yerleştirildi. Adanın vapur iskelesi ve rıhtımına yaklaşacak gemi ve motorların karaya ulaşmasını engellemek de Hüseyin Kaptan'ın teknesindeki direnişçilere düşüyordu. Tekneler geldi, taşlar, silahlar atıldı. Burgazadalılar sonuna kadar direndi; adanın arkasından ve liman tarafından yapılan saldırılar püskürtüldü. Yağmacıların kaçmaya çalışan iki teknesi çarpıştı, biri battı ama kimse vurulmadı ve ölmedi...
Perşembe, 21 Nisan 2011 23:40

Balıkçı Foti

Balıkçı Foti Burgazada'nın en becerikli ıstakoz avcılarındandı. Yem olarak kokmuş işkembe koyduğu sepetleri yalnızca kendi bildiği gizli yerlere atar, sepetler neredeyse hiç boş çıkmazdı.

Foti, yakaladığı ıstakozları satıncaya kadar ölmemeleri için sepetiyle birlikte Burgazada vapur iskelesinin kazıklarına, denizin dibine bağlardı. Müşteriyi garantiledikten sonra sepeti çeker, ıstakozları satardı. Foti'nin ıstakozları sakladığı yeri herkes bilirdi ama hırsızlık hiç olmazdı. Yalnızca bazı yazlıkçı gençler eğlenmek için sepetten bir ıstakoz çalıp kuytu bir yerlerde yerdi ama Foti akşamında hesabı gencin babasına götürürdü.

Kategori Adalılar
Salı, 20 Eylül 2011 12:19

Ananias

Kurtuluşspor'da basketbol oyuncusu.
Kategori Adalı Sporcular
Pazartesi, 19 Eylül 2011 22:47

Ahmet Oğuzoğlu

Burgazada'lı sutopu oyuncusu.
Kategori Adalı Sporcular
Salı, 13 Eylül 2011 23:01

Aret Arslanyan

Salı, 20 Eylül 2011 14:09

Kemal Durmuş

Milli Sutopu oyuncusu.
Kategori Adalı Sporcular
Pazartesi, 19 Eylül 2011 20:58

Madam Marta

Burgazada'nın Sivriada'ya ve batıya bakan, kuzey ve güneye kapalı koyunda mevsimin yaz veya kış olduğuna aldırmaksızın ibadet yaparcasına denize giren, günbatımıyla alev alan suları kulaçlayıp, güneşe ulaşmak ister gibi yüzen bir kadın vardı. Madam Marta. Mısır asıllı bir Hıristiyan'dı Marta. Eşi Ermeni'ydi. 1920 yılında Mersin'de dünyaya gelen Marta, Osmanlı Bankası Müdürü babasının tayini üzerine çocuk yaşta İstanbul'a gelmişti. St. Benoit Lisesi’ni bitirdikten sonra 1921 yılında Sovyet Devrimi'nden kaçarak ilk bale okulunu açan Lydia Krassa Arzumanova’nın öğrencisi oldu. Türkiye'nin ilk balerinlerindendi. Evlenip Burgazada'ya yerleştikten sonra kendisini doğaya ve denize adadı. Evi Aya Nikola meydanındaydı ama o zamanının çoğunu daha sonra kendi adıyla, Marta Koyu olarak anılacak koydaki eski soda üreticilerine ait kulübede ve denizde geçirirdi. Öyle ki, dost ve konuklarını bile kulübenin önündeki incir ağacının altına kurduğu sofrada ağırlardı. Koyun temizlik ve bakımını hiç gocunmadan kendisi yapardı. Doğum sancısı bile koyda yüzerken tuttu ve bir motorla hastaneye yetiştirildi. Su perisi gibiydi Marta. Yaz kış soğuk suyla yıkanır, karda bile çorapsız gezerdi. Yağmur sularını biriktirir her yağmurdan sonra, "Biraz Allah suyuyla yıkanayım" diyerek evine koşardı. Ortada henüz modası bile yokken; uzun saçlarına alından sıkma bandanalar bağlar, tahta bilezikler, kocaman halka küpeler takar, ayak bileğini halhallarla süslerdi. Her akşam rengarenk giysiler ve pareolarla iskeleye inip eşini karşılardı. Adalılarla çok iyi dostluklar geliştiren ve yardımsever kişiliğiyle hâlâ hatırlanan Marta, 1986 yılında vefat etti. Burgazadalılar onun çok sevdiği koyu bugün de Marta Koyu diye anmaya devam ediyor.
Sayfa 1 / 12
Buradasınız: Home Adalar Burgazada